Nedir?Türk Dili ve Edebiyatı

Türk Edebiyatının Dönemleri

Türk Edebiyatının Dönemleri

Türk Edebiyatının Dönemleri

Türk edebiyatı, tarihsel süreç içerisinde hem dinî hem de kültürel dönüşümlerle yakından ilişkili olarak şekillenmiş, bu nedenle dönemlere ayrılmasında siyasi kırılma noktaları kadar medeniyetler arası etkileşimler de belirleyici olmuştur. Genel hatlarıyla bakıldığında, Türk edebiyatı; İslâmiyet öncesi, İslâmiyet etkisindeki ve Batı etkisinde gelişen edebiyat olmak üzere üç ana çizgide incelenir; Cumhuriyet Dönemi ise bu çizgilerin son halkası ve aynı zamanda yeni bir başlangıç noktası olarak düşünülür. Bu sınıflandırma, yalnızca kronolojik bir ayrımı değil, aynı zamanda dil anlayışındaki, dünya görüşündeki ve estetik tercihlerdeki köklü değişimleri de yansıtır.

İslâmiyet öncesi Türk edebiyatı, büyük ölçüde sözlü kültüre dayalı olup destanlar, sagular, koşuklar ve savlar etrafında şekillenmiştir. Ozan, kam ya da baksı gibi adlarla anılan icracılar; toplumsal hafızayı, tarihsel olayları ve kültürel değerleri sözlü ürünler aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarmıştır. Bu dönemde kullanılan hece ölçüsü, yarım uyak ve dörtlük nazım birimi, daha sonraki halk edebiyatı geleneğinin de temelini oluşturur. 8. yüzyıldan itibaren görülen Orhun Yazıtları ve Uygur metinleri ise Türk edebî geleneğinin yazılı ürünlere kavuştuğu ilk örnekler olup hem tarihî belge niteliği taşır hem de dil ve üslup bakımından edebî değer arz eder.

İslâmiyet’in kabulüyle birlikte Türk edebiyatı, yeni bir inanç sisteminin ve bu inançla ilişkili kültürel dairenin etkisine girmiş; bu süreçte Arap ve Fars edebiyatlarıyla yoğun etkileşim yaşanmıştır. Geçiş dönemi eserleri olarak adlandırılan Kutadgu Bilig, Divânu Lügati’t-Türk, Atabetü’l-Hakâyık ve Divan-ı Hikmet gibi metinler, hem eski söz varlığının devamını hem de İslâmî kavramların edebî dile nüfuzunu gösteren köprü metinlerdir. Bu çizginin devamında saray ve medrese çevresinde gelişen divan edebiyatı, aruz ölçüsü, mazmun geleneği ve Arapça-Farsça-Türkçe karması Osmanlıca ile “seçkin zümre edebiyatı” niteliği kazanırken; halkın günlük diline yaslanan halk edebiyatı ise hece ölçüsü ve dörtlük yapısıyla âşık, tekke ve anonim kollar halinde varlığını sürdürmüştür.

19.yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’nin Batı ile siyasi, askerî ve kültürel ilişkilerinin yoğunlaşması, edebiyat alanında da belirgin bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Tanzimat’la başlayan Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı, roman, hikâye ve modern tiyatro gibi türleri edebiyatımıza kazandırmış; aynı zamanda birey-toplum ilişkisini, özgürlük, adalet, vatan ve millet gibi kavramlar çerçevesinde tartışma konusu yapmıştır. Servet-i Fünûn ve Fecr-i Âti topluluklarıyla “sanat için sanat” anlayışı ve bireysel temalar öne çıkarken, Millî Edebiyat akımıyla birlikte sade Türkçe, milliyetçilik düşüncesi ve Anadolu gerçekliği merkeze alınmış; dilin halkla bütünleşmesi hedeflenmiştir.

