Edebi Metin Nedir? Özellikleri, Türleri

Edebi Metin Nedir? Edebi Eser Nedir?  Metin Nedir? Türleri, Özellikleri

Edebî metin nedir?

Edebî metinler, insanların iç dünyasında zevk uyandırmak ve onları etkilemek için ortaya konulan edebi yazılardır. Şair ve yazarlar bu etkiyi gerçekleştirmek için kelimeler üzerine yoğun ve derin anlamlar yükler, kimisi şekil açısından bunu yakalamak ister kimi de anlam açısından …

Edebi metinlerde amaç sadece anlamları sunmak değil aynı zamanda kişiyi etkilemek amaçların en başında gelir. Şair ve yazarlar hayal dünyasını düşünceleriyle yoğunlaştırır ve bunu yazıya döker. Edebi metinleri anlamak için söz ve terkipler, edebi tarzlar hakkında ön bilgiye sahip olunmalıdır.

Bir başka ifadeyle edebi metin, duygu düşünce ve hayallerin insanda heyecan ve hayranlık uyandıracak şekilde ve estetik bir yapı içinde söylenmesi ve yazılması ile oluşan edebiyat ürünlerine denir.

Edebî Metnin Özellikleri :

  1. İşlenmiş bir dil ve anlatımla oluşur.
  2. İnsanda güzel duygular, hayaller ve zevkler uyandırır.
  3. İnsanın duygu düşünce ve hayallerini besler.
  4. Ait oldugu toplumun sosyal ve kültürel özelliklerini taşır.
  5. Edebi olmayan metinler çoğunlukla öğreticilik amacı taşır. Oysa edebi metinler sanat amacıyla meydana getirilir.
  6. Edebi metin aracılığıyla oluşturulan sanat etkinliği, insanın varlık şartlarından biridir.
  7. Edebi metin oluşturma ihtiyacı her dönemde, her yerde insanın gerçekleştirdiği etkinliklerden biridir.
  8. Edebi metin kurmacadır (hayali, tasarlanan).
  9. Edebi metin tikel (tek, parça) olanda tümeli (bütün) temsil eder; edebi metinde dile getirilen gerçeklik bir kişiye, yalnız bir olaya veya bir ana özgü değildir. Edebi metinde farklı dönemler, birçok görünüş ve kişi bu yapı ve söyleyişte temsil edilir.
  10. Edebi metin özel bir iletişim aracıdır. Bu iletişim, sanat güdüsüyle hareket eden göndericinin (sanatçı) ortaya koyduğu metin aracılığıyla (ileti) aynı sanat güdüsüyle bu metne yaklaşan alıcı (okuyucu) arasında gerçekleşir.
  11. Edebi metin aracılığıyla gerçekleştirilen iletişim genel değil özeldir; bu sanata ilgi duymayan alıcıların algı ve ilgi alanının dışındadır.
  12. Sözlü olması mümkünse de daha çok kitap kanalıyla gerçekleşir.
  13. Her edebi metin, belirli bir tema etrafında oluşur. Tema sanatçının eserini yazmaya başlamasından önce vardır. Yazarın yazacaklarının özü olarak zihninde önceden tasarladığı çekirdek düşünce, duygu, olaydır.
  14. Her edebî metin bir sistemdir, okuyucu karşısına tamamlanmış bir sistem olarak çıkar. Bu sistem metnin iskeleti durumundaki yapı çevresinde oluşur Sistemi oluşturan parçalar bağımsız değildir; metnin temasını ortaya çıkarmak için vardır.
  15. Edebî metinlerde dil şiirsel (poetik, sanatsal) işlevde kullanılır.
  16. Edebî metin çağrışım ve duygu yoğunluğu anlamına gelen yan anlam bakımından zengindir.
  17. Edebî metin her okunduğunda yeni anlamlar kazanır; edebî metnin çok katmanlı olması yanında, duygu ve çağrışım değerleri bakımından zengin olması, okuyucunun yaşı, bilgisi, içinde bulunduğu ruhsal durum, metni anlamada ve ondan haz almada önemli faktörlerdir.
  18. Edebî metinde anlam ve bağlam sıkı ilişki içindedir. Yazarın mekân, kişiler ve olayın niteliği ile bizi hazırladığı bağlam, bizim metni anlamamızda etkilidir.
  19. Her edebî metin kendinden önce ve sonra yazılan edebî metinlerle ilişki içindedir. Gelenek denilen bu durum, her yazarın okuduğu metnin içerik ve biçiminden bir şekilde etkileneceği ve bunun da son derece doğal olduğu belirlemesine dayanır. Aynı şekilde her edebî eser kendinden sonra yazılacak başka metinleri de etkiler.
  20. İnsanoğlu her mekân ve zamanda “anlatma, gösterme ve coşku ile dile getirme” biçimleriyle kendisini ifade etmenin bir yolunu bulmuştur. Buna göre edebî metinleri “anlatma”, “gösterme” ve “coşku ile dile getirme” yöntemlerinden birine bağlı olarak üç grupta toplayabiliriz.
  21. Edebî metinlerle ilgili olarak “anlatma” ile destandan modern romana kadar oluşan metinler; “gösterme” ile ilk tiyatro denemelerinden günümüze kadar gerçekleşen tiyatro metinleri; “coşku ile dile getirme” ile de her türlü şiir kastedilmektedir.
  22. Edebî metin organik bir bütündür. Bir bölümünü çıkarmak bütünün anlamına zarar verir.
  23. Edebî metin yazıldığı dönemin zihniyet unsurlarını yansıtır. Çünkü sanatçı eğitimi, duyarlılıkları, sanat anlayışı ile yaşadığı zaman diliminin bir parçasıdır.

