Metinlerarasılık Kuramı

1960’lı yıllarda Julia Kristeva, Roland Barthes gibi yapısalcı araştırmacılar tarafından oluşturulmuş olan bu kuram, edebî eserinlerin orjinalliği düşüncesinden hareket etmiş ve mukayeseli edebiyatın da doğmasına zemin hazırlamıştır.
• Edebi metinlerin hiçbirinin daha önce söylenmemiş, orijinal ve yeni olduğuna inanmazlar. Onlara göre edebî metin, kendisinden evvelki eserlerden izler taşır; başka edebî eserlerden ve edebî türlerden etkilenir; başka sanat dallarının tesirlerini yaşatır ve bir edebî metin, herhangi bir başka metnin herhangi bir yönünü, kendi orijinal bütünlüğü içinde saklar.
• Epigramları, tarihi bilgileri, spot cümleleri, önemli dönemlerin çığır açıcı eserlerinden nakledilen alıntıları ile postmodernistlerin önemle uyguladığı metinlerarası ilişkiler metodu, metin tahlilleri için her edebî eserde başka eserlerin izlerini aramayı teklif eder.
• Alıntı, gönderge, anıştırma, gülünç dönüştürme, öykünme, kolaj, brikolaj, palampsest gibi tekniklerle metnin ilişki kurduğu diğer metinlerin açığa çıkarılması sağlanır. Zira eserin kendi özellikleri belirirken, başka eserlerle olan münasebetleri muhakkak anlatılmalıdır. Her eser, bir bakıma kendisinden evvelki eserlerin mahsulüdür.
Detaylı Açıklama:
Metinlerarasılık Kuramı Nedir?
Hiçbir edebî eser bütünüyle boşlukta doğmaz. Bir roman, şiir ya da hikâye; kendisinden önce yazılmış eserlerin, kültürel anlatıların, mitlerin, kutsal metinlerin, tür kalıplarının ve hatta gündelik söylemlerin izlerini taşıyabilir.
Bir romanda Binbir Gece Masallarına gönderme yapılabilir. Bir şair başka bir şairin dizesini dönüştürebilir. Modern bir roman, Homeros’un Odysseiasındaki olay örgüsünü bambaşka bir çağda yeniden kurabilir. Bir yazar, eski bir anlatının dilini taklit ederek ona yeni bir anlam kazandırabilir.
İşte bir metnin başka metinlerle kurduğu bu ilişkileri açıklamak için kullanılan temel kavram metinlerarasılıktır.
Metinlerarasılık; bir metnin başka metinlerle açık ya da örtük biçimde ilişki kurması, onlardan izler taşıması ve anlamının bu ilişkiler aracılığıyla genişlemesi durumudur.
Ancak kavramı yalnızca “başka eserden alıntı yapmak” şeklinde açıklamak yetersizdir. Metinlerarasılık, daha geniş anlamda her metnin içinde başka sözlerin, anlatıların ve kültürel kodların bulunduğunu kabul eden bir edebiyat kuramıdır.
Oxford Research Encyclopedia of Literature, metinlerarasılığı tek tek metinlerin kültürü oluşturan geniş söylem ve dil ağları içinde ortaya çıkmasıyla ilişkilendirir. Bu yaklaşıma göre hiçbir metin bütünüyle yalnız değildir; anlamını kendinden önceki metinlerle kurduğu ilişkiler içinde kazanır.
Metinlerarasılık Nedir? Kısa Tanım
Metinlerarasılık, bir metnin başka metinlerden yararlanması, onlara gönderme yapması, onları dönüştürmesi veya başka metinlerin izlerini bünyesinde taşımasıdır.
Kavramın İngilizce karşılığı intertextualitydir.
Basit bir formülle ifade edersek:
Yeni metin + önceki metinler + okuyucunun kültürel birikimi = metinlerarası anlam
Burada önemli olan yalnızca yazarın başka bir metni kullanması değildir. Okurun bu bağlantıyı fark etmesi de metnin yeni anlam katmanlarının açılmasını sağlar.
Metinlerarasılık Kavramını Kim Ortaya Atmıştır?
“Intertextuality” terimini edebiyat kuramına kazandıran isim Julia Kristevadır.
Kristeva, 1960’ların ikinci yarısında Rus düşünür Mihail Bahtin’in (Mikhail Bakhtin) görüşlerini Fransız yapısalcılığı ve göstergebilimi bağlamında yeniden yorumlarken metinlerarasılık kavramını geliştirdi.
Bu nedenle kavramın tarihini yalnızca Kristeva ile başlatmak da eksik olur.
Kuramsal gelişim kabaca şöyle gösterilebilir:
Ferdinand de Saussure → Mihail Bahtin → Julia Kristeva → Roland Barthes → Gérard Genette
Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nde yayımlanan kapsamlı bir kuramsal çalışmada da Saussure, Bahtin ve Barthes’ın düşünsel altyapıyı oluşturduğu; “intertextuality” teriminin ise Julia Kristeva tarafından 1966’da ortaya konduğu belirtilmektedir.
