Deyimler ve Deyimlerde Aktarmalar

Deyimler ve Deyimlerde Aktarmalar

Her dilde, belli bir durumu, bir kavramı, bir duyguyu dile getirmek üzere deyim adını verdiğimiz ögeler kullanılır. Genellikle birden çok sözcükten kurulan deyimler, seyrek olarak da tek bir sözcüğün yan anlamında kullanılmasıyla oluşabilir.

Türkçeden örnek verecek olursak gözden düşmek, bindiği dalı kesmek, pişmiş aşa su katmak, bir baltaya sap olmak, ağzından girip burnundan çıkmak gibi binlercesini, tek ögeli olanlar için de gözde, (…) gedikli (…) gibi deyimleri gösterebiliriz.

Deyimler  – bir başka ulusla olan kültür ilişkileri sonunda, ondan çevrilme, alınma değilse- bir dili konuşan toplumun dünya görüşünü, yaşam biçimini, çevre koşullarını, gelenek, görenek ve inançlarını, önem verdiği varlık ve kavramları kısacası, maddi ve manevi kültürünü yansıtan, o toplumun düşünme biçimini hatta nükte ve buluşlarını ortaya koyan, dil bilimi açısından olduğu kadar yazın ve halk bilimi açısından da önemli olan sözlerdir. Ayrıca bu ögeler her dilin iç yapısını, anlam özelliklerini de yansıtır. Bu nitelikleriyle deyimler, her dilin kendine özgü, başkalarından ayrılan bir yönünü oluşturur; bir dilin gerçekleri dile getirmedeki anlayış ve anlatış biçimini gösterir. Dilci ve halkbilimciler, yalnızca deyimlerine dayanarak bir toplumun bütün kültürünü inceleyebilir, önemli sonuçlar çıkarabilirler.

Çözümlenmesi, doğru yolun kestirilmesi güç, olanaksız bulunan durumlarda her seçeneği bir engel ya da bahaneyle bir yana atan kişilerin davranışlarını anlatmak üzere söylenen:

“Baba bir hırsız tuttum.”, “Getir!”, “Gelmiyor.”; “Bırak!”, “Gitmiyor.” sözü de aynı açıdan çok ilginçtir. Türkçe burada âdeta bir tiyatro oyunundan bir sahne vermekte, kişilerin kimi zaman rastlanan davranışlarını çok somut bir biçimde ortaya koymaktadır. “Denizi (denizden) geçip çayda boğulmak” da böyle bir somutlaştırma ürünüdür. Yapılması çok zor bir işi başarıp da ona oranla çok küçük bir sorunu çözemediği için başarısızlığa uğrayan bir kimsenin ya da kimselerin durumunu anlatmak üzere kullanılır.

Prof. Dr. Doğan AKSAN