METİN NEDİR?

Metin, belirli bir iletişim bağlamında, bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak üretilen anlamlı bir yapıdır. Metin çok farklı düzeylerde dille iletişimde bulunmak amacıyla cümlelerden oluşan, cümlelerle oluşturulan anlatma ve anlaşma aracıdır.

Metnin oluşumunda sesten paragrafa dil birimleri kullanılır.

Türkçe Sözlük, “metin” kavramını “bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü” olarak tanımlıyor. Şu halde basılı bir roman, öykü ya da gazetede herhangi bir sayfada gördüğümüz yazı, bir metin oluyor. Yine bir ilaç kutusundan çıkan ve o ilacı tanıtan bilgiler topluluğu ya da bir cep telefonunun kullanma kılavuzunda yer alan yazılar, birer metin oluşturuyor.

Metinler, yazılış amaçları, işlevleri ve gerçeklikle ilişkileri bakımından çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. İşlevleri yönüyle metinler, sanatsal (edebî) metinler ve öğretici metinler olmak üzere iki grupta incelenebilir.

Metinlerin Gruplandırılması

A) SANATSAL (EDEBÎ-KURMACA) METİNLER VE ÖZELLİKLERİ

Sanatsal metinlerin kapsamına destan, halk hikâyesi, masal, fabl, öykü, roman, tiyatro gibi türler girer. Bu türlerde anlatılanların bir kısmının hiçbir gerçeklik temeli yoktur. Masal, fabl gibi türler de bu gruba dâhil edilebilir. Bir kısmı istenirse gerçeklikten hareket edilerek, İstenirse tümüyle tasarlanarak yaratılır. Öykü, roman, tiyatro gibi türler böyledir. Bir kısmı mutlaka bir gerçekliğe dayanır; ama söz konusu gerçeklik bir düş ve kurgu perdesinin altında nerdeyse görünmez hâle gelir. Destanhalk hikâyesi gibi türler de bu gruba dâhil edilebilir.

Sanatsal metinler, “kurmaca metin” olarak da adlandırılabilir. Kurmaca metinlerin varlık nedeni okuru bilgilendirmek, ona bir şeyleri öğretmek değil, onu kendi kurduğu bir dünyanın içine çekerek dar yaşam alanının dışına çıkarmak ve başkalarının yaşamına ortak etmek, eğlendirmek, dolayısıyla da onun yaşantılarını zenginleştirip renklendirmektir. Böyle metinler; anlatıcı, kişi, zaman, mekân olay öğeleriyle kurulurlar.