Metinlerarasılık Kuramının Gelişimi
Mihail Bahtin ve Diyaloji
Julia Kristeva’dan önce Mihail Bahtin, özellikle roman türünü açıklarken “diyaloji” kavramını öne çıkarmıştı.
Bahtin’e göre söz bütünüyle bağımsız değildir. Her söz:
- kendisinden önce söylenmiş sözlere cevap verir,
- başka söylemlerle ilişki kurar,
- gelecekte söylenecek sözleri de hesaba katar.
Bu nedenle dil özü itibarıyla diyalojiktir.
Bir romanda yalnızca yazarın sesi bulunmaz. Toplumun, tarihin, sınıfların, farklı ideolojilerin ve kültürel çevrelerin sesleri de birbirleriyle karşılaşır.
Kristeva, Bahtin’in bu görüşünü metin düzeyine taşıyarak metinlerarasılık düşüncesini geliştirmiştir.
Julia Kristeva ve Metinlerarasılık
Julia Kristeva’ya göre bir metni bütünüyle bağımsız, yalnız ve kapalı bir yapı olarak görmek mümkün değildir.
Her metin:
- daha önceki söylemlerden beslenir,
- başka metinleri dönüştürür,
- kültürel kodları yeniden kullanır,
- geçmişteki anlatılarla ilişki kurar.
Dolayısıyla edebî metin, yalnızca yazar tarafından sıfırdan oluşturulan özgün bir yapı değildir.
Buradaki “özgünlük yoktur” düşüncesini de yanlış anlamamak gerekir.
Metinlerarasılık kuramı:
“Bütün eserler birbirinin kopyasıdır.”
demez.
Aksine bir yazarın özgünlüğü, geçmişten aldığı malzemeyi nasıl dönüştürdüğünde ortaya çıkabilir.
Roland Barthes ve Yazarın Konumunun Değişmesi
Roland Barthes, metnin tek bir kaynağa, yani yazara indirgenmesine karşı çıkmıştır.
Geleneksel anlayışta:
yazar → eser → okuyucu
şeklinde doğrusal bir ilişki düşünülür.
Metinlerarası anlayışta ise yapı daha karmaşıktır:
başka metinler + kültür + dil + yazar + okur → metin
Böylece yazar, anlamın tek sahibi olmaktan çıkar.
Okur da pasif bir alıcı olmaktan kurtulur. Başka eserleri ve kültürel kodları tanıdığı ölçüde metindeki yeni ilişkileri keşfeder.
Gérard Genette ve Metinlerarasılığın Sınıflandırılması
Metinlerarasılık konusunda önemli isimlerden biri de Fransız edebiyat kuramcısı Gérard Genettetir.
Genette, kavramı Kristeva’dan daha dar anlamda kullanmış ve metinler arasındaki bütün ilişkileri kapsamak üzere transtextuality / metinsel aşkınlık kavramını önermiştir.
Genette beş temel ilişki türü belirler:
| Kavram | Açıklama |
| Metinlerarasılık | Bir metnin başka bir metin içinde doğrudan veya dolaylı biçimde bulunması |
| Yanmetinsellik (paratextuality) | Başlık, ön söz, dipnot, kapak gibi metni çevreleyen unsurlarla ilişki |
| Üstmetinsellik / metatextuality | Bir metnin başka bir metni yorumlaması veya eleştirmesi |
| Ana-metinsellik / hypertextuality | Önceki bir metnin dönüştürülerek yeni metne temel olması |
| Türsel ilişki / architextuality | Metnin ait olduğu tür ve tür gelenekleriyle ilişkisi |
Genette’in sisteminde alıntı, anıştırma ve intihal, dar anlamdaki metinlerarasılığın örnekleri arasında değerlendirilirken; parodi ve yeniden yazma gibi dönüşümler daha çok “hypertextuality” başlığı altında ele alınır. Bu nedenle kaynaklara göre metinlerarasılığın kapsamı farklı görünebilir.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü Türkçe ders kitaplarında ve internet kaynaklarında çoğu zaman parodi, pastiş, alıntı, anıştırma ve kolajın tamamı doğrudan “metinlerarasılık yöntemleri” şeklinde sıralanır. Geniş anlamda bu kullanım mümkündür; fakat Genette’in kuramsal sınıflandırması daha ayrıntılıdır.
Metinlerarasılık Kuramının Temel İlkeleri
Metinlerarasılık anlayışı bazı temel düşüncelere dayanır:
- Hiçbir metin kültürel açıdan tamamen yalıtılmış değildir.
- Her metin daha önceki söylemlerden izler taşıyabilir.
