Türk Edebiyatında İlk Çeviriler

Yeni Türk edebiyatının oluşum sürecinde özellikle yapılan çevirilerin ve yayımlanan ilk gazetelerin büyük bir etkisi söz konusudur. Bu yazıda Türk edebiyatına kaynaklık eden çeviriler üzerinde durulacaktır.

İLK ÇEVİRİLER

Yeni Türk edebiyatının oluşumunda özellikle dönem sanatçılarının Batı edebiyatlarını tanıması öncelikle Fransız edebiyatı çerçevesinde gerçekleşmiştir. Yani Tanzimat edebiyatı ile başlayan 11 Avrupaî” edebiyat algısı, Fransız edebiyatına yönelişle oluşmaya başlamıştır.

Unutulmamalıdır ki Türk edebiyatında XIX. yüzyılın ortalarından itibaren çevrilmeye başlanan Fransız edebiyatı ürünleri değişimin asıl etkenidir.

A) ŞİİR  ÇEVİRİLERİ

1. Tercüme-i Manzume
2. Tıfl-ı Naîm
3. Göl (Le Lac)

1. İlk Önemli Örnek Olarak Şinasi’nin Tercüme-i Manzume Adlı Eseri

Bu eser, 1859 yılında yayımlanmıştır. Çevirilerin hız kazandığı Türk edebiyatında yapılan ilk başarılı çeviri çalışmasıdır.

Şinasi; bu eserinde Racine, Lamartin, Gilbert, Fenelon, La Fontaine gibi klasik ve romantiklere ait şiirlerin çevirisine yer vermiştir. Çevirinin içeriğinde;

  • Racine → Andromaque ve Ester adlı trajedilerinden bazı parçalar.
  • La Fontaine → manzum hikaye (fabl)
  • Lamartine → Meditations adlı eserinin bazı bölümleri

Şinasi eserinde aynı zamanda şiirlerin Fransızca asıllarına da yer vermiştir. Şinasi’nin çeviri çalışması birçok araştırmacıya göre sanatsal değerinden ziyade didaktik yönüyle ele alınmalıdır. Bu çeviriler söz konusu sanatçıların asıl özelliklerini göstermekten çok Şinasi’nin paylaştığı görüşleri göstermeleri açısından önem arz etmektedir.

Dikkat!

  • Batı dillerinden Türkçe’ye yapılmış ilk şiir çevirisi kitabı Şinasi’nin Tercüme-i Manzûme’sidir (1859).
  • La Fontaine çevirileri, Türk edebiyatında Şinasi ve Ziya Paşa ile başlamıştır. Fakat bu çeviriler tam değildir. La Fontaine fabl ve masallarının tam çevirisi, Sebahattin Eyüpoğlu tarafından yapılmıştır.

Şinasi’nin eserinde dile getirdiği dünya görüşü:

“Milletim nev-i beşer, vatanım rûy-i zemin” (Milletim insanoğlu, vatanım yeryüzü)

Bu cümle Victor Hugo’ya aittir. Şinasi Tercüme-i Manzume’nin hem ön sözünde hem de eserlerle ilgili açıklama yaptığı bölümlerde sık sık bu cümleye göndermelerde bulunmuştur.

La Fontaine Fabl ve Masal Çevirileri Neden Türk Edebiyatında Çok Önemsenmiştir?

Türk edebiyat geleneğinde öteden beri var olan hayvan hikâyeleri, kıssadan hisse çıkarma anlayışına uygun düştüğü için sevilmiştir.

2. Ethem Pertev Paşa- Tıfl-ı Naim

Bu metnin orjinali Victor Hugo’ya aittir. Çevirinin esas özelliği, özellikle Türk edebiyatına yepyeni bir nazım biçimi getirmesidir.

Tıfl-ı Naîm bir ottova-rima örneğidir.

Ottova-rima nedir?

Bu nazım biçiminde klasik koşmanın iki dörtlüğü birleştirilmiştir. Yani her bölüm 8 dizeden oluşmaktadır. Sekiz mısra çapraz kafiye modeline sahiptir.

