Edebiyatta Tarihi – Tarihsel Eleştiri Kuramı

Edebiyatta Tarihî – Tarihsel Eleştiri Kuramı

⇒  Edebi eserlerin tarihsel süreç içerisindeki yerini ve anlamını kavrayabilmek ve eseri tahlil edebilmek için eserin yazıldığı dönemin bütün şartlarını; daha önceki gelişmeleri ve eserin yazılmasından sonraki eserle ilgili her faktörü değerlendirmek esasına dayanan bir görüştür.

Eserin tarihi gelişme içinde sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel vb. yönleri incelenerek bunlardan hangilerinin ne şekilde eserin anlaşılmasına katkıda bulunduğunu anlayabilmek üzere edebiyat incelemelerinde kullanılan bir metottur.

edebiyatta_tarihi_tarihsel_elestiri Tarihsel metot bir eseri incelemek için tek başına kullanılan bir metot olmaktan ziyade yeri geldikçe tarihi bağlam içerisindeki sosyal verilerden yararlanmak şeklinde uygulanan bir teoridir.

⇒  Klasisizm, romantizm, realizm gibi edebî akımlar doğrultusunda gelişen eleştiri metotları, eserleri açıklamak ve anlamlandırmak için tarihi gelişmenin önemli olduğunda birleşirler. Bu bağlamda birçok farklı eleştirme ve okuma biçimi ortak biçimde tarihsel eleştiri metodundan yararlanır.

⇒  Tarihi ya da tarihsel eleştiri kuramına göre, bir metnin anlaşılması için o metnin yazarının hayat hikâyesinin de bilinmesi gerekir. Zira yazarın çocukluğu, yetiştiği muhit, aldığı eğitim, ideolojik tutumu gibi tarihsel süreçle sıkı sıkıya bağlı veriler, edebî eser eleştirisinde önemli veriler olarak kabul edilir. Bu yönüyle tarihsel eleştiri kuramıyla sanatçıyı merkeze alan edebiyat kuramları arasında benzerlik vardır.

 Tarihsel eleştiri kuramı eserin sosyal işlevine göre değerlendirmelerde bulunur. Bu bakış açısına göre, bir eser, oluşturulduğu toplumda zaman içinde ortaya çıkmış edebiyat geleneklerinden birine dâhil edilebiliyor, yazıldığı dönemin okurunun edebî eserlerle ilgili beklentilerine cevap verebilecek nitelikleri taşıyorsa, o eser, yazılış amacına ulaşmış demektir.

Tarihi eleştiri kuramına bağlı kalan eleştirmenlere göre bir edebi eser yazıldığı dönemde “güzel bir eser” şeklinde nitelendirilmeyi hak ediyorsa bugün de “güzel ve başarılı bir eser” olarak nitelendirilmeyi hak ediyordur. Eserin değerlendirilmesinde yazıldığı dönemin şartlarının esas kriter olarak kullanılması zamanın ötesinde bir edebî kriter oluşturma gayreti içindeki eleştiri metotları tarafından eleştirilmiştir.

Tarihsel eleştiri, eserin eleştiri kriterlerini belirli bir zamanla sınırladığından bütün zamanlara ve bütün metinlere uygulanabilecek evrensel sanatsal ölçütler olmadığına inanır. Bu nedenle de eserin okuyucuda yaratacağı estetik etkiyi ve çağrışım zenginliğini göz ardı ederek edebî metni, tarihî bir belgeyi açıklar gibi açıklar; tarihsel ve ansiklopedik niteliği ağır basan açıklamalarda bulunmayı daha çok önemser.

Tarihi eleştiriyi merkeze alarak yapılacak eleştiride ilk iş, metnin orijinal nüshasına ulaşmaktır. Bu mümkün olamıyorsa orijinale en yakın nüshayı bulmak, farklı nüshalar varsa mukayese ile doğruya en yakını bulmak, dili ve ifadeyi incelemek, gerekiyorsa metin tamiri yapmak gerekmektedir. Bu nedenle tarihsel eleştiri metodu belirli kalıpların dışına çıkamayarak “anlam arkeolojisine” dönüşmüş, donmuş ve yeniliğe kapalı bir metot olarak eleştirilere hedef olmuştur.

Tarihsel eleştiri metodunda edebî eserin oluşum süreci içerisinde hangi dönemde, hangi sanat anlayışıyla, hangi çevrelerde, ne tür hayal sistemleri ve semboller içinde meydana getirildiği önemli bir husustur.

Tarihi eleştiri metodunda eser, incelenirken kendisinden önceki, kendi çağındaki ve kendisinden sonraki eserlerle karşılaştırılır. Bu nedenle ister istemez metinlerarası bir ilişki söz konusu olur. Bu durum da metinlerarasılık ile tarihi eleştiri arasında bir metot benzerliği oluşmasına olanak tanır.