Ahmet Haşim Edebi Kişiliği

Ahmet Haşim’in Edebî Kişiliği, Şiiri ve Özellikleri

Cumhuriyet dönemi şiirinin üzerinde yükseleceği sacayağının üçüncüsü Ahmet Hâşim‘dir. Yaşarken Göl Saatleri (1921) ve Piyale (1926) adlarıyla iki şiir kitabı çıkaran şairin bunların dışında kalanlarla birlikte bütün şiirleri daha sonraki yıllarda birçok defa basılmıştır.

İlk şiirlerini 1901’den itibaren yayımlamış olmakla birlikte asıl çıkışını II. Meşrutiyet’ten sonra yazdığı “Şii’r-i Kamer” şiir dizisi, “Yollar”, “Zulmet” “O Belde” gibi şiirleriyle yapmıştır

Hâşim’in sanat anlayışının temelinde şiirin tamamen kişisel bir alan olduğu görüşü yatar. Öyle ki Çanakkale savaşına bizzat katılmış olmakla birlikte ne bu savaşla, ne de herhangi bir tarihsel, toplumsal olayla ilgili tek bir dize yazmıştır.

Orhan Okay, Ahmet Hâşim’in şiirinin kaynaklarını;
“1. Şairin ferdi hayat ve şahsiyetinden gelen unsurlar,
2. Türk şiir geleneğinden gelen unsurlar,
3. Fransız sembolizminden gelen unsurlar” olmak üzere üç noktada toplamaktadır.

Hâşim şiiri, bu üç kaynağın özgün bir bireşimi olarak yeni Türk edebiyatında saf şiirin öncüsü kabul edilmiştir. “Bir Günün Sonunda Arzu” başlıklı şiirinin yayınlanmasından sonra yapılan eleştirileri cevaplamak üzere yazdığı ve daha sonradan Piyale kitabının başına Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” başlığı ile aldığı “Şiirde Mâna ve Vuzuh” yazısı Türk şiirinin modernleşmesindeki temel taşlardan birisidir.

Şair bu yazıda şiirin “anlaşılmak için” yazılmadığını, “sözle musikî arasında sözden ziyade musikiye yakın” bir ara-dil olduğunu belirtir. Onun bu görüşleriyle Yahya Kemal‘in “derûnî âhenk” kavramı arasında büyük bir paralellik bulunur.

Öte yandan Ahmet Hâşim’in Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmesini sağlayan öğelerin başında imge dünyası gelir.

Seyreyledim eşkâl-i hayâtı
Ben havz-ı hayâlin sularında
Bir aks-i mülevvendir onunçün
Arzın bana ahcâr u nebâtı

diyen şairin şiirlerindeki imgeler sembolizm ile empresyonizm (izlenimcilik) arasında değişen ve okurda zaman ve mekân-dışılık duygusu veren hayallerdir. Onun hayal dünyası, zekânın eşya üzerindeki değiştirme gücünün bir göstergesidir,

Nasıl istersen öyle dinle bakın
Dalların zirvesindeyiz ancak
Yarı yoldan ziyade yerden uzak
Yarı yoldan ziyade mâha yakın

dizelerinde de ifade ettiği gibi şiirleriyle “yerden” uzaklaşmış, kendine özgü bir dünya oluşturmuştur; ancak bu dünyanın, metafizik bir açılımı olduğunu, eşyanın ötesine geçtiğini söylemek zordur.

Cumhuriyet dönemindeki pek çok şair Ahmet Hâşim’in bu imge dünyasının etkisi altında kalmıştır. Gerçekten de son şiirlerinde belirgin bir sadeleşme görülse bile, dilinin eskide kalmış olmasına karşın Hâşim’in şiirlerinin hep gündemde kalmış olması onun zengin imge dünyasından kaynaklanır.

Âkif duyguyu doğallıkla şiirleştirmesini sağlayan içtenliği ve şiir dilini konuşma dili esnekliğine ulaştırması bakımından, Yahya Kemal şiirlerine bir ses genişliği ve âhengi sağlayan dil disiplini ile ve Hâşim de özgün imgeleriyle modern Türk şiirinin kurucu üç şairi olarak, Cumhuriyet dönemi şiirinin temellerini oluşturur.

Kaynak: Doç. Dr. Yılmaz DAŞÇIOGLU, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri

ahmet_hasim