Vurgu ve Çeşitleri

Vurgu ve Çeşitleri

Vurgu: Bir hecenin diğer hecelere, bir kelimenin diğer kelimelere göre daha etkin söylenmesine vurgu denir.

Hatta, bir cümlenin diğer cümlelere göre daha şiddetli söylenmesi de vurguyla ilgilidir.

Duygularımızı daha iyi canlandırmak, düşüncelerimizin daha kolay anlaşılmasını sağlamak, dinleyenleri etkileyebilmek için konuşmalarımızda sesimiz yer yer alçalır, yükselir. Hecenin diğer hecelerden, kelimenin diğer kelimelerden daha baskılı söylenmesine, okunmasına Vurgu denir.

Vurgu, anlatılanların değerini, önemini artırır; dinleyenlerin dikkatini, canlı ve uyanık tutar, ilgisini çeker. Söz, vurgu ile müzik güzelliği kazanır. Vurgusuz konuşma; cansız, etkisiz, sıkıcı, bozuk bir konuşmadır. Güzel konuşma, bir yönüyle vurgulu konuşmadır. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma)

Vurgu Çeşitleri

1) Yapay Vurgu: Konuşana ve kullanışa göre değişen vurgudur.

a) Pekiştirme Vurgusu: Duygu ve düşüncenin şiddetini ifade eder.

b) Ahenk Vurgusu: Daha çok hitabet ve şiir okuma sırasında başvurulan, sözün tesir ve ahengini artıran vurgudur.

2) Doğal Vurgu: Konuşana ve kullanışa göre değişmeyen, herkesçe uyulması gereken zorunlu vurgudur. Dilin yapısı ve anlamı ile doğrudan doğruya ilgilidir.

Doğal vurguyu yanlış kullanan, Türkçe konuşmuş sayılmaz. Doğal vurgu yönünden Türkçe; mülâyim bir dildir. Vurgulu ve vurgusuz heceler arasında fazla şiddet farkı yoktur. Bu bakımdan vurgulu hece, kolayca fark edilmez.

Üç türlü doğal vurgu vardır:

  1. Kelime vurgusu
  2. Grup vurgusu
  3. Cümle vurgusu

Yukarıdaki doğal vurgu çeşitlerinden, özellikle “Kelime Vurgusu” üzerinde durmalıyız.

KELİME VURGUSU

Türkçe, yumuşak vurgulu bir dildir. Bazen kelimenin hangi hecesinde vurgu olduğu sezilemez. Türkçe kelimelerde vurgu, genellikle son hecededir. Bazı kelimelerde ise vurgu, ilk heceye ya da ortadaki heceye geçebilir.

Son hecesinde vurgu görülmeyen kelimeler ve sebepleri:

a) Yer adları: Türkiye, Ankara, İzmir, Almanya, Münih vb. (Sonu “stan”la biten kelimelerde vurgu son hecededir: Türkistan, Pakistan, Kazakistan vb.)

b) Zarf olarak kullanılan kelimelerin çoğu: şimdi, yarın, demin, hâlâ, yine, tekrar, artık, önce, sonra, öğleyin, kurnazca, ahmakça, zorla, şöyle vb.

c) Birçok ünlemler ve ünlem olarak kullanılan kelimeler: haydi, işte, elbette, baba, arkadaş, beyefendi vb.

d) Dil adları: Türkçe, Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca vb.

e) “-leyin” eki almış kelimeler: sabahleyin, akşamleyin vb.

f) “-gil” eki almış kelimeler: babamgil, amcamgil vb.

g) “-ma, -me” olumsuzluk eki almış fiiller: gitmemek, oturmamak, istemeyecek, konuşmamak, getirmiyor vb.

(Z. KORKMAZ – A. B. ERCİLASUN – İ. PARLATIR, Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri)

Vurgu değişince anlamı da değişen bazı kelimelere örnekler:

Kurtuluş: (Ankara’da bir semt)
Kurtuluş: (Kurtulma, bağımsızlık)

Kartal: (İstanbul’da bir semt)
kartal: (Bir kuş cinsi)

yalnız: (Bağlama edatı)
yalnız: (Sıfat ya da zarf. Örnek: Yalnız Efe)

Aşağıdaki, İstiklâl Marşı’nda kırmızı ile yazılan hece ve kelimeler vurguludur:

İSTİKLÂL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak,
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni, ey naz hilâl,
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.

