Türk Şiirinde Kaynak Arayışları: Mitoloji, Folklor ve Sembolizm

Türk Şiirinde Kaynak Arayışları: Mitoloji, Folklor ve Sembolizm

Cumhuriyet döneminin başlangıcında Türk şiiri türlü yönelimler ve kaynak arayışları içerisinde gözükmektedir. Gerek dönemin oluşturduğu atmosferin heyecanı, gerekse oluşturulmak istenilen “yeni insan“a kimlik arayışı dönem şiirinin karakterini de belirlemiş; şairleri birbirinden farklı birçok kaynağa yöneltmiştir.

Öncelikle yaşayan Türkçenin ve halk kültürünün fark edilişi noktasından şiire mal edilişi noktasında gelinmiştir. Bu özellikle Ahmet Kutsi Tecer‘in etkinlikleriyle 1930-1940 arasında şiir ortamında yaygın bir eğilim halini almıştır. Anadolu insanının hikâyesi, masal motifleri özellikle Memleket edebiyatı anlayışıyla yazılan şiirlerin malzemeleri arasındadır.

Yine kimlik oluşturma amacı çerçevesinde Ziya Gökalp’tan beri görülen Türk mitolojisine yönelim bu dönemde de örneklerini vermeye devam etmiştir. Öte yandan Yunan mitolojisine yönelen iki şair Salih Zeki Aktay ile Mustafa Seyit Sütüven’in şiirlerindeki bu eğilimin Yahya Kemal ile Yakup Kadri’nin Nev-Yunanîlik deneyiminin Cumhuriyet’ten sonraki tekrarı gibi değerlendirilmesi yanlış sayılmaz.

Bu dönem şiirinin özellikle Tanpınar, Dıranas, Kısakürek, Tarancı gibi temsilcilerinde Fransız sembolistlerinin yapıcı etkisi olduğu görülüyor. Bu şairler üzerindeki Baudelaire, Valery, Mallarme gibi sembolist şairlerin etkisinin Ahmet Hâşim kanalından geldiği, şairlerin anılarında ve yazılarında da belirtilmektedir.

Ayrıntılarla çok çeşitlenen farklı yönelim ve beslenme arayışlarının üç temel ekseni bulunduğu; şiirlerde görülen mitolojik öğelerin ve halka yönelimin daha çok kimlik önerilerinin bir yansıması olarak değerlendirilmesi gerektiği; buna karşılık Fransız sembolistlerinin etkisinin modern Türk şiirinin gelişmesinde dönüştürücü bir rol oynadığı dikkati çekiyor.

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin ilk devresini oluşturan 1920-1940 arası çeşitliliğin, bir şair bolluğunun görüldüğü bir süreç olmuştur. Bu dönem şiiri, Şinasi’den beri yaşanan bütün tecrübelerin aşıldığı ve modern Türk şiirinin oluşması için hazırlık niteliğindeki bütün faaliyetlerin bir arada yaşandığı bir özellik taşır. Bu, kopuşun ve yeni atılım potansiyelinin iç içe yaşandığı bir süreçtir. Bu dönem, şiir dili ile yaşayan dilin birbirine oldukça yaklaştığı, biçim bakımından belirgin bir disiplinin görüldüğü, özgün imge ve duyuşların ortaya çıktığı bir dönemdir.

Kaynak: Doç. Dr. Yılmaz DAŞÇIOGLU, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri