Divan Edebiyatında Nazım Türleri

Divan Edebiyatında Konusuna Göre Nazım (Şiir) Türleri, Özellikleri, Örnekleri

Divan edebiyatında önemli nazım türleri şunlardır:

  1. Bahariyye, Bahariyyat, Nevruziyye
  2. Esmaü’l Hüsna
  3. Fahriyye
  4. Gaza-name/Gazavat-name/ Zafer-name/Fetih-name/ Şeh-name
  5. Hicviyye
  6. Hilye ve Şemail
  7. Kıyafet-name
  8. Maktel
  9. Medhiyye
  10. Menakıb-name/ Vilayet-name
  11. Mersiye
  12. Mevlid
  13. Miraciyye
  14. Muamma ve Lûgaz
  15. Münacat
  16. Na’ât
  17. Pend-name
  18. Saki-name
  19. Surname
  20. Şehrengiz

Nazım türü, manzumenin konusuna ilişkin özelliği ifade eden bir kavramdır.

Nazım biçimi ile Nazım türü birbirinden farklı kavramlardır:

  • Nazım biçimi: Manzumenin şekilsel özellikleri (ölçü, kafiye, nazım birimi vb.)
    Nazım türü: Manzumenin konusu.

Divan Edebiyatının Önemli Nazım Türleri Şunlardır:

1. Bahariyye, Bahariyyat, Nevruziyye
  • Divan şiiri geleneğinde bahar konulu manzumelere bahariyye adı verilir.
  • Bahariyyeler genellikle kaside nazım biçimiyle yazılır.
  • Bahariyyeler için “Bahariyyat, Sıfat-ı Bahar, Kaside-i Bahar, Der Vasf-ı Ahval-i Bahar” gibi terimler de kullanılabilir.
2. Esmaü’l Hüsna
  • “Esma” nın kelime anlamı “isimler” şeklindedir.
  • “Hüsna” ise “en güzel” anlamındadır. Yani esmaül hüsna “en güzel isimler” anlamındadır.
  • Allah’ın isimlerinin zikredildiği ürünlerdir.
  • Esmaü’l hüsnalara daha çok tevhid ve münşeatlarda rastlanmaktadır.
3. Fahriyye
  • Şairlerin kendilerini övdükleri kaside bölümüne ya da şiirlere fahriyye adı verilir.
  • Fahriyye esasen kasidenin bir bölümüdür. Özellikle Nef’i’ye gelindiğinde başlı başına bir tür hâline dönüşmüştür.
  • Fahriyye denilince akla gelen ilk isim Nef’i’dir. (Nef’i Divanı’nda yer alan 62 kasidenin 54’ünde fahriyye bulunmaktadır.)

Örnek:
Bahr-i zehhar-ı fikr-i ma’niyim
Nail-i bezm-i bikr-i ma’niyim

Örnek:
Zatımı görse Hafız-ı Şiraz
Kendin eylerdi bana pay-endaz

Örnek:
Baki-i Rum olaydı ger baki
Pür ederdi nazire afaki

4. Gaza-name/Gazavat-name/ Zafer-name/Fetih-name/ Şeh-name
  • Arapça “din uğruna yapılan savaş” anlamına gelen “gaza” sözcüğünden türetilmiş olan “gaza-name” düşmanlarla yapılan tek bir savaşı, sözcüğün çoğul hâli ise gazavat sözcüğünden türetilmiş olan “gaza-vat-name” bir kişinin çeşitli savaşlarını konu edinen eserlerdir.
  • Bu tür için “fütuhat, fethiyye, cihad-name, cenk-name” şeklinde adlandırmalar da mevcuttur.
  • Gazavat-nameler, Arap edebiyatındaki “megazi” kitaplarının karşılığıdır diyebiliriz.
  • Suzi’nin Mihaloğlu Ali Beg, Sabit’in Zafer-name, Nabi’nin Fetih-name-i Kamaniçe adlı eserleri türün önemli örnekleridir.
5. Hicviyye
  • Bir kişiyi, bir grubu, herhangi bir durumu ya da düşünceyi eleştirmek, mizahi bir üslupla alay etmek esasına dayanan manzumelerdir.
  • Divan şiirinde “hezl, tehzil, müzah, latife, mutayebe, mülatafa, tariz” kavramları hiciv metinleri için kullanılmış diğer adlandırmalardır.
  • Divan şiirinde hicviyyeleri ile tanınan en önemli isim Nef’i’dir.
  • Nefi’nin Siham-ı Kaza adlı eseri hicvin her düzeyine örnek olabilecek manzumelerden oluşmuştur.