Bu nazım biçimi daha sonra daha sonra Recaizâde Ekrem’in bazı şiirlerinde uygulanmıştır.

Abdülhak Hâmit’in meşhur Makber adlı şiiri biçim olarak bir ottova-rima örneğidir.

3. Sadullah Paşa- Göl (Le Lac)

Bu metnin orijinali Lamartin’e aittir. Meşhur bir şiirdir. Romantizmin önemli metinleri arasında sayılmaktadır.

Not: Türkçeye çevrilen şairlerinin başında La Fontaine, Victor Hugo ve Lamartin gelmektedir.

B) ROMAN VE ÖYKÜ ÇEVİRİLERİ

Çeviri Faaliyetleri ile İlgili Genel Değerlendirmeler

Şiirden sonra roman ve hikâye türünde de ilk çeviriler yine Fransız edebiyatından yapılmıştır. Bu çevirilerin önemi Türk edebiyatında daha önce bulunmayan türlerin tanınmasını ve nesir dilinin gelişmesini sağlamış olmasıdır.

Birçok araştırmacı, yapılan tercüme faaliyetlerinin bilinçli bir tercihe dayanmadığı ve yeterli olmadığı görüşündedir.

İlk çeviriler arasında birkaç örnek dışında önemli eserlerin yer almayışı, yapılan çevirilerin tesadüfi olduğunu, çevirenlerin de bu hususta oldukça yeni ve tecrübesiz olduklarını göstermektedir.

İlk çeviriler bir iki istisna dışında sanatçılar tarafından yapılmamıştır. Çeviriler ifade açısından birtakım kusurlar taşısa da kullanılan dil, eski inşâ geleneğini yavaş yavaş yıkmıştır. Uzun ve secili cümleler zamanla yerini daha düz ve anlaşılır cümlelere bırakmıştır.

Çevrilen Roman ve Öykü Türündeki Eserler

  1.  Telemak
  2. Hikâye-i Mağdûrin
  3. Hikaye-i Robenson
  4. Atala
  5. Graziella
  6. Monte Cristo
  7. Topal Şeytan
  8. Kamelyalı Kadın
  9. Paul ve Virginie
  10. Gulliver’in Seyahatnamesi

 1. Telemak

Batıdan yapılan ilk roman tercümesi Fenelon’un Telemaque (Telemak) romanıdır. Bu çeviri ile birlikte Türk edebiyatı “roman” türü ile tanışmış oldu. İlk olarak Yusuf Kamil Paşa tarafından çevrilen bu romanın altı ay sonra ikinci baskısı yapılmıştır. Eser ayrıca Ahmet Vefik Paşa tarafından da çevrilmştir.

Yusuf Kamil Paşa’nın Telemak çevirisi

  • Özet niteliğindedir.
  • ilk olarak Mecmua-i Fünûn’da yayımlanmıştır.
  • Çevirinin dili ağır bir yapıya sahiptir.

Ahmet Vefik Paşa’nın Telemak Çevirisi

  • Çevirinin dili daha sade ve anlaşılır bir yapıya sahiptir.
  • Yusuf Kamil Paşa’nın çevirisinden daha çok beğenilmiştir.
  • Çeviri tam metin olma özelliğine sahiptir.
  • Çevirinin tam metni Ceride-i Havadis’te yayımlanmıştır.
  • Telemak eğitici bir niteliğe sahiptir.

2. Hikâye-i Mağdûrin

  • Bu eser aslında Victor Hugo’nun meşhur romanı Sefillerin ta kendisidir.
  •  Ruznâme-i Ceride-i Havadis gazetesinde yayımlanan ve Münif Paşa tarafından çevrilen bu eser, öncelikle kısaltılarak çevrilmiştir. Çevirinin dili genel anlamda anlaşılır bir özelliğe sahiptir denilebilir.
  • Eserin Sefiller adıyla Şemsettin Sami’nin başlayıp Hasan Bedrettin’in tamamladığı tam çevirisi, II. Meşrutiyetken sonra basılmıştır.
  • Romanın Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde birçok çeviri ve baskısının bulunması, Türk okuyucusu tarafından benimsendiğini göstermektedr.