- Bir metnin anlamı yalnızca kendi cümlelerinin toplamından oluşmaz.
- Başka metinlerle kurulan ilişkiler yeni anlam katmanları üretir.
- Yazarın niyeti metnin anlamını tek başına belirlemez.
- Okurun kültürel ve edebî birikimi önemlidir.
- Eski metinler yeni bağlamlarda dönüştürülebilir.
- Bir eser aynı anda birçok metinle ilişki kurabilir.
- Metinlerarası ilişki açık olabileceği gibi örtük de olabilir.
- Metinlerarasılık yalnızca edebî eserler arasında gerçekleşmez; mit, tarih, din, resim, sinema, müzik ve popüler kültürle de ilişki kurulabilir.
Bu nedenle metinlerarasılık yalnızca bir “anlatım tekniği” değil, aynı zamanda metni okuma ve yorumlama biçimidir.
Metinlerarasılık Yöntemleri Nelerdir?
Bir metin başka metinlerle çok farklı yollarla ilişki kurabilir.
- Alıntı
Alıntı, başka bir metne ait sözlerin yeni metin içinde doğrudan kullanılmasıdır.
Örneğin bir romancı Yunus Emre’nin bir dizesini tırnak içinde verip ardından kahramanın bu dize üzerine düşünmesini sağlayabilir.
Kaynak açıkça belirtilmişse metinlerarası ilişki oldukça görünürdür.
Alıntı:
- bir düşünceyi desteklemek,
- geçmişle ilişki kurmak,
- ironik karşıtlık oluşturmak,
- kültürel çağrışım meydana getirmek
amacıyla kullanılabilir.
- Gönderme
Gönderme, başka bir eserin, yazarın, kahramanın, olayın veya kültürel unsurun adının anılması yoluyla ilişki kurulmasıdır.
Örneğin:
Kahraman kendisini modern dünyanın Don Kişot’u gibi görüyordu.
cümlesinde Don Kişot doğrudan anılmıştır.
Okuyucu Cervantes’in kahramanını tanıyorsa yeni karakter hakkında yalnızca birkaç kelimeyle çok geniş bir anlam alanına ulaşır.
- Anıştırma
Anıştırma, kaynak metnin açıkça belirtilmeden çağrıştırılmasıdır.
Bu nedenle göndermeye göre daha örtüktür.
Bir yazar başka bir şiirin:
- ünlü bir dizesini,
- karakterini,
- olay örgüsünü,
- simgesini,
- söyleyiş biçimini
hafifçe değiştirerek kullanabilir.
Okuyucu kaynağı tanırsa iki metin arasındaki bağlantıyı fark eder.
Anıştırmanın gücü tam da burada ortaya çıkar: Metin bir şeyi doğrudan söylemez; okurun hafızasını harekete geçirir.
- Parodi
Parodi, önceden bilinen bir eseri, türü veya söylemi taklit ederek dönüştürür.
Parodi yalnızca komik taklit değildir. Kaynak metin yeniden yorumlanır ve çoğu zaman eleştirel ya da ironik bir anlam kazanır.
Bu nedenle parodi, metinlerarasılığın en görünür biçimlerinden biridir.
Örneğin bir roman şövalye hikâyelerinin kahramanlarını ve olay kalıplarını bilinçli biçimde değiştirerek kullanabilir.
Cervantes’in Don Kişot romanının şövalye anlatılarıyla kurduğu ilişki bunun klasik örneklerinden biridir.
Konunun ayrıntıları için sitemizdeki parodi nedir? başlıklı çalışmaya bakılabilir.
- Pastiş
Pastiş, bir yazarın, dönemin veya türün anlatım tarzına öykünmeye dayanır.
Yazar:
- sözcük seçimini,
- cümle kuruluşunu,
- anlatıcı tavrını,
- türün kalıplarını,
- belirli bir dönemin dil özelliklerini
taklit edebilir.
Burada amaç her zaman alay etmek değildir.
Pastiş;
- saygı,
- estetik oyun,
- yeniden canlandırma,
- ironi,
- eleştiri
amacıyla kullanılabilir.
Bu yönüyle pastiş ile parodi birbirine yakın olmakla birlikte aynı teknik değildir.
- Yeniden Yazma
Bir yazar eski bir hikâyeyi yeni bir çağda, farklı bir karakterin gözünden veya başka bir ideolojik bakış açısıyla yeniden anlatabilir.
Örneğin:
eski hikâye → yeni zaman + yeni anlatıcı + yeni değerler
biçiminde bir dönüşüm gerçekleşebilir.
Bu durumda yeni eser kaynak metni tekrar etmez; onu yeniden yorumlar.
Jean Rhys’in Wide Sargasso Sea adlı romanının Charlotte Brontë’nin Jane Eyre eserindeki Bertha Mason karakterini merkeze alması, yeniden yazmanın dünya edebiyatındaki bilinen örneklerindendir.
