Mahabharata Destanı

Mahabharata Destanı

mahabharataMahabharata (Sanskrit dilinde “Bharata Hanedanı’nın Büyük Destanı”), Hindistan’ın iki büyük destanından biri. Dinsel içeriğinin yanı sıra yüksek edebi niteliğiyle de değer taşır. Kaurava ve Pandava aileleri arasındaki egemenlik mücadelesini anlatan bir kahramanlık öyküsüne, bu öykü çevresinde gelişen bir dizi efsaneye ve didaktik anlatıya yer verir. Hindistan’ın öteki büyük destanı Ramayana’ya (Rama’nın Aşk Öyküsü) birlikte, İÖ yaklaşık 400-İS yaklaşık 200 arasında gelişen Hinduizmle ilgili önemli bir bilgi kaynağıdır. Hindu dininin en önemli kutsal metni sayılan Bhagavadgita (Tanrı’nın Şarkısı), Mahabharata’nın altıncı kitabının bir bölümüdür.

Yaklaşık 100 bin beyitten oluşan şiir İlyada ve Odysseia’nın toplamının yedi katı kadar uzundur. Toplam 18 bölüme (parvan) ayrılır. Bu bölümlerin sonunda da Tanrı Hari’yle (Krişna) ilgili Harivamşa (Tanrı Hari’nin Soyağacı) başlıklı bir ek yer alır. Şiirin yazarı olduğuna inanılan bilge Vyasa daha güçlü bir olasılıkla var olan malzemeyi derleyen kişidir. Destanda ana olay olarak yer alan savaşın tarihi de İÖ 1302 olarak geçmekle birlikte çoğu tarihçiye göre bundan daha geçtir. Şiir İS. yaklaşık 400’de bugünkü biçimini almıştır.

Destan, iki prensten büyüğü olan Dhrtarashtra’nın kör olması nedeniyle, babası öldüğünde krallığın kardeşi Pandu’ya geçmesiyle başlar. Pandu daha sonra çileci keşiş olmak için krallıktan vazgeçince taht Dhrtarashtra’ya kalır. Pandu’nun oğullan olan Pandava kardeşler (Yudhishthira, Bhima, Arcuna, Nakula ve Sahadeva) kuzenleri Kauravalarla (Kuru’nun torunları; bu ad her iki aileye birden aittir, ama ayırt edebilmek amacıyla Dhrtarashtra’nm oğullan için kullanılmıştır) birlikte sarayda büyürler, ama Kauravalarla aralannda doğan düşmanlık ve kıskançlık yüzünden babalan ölünce krallıktan ayrılmak zorunda kalırlar. Sürgündeyken beş kardeş Draupadi ile ortaklaşa evlenir ve hep dost kalacakları kuzenleri Krişna’yla karşılaşırlar. Daha sonra geri dönerek bölünmüş krallıkta refah içinde birkaç yıl geçirirler, ama büyük kardeş Yudhishthira’nın Kauravaların en büyüğü Duryodhana’ya bir zar oyununda yenilmesi üzerine 12 yıl daha ormanda yaşamak zorunda kalırlar. İki aile arasındaki kavga Kunıkshetra (bugün Haryana eyaleti içinde, Delhi’nin kuzeyinde) bölgesindeki bir dizi savaşla sürer. Bütün Kauravalar yok edilir; galip gelen Pandavaların tarafında ise yalnızca beş kardeşle Krişna hayatta kalır. Bir avcının Krişna’yı geyik sanarak yanlışlıkla vurmasından sonra beş kardeş. Draupadi ve kendilerine katılan bir köpekle (kılık değiştirmiş Adalet Tannsı Dharma) birlikte İndra’nın Cenneti’ne doğru yola çıkarlar. Yolda birer birer ölürler, yalnızca Yudhishthira Cennet’in kapışma varır. İnançlarının ve bağlılığının sınandığı bir olaydan sonra Yudhishthira ebedi mutluluğu yaşamak üzere kardeşleri ve Draupadi’yle bir araya gelir.

İki aile arasındaki mücadele yapıtın beşte birinden biraz fazlasını kapsar ve Bharata adıyla ayn bir şiir olarak da kabul edilir. Nala ile Damayanti’nin aşklan, kendini ölen kocasına adayarak Ölüm Tanrısı Yama’yı kocasını diriltmeye ikna eden Savitri’nin efsanesi, hac yerlerinin betimlemesi, birçok mitolojik ve efsanevi öykü de Bharata’taki olaylarla iç içe anlatılır.

Mahabharata öncelikle bir dharma (davranış kuralları) metnidir: Bir kralın, bir savaşçının, felaket döneminde yaşayan bir kişinin ya da ruhgöçünden kurtulmaya (mokshadharma) çalışan birinin uyması gereken davranış kurallarım içerir. Destan, Veda kurban törenlerinden Hinduizmin mezhepçi, içedönük tapınmasına geçiş döneminde biçimlenmiştir. Bu yüzden şiirin değişik bölümleri, farklı ve bazen birbiriyle çelişen inanışları yansıtır. Narayarıiya (XIII. Kitap’ın bir bölümü), Bhagavadgita (VI. Kitap), Anugita (XIV. Kitap) ve sonradan eklenen Harivamşa, Vişnucu düşüncenin erken dönemine ilişkin önemli kaynaklardır. Burada Krişna Tanrı Vişnu ile özdeşleştirilmiş, ayrıca öteki avatar’lar (Tanrıların bedene bürünmesi) da betimlenmiştir.

Mahabharata öyküsü, Güney ve Güneydoğu Asya’daki yerel dillerde yazılı ve sözlü olarak birçok kez yeniden işlenmiş ve her zaman halkın büyük ilgisini toplamıştır. Öyküde anlatılan çeşitli olaylar Kamboçya’daki, özellikle de Angkor Wat ve Angkor Thom’daki kabartmalarda, ayrıca Hint minyatür ressamlarınca betimlenmiştir.