Örnek:

Kandeinsaniyyet ey Baki-i apuştkande sen
Hep bilüralemsenünyarrar u nakkaboldugın

Noladevründe hazine olsa kalb akçeyle pür
Sabit olmışdurocakdan çıkma kullaboldugın (Nefi – Siham-ı Kaza)

Türk edebiyatındaki önemli hicviyye örnekleri:

  • Şeyhi – Harname
  • Kani – Hirre-name
  • Ali Vasi – Hümayun-name
  • Nef’i – Siham-ı Kaza
  • Cemali – Der Beyan-ı Meşakkat-i Sefer ü Zaruret ü Mülazemet
  • Necati – Arpa Kasidesi
  • Bayburtlu Zihni – Sergüzeşt-name
  • Bağdatlı Ruhi – Terkib-i Bend
6. Hilye ve Şemail
  • Hilyenin kelime anlamı “süs, güzellik, zerafef şeklindedir.
  • Hz. Muhammed’in mübarek vasıflarını ve güzelliklerini anlatan eserlere hilye adı verilir.
  • Hilyelerin kaynağı Arap edebiyatında şemail türündeki eserlerdir.
  • Tırmızi’nin Şemailü’n Nebeviyyeve’l Hasaisu’l Mustafaviyye adlı eseri ilk şemail kitabı olarak kabul edilir.
  • Hilye türünde İslami geleneğin çizmiş olduğu çerçeve dahilinde Hz. Peygamberin fiziksel ve kişisel özellikleri tasvir edilmiştir.
  • Hilyetü’n Nebi, Hilye-i Nebi, Hilyetü’ş Şerife, Hilye-i Nebevi hilye türündeki eserler için kullanılan diğer adlandırmalardır.
  • Hilye türünün Türk edebiyatndaki ilk önemli ismi Hakanîî Mehmet Efendi’dir. Hakanîî Mehmet Efendi’ye ait olan meşhur “Hilye-i Hakani” yapısal olarak Süleyman Çelebi’nin Mevlid’ini andırmaktadır diyebiliriz. Hakanîî Mehmet Efendi’nin “Hilye-i Hakani” adlı eserinde kullanmış olduğu Arapça oldukça ağırdır.
  • Hilye türünün ikinci önemli ismi Tirmizi’dir.

Türk edebiyatında hilye türündeki önemli eserler:

  • Hakanîî Mehmet Efendi – Hilye-i Hakani
  • Nev’izade Atayi – Hilyetü’lEfkar
  • Gelibolulu Ali – Hilyetü’l Rical
  • Seyyid Mehmed Şerifi – Haza Risale-i Hilye-tü’Resul
  • Nahifi- Hilyetü’l Envar (Hilye-i Hakani’ye naziredir.)
7. Kıyafet-name
  • Kişilerin dış görünüşlerinden, organlarından hareketle onların ahlakı ve hissiyatı üzerine yapılan çıkarımların anlatıldığı nazım türüdür.
  • Arap edebiyatındaki adı “firaset-name”dir.
  • Kıyafet-namelerde genelleme ön plandadır.
  • Türk edebiyatındaki ilk kıyafet-name örneği Hamdullah Hamdi’ye aittir.
  • Kıyafet-name türünün en meşhur örneği Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifet-name adlı eseridir.

Örnek:

