Sözcüklerin Yanlış Kullanılması (Anlatım Bozukluğu)

Sözcüklerin Yanlış Kullanılmasından Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları

Sözcüklerin yanlış kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozuklarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

1. Birbiriyle Karıştırılan Sözcüklerin Kullanımı
2. Bir Sözcüğün Yerine Yanlış Anlam Verecek Şekilde Başka Bir Sözcük Kullanılması
3. Deyim ve Atasözü Yanlışları
4. Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık

1. Birbiriyle Karıştırılan Sözcüklerin Kullanımı

Seslerinin benzerliği ya da anlamlarının yakınlığı nedeniyle sözcükler karıştırılabilir. Bu tür yanlışlar sesçe birbirine yakın sözcüklerin karıştırılmasından kaynaklanır.

Örnekler:

  • yaşam ⇔ yaşantı
  • çözülmek ⇔ çözünmek
  • deyim ⇔ deyiş
  • direk ⇔ direkt
  • yakın ⇔ yaklaşık
  • duygu ⇔ duyu
  • çatışma ⇔ çakışma
  • hazine ⇔ hazne
  • ilişkin ⇔ ilgili
  • etken ⇔ etkin
  • fiyat ⇔ ücret
  • lâik ⇔ lâyık
  • nüfus ⇔ nüfuz
  • maiyet ⇔ mahiyet
  • asgari ⇔ askeri
  • adet ⇔ âdet
  • çekimser ⇔ çekingen
  • ayrıcalık ⇔ farklılık
  • kuraklık ⇔ kuruluk
  • süresinde ⇔ süresince
  • yaşantısında ⇔ yaşamında
  • mahsur: kuşatılmış ⇔ mahzur: engel
  • mütehassıs: uzman ⇔ mütehassis : duygulu
  • mütevâzî: paralel ⇔ mütevazı: alçak gönüllü
  • portre: insan resmi ⇔ porte: bir işin genişlik ve önem derecesi
  • rekâbet: binme ⇔ rekabet: rakiplik
  • yönetmenlik: “yönetmen”lik mesleği ⇔ yönetmelik : tüzük
  • vâris: mirasçı ⇔ varis: toplardamar genişlemesi

Ayrıca bakınız Yanlış Yazılan/Kullanılan/Söylenen Sözcükler

  • “Tanımadıkları bir ortama gelen kişiler ilk başlarda çekimser olur.” (çekingen)

cümlesindeki “çekimser” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Bu sözcük görüş bildirmekten çekinmek anlamındadır. Oysa cümlede verilmek istenen anlam “ürkek, sıkılgan”dır. Öyleyse bu cümlede “çekingen” sözcüğü kullanılmalıdır.

  • Türkiye’de birçok göl kuraklık tehlikesi yaşıyor. (kuruma)

cümlesinde “kuraklık” sözcüğü yanlış kullanılmıştır; çünkü bu sözcük “toprak için nemi olmayan, çorak” anlamında kullanılır. Cümlede ise topraktan değil, gölden söz edilmiş. Öyleyse göllerde suyun çekilmesi söz konusu olabilir. Bu da “kuruma” sözcüğü ile anlatılabilir. Bu durumda cümlenin doğru şekli şöyle olacaktır: “Türkiye’de birçok göl kuruma tehlikesi yaşıyor.”