- Kolaj
Kolajda farklı kaynaklardan alınan metinsel parçalar tek bir eserde bir araya getirilebilir.
Bunlar:
- gazete haberleri,
- ilanlar,
- mektuplar,
- günlükler,
- resmî belgeler,
- şiir parçaları,
- şarkılar,
- ansiklopedi maddeleri,
- reklamlar
olabilir.
Böylece eser tek bir anlatım biçimine bağlı kalmaz.
Bu yöntem özellikle modernist ve postmodern romanlarda oldukça işlevseldir.
- Epigraf
Bir eserin veya bölümün başına başka bir eserden alınan kısa söz konulmasına epigraf denir.
Epigraf yalnızca süs değildir.
Okuyucuya:
- bölümün temasını,
- ana çatışmasını,
- düşünsel arka planını
açabilecek bir anahtar sunabilir.
Epigraf ile ana metin arasındaki ilişki de metinlerarası okumaya açıktır.
Metinlerarasılıkta Okurun Rolü
Metinlerarasılık kuramında okuyucu son derece önemlidir.
Şöyle düşünelim:
Bir romanda şöyle bir karakter tasvir edilsin:
Elindeki mızrakla, artık kimsenin inanmadığı kahramanlık hikâyelerinin peşinden koşuyordu.
Don Kişot‘u hiç bilmeyen bir okuyucu bu cümleyi kendi bağlamında anlayabilir.
Ancak Cervantes’in romanını bilen okuyucu:
- şövalye anlatılarını,
- Don Kişot’un hayal-gerçek çatışmasını,
- idealizm ile gerçeklik arasındaki gerilimi
hatırlayacaktır.
Böylece tek bir cümle çok daha geniş bir anlam alanına dönüşür.
Bu nedenle metinlerarasılıkta okuyucu yalnızca metni “alan” kişi değildir.
Metinler arasındaki görünmez bağlantıları kuran kişidir.
Açık ve Örtük Metinlerarasılık
Metinlerarası ilişkileri genel olarak iki grupta düşünmek mümkündür.
Açık Metinlerarasılık
Kaynak kolayca görülür.
Örneğin:
- doğrudan alıntı,
- eser adının belirtilmesi,
- yazar adının verilmesi,
- epigraf,
- kaynak gösterilmesi.
Okuyucunun bağlantıyı bulmak için fazla çaba göstermesi gerekmez.
Örtük Metinlerarasılık
Kaynak açıkça belirtilmez.
Bağlantı:
- benzer olay örgüsü,
- karakter tipi,
- simge,
- üslup,
- çağrışım,
- mitolojik yapı
aracılığıyla oluşturulur.
Bu tür ilişkileri fark etmek daha fazla edebî birikim gerektirir.
Metinlerarasılık ile Etkilenme Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu iki kavram yakın olmakla birlikte aynı değildir.
Etkilenme, genellikle yazar merkezlidir.
Örneğin:
“Yazar A, Yazar B’den etkilenmiştir.”
denildiğinde iki sanatçı arasında tarihsel ve estetik bir ilişki araştırılır.
Metinlerarasılık ise daha çok metin merkezlidir.
Şu soruyu sorar:
Bu metin, başka metinlerle hangi yollarla ilişki kuruyor?
Üstelik bu ilişkinin her zaman yazar tarafından bilinçli kurulmuş olması da şart değildir.
Kültürel dil zaten önceki söylemlerle doludur.
Metinlerarasılık ile İntihal Aynı Şey midir?
Kesinlikle değildir.
Bu ayrım özellikle önemlidir.
Metinlerarasılık, başka metinlerle anlamlı bir edebî ilişki kurmaktır.
İntihal, başkasına ait söz veya düşüncenin kaynak belirtilmeden sahiplenilmesidir.
Örneğin bir yazar, Homeros’un bir anlatısını açıkça çağrıştırarak modern bir roman kurabilir. Bu metinlerarası bir yeniden yazmadır.
Ancak başka bir yazarın sayfalarını kaynak belirtmeden kendi eseriymiş gibi kullanmak edebî teknik değil, intihaldir.
Genette’in kuramsal sınıflandırmasında “plagiarism” metnin başka metinde kaynak gösterilmeden bulunmasının biçimlerinden biri olarak anılır; bu, intihalin etik açıdan meşru bir edebiyat yöntemi olduğu anlamına gelmez.
Metinlerarasılık ve Postmodernizm Arasındaki İlişki
Metinlerarasılık en çok postmodern edebiyatla birlikte anılır.
Bunun nedeni postmodern yazarların bu ilişkileri gizlemek yerine çoğu zaman bilinçli biçimde görünür hâle getirmesidir.