Kurmaca metinlerin öğretici-eğitici işlevi, doğrudan değil, dolaylıdır. Bu metinler daha çok, estetik zevk vermek, heyecan uyandırmak amacıyla yazılır. En gerçekçi kurmaca yapıtlarda bile hiçbir okur gerçeğin kendisini bulamaz. Çünkü yazar, ele aldığı gerçekliği yaratıcılığını, düş gücünü, özlemlerini, sanat zevkini, hayata bakış açısını vb. işin içine katarak yeniden yaratır. Gerçekliği kurgular, eklemeler ve çıkarmalar yaparak ona dilediği biçimi verir. Yani kurmaca bir metindeki kişi, zaman, mekân, olay öğeleri farklı bir yazar tarafından değiştirilip farklı şekilde yeniden kurgulanabilir. (Sözgelişi, Kurtuluş Savaşı’nı farklı yazarlar, farklı biçimde kurgulayarak anlatabilir.) Bu yüzden de aynı gerçek olay ve kişilere dayalı hiçbir kurmaca yapıt, diğerine benzemez.

Kurmaca metinler günlük hayatın ve bilimin gerçekleriyle doğrulanmak zorunda değildir. Bu nedenle , de yüzyıllar boyunca tazelik, gerçeklik, evrensellik ve , güncelliklerinden bir şey kaybetmezler. Geçmişte birçok bilim adamının geliştirdiği çok sayıda bilimsel kuram geçerliliğini yitirmesine karşın Suç ve Ceza, Goriot Baba ve Fareler ve İnsanlar gibi kurmaca yapıtlar canlılıklarını hâlâ korumaktadır. Kurmaca metinlerde nesnellikten söz edilemez, böyle yapıtlar biriciktir, bunların eşi ve benzeri yoktur.

Kurmaca metinlerde yazar neyi anlattığından çok nasıl anlattığına önem verir; yani üslup (biçem) yaratma kaygısıyla hareket eder. Dili kendine özgü bir şekilde kullanır. Kendisini sözcüklerin mevcut anlamlarıyla sınırlamaz, onlara belli bağlamlar içinde yeni anlamlar yükler. Mecaza dayalı sanatlardan yararlanabilir. Bu yüzden de kurmaca metinlerde dil genellikle şiirsel-sanatsal işleviyle kullanılır. Kurmaca metinler, yoruma açık nitelikler taşır; bu yüzden de kurmaca metinlerden herkesin aynı anlamları çıkarması, aynı sonuçlara varması, anlatılanları zihninde aynı biçimlerde tasarlaması beklenemez.

Kurmaca metinlerde açıklayıcı, tartışmacı anlatım pek görülmez. Kurmaca metinler genel olarak öyküleyici ve betimleyici anlatımla yazılır. Kurmaca metinlerde tanımlama, örnekleme, tanık gösterme, sayısal ve bilimsel verilerden yararlanma gibi düşünceyi geliştirme yolları kullanılmaz. Üsluba ağırlık verildiğinden deyimlerden, ikilemelerden, sözcüklerin duygusal anlamlarından yararlanma; benzetmekişileştirmekonuşturmaeğretileme sanatlarına başvurma gibi anlatımı geliştirme yollarına ağırlık verilir. İstendiğinde diyaloglar, monologlar vb. ön plana çıkarılır.

B) ÖĞRETİCİ METİNLER VE ÖZELLİKLERİ

Öğretici metinler, adı üzerinde okuyucuya bir şeyler öğretmeyi amaçlayan metinlerdir. Bunların bir kısmı gerçek bir yaşamdan kaynaklanır. Günce, mektup, otobiyografi, biyografi, anı, röportaj, haber yazısı, gezi yazısı gibi türler bu gruba girer. Bir kısmı ise düşünce boyutludur. Makale, fıkra, deneme, eleştiri gibi türleri de bunlara örnek gösterebiliriz.

Öğretici metinlerde dil, daha çok göndergesel işlevinde kullanılır. Yazar nasıl söylediğinden çok ne söyiediğine(konuya) önem verir. Üslup yaratma kaygısıyla hareket etmez. Bu yüzden de sözcükleri genelde gerçek anlamlarıyla kullanır. Dilin anlatım olanaklarını fazla zorlamaz. Okuyucu üzerindeki etkisi bakımından anlatımın özlü, duru, yalın, açık ve akıcı olmasına özen gösterilir.