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatı ise hem önceki birikimi devralan hem de yeni bir ulus-devletin kurucu ideolojisiyle biçimlenen çok katmanlı bir yapı sergiler. Erken Cumhuriyet yıllarında inkılaplar, modernleşme ve toplumsal dönüşüm temaları öne çıkarken, 1940’lardan itibaren toplumcu gerçekçi anlayış, köy edebiyatı ve sınıfsal sorunlara odaklanan metinlerle güç kazanmıştır. Şiirde Garip ve İkinci Yeni akımları, geleneksel şiir anlayışını sorgulayan yenilikçi yönelimler ortaya koyarken; romanda ve hikâyede bireyin iç dünyasını, kimlik bunalımını, şehirleşme ve modernleşme sancılarını irdeleyen eserler dikkat çeker. Böylece Türk edebiyatı, tarihsel seyrinde hem Doğu hem Batı medeniyetleriyle kurduğu ilişkiler üzerinden sürekli dönüşen, çok katmanlı ve dinamik bir yapı kazanmıştır.

Ana hatlarıyla Türk edebiyatının devirlere (dönemlere) ayrılmasındaki ölçütler şöyledir:

Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasındaki ölçütler
Türk Edebiyatının Dönemleri

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASI

Edebiyat tarihinin büyük dönemlere ayrılmasında, tarihsel gereklere uymak zorunludur. Türk tarihi yalnız edebiyatın değil bütün sosyal kurumların incelenmesi konusunda, başlıca üç büyük döneme ayrılır:

1. İslâmiyetten önce Türk edebiyatı,
2. İslâm uygarlığı etkisi altında Türk edebiyatı,
3. Avrupa uygarlığı etkisi altında Türk edebiyatı.

“Birbirinden tamamen ayrı ve çok belirli öz yapıya sahip olan bu üç büyük dönemde, çeşitli lehçeler edebiyatlarını, ayrı ayrı ve “tarihsel” bir sıra takip ederek gelişme tarihlerine göre -genel uygarlık tarihi çerçevesi içinde- açıklamaya çalıştık. Büyük edebî kişiliklere ya da bazı büyük tarihsel akımlara göre yaptığımız ikinci derecedeki bölümlemede de -son derece- kişisel bölünmelerden uzak kalmaya, tarihsel gereklere uymaya özen gösterdik. Aynı biçimde, çeşitli lehçeler edebiyatları içinde özel bir gelişme çizgisi takip eden bazı seçkin kimselere seslenen edebiyatları da yine tarihsel sıraya göre göz önüne aldık ve edebiyatın genel gelişimi arasında onun özel gelişme çizgisini de bağımsız olarak göstermek istedik. Bu genel ilkeler içinde Türk edebiyatının oluşumu doğrultusunda, hiç olmazsa ana hatları bakımından açıklık kazanmış ve aydınlanmıştır inancındayız.”

Fuad Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi (Yalınlaştırılmıştır.)

Ayrıca bakınız ⇒ Türk Edebiyatının Devirlere (Dönemlere) Ayrılmasındaki Ölçütler

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ

Türk Edebiyatının Dönemleri

1) İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK EDEBİYATI

a) Sözlü Edebiyat (Sav-Sagu-Koşuk-Destan) (5 – 8. yüzyıl)

b) Yazılı Edebiyat (Göktürk/Orhun, Uygur) (8 – 10. yüzyıl)

2) İSLAMİYETİN KABULÜNDEN SONRAKİ TÜRK EDEBİYATI

a) Geçiş Dönemi (11. ve 12. yüzyıl)

b) Divan Edebiyatı (13. – 19. yüzyıl)

b) Halk Edebiyatı (13. – 19. yüzyıl)

3) BATI TESİRİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI

1) Tanzimat Edebiyatı (1860 – 1895)

2) Servet-i Fünûn Edebiyatı (1896 – 1901)

3) Fecr-i Âti Edebiyatı (1909 – 1912)

4) Millî Edebiyat (1911 – 1922)

5) Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923 – …)

Başa dön tuşu