3. Hikâye-i Robenson

Ahmet Lütfi Efendi tarafından yapılmış bir çeviridir. Robenson Cruzoe romanı,  İngiliz romanının kurucu ismi Daniel Defoe’ya aittir.

Ahmet Lütfi Efendi, eseri İngilizceden değil Arapçadan çevirmiştir.

Bu eser de Şemsettin Sami tarafından ikinci defa tercüme edilmiştir

4. Atala

Bu eserin aslı Fransız romantik yazar Chateaubriand’a aittir. Roman türünde bir eserdir. Recaizade Mahmut Ekrem bu eseri öncelikle Türkçeye çevirmiştir. Daha sonra çevirdiği bu Türkçe metni tiyatrolaştırmıştır. Yani eserin böylece hem dili hem de türü değişmiştir. Recaizade Mahmut Ekrem eseri daha sonra “Atala yahut Amerikan Vahşileri” adıyla tiyatro türünde bir eser olarak yayımlamıştır.

Not: Silvio Pellico’nun Mes Prisons adlı eseri Recaizâde Mahmut Ekrem tarafından Fransızcadan Türkçeye çevrilmiştir.

5. Graziella

Romanın aslı Lamartin’e aittir. Hakkında çok az bilgi bulunan Ali adlı bir kişi tarafından çevrilmiş ve Ermeni harfleriyle Türkçe olarak basılmıştır. (1871).

Aynı eser daha sonra Yusuf Neyyir tarafından yeniden çevrilmiştir. (1878).

6. Monte Cristo

Eserin aslı Aleksandre Dumas Pere”ye aittir. Bir serüven romanıdır. Tanzimat döneminde yapılmış ilk hacimli roman çevirilerinden biridir. Eser ilk olarak Teodor Kasap tarafından tercüme edilmiştir (1871)

7. Topal Şeytan

Romanın aslı Lesage’a aittir,

8. Kamelyalı Kadın

Eserin aslı Aleksandre Dumas Fils’e aittir. Ahmet Mithat Efendi tarafından çevrilmiştir.

9. Paul ve Virginie

Eserin aslı Bernand De Saint Pierre’ye aittir. Recaizade Mahmut Ekrem tarafından çevrilmiştir.

10. Gulliver’in Seyahatnamesi

Eserin aslı Swift’e aittir. Mahmut Nedim tarafından çevrilmiştir.

Yapılan bu çevirilerin ortak özelliği

  • Genellikle macera romanlarıdır.
  • Romantik yazarlar tercih edilmiştir.
  •  Fransız edebiyatına yöneliş söz konusudur. Romantik yazarların tercih edildiği görülen bu ilk dönem çevirilerinin Türk edebiyatı üzerindeki etkisi ayrıntılı olarak İncelenecektir.

c. Tanzimat Dönemindeki Diğer Önemli Çeviri Faaliyetleri

Tanzimat sonrası edebiyatın kaynaklarından sayılması gereken çeviri etkinlikleri arasında belli bir felsefe sistemine bağlı veya yakın kabul edilebilecek düşünürlerden yapılan tercümeler de vardır.

Bu alandaki ilk eser Münif Paşa’nın Muhaverat-ı Hikemiyye adlı eseridir.

1. Muhaverat-ı Hikemiyye

  • Çeviri Münif Paşa tarafından yapılmıştır.
  • Eser Fenelon, Voltaire, Fontenel gibi düşünürlerden seçilmiş felsefi diyaloglardan oluşmaktadır.
  • Muhaverat-ı Hikemiyye, Ahmet Hamdi Tanpınar tarafından “dönemin en ileri dil anlayışı” olarak değerlendirilmiştir.
  • Dönemin diğer eserlerine göre sade bir dile sahiptir diyebiliriz.
  • Eserin tezi, aynı konuya herkesin farklı açılardan yaklaşmasıdır.

Not:
“Voltaire” ismi bu dönemde öne çıkmış ve hakkında üç kitap yazılmıştır.

  • Ahmet Mithat—Volter Yirmi Yaşında (roman)
  • Ahmet Mithat—Volter (biyografi)
  • Beşir Fuat—Volter (biyografi-inceleme)