Diğer Örnekler

  • Mahalleler birbirine yaklaşık olarak kurulmuştu. =”yakın” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Almanya’dan öğretim durumumu gösteren bir belge istiyorlar. Öğretim (=öğretme) eylemidir. Bu cümlede öğrenim (=öğrenme) eylemi olmalıdır.
  • Onların azımsadığı genç edebiyatçılar çok başarılı oldu. =”küçümsediği” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Başkanın konuşması bütün ülkede olumlu tepkiler yarattı. tepki (=bir olaya, bir güce karşı geri tepme). Bu cümlede “etki” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Çekimserliği yüzünden hiç hakkını arayamaz. =”çekingenliği” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Çocuğun bütün vücudunu büyük büyük yaralar kapsamıştı. kapsamak (=içine almak). Bu cümlede “kaplamıştı” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Kaldırım kenarına ekilen kısa, geniş yapraklı ağaçlar trafik akımını engelliyordu. (“ekilen” değil “dikilen”; “akımı” değil “akışı” olmalıdır)
  • Yolun solundan giden taşıt aracı, hantallığından az daha kazaya neden oluyordu. (“taşıt aracı” yerine “taşıma aracı” veya sadece “taşıt” denmelidir.)
  • Basılan dergiler hangi yayımevi tarafından yayınlanacak. (“yayımevi” değil “yayınevi”dir; “yayınlanacak” yerine de “yayımlanacak” denmelidir.)
  • Romanın gelişme süresinde yapılan hatalar sonraki yıllarda giderildi. (süresince)
  • Kısa süren yaşantısında yazar, ömrünü yazmakla geçirdi. (yaşamında)
  • Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi. (farklılık)
  • Bu binalar gerçekten çok yaklaşık yapılmış. (yanaşık)
  • Size birazdan düğün resimlerini göstereceğim. (fotoğraflarını)
  • Bir öğrenci sınıfta kalmışsa onun sınıfı geçmesini güçlendiren nedenleri araştırmak gerekir. (güçleştiren, zorlaştıran)
  • Bizden son öğretim durumunu gösteren bir belge istedi. (öğrenim)
  • Vatandaşlarımız arasında din, dil, ırk ayrıntısı yapılamaz. (ayrımı)
  • Bazı öğrenciler derste çok çekimserdir. (çekinkendir)
  • Uzun saçlı bir genç geldi, kendini bize tanıştırdı. (tanıttı)
  • Vezüv etken bir yanardağdır. (etkin)
  • Deterjandan elleri tahrip oldu. (tahriş oldu)
  • Bu bölgenin kendine özgün gelenekleri vardır. (özgü)
  • Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı. (yansıyan)
  • Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı. (yayımlandı)
  • Belediyeler sık sık güz etkenlikleri yapıyor. (etkinlikleri)
  • Çocukların birbirleriyle uygunluk içinde olmaları çok güzel. (uyum)
  • Bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok. (ayrım)
  • Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun. (yüksek)
  • Kar yolu kapadığı için geçit servis yolundan sağlanıyordu. (geçiş)

2. Bir Sözcüğün Yerine Yanlış Anlam Verecek Şekilde Başka Bir Sözcük Kullanılması

  • Bazı eylemler olumlu durumlarda, bazıları olumsuz durumlarda kullanılır. Olumluluk ifade eden sözcükler olumsuz durumlar için; olumsuzluk ifade edenler ise olumlu durumlar için kullanılmamalıdır.
  • Sözcüğün anlamına uygun olmayan kullanımı anlatım bozukluğuna neden olur.

Örnekler:

  • “Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden oldu.”

cümlesindeki “neden olmak” eylemi daima olumsuz anlamlar verecek biçimde kullanılır. Oysa işin kısa sürede bitirilmesi olumlu bir durumdur. Öyleyse “neden oldu” sözü bu cümlede yanlış kullanılmıştır. Cümlenin doğru şekli: “Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmemi sağladı.”

  • Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.

”olumlu tepki” olamaz, ”olumlu karşılama” olur. Aynı zamanda petrol ucuzlar, fiyat ucuzlamaz. Cümlenin doğru şekli şöyle olacaktır: “Petrol fiyatlarının düşmesini halk olumlu karşıladı.”

  • Bu pahalı bir taştır, ücreti neyse ödersiniz.

Ücret bir emek karşılığında ödenen bedeldir. Bu cümlede ise bir emekten bahsedilemez, çünkü kastedilen şey “taş”tır. Burada “taş”a biçilen değerden yani “fiyat”tan bahsedilebilir. Taşın ücreti olmaz, fiyatı olur.

  • Böyle bir hastalığa yakalananların ölme şansı yüksektir.

Ölüm bir şans olarak değerlendirilemez. Burada “şans” sözcüğünün yerine “ihtimal/ olasılık” sözcükleri getirilebilir.

  • İştahının açık olması gereğinden çok şişmanlamasını sağladı.

Çok şişmanlamak istenen bir durum değildir. Bununla birlikte “sağlamak” sözcüğü olumlu durumlar için kullanılır. Bu cümlede “sağlamak” yerine “neden oldu” veya “yol açtı” sözleri kullanılabilir.