Öğretici metinler, kaynağını hayal dünyasından değil, gerçek dünyadan alır. Metne yansıtılan gerçek yaşam ve yaşantıların çarpıtılmamasına özen gösterilir. Doğruya, gerçeğe ve nesnelliğe önem verilir. Bu yüzden de anlatılanların doğruluğu ya da yanlışlığı genellikle kanıtlanabilir. Bu tür metinlerde amaç, ya okura doğrudan bilgi vermek, bir şeyler öğretmek ya da onu birtakım soruların ağına düşürüp düşündürerek onda tutum ve davranış değişiklikleri yapmaktır. Bu yüzden de öğretici metinlerde genel olarak açıklayıcı ve tartışmacı anlatıma ağırlık verilir. Tanımlama, tanık gösterme, örnekleme, sayısal ve bilimsel veriler kullanma gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurulur. Bu tür metinler, genellikle giriş, gelişme, sonuç aşamalarına dayalı bir planla yazılır.

Edebî metinlerde dil, bilgi aktarmak veya öğretmek amacıyla kullanılmaz. Kelimeler, günlük hayatta, herkesin bildiği, alışılmış anlamlarıyla değil, yazarın okuyucuya sunmak istediklerine göre yeni anlamlar yüklenir.

Edebî Metinler İle Bilimsel Metinlerin Farkı

Bu bakımdan anlatmaya bağlı edebî metinler ile bilimsel metinler birbirinden farklıdır. Bilimsel metinlerde anlam herkes için aynıdır. Hiçbir yerde ve durumda değişmez. “Akdeniz’in bitki örtüsü makidir.” gibi bir cümle herkes tarafından aynı şekilde algılanır. Ancak edebî metinlerde, okuyucunun o anda içinde bulunduğu ruh hâli, dünya görüşü, bilgi ve kültür seviyesi edebî metnin anlamını değiştirir. Çünkü edebî metinlerdeki sözler veya söz grupları yalnızca sözlük anlamlarıyla metinde yer almazlar; bulundukları bağlama(ortama) göre anlam değeri kazanırlar.

Edebî metinler yan anlam bakımından zengindir. Kelimeler ve kelime grupları, metin içerisinde farklı anlamlar kazanır. Bu nedenle edebî metinler anlam bakımından zenginleşir. Tek bir anlamları bulunmaz, okuyucunun bilgisi, görgüsü, psikolojik durumuna göre yeniden anlamlandırılır ve yorumlanırlar.

Anlam, Anlama, Anlatım, Yorum ve Yorumlama

Bir metnin yorumundan söz edebilmek için, onun anlamı üzerinde durmak gerekir.

Anlam, iletişim esnasında, iletinin, alıcıda uyandırdığı her türlü etkidir. Anlam, anlatımla gerçekleşir.

Anlatım ise; düşüncenin, duygunun kısacası anlamın sözle, davranışla, jest ve mimiklerle alıcıya ulaştırılmasıdır.

Anlatmak insan için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Bunun oluşması için bir gönderici (yazar), bir alıcıya (okuyucuya) ve bir iletiye (mesaja) ihtiyaç vardır. Bu iletinin alıcı tarafından tam olarak algılanabilmesi için alıcı ile gönderici arasında dil ve kültür birlikteliğine, alıcının bilgi bakımından donanımına ihtiyaç vardır. Bu bakımdan ileti ile alıcı arasında bir bağın bulunması gerekir.

Okuyucunun metni yeniden anlamlandırma, değerlendirme va adlandırmasına yorum denir.

Edebî metinler okuyucunun kültürüne, anlayışına, zevkine, içinde bulunduğu psikolojik duruma göre yeni anlam değerleri kazanırlar.

Anlam değerleri her okuyucuda ve her okunduğunda yenilenir. Bu bakımdan edebî metinlerin bir tek anlamları yoktur. Her okunduğunda yeniden anlam kazanır, yeniden yorumlanırlar. Bu da kurmaca oluşlarından ve yan anlam bakımından zenginliklerinden kaynaklanır.

Anlatmaya bağlı edebî metinlerde yazarlar, dış dünyadan aldıkları izlenimleri bir tema çevresinde kurmaca bir yapı ile anlatırlar. Kurmaca gerçek olmayan demektir. Onların da kendi içerisinde dereceleri vardır. Dış dünyada yaşanan gerçek bir olayın anlatıldığı ve gerçeklik iddiası taşıdığı metinler, tarih veya hatıradır.

Ayrıca bakınız:

Benzer İçerikler:

Başa dön tuşu