Postmodern romancı:
- eski metinleri yeniden yazabilir,
- tarihî belgeleri kurmacaya katabilir,
- başka yazarların üsluplarını taklit edebilir,
- mitleri dönüştürebilir,
- alıntılar kullanabilir,
- farklı türleri aynı eserde buluşturabilir,
- parodi ve pastişten yararlanabilir.
Bu bakımdan metinlerarasılık, postmodernizm ve postmodern romanın temel anlatım olanaklarından biridir.
Ancak şu yanlış anlaşılmaya dikkat etmek gerekir:
Metinlerarasılığı postmodernizm icat etmemiştir.
Homeros’tan Dante’ye, Cervantes’ten Shakespeare’e kadar birçok eski eserde başka metinlerle ilişkiler bulunmaktadır.
Postmodernizm bu ilişkileri daha bilinçli, yoğun ve görünür biçimde kullanmıştır.
Başka bir ifadeyle:
Metinlerarasılık eski bir edebî olgudur; metinlerarasılık kuramı ise 20. yüzyılın ikinci yarısında geliştirilmiştir.
Metinlerarasılık ve Üstkurmaca Arasındaki Fark
Metinlerarasılık ile üstkurmaca özellikle postmodern romanlarda birlikte görüldüğü için sıkça karıştırılır.
Aralarındaki temel fark şöyledir:
| Metinlerarasılık | Üstkurmaca |
| Metin başka metinlerle ilişki kurar. | Metin kendi kurmaca yapısına dikkat çeker. |
| Başka eserler, söylemler ve türler önemlidir. | Romanın yazılma ve kurulma süreci önemlidir. |
| Alıntı, gönderme, parodi, pastiş görülebilir. | Yazarın metne girmesi, roman içinde roman gibi yapılar görülebilir. |
| “Bu metin hangi metinlerle konuşuyor?” sorusu sorulur. | “Bu metin kendi kurmaca olduğunu nasıl gösteriyor?” sorusu sorulur. |
İki teknik aynı romanda birlikte kullanılabilir.
Örneğin bir roman hem başka eserlerden alıntılar yapabilir hem de kendi yazılma sürecini anlatabilir.
Metinlerarasılık ile Parodi ve Pastiş Arasındaki Fark
Bu üç kavram aynı değildir.
Metinlerarasılık üst kavramdır.
Bir metnin başka metinlerle kurduğu ilişkileri anlatır.
Parodi, kaynak metni taklit ederek dönüştürür.
Pastiş, özellikle kaynak metnin veya yazarın üslubuna öykünür.
Kısaca:
- Metinlerarasılık: ilişki
- Parodi: dönüştürme
- Pastiş: üsluba öykünme
şeklinde akılda tutulabilir.
Dünya Edebiyatında Metinlerarasılık Örnekleri
Cervantes – Don Kişot
Don Kişot, dönemin şövalye romanlarıyla sürekli ilişki içindedir.
Cervantes:
- şövalye anlatılarının kalıplarını kullanır,
- kahraman tiplerini dönüştürür,
- türün değerleriyle oynar.
Bu nedenle roman hem parodik hem de metinlerarası açıdan önemlidir.
James Joyce – Ulysses
James Joyce’un Ulysses romanı ile Homeros’un Odysseia destanı arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır.
Antik kahramanın uzun yolculuğu modern Dublin’e taşınır.
Eski anlatı birebir tekrarlanmaz; çağdaş dünyanın koşullarında yeniden yorumlanır.
- T.S. Eliot – The Waste Land
- S. Eliot’un The Waste Land şiiri:
- mitoloji,
- Shakespeare,
- Dante,
- dinî metinler,
- halk kültürü,
- farklı edebiyat gelenekleri
arasında çok yoğun ilişkiler kurar.
Bu nedenle modernist şiirde metinlerarasılığın en bilinen örneklerinden biridir.
Jean Rhys – Wide Sargasso Sea
Jean Rhys, Charlotte Brontë’nin Jane Eyre romanındaki Bertha Mason karakterinin geçmişini yeniden kurgular.
Böylece kaynak metnin kenarında kalan bir karakter yeni romanın merkezine yerleştirilir.
Bu yalnızca gönderme değil, aynı zamanda güçlü bir yeniden yazma örneğidir.
Türk Edebiyatında Metinlerarasılık
Türk edebiyatında metinlerarası ilişkiler yalnızca postmodern romanlarda görülmez.
Divan şiirindeki:
gibi uygulamalar da metinler arası ilişkilerin tarihsel örnekleri olarak değerlendirilebilir.
Ancak bunları doğrudan 20. yüzyıldaki metinlerarasılık kuramıyla özdeşleştirmek yerine, metinlerarası ilişki kuran geleneksel uygulamalar olarak görmek daha doğrudur.
Oğuz Atay – Tutunamayanlar
Türk romanında metinlerarası yapı denildiğinde akla gelen önemli eserlerden biri Tutunamayanlar‘dır.