Kim ki turuşduryüzi
Telh olur ekser sözi

Enfeger olsa dıraz
Sahibidürfehmi az

Enfeger olsa kasir
Havf olur onda kesir

Enf ucu ağza yakin
Olan ademden sakın

8. Maktel
  • Kelime anlamı “öldürülen yer” şeklindedir.
  • Mersiye türünün özel bir biçimidir. İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan Kerbela vakasında şehit edilen başta Hz. Hüseyin olmak üzere Kerbela şehitlerini konu edinen metinlerdir.
  • Maktel türünün ilk örneği Arap edebiyatına aittir: Ebu Mihnet’in yazmış olduğu Kitabu Makteli’l Hüseyin
  • Fars edebiyatında maktel türünün en başarılı örneği ise Kaşifi’ye aittir: Ravzatü’ş Şüheda
  • Ravzatü’ş Şüheda Türk edebiyatında birçok şair tarafından tercüme ve şerh edilmiştir. Gelibolulu Ali, Fuzuli, Lami bu eseri tercüme eden şairlerden sadece birkaçıdır.
  • Türk edebiyatındaki ilk maktel örneği, Kastamonulu Şadi’nin Maktel-i Hüseyin adlı mesnevisidir.
  • Türk edebiyatındaki en başarılı maktel örneği ise Fuzuli’ye aittir: Hadikatü’s Süeda.
9. Medhiyye
  • Genellikle dönemin padişah, sadrazam vb. devlet adamları, din büyükleri, dört halife gibi önemli şahısları övmek üzere yazılmış şiirlerdir.
  • Medhiyye aslında kasidelerin övgüye dayalı bölümlerinden birinin adıdır.
  • Medhiyyeler genellikle kaside nazım biçimiyle kaleme alınır.
10. Menakıb-name/ Vilayet-name
  • Menkabe: Çoğu tanınmış veya tarihe geçmiş kimselerin hâllerine ait hikâyeler.
  • Menakıb: Menkıbe şeklinde galat-ı meşhur olan sözcüğün çokluk hâlidir.
  • Menakıb-name: Menkabelerden bahseden eserlerdir.

Menakıb-nameler her ne kadar geniş bir yelpazede yer alsa da türe konu olan kişilerin dinî kimlikleri dikkat çeker. Bu nedenle başta dört halife, ehl-i beyt ve mezhep önderlerinin hayatları menakıb-namelerin konu dağarcığını oluşturmaktadır.

Edebiyatımızda menakıb-name denildiğinde akla ilk gelen evliya menakıpnameleridir.

Önemli menakıb-name örnekleri:

  • Gelibolulu Ali – Menakıb-ı Hünerveran (hattat ve nakkaşlarla ilgili menkabeler anlatılmıştır.)
  • Tezkire-i Satuk Buğra Han: Türk edebiyatında bilinen ilk menakıbname
  • Eflaki – Menakıbu’l Arifin
  • Gülşehri – Keramat-ı Ahi Evran
  • Feridüttin Attar – Tezkiretü’l Evliya
  • Hamza-nameler

Vilayet-name

XV. yüzyıl sonrasında özellikle Bektaşi çevrelerinde “vilayet-name” genel adıyla menakıb-nameler yazılmıştır.

  • Vilayet-name-i Hacım Sultan
  • Menakıb-ı Hacı Bektaş-ı Veli
  • Vilayet-name-i Otman Baba
  • Nefahatü’l Üns —Bu eserin aslı Molla Cami’ye aittir. Ali Şir Nevai ve Lamii Çelebi tarafından Türkçe-ye kazandırılmıştır.
11. Mersiye

Başta padişah ve şehzade olmak üzere devlet büyüklerinin ölümünden duyulan üzüntünün dile getirildiği manzumelerdir. Mersiyelerde saygı ve sevgi duyulan bir şahsın ölümünden kaynaklanan üzüntü ifade edilmekle birlikte söz konusu şahsın olumlu vasıfları da sıralanır. Bu nedenle, mersiyeler bir yönüyle de medhiyyedir, yorumu yapılabilir.

