Konuşma İlkeleri ve Özellikleri

Konuşma İlkeleri ve Özellikleri

Konuşma İlkeleri ve Özellikleri

İçerik:

1- Seslendirme
2- Diksiyon (Telaffuz)
3- Konuşma Hazırlığı
4- Açıklık
5- Konuya Hâkimiyet
6- Dinleyicinin Tanınması
7- Üslup
8- Konu Bütünlüğü

1- Seslendirme

Sözlü anlatımda konuşma yapacak olan her insan, öncelikle hangi ses rengine ve tonuna sahip olursa olsun sesinin farkına varmalıdır. Normal ses tonun dışında bir dinleyici karşısında konuşurken sesinin gücünden yararlanması gerektiğini düşünmesi gerekir. Günlük hayatta evde, işte, dost meclislerinde konuşurkenki ses tonundan farklı olarak, sesinin sözlü anlatımdaki konuşmalar için nasıl kullanılabileceğine dair kendi üzerinde bir araştırma yapması gerekir. Konuşmacının sesini bilinçli olarak kullanması dinleyici üzerinde olumlu etki oluşturur. Özellikle konuşulan mekân ve yapılan konuşma açısından, bu yönde yapılmamış bir hazırlık konuşmacının konuşmasını doğru yapmasına engel olacaktır.

Konuşurken sesin gücünden ve özelliklerinden faydalanmak yüksek sesle ya da sesini incelterek, kalınlaştırarak konuşmak değildir. Bu ses hadiseleri konuşma anında gerçekleşebilir; ses inceltilir, kalınlaştırılır, yükseltilir. Bu konuya, sözcüklere, konuşmanın akışına ve dinleyicinin tepkisine bağlı olarak olur. Bunlardan önce, konuşma yapacak kişi sesi üzerinde farklı seslendirme denemeleri yaparak, sözlü anlatım için kendince en uygun ses tonunu yakalayıp konuşmasını bu ses tonunda yapmalıdır. Bu yöndeki çalışmalarda dışarıdan da destek alınabilir. Dinleyici olarak katıldığı toplantılardaki konuşmacıları, bu yönlerini de dikkate alarak dinleyip kendi konuşma sesini oluşturabilir. Konuşma yapacak her insan için bu konuşmanın temel ilkesi olarak bilinmeli ve uygulanmalıdır.

2- Diksiyon (Telaffuz)

Sözcüklerin ve cümlelerin dilin milli ses yapısına uygun olarak doğru şekilde seslendirilmesine diksiyon denilmektedir. Konuşulan dilin ses özelliklerine uygun olarak yapılan seslendirmeler doğru diksiyonu oluşturacaktır. Bunun için konuşma yapacak kişinin konuştuğu dili çok iyi bilmesi ve dil bilincine sahip olması gerekir. Türkçenin standart ses özellikleri için İstanbul Türkçesinin ses özellikleri kabul edilmiştir. Yazarken ve konuşurken, Türkçenin İstanbul’da konuşulan hali doğru olarak kabul edilmiştir.

Türkçe konuşma yapacak olan kişi bu ses sistemine uygun olarak sözcükleri seslendirmeli ve tonlamaları yapmalıdır.

Diksiyonda başarılı olmak için konuşmacının belli bir kültürel, entelektüel ve zihinsel olgunluğa erişmesi gerekir. Özellikle bu süreç Türkiye’de üniversite mezuniyetiyle beraber başlamaktadır. Üniversite bitiren ve Türkçe konuşan her birey konuşmalarında diksiyon hataları yapmaktan kaçınmalıdır. Bu konuda yine başarılı olduğu düşünülen konuşmacılar ilgi ve dikkatle izlenerek telaffuz konusundaki soranlar giderilebilir.

Konuşmacı, diksiyonu konusundaki yeterliliğini anlamak için kendisini dinleyerek yola çıkıp diğer insanların konuşmalarıyla karşılaştırma yaparak sonuca ulaşabilir. Diksiyon konusunda problemleri olan bir konuşmacı, dinleyicilerin dikkatini anlattığı konudan çok kendi üzerine çekecek ve doğru konuşmayı engellemiş olacaktır. Şu örneklerde olduğu gibi; buradaaaaki, olucakmış, napcaz, gelceeemiş…

Diksiyon kusurlarının önüne geçmede dil bilincine sahip olmanın önemi büyüktür. Konuşulan dilin kurallarını bilmek kadar bu kurallara uyarak konuşmak da çaba gerektirmektedir. Bu, dünyadaki bütün diller için geçerlidir.

Dili bilinçli konuşmak, sadece dilin kurallarını bilmek ve uygulamak değil, dilin kurallarını oluşturan kültür birikiminden, sözcüklerin hikâyesine kadar dile dair pek çok detayın farkında olarak konuşmaktır. Özellikle Türkçe gibi içinde diğer dillerden çok fazla sözcük barındıran ve kendi ek yapısına uygun olan sözcükleri, ekleri vasıtasıyla Türkçenin asli sözcükleriyle ayırt edilmez hale getiren bir dilde, dil bilincine sahip olarak konuşmak, diksiyon hatalarının azalmasına yardımcı olacaktır.

3- Konuşma Hazırlığı

Sözlü anlatımda yapılacak hemen her konuşma ön hazırlık gerektirmektedir. Konu hakkında yapılacak hazırlıklar kadar bu bilgilerin sunuşuna yönelik hazırlıklar da önemlidir.

Konuşma metninin hazırlık aşamasından, hazırlanan metnin sunuluşuna yönelik çalışmalara kadar yapılanların hepsi konuşmanın hazırlık kısmını oluşturur.

Hazırlanan konuşmanın bir kompozisyonunun olmasına dikkat edilmelidir. Konuyla ilgili örnekler, anekdotlar, konunun akışındaki sıra, doğru ve belli bir düzen çerçevesinde olmalıdır. Bu, konuşmacı açısından kolaylık sağlayacağı gibi dinleyiciler için de konunun doğru ve rahat anlaşılmasına faydalı olacaktır.

Konuşmanın önceden provalarının yapılması, anlatılacak konunun sesli olarak dinleyici karşısındaymışçasına anlatılması, konuya uygun seslendirmenin yapılması ve yine konuya uygun anlatım üslubunun belirlenmesi konuşmanın doğru yapılmasına katkıda bulunacaktır. Bu hazırlıklar sırasında, dinleyiciden gelebilecek muhtemel tepkilerin de neler olabileceğine dair öngörülerde bulunulması, konuşma ortamında karşılaşılabilecek durum ve sorunlar için hazırlık olmuş olacaktır.

Konuşmacının, kendini dinleyicinin yerine koyarak, kendisini değerlendirmeye çalışması da önemli hazırlık ayrıntılarındandır.

4- Açıklık

Konuşmada rahatlıkla anlaşılır kısa cümleler kurmak, dinleyicilerin anlamlarını bildikleri sözcüklerle konuyu anlatmak, bilinmeme ihtimali olan sözcük, kavram ve terimlerin açıklamasını yapmak gibi konuşmanın kafa karışıklığına yol açmadan doğrudan ve hızlıca en iyi şekilde anlaşılmasını sağlama çabası konuşmada açıklıktır.

Ele alınan konuyla ilgili dinleyicilerin zihinlerinde oluşabilecek karışıklıklara izin vermeyecek şekilde konuşmak temel kuraldır. Dinleyicinin anlamakta zorlandığı ve konuşma esnasında anlamak için kendini fazlasıyla zorlamak durumunda kaldığı konuşmaların açıklık ilkesine uygun olduğu düşünülemez.

Konuşmada verilen örneklerden, konunun anlatılış sırasına kadar her konuda açık bir anlatım tercih edilmelidir. Hakkında konuşulacak konunun sınırlarının belirlenmesi, dinleyicinin beklentilerinin oluşması ve bu doğrultuda bir konuşma yapılması açıklık ilkesinin gereğidir.

Yahya Kemal’in Şiiri konulu bir konuşmada, hayatı ve eğitim süreci hakkında bilgi verip şiir anlayışına çok az değinmek, konuşmanın açıklık ilkesine aykırı olacaktır. Çünkü dinleyicinin beklentisi Yahya Kemal’in şiir anlayışı doğrultusunda oluşturulmuş, fakat konuşmada bu konuya yeterince değinilmemiştir. Bu durumda dinleyici, konuşma hakkında ikilemde kalacak ve konuya yeterince ilgi gösteremeyecektir. Konuşmada böyle durumlara fırsat vermemek için anlatılacak konunun sınırları çok iyi belirlenmeli ve hazırlıklar da konuya yoğunlaşmalıdır.

5- Konuya Hâkimiyet

Konuşmada konuya hâkimiyet önemlidir. Yeterince hazırlanmadan yapılan bir konuşma dinleyici için de yeterince verimli olmayacaktır.

Konuşmacı uzmanı olduğu, iyi bildiği ya da hazırlığını çok iyi yaptığı konularda konuşmalıdır. Konuya yeterince hazırlanmadan yapılan konuşmalarda dinleyici, konuşmacının anlatım durumuna bağlı olarak yeterli doyuma ulaşmayacak ve anlatılanlara gereken itibarı göstermeyecektir.

Konu hâkimiyeti konuşmacının güveninin artmasında etkili olduğu gibi dinleyicinin de güven duymasında etkili olacaktır. Bundan dolayı özellikle konuşmanın başlangıcında, konuşmacı dinleyicilere konuya hâkim olduğuna ve konuya çok iyi hazırlandığına dair bir tavır sergilemelidir. Konusuna hâkim olan konuşmacı, dinleyiciler karşısında ilk birkaç dakika tutukluk yaşayacak ve konuşmanın ilerleyen dakikalarında, tüm dinleyicileri anlattığı konuya odaklayacaktır.

Konusuna yeterince hâkim olmayan bir konuşmacı da ne denli başarılı bir konuşmacı olursa olsun, dinleyicileri ikna edecek düzeyde konuşamayacaktır. Bazen de bunun tam zıddı olarak, konuya hâkim bir konuşmacı, konuşma becerisinin yetersizliğinden başarılı bir konuşma yapamayacaktır. Ancak dinleyicinin tepkisi; “Konusuna hâkim fakat konuşması yeterince doyurucu değildi.” şeklinde olacaktır. Bundan dolayı standart bir konuşmada konu hâkimiyeti, konuşmacı ve dinleyici açısından önemli bir husustur.

6- Dinleyicinin Tanınması

Konuşmanın amacına ulaşması bakımından önemli bir nokta da dinleyicinin iyi tanınmasıdır. Konuşmacı kendisini dinlemeye gelenlerin eğitim, kültür ve bilgi düzeyinden haberli olmalıdır.

Konuşmacı için kime, nasıl konuşulacağı çok önemlidir. Konuşmanın seyrini ve verimliliğini etkileyecek temel unsurdur dinleyici. Sınıfta anlatılan dersin konuşma düzeyiyle, konunun uzmanları önünde yapılacak konuşmanın düzeyi çok farklı olacaktır. Bu yüzden dinleyicinin tanınması gerekir.

Konuşmacı hazırlık aşamasında, konuşma yapacağı topluluğa yönelik bilgiler de edinmelidir. Lise öğrencilerine, üniversite öğrencilerine, mühendislere, yöneticilere vb. ne tür bir dinleyici grubuna konuşulacağının bilinmesi konuşmanın biçimlenmesinde önemli bir faktördür ve kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Konuşmanın temel ilkelerinden haberi olmayan bir dinleyici topluluğuna etkili konuşma hakkında yapılacak konuşma hiç verimli olmayacağı gibi etkili de olmayacaktır.

7- Üslup

Konuşmada üslup, doğru bir konuşma için oldukça önemlidir. Konuşmanın üslubu konuşmacının üslubu olacaktır. Ses tonundan, vurgu ve tonlamaya, konu içinde yapılan nüktelerden, dinleyicilerin tepkilerine kadar konuşmanın tamamında gözlenebilecek bir konuşma ilkesidir üslup.

Üslubun kazanılması uzun yıllar ve çok deneyimler gerektirir. Üslubun, etkili konuşma yapabilme açısından önemi yadsınamayacak kadar önemlidir. Fakat dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır; konuşmada argo sözcükler kullanmak, toplum kurallarından bir kısmını yok sayarak konuşmak, mahalli dille konuşmak, taklit etmek, sert olmak, çok gülmek, bir takım alışkanlık haline gelmiş davranışlar yapmak vs. üslup değildir.

Üslup kişiseldir ve saygındır. Konuşmanın üslubu konuşmacının kimliğini, biraz da olsa kişiliğini ele verecektir.

Konuşmanın içeriği, konuşmacının üslubunu etkileyebilir. Ölüm yıl dönümünde yapılan bir konuşmayla doğum yıl dönümünde yapılan konuşmaların üslupları bir birinden farklı olacaktır. Tartışmalı konuşmalardaki üslupla, sunuş konuşmalarındaki üslup bir birinden çok uzaktır. “Üslubu beyan ayniyle insandır.” ifadesi konuşmacı açısından üslubun önemini en açık şekilde anlatmaktadır.

8- Konu Bütünlüğü

Konuşmada konu bütünlüğünün olması, gerek yazılı gerekse sözlü anlatım ürünlerinin ortak özelliğidir. Konuşma hazırlıkları yapılırken ve konuşma esnasında, bir kompozisyon oluşturulmasına dikkat edilmelidir. Daldan dala atlayarak yapılan konuşmalarda mesajın dinleyiciye ulaşmasında sıkıntılar oluşacaktır.

Yazılı kompozisyonda olduğu gibi konuşmada da kompozisyondaki üç temel bölümlemeye dikkat edilmelidir. Giriş, gelişme ve sonuç bölümleri üzerine oluşturulan bir konuşma gerek konuşmacı açısından gerekse dinleyiciler açısından konunun doğru anla-tılması ve anlaşılması için yardımcı olacaktır. Konu bütünlüğünden yoksun bir konuşma dinleyicilerin konuyu anlamalarını engelleyecektir. Konuşmanın giriş bölümünde dinleyici selamlanır ve üzerinde durulacak konunun sınırları belirtilir. Gelişme bölümünde konu hakkında açıklamalar yapılır ve konu ayrıntılarıyla ele alınır, örnekler verilir, karşılaştırmalar yapılır. Sonuç bölümünde de konuşmanın başından beri anlatılanlar toparlanır ve dinleyicilere teşekkür edilerek konuşma tamamlanır. (Mehmet Gedizli, Söyleyebilmek)

Ayrıca bakınız ⇒

KOMPOZİSYON BİLGİSİ

YAZILI ANLATIM

SÖZLÜ ANLATIM (KONUŞMA)

Sözlü Anlatım Türleri

DİKSİYON