Oğuz Atay romanda:
- farklı söylem biçimlerini,
- şiiri,
- ansiklopedik anlatımı,
- resmî dili,
- şarkıları,
- biyografi ve günlük benzeri türleri
bir arada kullanır.
Böylece roman tek bir anlatım sesiyle kurulmaz. Kültürel ve edebî söylemler birbirlerinin içine girer.
Bu özellik Tutunamayanlar’ın yalnızca olay örgüsü açısından değil, biçim açısından da yenilikçi olmasını sağlar.
Orhan Pamuk – Kara Kitap
Orhan Pamuk, Türk romanında metinlerarasılığı en yoğun kullanan yazarlardan biridir.
Kara Kitap özellikle:
- Mantıku’t-Tayr,
- Binbir Gece Masalları,
- Mesnevi,
- tasavvuf anlatıları,
- Doğu ve Batı edebiyatı
ile çok sayıda ilişki kurar.
Romanın anlamı yalnızca Galip’in Rüya’yı arayışıyla sınırlı değildir. Bu arayış, kendisinden önceki birçok anlatının izleriyle birlikte okunabilir.
Nitekim Orhan Pamuk sayfamızda da Kara Kitapın yazarın metinlerarasılığı yoğun biçimde kullandığı eserlerinden biri olduğuna dikkat çekilmektedir.
Orhan Pamuk – Benim Adım Kırmızı
Benim Adım Kırmızı da metinlerarası ilişkiler bakımından oldukça zengin bir romandır.
Eserde:
- mesnevi geleneği,
- Doğu anlatıları,
- minyatür sanatının hikâyeleri,
- aşk anlatıları,
- polisiye kurgu
aynı yapı içinde buluşur.
Akademik araştırmalarda romanın mesnevilerle kurduğu ilişki özellikle parodi ve pastiş açısından incelenmiştir.
Bu örnek, metinlerarasılığın eski bir eseri yalnızca alıntılamak anlamına gelmediğini açık biçimde gösterir.
Eski anlatı biçimi yeni romanın içinde yeniden işlev kazanır.
Metinlerarasılık yalnızca romanda görülmez.
Orhan Veli’nin bazı şiirlerinde Ahmet Haşim’in şiir diline göndermeler ve parodik dönüşümler bulunmaktadır.
Bu tür örneklerde kaynak şiiri bilen okuyucu yeni metindeki mizahi veya eleştirel anlamı daha kolay fark eder.
Bu ilişkinin ayrıntıları parodi konusuyla da doğrudan bağlantılıdır.
Bir Metinde Metinlerarasılık Nasıl Bulunur?
Bir şiir, hikâye veya romanı metinlerarasılık açısından incelerken şu sorular sorulabilir:
- Metinde başka bir eser doğrudan anılıyor mu?
- Başka bir metinden alıntı yapılmış mı?
- Bir şiir, hikâye veya roman örtük biçimde çağrıştırılıyor mu?
- Tanınmış bir kahraman yeniden kullanılmış mı?
- Eski bir olay örgüsü farklı biçimde kurulmuş mu?
- Başka bir yazarın üslubu taklit edilmiş mi?
- Mitolojik veya dinî anlatılar dönüştürülmüş mü?
- Parodi veya pastiş kullanılmış mı?
- Gazete, mektup, ilan veya resmî belge gibi farklı metin türleri esere katılmış mı?
- Kaynak metni bilen ve bilmeyen okuyucu eseri farklı biçimde anlayabilir mi?
- Kaynak metindeki anlam yeni eserde değişmiş mi?
- Yazar eski metni onaylıyor mu, eleştiriyor mu, yoksa onunla oyun mu oynuyor?
Bu soruların birkaçına güçlü biçimde “evet” cevabı veriliyorsa metinlerarası ilişkiden söz edilebilir.
Metinlerarasılık Örneği
Basit bir örnek oluşturalım:
Alin, koltuğun yanındaki tahta sopayı eline aldı. Karşıdaki eski değirmeni görünce yüzü aydınlandı. Arkadaşı bunun yalnızca terk edilmiş bir yapı olduğunu söylüyordu; ama Alin çoktan devlerle savaşmaya karar vermişti.
Parçada Don Kişot veya Cervantes adı geçmez.
Fakat:
- değirmen,
- silah olarak kullanılan sıradan nesne,
- gerçek ile hayalin karışması,
- olmayan düşmanlarla savaşma isteği
Don Kişot anlatısını çağrıştırır.
Bu, anıştırmaya dayalı metinlerarası ilişki örneğidir.
Kaynak metni tanımayan okuyucu sahneyi yine anlayabilir. Ancak Don Kişot‘u bilen okuyucu ek bir anlam katmanı kazanır.
Metinlerarasılık Neden Kullanılır?
Yazarların başka metinlerle ilişki kurmasının birçok nedeni vardır.