  • Fars edebiyatındaki ilk mersiye Rudeki’ye aittir.
  • Türk edebiyatında Alp Er Tunga sagusu bilinen ilk Türkçe ağıt manzumesidir.
  • Divan edebiyatında bilinen ilk mersiye ise XV. yüzyılda Ahmedi tarafından kaleme alınmıştır. Ahmedi bu mersiyeyi Süleyman Şah’ın ölümü üzerine yazmıştır.
  • Kanuni’nin oğlu olan Şehzade Mustafa Türk edebiyatında hakkında en çok mersiye yazılan kişidir.
  • Mersiyelerde genellikle terkib-i bend ya da kaside nazım biçimi kullanılır.
  • Baki’nin Kanuni Mersiyesi türün bilinen örneklerindendir. (Terkib-i bend nazım biçimiyle yazılmıştır.)
12. Mevlid
  • Kelime anlamı “bir kişinin doğumu, doğduğu yer, zaman” şeklindedir.
  • Hz. Muhammed’i doğumu ve doğumuyla meydana gelen hadiseler, hayatı, mucizeleri, ahlakı ve ölümü gibi çeşitli yönlerden anlatan eserdir.
  • Mevlid türü eserlerin kaynağı Arap edebiyatındaki siyerlere dayanmaktadır.
  • Mevlid türündeki ilk manzumelere Ahmedi’nin İskender-name adlı eserinde rastlanmaktadır.
  • Türk edebiyatında mevlid türünün kaynaklara göre en bilinen ve ilk örneklerinden biri Süleyman Çelebi’nin Vesiletü’n Necat adlı eseridir (XV. yy.). (Bu eser mesnevi nazım biçimi olarak bir mesnevidir.) (Mevlid türünde müstakil eser olarak ilk örnek.) Süleyman Çelebi’nin Vesiletü’n Necat adlı eserinde; Aşık Paşa’nın Garib-name’sinden Ahmedi’nin İskender-name’sinden ve Kadı Darir’in Siretü’n Nebi’sinden izler vardır. Vesiletü’n Necat, açık ve yalın bir Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmıştır.
13. Miraciyye
  • Miraciyye, Hz. Muhammed’in en büyük mucizesi konumunda olan miracı anlatan edebî eserler verilen addır.
  • Fars edebiyatından Nizami, Attar, Molla Cami bu türe ilişkin önemli eserler vermişlerdir.
  • Miraciyyelerde Kuran-ı Kerim’de Miraç hadisesinin geçtiği “Necm” ve “İsra” surelerinden bazı ayetlerin meallerine sıkça yer verilir.
  • Miraciyyelerde daha çok kaside nazım biçimi tercih edilir.
  • Türk edebiyatında miraciyye türündeki ilk örnek Abdülvasi Çelebi’ye aittir (15. yy.). Bu miraciye örneği Abdülvasi Çelebi’nin Halil-name adlı mesnevisinde yer almaktadır.
  • İzzet Molla, Nahifi, Nev’izade Atayi, Sabit, miraciye yazmış önemli divan edebiyatı temsilcileridir. Cumhuriyet Dönemi’nden “Abdullah Azmi Yaman”ın yazdığı Miraciye meşhurdur.
14. Muamma ve Lûgaz

Muamma

Arapça bir sözcüktür. Kelime anlamı “gizli ve güç anlaşılır söz, biçim” şeklindedir.

Terim anlamı ise çeşitli harf-kelime oyunları ve yöntemlerle Esmaü’lhüsna ve özel adların gizlenmesiyle oluşturulan manzum-mensur bilmecelerdir.

Lûgaz

Arapça bir sözcüktür. Kelime anlamı “bilmece, bulmaca, yanıtlamaca” şeklindedir.

Terim anlamı ise bir şeyin çeşitli özelliklerini belirtmek suretiyle sorulan manzum-mensur bilmecelerdir.

Muamma ve lûgazın arasındaki farklar

  1. Lûgazlarda özel ad dışındaki tüm varlık ve nesneler bilmeceye konu olabilir.
  2. Muammalarda yalnızca özel adlar bilmeceye konu olabilir.
  3. Muammalarda cevap başlıklarda verilir. Lûgazlarda cevap belirtilmez.
  4. Lûgazlar genellikle “nedir ol” gibi kalıp ifadelerle biter.
  5. Muammalar genellikle musarra bir beyitten ibarettir.

Be-ism-i Nâbî
Bende yok sabr u sükûn sende vefadan zerre
İki yokdan ne çıkar fikr idelim bir kere

Beytin ikinci dizesindeki İki yokdan ne çıkar-yokluk, olumsuzluk anlamında Farsça “nâ” yı Arapça “bî olumsuzluk ön eklerinin birleşmesiyle Nâbî çıkar.

Muamma türü XV. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında görülmeye başlanmıştır. Ali Şir Nevai, Cem Sultan, Baki, Fuzuli, Lami, Nabi, Şeyhülislam Esad muamma yazan önemli isimlerdir.

Altı yüzden fazla muamma yazan Emri ise türün en büyük temsilcisidir.

