Eserlerde Zaman Kavramı

Eserlerde (Roman, Hikâye, Tiyatro) Zaman Kavramı

Eserlerde zamanın kurgulanışı zaman anlayışına göre değişir. İlk eserlerden günümüze gelene kadar zaman kurgusunda değişiklikler görülmüştür. Önceleri düz çizgide seyreden Newton’un zaman anlayışı, daha sonraları Einstein’ın “göreceli zaman kuram”na uzanmıştır. Buna göre bir zaman dilimi, tek değil, bulunulan yere, hıza, konuma göre görecelidir.

Dolayısıyla önceleri öykü, roman gibi anlatılarda zaman genellikle ileriye doğru (kronolojik olarak) akardı. Görecelik kuramının ortaya çıkmasıyla birlikte zaman, metinlerde akronik olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yani yazar, kimi yerde geriye dönüşlerle (flashback tekniğine), kimi yerde zaman atlamalarıyla sonra da tekrar şimdiye dönen bir yapıda kurgusunu yapar. Artık yazar, kronolojik sıralamaya uymak zorunda değildir.

Yazar, olayları aktarırken yer yer zamanı özetleme yoluna da gider, bazen de uzun bir zaman dilimindeki olayları anlatmadan geçtiği yani atladığı görülür.

Masal, efsane, halk hikâyesi, destan gibi geleneksel anlatı türlerinde zaman unsuruna önem verilmez. Zaman herhangi bir dönemi ifade eder. Buna karşın roman ve hikâyede zaman unsuru, belirleyici bir işlev görür. Çünkü zaman, kurgulanış aktarımında önemlidir. Olaylar, zaman unsurundan bağımsız düşünülemez. Olayların geçtiği zaman dilimi mevsim, yıl, kesin bir tarih, gece, gündüz gibi kavramlarla verilir.

Anlatma Zamanı (Öyküleme-Anlatı)

Hikâyede olayları okuyucuya aktaran bir anlatıcı bulunur. Bu anlatıcının olayları görüp öğrendikten sonra okuyucuya aktardığı zaman dilimine “anlatma zamanı” denir. Yani anlatma zamanı, hikâyedeki olayların anlatıldığı zamanı kapsar. Anlatma zamanı, vaka (olay) zamanından hızlı akar.

Vaka (Olay) Zamanı:

Hikâye, roman ve tiyatroda olayların başlama noktası ile bitiş noktası arasında geçen zamandır. Vaka zamanı, nakledilen olay örgüsünün içinde yaşandığı zamandır.

Vaka zamanı eser içinde açık bir şekilde verilebilir.

Vaka zamanı genellikle üç şekilde aktarılır: Aynen aktarma, özetleme, genişletme.

Vaka Zamanının Aynen Aktarılması: Zamanın sürekli ileriye doğru yani kronolojik olarak akmasıdır. Olaylar, takvim zamanına bağlı olarak birbirini takip eder.

Vaka Zamanının Özetlenerek Aktarılması: Olaylar, kronolojik olarak aktarılmaz. Olaylarla ilgili bütün ayrıntıları anlatmak yerine bunlar özetlenir, bazı ayrıntılar atlanır, kısaltılır ve önemli görülenler okuyucuya aktarılır.

Olay örgüsünün seyri açısından çok önemli olmayan gelişmeler, yaşantılar veya okuyucu üzerinde korku, gerilim, merak gibi bazı etkiler uyandırmayı amaç edinmeyen yan olayların anlatılması sırasında vaka zamanı özetlenerek aktarılır.

Örnek-1

Bu ailenin başına büyük bir felaket çökmüştü. Meğer ben Galatasaray’da… ondan habersiz kalmış olduğum birkaç sene içinde Nizami Bey’in babası, annesi ölmüşler. 0 zedelenmiş servet, kardeşleriyle taksim edilmiş. Nizami Bey, az zaman içinde kendine kalan bütün serveti bitirmiş. Hareminden ayrılmış. Arnavutluk’taki çiftlikler, Sirkeci’deki hanlar, Büyükada’daki büyük köşk, eşyalar, tablolar, koleksiyonlar, arabalar, atlar her şey satılmıştı. 0 zaman bu silsileli felaketler Nizami Bey’in aklına dokunmuş ve hastalanmıştı.

(Bir Geçmiş Zaman Hikâyesi, Abdülhak Şinasi Hisar)

Vaka Zamanının Genişletilerek Aktarılması: Özetleyerek aktarmanın tam tersidir. Özetleyerek aktarmada geniş bir zaman diliminde meydana gelenler birkaç cümleyle ifade edilip geçilirken; genişletilerek aktarmada kısa bir zaman dilimi geriye dönüşler ve ileri sıçramalar yoluyla geniş bir şekilde anlatılır. Hikâye ve romanlarda vaka zamanı, her zaman kronolojik olarak ilerlemez. Hikâyede olaylar belli bir seyirde ilerlerken bazen zaman durdurulur ve geçmişte kalmış bir zamana dönülerek o zaman diliminde meydana gelen olaylardan bahsedilir. Bazen de bu durumun tersine olarak geleceğe ait olaylardan söz edilir. Böylece vaka zamanı geçmiş ve geleceğe ilişkin zaman dilimleri eklenerek genişletilir. Bunlar içinde en fazla uygulananı geçmiş zamana dönmektir. Geriye dönmenin amacı, hikâyede anlatılan olayların geçmişini aydınlatmak, kişiler hakkında geçmişe ait bilgiler vermek, olayların geçtiği mekânın geçmişini ortaya çıkarmak olabilir.

Zamanın kronolojik değil de geçmiş-gelecek karışık bir şekilde işlendiği zamana akronik zaman denir.

Zamanın Sembolik İşlevi: Hikâye ve romanlarda bazı sahnelerde zamana sembolik anlamlar yüklenir. Örneğin sonbahar mevsimi yalnızlığı, hüznü, ayrılıkları hatırlatırken ilkbahar mevsimi ümidi, tazeliği, yeni başlangıçları çağrıştırır. Gece, gündüz, kış, yaz gibi zaman dilimleri de sembolik değerler taşır. Gece; sıkıntı, korku gibi bazı olumsuz çağrışımların sembolüdür. Dolayısıyla hikâyede anlatılacak olay ile zaman arasında çağrışıma dayalı bir bağ olmalıdır.

Kaynak: Ebru Kış, Ali Selçuk: Dokuzuncu Sınıflar İçin Türk Dili ve Edebiyatı

Ayrıca bakınız ⇒ Romanda Zaman ve Mekan Kavramları, Yard. Doç. Dr.Mehmet NARLI, Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi

Bir Yorum Ekle