Anlamı Derinleştirmek
Bir eserin geçmişteki güçlü bir anlatıyla ilişkilendirilmesi, birkaç cümleyle geniş bir anlam alanı oluşturabilir.
Kültürel Hafızayı Canlandırmak
Eski hikâyeler yeni çağlarda yeniden yorumlanabilir.
Böylece edebiyat kendi geçmişiyle bağını korur.
Eleştiri Yapmak
Parodi ve yeniden yazma yoluyla eski değerler sorgulanabilir.
Yeni Bakış Açıları Oluşturmak
Kaynak metinde sesi duyulmayan bir karakter, yeni eserde merkeze alınabilir.
Okuru Aktif Hâle Getirmek
Okuyucu bağlantıları araştırmaya ve yorumlamaya yönelir.
Edebiyatın Sürekliliğini Göstermek
Yeni metnin geçmişten tamamen kopuk olmadığı ortaya çıkar.
Metinlerarasılık Eserin Özgünlüğünü Azaltır mı?
Hayır.
Tam tersine metinlerarası kullanım özgünlüğün önemli yollarından biri olabilir.
Sanatta özgünlük her zaman:
“Daha önce hiç kullanılmamış bir şey bulmak”
anlamına gelmez.
Bazen özgünlük:
“Daha önce kullanılan bir şeyi hiç düşünülmemiş biçimde yeniden yorumlamak”
anlamına gelir.
Shakespeare, Cervantes, Joyce, Borges, Oğuz Atay veya Orhan Pamuk gibi yazarların eserleri geçmiş edebiyatla yoğun ilişkiler kurmalarına rağmen özgün kabul edilir.
Çünkü asıl mesele kaynağın varlığı değil, dönüşümün niteliğidir.
Metinlerarasılık Sadece Edebiyatta mı Kullanılır?
Hayır.
Günümüzde kavramın kullanım alanı oldukça genişlemiştir.
Metinlerarası ilişkiler:
- sinemada,
- dizilerde,
- reklamlarda,
- resimde,
- müzikte,
- tiyatroda,
- dijital kültürde,
- sosyal medyada
da görülebilir.
Bir film eski bir filmin sahnesini yeniden kurabilir.
Bir reklam ünlü bir tabloyu taklit edebilir.
Bir şarkı eski bir melodiyi veya sözü yeniden kullanabilir.
Bu nedenle günümüzde “metin” kavramı yalnızca yazılı eser anlamında düşünülmemektedir.
Metinlerarasılığın Edebî Eser Çözümlemesindeki Önemi
Metinlerarasılık bir eserin görünmeyen katmanlarını ortaya çıkarabilir.
Okuyucu yalnızca:
“Bu metin ne anlatıyor?”
diye sormaz.
Aynı zamanda:
- “Bu metin kiminle konuşuyor?”
- “Hangi eserleri hatırlatıyor?”
- “Eski metni nasıl değiştiriyor?”
- “Bu değişiklik neden yapılmış?”
sorularını da sorar.
Bu yaklaşım, özellikle roman türünün modern ve postmodern örneklerini çözümlerken son derece işlevseldir.
Çünkü bazı romanların gerçek anlamı, yalnızca olay örgüsünü özetleyerek kavranamaz.
Eserin geçmiş edebiyatla kurduğu ilişki de görülmelidir.
Metinlerarasılık Hakkında Yaygın Yanlışlar
Her alıntı metinlerarasılık mıdır?
Bir edebî eserde anlam üretmek üzere kullanılan alıntı metinlerarası ilişki meydana getirebilir.
Ancak akademik bir çalışmadaki sıradan kaynak gösterme ile edebî metinlerarasılık aynı bağlamda değerlendirilmez.
Metinlerarasılık yalnızca postmodern romanda mı vardır?
Hayır.
Postmodernizmden çok önce yazılmış eserlerde de başka metinlerle ilişkiler bulunmaktadır.
Postmodernizm bu ilişkileri yoğunlaştırmış ve estetik bir yöntem hâline getirmiştir.
Metinlerarasılık intihal midir?
Hayır.
Metinlerarasılık bilinçli bir anlam ve dönüşüm ilişkisidir. İntihal ise başkasının üretimini kendine aitmiş gibi sunmaktır.
Her gönderme parodi midir?
Hayır.
Parodide kaynak metnin taklit edilmesi ve dönüştürülmesi gerekir.
Bir eserin yalnızca adının anılması gönderme olabilir fakat parodi değildir.
Metinlerarası ilişkiyi yazarın bilinçli kurması şart mıdır?
Her zaman değildir.
Kristeva ve Barthes’ın geniş kuramsal yaklaşımında dil ve kültür zaten daha önceki söylemlerin izlerini taşır.
Bununla birlikte edebî çözümlemelerde bazı ilişkilerin yazar tarafından bilinçli biçimde kurulduğu açıkça görülebilir.
