Anka (Simurg, Zümrüdü Anka) Nedir?

Anka (Simurg, Zümrüdü Anka) Nedir?

Efsanevi bir kuşun adı. Masallara kadar giren bu kuşun uzun boyunlu, renk renk kanatlı, insan yüzlü bir yaratık olduğu söylenir. Üzerinde her hayvandan bir işaret varmış, çok yüksekten uçar, hiç yere konmazmış.

Onunla ilgili efsanevi öykülerden şu ikisi ünlüdür:

Eskiden insanlar arasında yaşar, fil yutarak beslenirmiş. Bir gün bir gelini kapıp götürmüş. Halk da, zamanın peygamberi Hanzele’ye onu şikâyet etmiş. Tanrı, Hanzele’nin bedduasını kabul ederek Anka’yı bir adaya sürmüş. İnsanlann gidemediği bir adaymış bu.

Öteki efsaneye göre, Anka, Musa zamanında yaratılmış. Tek ve dişiymiş. Sonra Tanrı bir erkek eş yaratmış ona. Böylece üremiş ve çoğalmış. Musa öldükten sonra, Necd ve Hicaz bunlarla dolmuş. Çevrede ne kadar hayvan varsa yutmuşlar, ardından çocuklara musallat olmuşlar. O sırada peygamber olan Halid b. Sinan el-Absi’nin bedduası üzerine, Tanrı; Anka’yı ve soyunu bir yıldırımla yok etmiş.

Anka Kuşu

Anka Kuşu

Simurg ve Sirenk de denilen Anka, özellikleriyle, ona bağlı olarak oluşan efsanevi öykülerle çıkar karşımıza. Masallarda ve halk arasında Zümrüdü Anka (Zümrüd-i Anka) adıyla geçer. Bu ad, Simurg-i Anka’dan bozulmuş olsa gerektir. Bir başka görüşe göre, cennet kuşuna benzer yeşil bir kuş olduğu için bu ad verilmiştir (Celal Esat Arseven). Arseven, bu kuşun stilize edilmiş çeşitli biçimlerinin, tunç devrinden başlayarak, eski Türklerin süsleme sanatında da görüldüğünü belirtmektedir.

Yaygın bir inanışa göre ve klasik bir masal motifi olarak, Anka’nın Kaf dağında yaşadığı kabul edilir. Bu nedenle şiirde, Kaf ve Anka yan yana kullanılır. Çocukları yuttuğu için de Anka-yı Mugrib denir. Ama onun, daha çok olumlu yönleriyle işlendiği belirtilmelidir. İran mitolojisinde Simurg, Rüstem’in cerrahı, Rüstem’in babası Zâl’in de dadısıdır. Elindekiyle yetinene de ankameşrep, ankatabiat denir.

Cife-i dünya değil ger-kes gibi matlûbumuz
Bir bölük ankâlarız Kaf-ı kanaat bekleriz (Fuzuli)

İsmi var cismi yok bir kuş olarak tanımlanması sonucu, tasavvufta “Vücutta taayyünü olmayan, yalnız zihinde suret bulan heyula’ya teşbih yoluyla ankâ denilmiştir” (Gölpınarlı). Bî-vücûd olarak nitelenmesinin nedeni budur:

Bî-vücûd olmak gibi yoktur cihanın rahatı
Gör ki simurgun ne damı var ne de sayyâdı var (Ragıb Paşa)

Sayd-i şöhret olma Ankâveş olursun bî-vücûd (izzet Molla)