Müşâkele Söz Sanatının Özellikleri, Örnekleri

Müşâkele Nedir? Müşâkele Söz Sanatının Özellikleri, Örnekleri

Müşâkele: Kelimenin lügat manası “şekilce bir olma, benzeme”demektir.

Edebî sanat olarak tarifi ise “Bir fiilin kendisine ilâve edilen kelimelerle değişik anlamlarda tekrar edilmesidir. ”

Türkçe mastarlardaki mana zenginliğinden dolayı müşâkelenin lisanımızda önemli bir yeri vardır. Parlak bir anlatım şeklidir.

 

Seni ol rütbe sever kıskanırım kim güzelim
Kimsenin yâdına gelmezdin elimden gelse

beytinde gelmek masdarı kendisine ilâve edilen yâdına ve elimden kelimeleriyle değişik anlamlarda tekrar edilmiştir. Gelmek fiili, yâdına gelmezdin (hatırına gelmezdin) ve ” elimden gelse (muktedir olsam, yapabilsem) manalarında tekrar edilerek müşâkele sanatı yapılmıştır.

Kaleme devam edip etmediği sorulan havaî bir adam hakkında söylenen aşağıdaki mısra’da da yine gelmek fiiline bağlı bir müşâkele görüyoruz.

Kendi bazan gelir amma, sözü gelmez kaleme

mısra’ında gelmek masdarı bazan gelir (ara sıra kaleme uğrar) ve sözü gelmez kaleme (sözleri kalemle yazılmaz) manalarında tekrar edilmiştir

Müşâkele ile sözde bir zarafet sağlanmalıdır Yoksa bazı laubali konuşmalarda ortaya çıkan müşâkelenin edebî bir kıymeti yoktur. Yemek yemeyen çocuğuna annesinin ” yemeğini yemezsen dayak yiyeceksin ” şeklinde çıkışması müşâkele olsa da aslında yemek masdarında ki mana zenginliğinden ortaya çıkmış edebî değeri olmayan bir ifadeden başka bir şey değildir.

Müşâkelede söyleşme esnasında her iki tarafın kullandığı kelime, birinde hakikat, birinde mecaz olur. Aşağıda Abdulhak Hamid’den alınan misâlde çıkmak kelimesini Tezer mecazî manada, Melik ise önce hakîki sonra mecazî manalarda kullanmıştır.

Tezer

Yine mi kanmıyorsunuz sözüme ?
Ne için bakmıyorsunuz yüzüme ?
Beni bir kerre okşasan ne çıkar ?

Melik

Sen çıkarsın… Demek ki fitne çıkar

Müşâkele istihdam sanatına benzer Ancak istihdam tek kelime ve o kelimenin değişik anlamlarıyla yapılır. Müşâkelede ise iki ayrı manasıyla kullanılan ve muhakkak tekrar edilen bir kelime ve bu kelimeye ilâve edilen değişik kelimeler mevcuttur.

Mebâniü’l-inşâ müellifi Süleyman Paşa Müşâkeleyi ” Bir şey’i gayrın lafziyle zikr etmeğe derler ” şeklinde tarif ederek aşağıdaki beyitten örnek veriyor.

Harîm-i bağda engüşt-i zanbak düşti semâdan
Bu dehşetle yürek kalur mı tıfl-ı gonce-i terde (Sabit)

Riyazi bîm-i kahrından o sultân-ı cihânbânın
Bu demde sâgarun benzinde asla kalmadı kanı (Riyâzi)

Beyitlerde ki yürek kalur mı ve benzinde kanı kalmadı terkipleri insana mahsus haller olmasına rağmen gonce ve sâgara isnad edilmekle müşâkele yapılmıştır.

Birşeyi kendisine ait olmayan bir lafızla anmanın müşâkele olacağına dair Manastırlı Mehmed Rıfat’da Mecâmi-ül edeb’de aşağıdaki misâli veriyor.

Şişe göksin geçirir leblerin öpdükçe kadeh
Dili varmaz ki derûnum dolu kandır demeğe

beytinde insana mahsus olan göğüs geçirmek ve öpmek şîşe ile kadehe isnad edilmiştir.

Örnekler

Demek ki sen İbn Zeyyâd’ın yarasını bağlamışsın
İbn Zeyyâd da senin şarkını bağlamış
Müşfikâne bir muâmeleye, âşıkâne bir mukabele (Abdulhak Hâmid)

“Getirin ibreyi “der, bulmanın imkânı mı var?
“İbre yok bey baba, bilmem ne getirsek? derler
O da “Öyleyse şehâdet getirin” der bu sefer (M. Akif Ersoy)

Zâhidâ sâgarı çekmek eğer olduysa günâh
Sen sevâb içre bulun biz bu günâhı çekelim (Hayâli)

Bahar boldı vü gül meyli kılmadı gönlüm
Açıldı gonce velîkin açılmadı gönlüm (Ali Şîr Nevâî)

Dikkat!  Tezkâr Nedir?

Tezkâr: İfâdeyi süslemek ve manayı kuvvetlendirmek için baş vurulan müşâkele, istitrâd, irsâd ve idmâc gibi sanatlar tezkâr genel başlığı altında toplanır. (Numan Külekçi, Edebî Sanatlar)

Ayrıca bakınız-> Diğer Edebi Sanatlar

Edebi Sanatlar – Söz Sanatları