Ozan ve Âşık Kavramları Üzerine

OZAN VE ÂŞIK KAVRAMLARI ÜZERİNE

Bugünkü âşıkların ilk temsilcileri ozanlar olup Hun Türklerinden 16. yüzyılın başına kadar bu adla anılmışlardır. Onlar, kopuz eşliğinde şiir söyleyen kişi olarak tanımlanmaktadır. Yüzyıllar sonra ise; “herze söyleyen” “geveze” anlamlarına geldiği dikkatlerden kaçmamaktadır.

Ozanlarla ilgili olarak Dede Korkut Kitabı‘nın ‘Giriş’ diye kabul edilen kısmında da bazı bilgiler bulunmaktadır. Önemli gördüğümüz bu kısmı aynen alıyoruz: “Kolca kopuz yükseltip elden ele, beyden beye ozan gezer. Erin cömerdini, erin cimrisini ozan bilir.” (Ergin 1971: 3). Yine başta Kazakistan Türkleri olmak üzere pek çok Türk boyu, kopuzun icat edeni olarak Dede Korkut’u bilir. Hatta bu konuda efsaneler bile oluşmuştur:

Korkut Ata doğduğunda olağanüstülükler yaşamış, yeryüzünü karanlık kaplamış. O anda gökten bir ışık inmiş. Bu ışık, Korkut’un dünyaya geldiğinin işaretiymiş. Doğduğunda yanında görülen kopuz da Allah’ın ona hediyesiymiş.

Âşık ise, irticalen (doğaçlama olarak) saz eşliğinde şiir söyleyen kişidir. Ancak saz çalamayıp şiir yazanlar da “kalem şuarası/kalem şairi” kavramıyla tanımlanmaktadır.

Kaynakça: Prof.Dr. Ali Berat ALPTEKİN, Türk Halk Şiiri