Metinlerarasılık Kısaca Nasıl Akılda Tutulur?
Öğrenciler için en kolay formül şu olabilir:
Metinlerarasılık = bir metnin başka metinlerle konuşmasıdır.
Daha ayrıntılı söylersek:
Bir eser başka bir eseri alıntılıyor, çağrıştırıyor, taklit ediyor, dönüştürüyor veya yeniden yazıyorsa metinlerarası ilişki kurulmuş olabilir.
Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta şudur:
Metinlerarasılık yalnızca kullanılan kaynakları bulmak değildir; eski metnin yeni metinde nasıl ve neden dönüştürüldüğünü açıklamaktır.
Sonuç
Metinlerarasılık, edebî eserleri birbirinden bağımsız adalar olarak görmek yerine büyük bir kültürel ağın parçaları olarak düşünmemizi sağlar.
Her yeni eser geçmişin dilinden, anlatılarından, türlerinden ve kültürel hafızasından bir şeyler taşır. Fakat güçlü sanatçı aldığı malzemeyi yalnızca tekrar etmez. Onu değiştirir, başka bir bağlama taşır ve yeni bir anlam üretir.
Bu nedenle metinlerarasılığın özünü tek bir cümleyle şöyle ifade etmek mümkündür:
Edebiyatta hiçbir metin bütünüyle yalnız konuşmaz; her metnin arkasında başka metinlerin sesi vardır.
Metinlerarasılık kuramının asıl önemi de bu görünmeyen konuşmayı fark etmemizi sağlamasıdır.
Sık Sorulan Sorular
Metinlerarasılık nedir?
Metinlerarasılık, bir metnin başka metinlerle alıntı, gönderme, anıştırma, parodi, pastiş, yeniden yazma ve benzeri yollarla ilişki kurmasıdır. Geniş kuramsal anlamda ise her metnin daha önceki söylemlerin izlerini taşıdığı düşüncesine dayanır.
Metinlerarasılık kavramını kim ortaya atmıştır?
“Intertextuality” terimini 1960’ların ikinci yarısında Julia Kristeva ortaya koymuştur. Kristeva kavramı geliştirirken özellikle Mihail Bahtin’in diyaloji görüşlerinden yararlanmıştır.
Metinlerarasılık postmodernizm tekniği midir?
Metinlerarasılık postmodern edebiyatın sık kullandığı yöntemlerden biridir; ancak yalnızca postmodernizme özgü değildir. Çok daha eski edebî eserlerde de metinlerarası ilişkiler görülür.
Metinlerarasılık yöntemleri nelerdir?
Alıntı, gönderme, anıştırma, parodi, pastiş, yeniden yazma, kolaj ve epigraf metinlerarası ilişki kurmada kullanılan başlıca yöntemler arasında sayılabilir. Kuramsal sınıflandırmalar yazardan yazara değişebilir.
Metinlerarasılık ile parodi arasındaki fark nedir?
Metinlerarasılık başka metinlerle kurulan ilişkilerin genel adıdır. Parodi ise kaynak metni tanınabilir özellikleriyle taklit ederek dönüştüren özel bir yöntemdir. Bu nedenle her parodi metinlerarasıdır fakat her metinlerarası ilişki parodi değildir.
Metinlerarasılık ile pastiş arasındaki fark nedir?
Pastişte özellikle bir yazarın, dönemin veya türün üslubuna öykünme vardır. Metinlerarasılık ise bundan çok daha geniştir ve başka metinlerle kurulan farklı ilişki biçimlerini kapsar.
Türk edebiyatında metinlerarasılık örnekleri nelerdir?
Oğuz Atay’ın Tutunamayanları ile Orhan Pamuk’un Kara Kitap ve Benim Adım Kırmızı romanları metinlerarası ilişkilerin yoğun biçimde kullanıldığı önemli örnekler arasında gösterilebilir.
Metinlerarasılık ile üstkurmaca aynı şey midir?
Hayır. Metinlerarasılık metnin başka metinlerle ilişkisini, üstkurmaca ise eserin kendi kurmaca yapısını görünür hâle getirmesini ifade eder. İki teknik aynı eserde birlikte bulunabilir.
Metinlerarasılık ile intihal arasındaki fark nedir?
Metinlerarasılık başka metinlerin bilinçli biçimde dönüştürülerek yeni anlam üretmesidir. İntihal ise başkasına ait söz veya düşüncelerin kaynak belirtilmeden sahiplenilmesidir.
Metinlerarasılıkta okuyucu neden önemlidir?
Çünkü başka metinlere yapılan göndermelerin oluşturduğu ek anlamların çoğu okuyucunun kültürel ve edebî bilgisini kullanmasıyla ortaya çıkar. Kaynak metni tanıyan okuyucu yeni metindeki anlam katmanlarını daha kolay fark eder.