15. Münacat
  • Allah’a yalvarma, dua, af dileme ve manevi isteklerin ifade edildiği manzum ve mensur eserlere “münacat” adı verilir.
  • Münacatlar genellikle mesnevi ve kaside nazım biçimleriyle kaleme alınmıştır.
  • Münacatın divan edebiyatında yaygın bir tür olmasında divan ve mesnevi tertibinde tevhitlerden sonra münacatlara yer verilmesinin bir gelenek hâline gelmesi etkili olmuştur.
16. Na’ât
  • Naatlar, Hz. Muhammed’in vasıflarını överek anlatan şiirlerdir.
  • Ka’b bin Züheyr, Arap edebiyatındaki ilk örneğini vermiştir (Hırka hadisesi-caize geleneği).
  • Fars edebiyatından Hakim-i Senayi, Nizami, Attar, Sadi-i Şirazi, Hüsrev-i Dihlevin naat türünde örnekler veren önemli sanatçılardır.
  • Arap edebiyatında “medhiyye”; Fars edebiyatında “sitayiş”; Türk edebiyatında “naat” şeklinde adlandırılmıştır.
  • Naatlarda genellikle kaside nazım biçimi tercih edilmiştir.
  • Türk edebiyatındaki ilk naat örneği Kutadgu Bilig adlı eserde yer almaktadır.
  • Fuzuli’nin “Su Kasidesi” adlı eseri Türk edebiyatının en meşhur naat örneğidir.
  • Bazı şairler çok sayıda naat kaleme aldıkları için “Na’ti” unvanıyla anılmıştır.
  • Nazim’in tamamı naat türündeki manzumelerden oluşmuş bir ”divan’ı vardır. Nazim aynı zamanda Türk edebiyatında en çok naat kaleme alan sanatçıdır.
  • Nahifi’nin 788 beyitten oluşan Hicretü’n Nebi adlı mesnevisi naat türünde yazılmış bir müstakil eser örneğidir.
17. Pend-name

İslam, tasavvuf, gelenek ve görenekleri temel alarak hemen her konuda ahlaki öğütlerin verildiği manzum veya mensur eserlere pend-name adı verilir.

Pend-name türünün şekillenip yaygınlık kazanmasında özellikle Feridüddin Attar’ın “Pend-name” adlı eserinin önemli bir etkisi vardır.

  • Sadi’nin “Bostan” ve “Gülistan” adlı eserleri;
  • Genceli Nizami’nin “Mahzenü’l Esrar” adlı eseri;
  • Emir Keykavus’un (oğlu Geylanşah için yazdığı) “Kabus-name”si

nasihat-name türünün gelişiminde önemli katkıları olmuştur. Örneğin; Kabus-name bir delikanlının hayata dair bilmesi gereken birçok konu ile ilgili öğütler içermektedir.

Hükümdarlara hikmet dersi vermek için yazılmış Beydaba’nın Kelile ve Dimne adlı hayvan hikâyeleri de nasihat-nameleri besleyen eserler arasındadır.

Nasihatnamelerde ayet, hadis iktibaslarına, atasözlerine, kıssa ve hikâyelere, yer verilebilir.

Atasözü ve kıssalardan yararlanma konusunda özellikle Güvahi’nin Pend-name adlı eseri önemli bir örnektir.

Pend-name türündeki eserlerle ilişkili diğer türler: Siyasetname, Mevize, Fütüvvet-name

Mevize Nedir?

Vaaz konularının ayet, hadis ve menkıbelerle süslenerek sıralandığı vaaz ve öğüt kitaplarıdır.

Güvahi’nin Pend-name adlı eserinden alınan aşağıdaki bölümler, atasözlerinin ışığında sosyal bir konu (giyim kuşam) ile ilgili şairin ve toplumun görüşleri akatarılır.

El-Mevize

Libas ile yüce safdan inilmez
Deve çökdükdeyir bulur dinilmez
Tonandukda veli fikr it gerisin
Libasının özüne düşerisin
Bilen mikdarını haddinden aşmaz
Yolın tut olma gevdügi yaraşmaz
Utan kendüne böyle söz didürme
Görenlere kalaylı koz didürme
Sakın andan ki halka buluşuban
Seni utanduralargülişüben

Anadolu sahasındaki ilk pend-name örneği Yunus Emre’nin Risaletü’n Nushiyye adlı eseridir.(Kaynak: Emine Yeniterzi)

Çocuklara yönelik olarak yazılan pend-name örnekleri:

  • Ahmed-i Dai —Vasiyyet-i Nuşirevan
  • Nabi—Hayriyye (Hayri-name)
  • Sünbülzade Vehbi — Lutfiyye

Türk edebiyatında pend-name türünün üç önemli ismi: Şem’i, Güvâhi, Edirneli Nazmi.

18. Saki-name
  • Sakiye hitaben yazılmış içki ve meyhane kültürünü dile getiren manzumelerdir.
  • Sahba-name veya işret-name şeklinde de adlandırılabilir.
  • Sakinamelerin kaynağı Arap edebiyatındaki “hamriyat” türündeki eserlerdir.
  • Fars edebiyatındaki ilk sakiname örneği Nizami’nin İskender-name adlı eserinin içerisinde yer almaktadır.
  • Türün tasavvufi ilk örneği Selman-ı Saveci’nin Tevhidadlı terkib-i bendidir.
  • Zuhuri’nin 804 beyitlik sakinamesi İran edebiyatının en hacimli sakiname örneğidir.
  • Sakinamelerde daha çok mesnevi ve terkib-i bend nazım biçimi tercih edilir.
  • Türk edebiyatındaki ilk sakiname örneği Ahmedi Dai tarafından terci-i bend şeklinde kaleme alınmıştır.
  • XIV. yüzyılda Harizmi’nin Mahabbet-name adlı mesnevisinde bölüm sonlarında sakiye hitaben yazılmış ikişer beyit bulunmaktadır. Bu beyitler de yine sakiname türünün ilk örneklerindendir.
  • İlk müstakil sakiname ise İşret-name adıyla Revani’ye aittir.
  • Fuzuli’nin Farsça olarak kaleme aldığı Heft-Cam adlı 327 beyitlik mesnevisi edebiyatımızdaki önemli sakiname örneklerindendir.
  • Nevizade Atai’nin 1583 beyitlik mesnevisi bu türün en başarılı örneğidir.
  • Ali Şir Nevai’nin Fevaidü’l Kiber adlı divanı içinde başarılı bir sakiname örneği vardır.
19. Surname

Genel olarak düğün törenlerini anlatan edebî eserlerdir.

Millî bir nazım türü olan surnamelerde evlilik, sünnet hatta doğum nedeniyle düzenlenen şenlik, ziyafet ve düğünler konu edilir.

  • Sûr-ı hümâyûn: Padişah ve ailesiyle ilgili sur-namelere verilen ad.
  • Sûr-ı hitan: Sünnet vesilesiyle yazılan surna-melere verilen ad.
  • Sûr-ı arus: Evlilik vesilesiyle yazılan surname-lere verilen ad.
  • Sûr-ı viladet: Doğum vesilesiyle yazılan surna-melere verilen ad. Surnameler 16. yüzyıldan itibaren edebî bir tür hâline gelmiştir.
  • Sûriyye: Kaside biçiminde yazılan surnamelere verilen ad.

Mesnevi Şeklinde Yazılan Surnameler:

Türün en güzel örnekleri mesnevi şeklinde müstakil eserler olarak yazılmıştır. Türk edebiyatında bilinen ilk müstakil surname Gelibolulu Ali’nin XVI. yüzyılda Şehzade Mehmet’in düğününü anlattığı 2275 beyitlik Camiü’l Hubur Der Mecalisi’s Sürur adlı mesnevisidir.

20. Şehrengiz
  • Şehrengizin kelime anlamı “şehir karıştıran” şeklindedir.
  • Şehrengizler işledikleri konu açısından ikiye ayrılabilir:
  1. Bir şehrin güzelliklerini metheden şehrengizler
  2. Bir şehrin güzellerini metheden şehrengizler
  • Türk edebiyatında görülen millî bir nazım türüdür.
  • Şehrengizler için ayrıca “medh-i huban, vasfı huban, şehr-aşub, nigar-name’ gibi adlandırmalar mevcuttur.
  • Şehrengiz türünün Türk edebiyatındaki ilk örneği 16. yüzyıldan Mesihi’ye aittir. Mesihi’ye ait bu eserin adı Edirne Şehrengizi’dir.
  • Zati tarafından kaleme alınan Edirne Şehrengizi de yine şehrengiz türünün örnekleri arasındadır.
  • Lamii Çelebi, şehrengiz türünde kaleme aldığı eserlerinde şehir özelliklerinin yanı sıra mimari özelliklere de yer vererek türe dair yenilikler getiren isimlerden biri olmuştur.