  • Derslerine planlı, programlı, düzenli çalışmaması onun başarısız olmasını sağladı. (…olmasına neden/sebep oldu.)
  • İlaçlarımızı düzenli kullanmak, çabuk iyileşmemize neden olur. (İlaçlarımızı düzenli kullanmak, çabuk iyileşmemizi sağlar.)
  • Bahçemize çiçek tohumları diktik. (ektik)
  • Güzel bir kravat giymişti. (bağlamıştı – takmıştı)
  • Teller daha güçlü direklere döşendi. (bağlandı –gerildi)
  • Bize deneyimlerini dedi. (anlattı)
  • Teknoloji çok hızlı artıyor. (gelişiyor)
  • Sağlığına özen göstermeyince eski hastalığına kavuştu. (yakalandı)
  • Takımın elenmesinde her oyuncunun katkısı var. (suçu =kabahati=sorumluluğu)
  • Olayların gerçek yüzü, araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak. (nedeni=sebebi)
  • Küçük kızın saçları hayli büyümüş. (uzamış)
  • Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya ekemezsiniz. (dikemezsiniz)
  • Son dakika içerisinde attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı. (…gelmesini sağladı.)
  • Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur. (Başarısızlığını nedeni, düzensiz çalışması.)
  • Yarın İzmir’e gidecek; buna zorunlu. (mecbur)
  • Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur. (has)
  • Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir? (ihtimalimiz)
  • Bu onların bolluğa düştükleri zaman bile savurganlık etmelerine yol açar. (kavuştukları)
  • Şimdi size yarın yayınlanacak programlardan bazılarını hatırlatıyoruz. (tanıtıyoruz)
  • Bence sizin bu sınavı kaybetme şansınız hiç yok. (ihtimaliniz)
  • Bugün dünyanın yüz kırk ülkesinde cüzzamlılar günü kutlanıyor. (etkinlikleri düzenleniyor)
  • Bu yıl babamın yüzünden sınıfı geçtim. (sayesinde)
  • Annesi iyi çorap dokurdu. (örmek)
  • Ektiğin fidanlar meyveye döndü. (diktiği fidanlar)
  • Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi. (riskten)
  • Aldıkları para mutluluklarına yol açtı. (…mutlu olmalarını sağladı.)
  • Cumhuriyet 1923 tarihinde ilan edildi. (yılında)
  • Ben 21 Mart 1978 yılında doğmuşum. (tarihinde)
  • Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere tatil iyice yanaştı. (sona ermek)
  • Tırnakların bir hayli büyümüş. (uzamış)
  • Dünden itibaren yağmur yağıyor. (beri)
  • Adamın başına silahı dayayarak cebindeki parayı çalmışlar. (almışlar)
  • Bize yapılacak her türlü baskı bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır. (hiçbir)
  • Bu gençleri azımsamak, onların başarılı olacaklarına inanmamak doğru değil. (küçümsemek)

3. Deyim ve Atasözü Yanlışları

Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ve halk diline, kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır. Bu yüzden deyimlerdeki, atasözlerindeki kelimeler kesinlikle değiştirilemez.

  • Babasını görünce paçaları tutuştu. (etekleri)
  • Çok acıktım midem zil çalıyor. (karnım)
  • O kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez. (iğne)
  • Alma garibin ahını, çıkar aheste aheste. (mazlumun)
  • Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu. (tüylerim)
  • Bu konuyu onunla bir görüş o yol yolak bilen biridir. (yordam)
  • Sınavı kazanmak için bu kadar çaba vereceğini düşünemezdim bile. (çaba göstereceğini)
  • Ağır oturup doğru konuşalım. (Deyimin doğrusu: Eğri oturup doğru konuşalım.)
  • El elin eşeğini şarkı söyleyerek arar. (Atasözünün doğrusu: El elin eşeğini türkü çağırarak arar.)
  • Bir baş sarımsak bir kazanı kokutur. (Atasözünün doğrusu: Bir baş soğan bir kazanı kokutur.)

Cümledeki anlama uygun doğru deyimin veya atasözünün kullanılmaması da anlatım bozukluğuna neden olur. Kullanılan deyim veya atasözü cümleye de uygun olmalıdır.

  • “Öğretmenin anlattığı konu tüm öğrencilerin dikkatini çekmişti. Herkes kulak kabartmış, öğretmeni dinliyordu.”

“Kulak kabartmak” deyimi, belli etmemeye çabalayarak dinlemek anlamındadır. Bu cümlede kullanılabilecek doğru deyim, “kulak kesilmek” olmalıdır.

  • Ona ayak bağı oluyor, işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.

“Ayak bağı olmak” deyimi, bir yere gidilmesine veya bir işin yapılmasına engel olmak anlamındadır. Deyimin anlamı yanlış açıklanmış.

  • Ona yardım et, elinden geleni ardına koyma.

“Elinden geleni ardına koymamak” deyimi, yapabileceği bütün kötülükleri yapmak anlamındadır. Cümlenin anlamına uygun olmayan bir deyim kullanılmıştır. Bu cümlede kullanılabilecek doğru deyim, “elinden geleni yapmak” olmalıdır.

