Türk Dili ve Edebiyatı Derslerinde Başarıyı Artırmak İçin Öneriler

Edebiyat Grubu zümre öğretmenlerimize:

Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde başarıyı artıracak tedbirler, uygulamalar, öneriler

Aşağıda Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde başarıyı artırmak hususunda çeşitli akademisyen, yazar ve araştırmacıların önerileri yer almaktadır.

Edebiyat öğretmenlerimizin de bu husustaki başkaca önerilerini bu sayfada “yorum” bölümünde bizlerle paylaşmasını diliyoruz.

Öneri-1
“Dil ve edebiyat öğretiminde kullanılmakta olduğumuz başlıca yöntemler; anlatma, soru-cevap ve çözümleme yöntemleridir. Bunlardan başka, tartışma, grup çalışması, araştırma ve incelemeye yönelik ödevler verme, oyunlaştırma yani dramatizasyon, okuma, yazdırma gibi yöntemler de vardır. Özellikle dramatizasyon yöntemi iyi bilinir ve iyi kullanılırsa, öğrencilerin anlatım gücü, kişilikleri ve sosyal uyumu daha sağlıklı bir şekilde gelişir.

Bilindiği gibi eğitim ve öğretimde öğrencinin aktif katılımı ne kadar çok olursa, onun ne kadar çok duyu organı harekete geçirilirse, verim ve başarı şansı da o ölçüde artar. Sözün kısası, yöntem konusunda izlenecek yol, dinleterek ve baktırarak değil, yaptırarak eğitim olmalı, eğitim ve öğretim bu doğrultuda yapılmalıdır.
Uygulanması gereken önemli bir ilke de, bir tek yönteme bağlı kalmak yerine, yöntem zenginliği ve çeşitlilik yaklaşımı olmalıdır.” (Prof. Dr. Cahit Kavcar, 1993:35)

turk-dili-ve-edebiyatiÖneri-2
“Aracı dil olan edebiyatı, öğrenciler, bir ders olmaktan çok; bir zevk, hayatı yeniden anlamlandırma, kendilerini ve çevrelerini farklı bir bakış açısıyla değerlendirmelerine yardımcı olacak bir sanat dalı olarak görürlerse, Türk Edebiyatı dersi ve edebiyat kavramı, onlar için eğlence, mutluluk ve kendilerini anlamada güzel bir kaynak olacaktır. Edebiyatın zevkine varmış bir kişi ile edebiyata uzak kalmış bir kişinin günlük konuşmada geçen bir sözü bile algılayışı, yorumlayışı aynı düzeyde değildir. Sözcüklerin basit anlamlarından öteye gidemeyen bir kişi ile sözcüklerin çağrışım değerlerinden yararlanan bir kişinin estetik anlayışı, yorumlayışı ve kendini ifade edişi farklıdır. Edebiyat, sözü ustaca kullanma sanatıdır. Dile yazılı ya da sözlü şekil vermesini bilen, sosyal hayatta da kendini doğru ifade eder. Bu nedenle öğrencilerin, edebiyat dersine ilgili olmaları, onları hem diğer derslerde hem de birey olarak dış dünyada başarılı olmalarına yardımcı olacaktır. Dilini doğru kullanan öğrenciler, dilin doğru kullanıldığı güzel örneklerle kendilerini yetiştireceklerdir. Bu da ancak öğrencilerin edebiyatı sevmeleri ve Türk Edebiyatı dersine ilgilerinin varlığıyla mümkün olacaktır.” (Dr. Halil Rahman AÇAR)

Öneri-3
Özgür Üstün, “Ortaöğretim Son Sınıfta Türk Dili ve Edebiyatı Dersinde Karikatür Kullanımının Yazılı Anlatım Öğretimine Etkisi” adlı araştırmasında, öğrencilerin yazılı anlatımlarının gelişmesi için dokuz öneride bulunmuştur. Bunlardan bazıları şunlardır:

1. “Öğretmenler karikatürlerden yararlanarak öğrencilerin yaratıcı yönlerinin ortaya çıkmasını sağlamalıdır.
2. Öğretmenler farklı etkinliklerde bulunmalı, dersin monotonlaşmasına izin vermemelidir.
3. Öğretmenler görsel ve sesli araçlardan yararlanmalıdır.
4. Farklı yöntem ve tekniklerden yararlanılmalı. Tartışma, problem çözme, örnek olay yöntemleri; beyin fırtınası, benzetim ve gösteri gibi teknikler tercih edilmelidir.
5. Türk Dili ve Edebiyatı ile Kompozisyon ders kitaplarında görsellik açısından değişiklik yapılmalı; öğrencilerin dikkatini çekecek karikatürlere yer verilmeli; eleştirel düşünceyi geliştirebilecek, yoruma elverişli nitelikte olmalıdır.
6. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenleri yazılı anlatım çalışmalarına karşı öğrencilerde istek uyandırmalı, yazmanın etkileyici yönlerini derslere getirilen çarpıcı metinlerle öğrencilere göstermelidir.” (Üstün, 2007:133-134).

Üstün, Türk Dili ve Edebiyatı dersinde karikatürlerden yararlanılmasının öğrenciler üzerinde olumlu olacağını ve öğrencilerin derse olan ilgilerinin artması yönünde karikatür kullanımının etkili olacağını belirtmiştir.

Öneri-4
Alparslan Gökalp, “Derslikten Günlük Yaşama Edebiyat Eğitimi” adlı makalesinde öğrencilerin edebiyat eğitimine yönelik ilgilerini artırmak, derse karşı olumlu tutumlar geliştirmek için çeşitli önerilerde bulunmuştur. Bu önerileri özet olarak aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
1. “Şiire dayalı metinler işlenirken, hangi akıma veya hangi döneme dâhil olursa olsun metindeki duygu ve imge dünyasını kavratmak amaçlanmalıdır.
2. İşlenen konuyla ilgili film, tiyatro, bale, opera, konser, gösteri, fuar, imza günü, söyleşi, dinleti vb. etkinliklerden öğrencilerin haberdar edilmesi, bu etkinliklere bireysel ya da toplu olarak katılımlarının sağlanması, etkinliklerde öğrencilerle birlikte olunması ve etkinlik sonrasında öğrencilerle konunun tartışılması, son derece yararlı ve kalıcı etkileri olan bir uygulamadır.
3. Karşılaştırmalı metin okumaları yapılmalıdır.
4. Öğrencilere kütüphane kullanım alışkanlığı kazandırılması, edebiyat eğitiminde daha verimli ve başarılı sonuçlar elde etmede etkili olacaktır.
5. Öğrencilere süreli yayın takip etme alışkanlığı kazandırılmalıdır.”

Alparslan Gökalp aynı makalesinde yazma eğitimi için de çeşitli önerilir de bulunmuştur. Bu öneriler özet olarak sekiz maddede ifade edilebilir.
1. “Sınıfa getirilecek bir tabloya, röprodüksiyona, bir heykelin fotoğrafına, posterafiş-panoya, bir fotoğrafa ya da bir slayta (dia=saydam) ad verdirme çalışması yapılabilir.
2. Yazılı reklam metinleri, cümle yapıları, sözcük seçimleri, söylenmek isteneni son derece yalın, vurucu ve özgün bir şekilde ifade etme gücü bakımından incelenip, ilginç örnekler üzerinde ‘özgünlüğün veya yanlışlığın’ nerede olduğu tartışıldıktan sonra, kişiler kendi reklam metinlerini yazabilirler.
3. Birbiriyle ilgisiz gibi görünen sözcüklerin özgün, estetik ifadeler halinde birleştirilmeleri istenebilir.
4. Edebî bir metinden alınan uzun bir cümlenin sadece temel ifadeleri verilerek, cümleyi genişletme çalışması yapılabilir. Bu cümleler okunup tartışılarak değerlendirildikten sonra, cümlenin aslı okunarak karşılaştırılabilir.
5. Gazeteden, dergiden kesilen bir fotoğraftaki bir kişiye, bir ayrıntıya dair bir öykü yazdırma çalışması, öğrencilerin hayal güçlerini çalıştırdığı gibi, her insanın bir öyküsü olduğu fikrini vererek yaşam üzerinde daha incelikli düşünmelerini sağlayabilir.
6. Sınıfta okunacak ve öğrencilere yazılı olarak da verilebilecek bir şiire bir öykü yazdırma çalışması yapılabilir.
7. Bir öykünün başı veya kilit noktası verilip, öykünün tamamlanması istenebilir. Bunda da sadece olayın sonuçlandırılmasıyla kalmayıp, sonucun düşünsel bir yapıya oturtulması da önemlidir. Bir öykünün adını oluşturan sözcükler veya metni kuran temel sözcükler verilip, bu doğrultuda kısa bir öykü yazdırma çalışması yapılabilir; sonra da bu çalışmaya temel oluşturan edebî metin okunarak, aynı sözcükler ve benzer yaşantılarla ne kadar farklı öyküler çıkarılabileceği kanıtlanabilir.
8. Bir anın, bir olayın, bir durumun, farklı bakış açılarından ve birden çok kere yazılması çalışması yapılabilir.”

Öneri -5
Öğrencilerin Türk Edebiyatı dersine ilgilerinin artırılması için dersin işleniş yöntemleri üzerinde duran diğer bir araştırmacı Tamer Kütükçü’dür. Kütükçü (2002), “Lise Edebiyat Öğretiminde Yöntem Önerileri” adlı sunumunda, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin “yorumsama” yöntemi, “doğaçlama” yöntemi, “kendini tanıma/tanımlama” yöntemlerini kullanarak dersi daha sevilir bir hâle getireceğini belirtmektedir. Kütükçü (2002:166), ayrıca edebiyat derslerinin verimliliğinin artırılması için de;

“1. Şiir metni üzerinde çalışılacak derslerde, şairin kendi sesinden ya da bir şiir yorumcusundan dinleti yapılabilir. Bu, derse ayrı bir atmosfer katmakla kalmaz, aynı zamanda, eğer gerçekten iyi bir yorum söz konusu ise, öğrenciye Türkçeyi güzel kullanma, dilde şiirselliği yakalama beğenisi de kazandırır.
2. Bestelenmiş şiirlerin şarkıları dinletilebilir, ya da bizzat bilen bir öğrenciye okutturulabilir/söyletilebilir. Bu da şiirle müzik arasındaki paralelliği göstermesi bakımından öğretici olabilir.
3. Bir tiyatro metni, tahtada öğrencilere temsil ettirilebilir. Bu, hem dili etkili kullanma yetisini pekiştirir hem de bir kitle karşısında duyguları /düşünceleri daha rahat ifade edebilme becerisi kazandırır.
4. Bir dilin farklı şivelerini göstermek için, farklı ağızlardan derlenmiş söyleyiş biçimleri öğrencilere yüksek sesle okutturulabilir. Bu takdirde, şive konusu etkili bir biçimde öğretileceği gibi, konuşma dili ile yazı dilinin farklılığı, yöresel söyleyiş biçimlerinin beslendiği coğrafyanın dışında var olmasının güçlüğü, standart bir söyleyişin gerekliliği vb. hususların altı çizilebilir.” gibi öneriler sunmuştur.

FACEBOOK’TAN YORUM-ÖNERİ PAYLAŞ