Mehmet Âkif ERSOY

Vurgunun Yeri

Genel geçer görüşe göre vurgu, birtakım istisnaları olmakla birlikte, Türkçe kökenli sözcüklerde son hecede bulunur. Vurgunun yeri konusunda, ayrıntılarına inmemek kaydıyla şu belirlemelerde bulunabiliriz:

1. Adlar, sıfatlar, zamirler ve çok heceli, birleşik olmayan eylem gövdelerinde vurgu son hece üzerindedir:

  • boYUN, taVUK, keleBEK
  • güZEL, yaraMAZ, becerikLİ
  • bunLAR, şunLAR, onLAR
  • yirMİ, oTUZ, beşinCİ, altıŞAR
  • bıRAK-, geCİK-, uYU-, tartakLA- vb.

2. Aynı durumda olan yabancı kökenli bazı sözcüklerde vurgu sonda değildir:

  • eFENdi, MAsa, sanDALye
  • PENcere, üVENdire, parlaMENto vb.

3. Bazı Türkçe sözcüklerde veya Türkçeleşmiş sözcüklerde vurgu baştadır:

  • ANne, YENge, HAla, AMca vb.

4. Birleşik sözcüklerde ve birleşik sözcük olduğu unutulmuş eski birleşik sözcüklerde vurgu son hecede değil, ilk sözcüğün son hecesindedir:

  • deVEtabanı,
  • Nİçin <ne için,
  • kaRAtahta
  • aLIkoy-,
  • giDEdur-,
  • baKAkal-
  • TEYze (<tay Eze),
  • kapLUMbağa (<kaplu bağa),
  • kerTENkele (<kelTE keler)
  • BUra (<bu ara),
  • ŞUra (<şol ara),
  • Ora (<ol ara),
  • NEre (<ne ara)

Bu tür sözcüklerdeki vurgu aslında, yerini koruyan öbek vurgusudur. Örneklerde de görüldüğü gibi birleşik sözcüğü oluşturan sözcükler, bağımsızken taşıdıkları ana vurgularını kaybederler.

Bu durum, kaynak dillerde tek heceli, Türkçede ise iki heceli olan Arapça ve Farsça alıntılar için de geçerlidir. Bu tür sözcüklerde yalınken son hecede olan vurgu, birleşmede ilk heceye kayar:

  • şüKÜR ~ ŞÜKretmek, ŞÜKretti
  • haZIM ~ HAZmetmek, HAZmeder
  • neŞİR ~ NEŞredilmek, NEŞredilmiş

Ünlü nöbetleşmesi olmazsa, sözcüğün vurgusu değişmez:

  • zeHİR~ zeHİR etmek, zeHİR olmak

5. Bazı birleşik sözcüklerde ise vurgu birleşiğin son hecesinde olabilir: akaryaKIT

  • uçaksaVAR
  • karaGÖZ
  • eliaÇIK
  • düztaBAN
  • tepeGÖZ

6. Abartma sıfatları ile zarfların vurgusu ilk hecededir:

  • Apak, Upuzun, KAPkara, BEMbeyaz, YUSyuvarlak
  • ÇIRçıplak, SIRsıklam, YApayalnız
  • GÜpegündüz, SONra, YArın, BURda, HAYli
  • TEKrar, YEniden, AYrıca, SAdece, HIZla, GÜzelce, SOnunda

7. Türkçe kökenli, iki heceli yer adlarında vurgu ilk hecededir:

  • KAvak, SÖğüt, KAyaş, GÖLcük vb.

8. Üç heceli Türkçe yer adlarında vurgu ilk ya da orta hece üzerinde olabilir:

  • SİRkeci, TavŞANlı, DeNİZli ~ DEnizli vb.

9. Dört heceli Türkçe yer adlarında vurgu ikinci hece üzerindedir:

  • DoĞANcılar, DeMİRciler, SağMALcılar vb.

10. Arapça, Farsça ve Türkçe kökenli birleşik yer adlarında öbek vurgusu yerini korur yani vurgu ilk sözcüğün son hecesi üzerindedir:

  • ERzurum (<arz-i Rum),
  • VAKfıkebir (<vakf-ı kebir)
  • BeyTÜŞşebab (<beytuş-şebab),
  • TeKİRdağ (<tekür dağı)
  • BOzüyük (<boz büyük),
  • ŞARkışla (şar “şehir” kışla)
  • SUsurluk (<su sığırlık),
  • NEVşehir,
  • EsKİşehir,
  • PaŞAbahçe,
  • KıRIKkale vb.

11. Arapça -iye eki ile biten yer adlarında vurgu bu ekten önceki hece üzerindedir:

  • HARbiye, TeşVİkiye, SüleyMAniye
  • MuRAdiye, TÜRkiye vb.

12. Seslenmelerde vurgu genelde ilk hecededir:

  • ÇOcuk, AHmet, KIzım, ARkadaşlar

13. Tek heceli sözcükler genelde vurguludur ancak bunlarda doğası gereği heceler arası karşılaştırmalar yapma yoluyla vurgunun belirlenmesi mümkün değildir. Yine de tek heceli sözcükler farklı sözcük türlerine dahil olduklarında vurguları değişir:

  • bir gün (sıfat)
  • BİR baktım (zarf)

14. Her iki unsuru da eylem olan birleşik eylemler, ünlü zarf-fiillerle kurulmuş ise öbek vurgusunda olduğu gibi vurgu ilk sözcüğün son hecesinde yani zarf-fiil eki üzerindedir:

  • giDEdur
  • uyuYAkalmışım
  • şaŞAkaldı

Birleşik eylem, -(y)Xp zarffiili veya çekimli eylem (-Ar, -DX, -mXş, -sA) ile kurulmuş ise, vurgu öbek vurgusuna benzer olarak, ilk sözcüğün son hecesinde olabileceği gibi beklenmezlik, birdenbirelik, şaşkınlık gibi anlamlar söz konusu olunca birinci eylemin ilk hecesinde olur. Vurgunun birinci hecenin başına kayması aynı zamanda birleşik eylem olma ve iki eylemin yeni bir anlam kazanması yönünde önemli bir gelişmedir:

Zarf-fiil ile – Zaman ek ile

  • Ylğılıp kaldı – YIğıldı kaldı
  • ŞAşıp kaldım – ŞAŞtım kaldım
  • KOşup durdu – KOŞtu durdu

-iver- ile oluşturulan birleşik eylemlerde vurgu birinci eylemin ilk hecesinde ise tezlik, eğer son hecesinde, yani -iver in ilk hecesinde ise özensizlik, başkası için bir şey yapma gibi anlamlar dile getirilir:

  • SÖYleyiverdi “Çabucak söyledi” -> söyleYİverdi “Öylesine söyledi”
  • ÇIkıverdi “Çabucak çıktı” -> çıKIverdi “Beklenmedik bir zamanda çıktı, öylesine çıktı”
  • ANlatıver “Çabucak anlat” anlaTIver “Biri için anlat”

Gitmek eyleminin pekiştirme amacıyla kullanılan gitti biçiminden önceki eylemin ilk hecesi vurguludur. Bu durumda daha çok kesinlik, bir şeyi kabul etme, yapmış olma gibi anlamlar öne çıkar:

  • VERdim gitti “Kesin veriyorum, Kesin verdim.”
  • KOVdum gitti “Zaten kovdum, Kesin kovdum.”
Vurgulanamayan Ekler

Eklerin bir kısmı eklenme sırasında vurguyu üzerlerine çekerken bir kısmı vurgulanamaz. Bu durumda vurgu onlardan önceki hece üzerinde bulunur. İki heceli eklerden bir kısmında ise vurgu ek üzerindedir, ancak son hecede değildir.

Vurgulanamayan tek heceli ekler ve son hecesi vurgulanmayan ekler şöyledir:

  • -(X)yor şimdiki zaman eki: geLİyor, başLIyor
  • -(y)DX idinin bitişken biçimi: güZELdi, arkaDAŞtı
  • -(y)mXş imiş’in bitişken biçimi: güZELmiş, arkaDAŞmış
  • -(y)sA ise’nin bitişken biçimi: güZELse, arkaDAŞsa
  • -(y)Xm ad ve eylem çekiminde 1. tekil kişi eki: güZELim, arkaDAŞım; yaPARım, aLIrım
  • -(y)Xn 2. çoğul kişi emir eki: başLAyın, GElin
  • -(y)XnXz emir 2. çoğul kişi ve nezaket biçimi: başLAyınız, GElin
  • -(y)Xz ad ve eylem çekiminde 1. çoğul kişi eki: başLArız, geLİriz
  • -ArAk zarffiil eki: başlaYArak, GElerek
  • -IncA zarffiil eki: başlaYINca, GElince
  • -AcAk (eylemden alet adı türettiğinde): Açacak, ÇEkecek, TUtacak, Silecek -AmA- yeterlik eyleminin olumsuzu (vurgu sonda değil): geLEmem, yaPAmaz.
  • -CA eşitlik eki (küçültme anlamında olursa vurguyu çeker; küçültmeden başka anlamda olursa vurguyu çekmez): erKEKçe, BENce, yılLARca, TÜRKçe, ARAPça -CAk eylemden ad yapım eki: saLINcak (~ SAlıncak)
  • -CAsInA addan ad yapım eki: deLİcesine, öLÜRcesine
  • -CXk küçültme eki: Ufacık, KÜçücük, Azıcık, AYşecik, AHmetçik
  • dA bağlacı: sözleRİN de, yapTIM da
  • -dXr bildirme eki 3. tekil kişi: güZELdir, gelMİŞtir
  • -en Arapça zarf yapım eki: NİSpeten, taMAmen, NAKlen, fiİlen
  • -ken iken in bitişken biçimi: başLARken, gelMİŞken
  • ki bağlacı (bitişik yazıldığında da vurguyu almaz: belki, sanki, mademki gibi): geldiLER ki , bakarLAR ki
  • -lA, ile edatının bitişken biçimi: anNEMle, güzelLİKle
  • -lAyIn zarf yapım eki: saBAHleyin, akŞAMleyin, öğLEyin
  • -mA eylemden eylem yapan olumsuzluk eki: ‘gelmedi; ama geniş zamanın olumsuz biçimi vurgu alır: gelMEM, gelMEZsin, anlaMAyız
  • -mAcA eylemden ad yapım eki: BULmaca, BİLmece; ama kesmeCE
  • -mAdAn zarffiil eki: başLAmadan, GELmeden
  • -mAksızın zarffiil eki: durMAKsızın, bekleMEKsizin
  • -mX soru enklitiği: gelDİ mi, güZEL mi
  • -rA: yer, yön eki: TAŞra, BUra
  • -stan ile biten coğrafi adların son heceleri istisna olarak vurgulu söylenir: AfganisTAN, YunanisTAN, TürkisTAN
  • -sXn ad ve eylem çekiminde 2. tekil kişi eki: başLARsın, geleCEKsin
  • -sXnXz ad ve eylem çekiminde 2. çoğul kişi eki: başLARsınız, geleCEKsiniz -sXzXn zarffiil eki: başlaMAKsızın, gelMEKsizin
  • -Xn eski araç eki: YAzın, GÜzün, KIşın, günDÜzün

Vurgusuz eklerin önemli bir kısmı eskiden bağımsız sözcük iken sonradan ek durumuna gelmiş veya henüz ekleşmemiş biçimleri de kullanılan ögelerdir. Bu nedenle vurgu alamama sonradan ekleşmiş olmanın ölçütlerinden biridir:

  • (benim) öğretmeNİM -(Ben) öğretMEnim. (-Xm <ET ben)
  • GelDİM – GeLİrim (ET Kelür ben)

Vurgulanamayan eklerin ikisi aynı sözcükte bulunduğu veya vurgulanamayan bir ekten sonra yine vurgulanamayan bir enklitik geldiği zaman, henüz iyi araştırılmamış ilgi çekici süreçler ortaya çıkabilmektedir. Örnek olarak, olumsuz şimdiki zaman çekimine veya olumsuzluktan sonra soru eki geldiği zaman ana vurgu, olumsuzluk ekinden önceki hece üzerinde kalmaktadır:

  • BekLEmiyorum ~ BekLEmiyor muyum?
  • GELmiyor ~ GELmiyor mu?
  • KaPAmıyorsun ~ KaPAmıyor musun?
  • BekLEme mi (dedin)?

Buna karşılık son hecesi vurgulanmayan şimdiki zaman ekinden sonra, soru enklitiği geldiği zaman vurgu, şimdiki zaman ekinin üzerinde olabilmektedir.

  • BekliYOR mu?
  • KapıYOR musun?
  • BekliYOR muyum?

Kaynak: (Prof.Dr. Nurettin DEMİR, Prof.Dr. Emine YILMAZ: Türkçe Ses Bilgisi)

Ayrıca bakınız-> Türkçe Kelimelerde Vurgu