  • Ev sahibi, Ayşe Hanıma bu ne şıklık böyle deyince Ayşe Hanım üzerine alındı.

“Üzerine/üstüne alınmak” deyimi; bir davranışın, sözün kendisine karşı olduğunu sanarak incinmek, kırılmak anlamındadır. Yukarıdaki cümlede yanlış bir deyim kullanılmıştır.

  • Kadın öfkeden ve acıdan çıldırıp saçını süpürge etmiş.

Bu cümlede yanlış deyim kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur. “Saçını süpürge etmek” deyimi, (kadın) birileri için çok özveride bulunarak çalışmak, hizmet etmek anlamındadır. Bu cümlede “küplere binmek” deyimi kullanılabilirdi.

 4. Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık

Bir sözcük dil bilgisi kurallarına aykırı türetilirse anlatım bozukluğu doğar. Sözcüklere yanlış ekler ya da sözcükler eklenerek bu tür yanlışlar yapılır.

Örnekler:

  • Yemek yiyilip, kahveler içildikten sonra konuya geçildi. =yenilip (“yemek” eyleminin edilgeni “yenilmek”tir)
  • Toplantıda Doğu’daki bazı bölgevi meseleler ele alındı. =”bölgesel” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • “Eva Peron” belgeselinde halkın tezahüratları abartılıydı. =gösterileri (“tezahürat” zaten çoğuldur, -lar çokluk eki gereksiz.)
  • Her yaz Boğaz’da bir sayfiyelik ev kiralarız. =yazlık (“sayfiye” yazlık anlamındadır. )
  • Yeşil beldemizi güzelletelim. =”güzelleştirelim” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Bu yöntem bana gayripratik göründü. =kolay görünmedi (“gayri” Arapça, “pratik” Fransızcadır.)
  • İki ülke arasındaki kardeşane ilişkiler geliştirilmelidir. =kardeşçe (“kardeş” Türkçe, “ane” eki Farsçadır.)
  • Hafta içi taşıt araçları cadde üzerinde on dakikadan fazla kalamazlar. =taşıtlar, araçlar, taşıma araçları
  • Kendisini yakinen tanırım. =yakından (“yakın” Türkçe, “en” eki Arapçadır.)
  • Bayramınızı kutlular, ellerinizden öperim. =”kutlar” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Rahmetlik amcam bu günleri göremedi. =”rahmetli” sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Mehmet Efendi on beş yıldır bakkalcılık yapıyor. (bakkallık)
  • Yiyecekleri kokturmuşsun. (kokutmuşsun)
  • Bölgevi sorunlar artıyor. (bölgesel)
  • Her şeyi pahalılandırmışsınız. (pahalılaştırmışsınız)
  • Bilinçleşmenin gerçekleşmesini eğitim sağlayacaktır. (bilinçlenmenin)
  • Dilimizi çirkinletmeyelim. (çirkinleştirmeyelim)
  • Sizce bu kişi kaçtı mı kaçtırıldı mı? (kaçırıldı mı?)

KONU İLE İLGİLİ SORULAR

SORU-1

Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?

A) Oylamada oy çoğunluğu sağlanamadığı için seçimi kaybettik.
B) Bu madde mikropların öldürülmesinde çok etkendir, deniyordu.
C) Markete on metreye yaklaşık bir mesafede bir tanıdığa rastlamıştım.
D) Kısa bir süre için evden uzaklaşmak zorunda olduğunu hissediyordu.
E) Yurt dışında uzun yıllar süren eğitiminden sonra Türkiye’ye döndü.

  • A seçeneğinde “oy çoğunluğu” yerine “oy çokluğu”,
  • B’de “etken” yerine “etkili”,
  • C’de “yaklaşık” yerine “yakın”,
  • E’de ise “eğitim” yerine “öğretim” sözcüğü kullanılmalıdır.
    Doğru seçenek D’dir.

SORU-2

I. Bu kuruluşa yıllarca emek verdi.
II. Anlatıyorum; ama beni hesaba almıyor.
III. Kadın öfkeden ve acıdan çıldırıp saçını süpürge etmiş.
IV. Okulun yapımında bizim de emeğimiz geçti.
V. O sanatçı da iki ay sonra sabun köpüğü gibi söndü.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisinde yanlış deyim kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

ANLATIM BOZUKLUKLARI

Anlatım bozukluklarının nedenlerini şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

Ayrıca bakınız: