Kork Ebrul’un (Abril’in) Beşinden Öküzü Ayırır Eşinden

Kork Ebrul’un (Abril’in) Beşinden Öküzü Ayırır Eşinden

Abril (=arbul) halk arasında nisan ayına verilen isimdir. Abril’in beşi ise sayısı ve süreci nesiller öncesinden tespit edilerek miras bırakılmış ve halen daha günlük hayatta görülen mevsim özelliklerini yansıtan Sayılı Günler’den bir tanesidir.

Halk arasında hesap olarak tanımlanan bu hesaplama sistemi Rumi Takvim esasına dayanmaktadır. Rumi Takvim ile Miladi Takvim arasında 13 günlük farktan dolayı Abril beşi Rumi Takvime göre “Nisan ayının beşinci” günüdür. Miladi Takvime göre 18 Nisan gününe tekabül eder.

Bu tarihten sonra artık Hıdırellez gününe yani 6 Mayıs’a az bir zaman kalmıştır. Hıdırellez günü ise yazın başlangıcıdır.

Abril beşi bahar günlerinin güzelliği arasında bir anda aşırı soğuk ve fırtına yaptığına inanılan ve bilinen sayılı günlerden biridir. Özellikle Doğu Anadolu Bölgemizde bu tarihlerde kar yağışı görülmektedir.

Bu gün için Anadolu’nun farklı yerleşim yerlerinde bir takım inanmalar görülmektedir. Tarlada işlerin yapılmaya başlandığı dönemde yaşanan âni soğukların tarlanın işlerinde kullanılan öküzlerin ölmesine neden olabilecek kadar şiddetli olması düşüncesiyle ortaya çıkmış bir atalar sözümüzdür.

Bu tarihten önceki sıcak hava ve bahar aldatmacadır. Bu tarihten sonra çıkan fırtınaya “CAMIZ KIRAN FIRTINASI” da denmektedir. Bu atasözümüz Anadolu’nun farklı bölgelerinde şu şekilde adlandırılmaktadır:

  • SİVAS İLİ VE ÇEVRESİ: “Sakın Ebrul’un beşinden camuzu ayırur eşinden.”
  • KAYSERİ VE ÇEVRESİ: “Kork Abrıl’ın beşinden camızı ayırır eşinden hele hele on beşinden…
  • ERZURUM VE ÇEVRESİ: “Korkma Mart’ın kışından, kork April’in beşinden, yolcuyu yolundan eder, öküzü ayırır eşinden.”
  • GÜMÜŞHANE VE ÇEVRESİ: “Korkma Zemheri’nin kışından, kork Abril’in beşinden öküzü ayırır eşinden.”

Sonuç olarak;  Nisan ayının ilk günleri, Anadolu’nun farklı bölgelerindeki yerleşim yerlerinde “ABRIL BEŞİ” (ebrul beşi) şeklinde tanımlanmakta, meydana gelebilecek aşırı fırtına ve soğuğun etkisinden korkulmaktadır. Özellikle kırsal alanda yaşayan, geçimini ziraî faaliyetlerden sağlayan yöre insanları, bu günlerde ayrıca bir önlem alınması gerektiğini bilmektedir.

(Not: Bir sonraki yazım Hıdırellez meselesi ile ilgili olacaktır.)

Zeynep DOKUMACI