İzlenimci Eleştiri Kuramı

İzlenimci Eleştiri Kuramı

Empresyonizm ve rölativizm biçiminde de tanımlanan izlenimcilik; görecelik, izafilik kelimeleriyle de ifade edilebilir.

17.yy’dan itibaren Avrupa’da gelişen aklı merkeze alan düşünme biçimi hayatın her alanına nüfuz etmiştir. Bu düşünce tarzı sanayi devriminden yeni icatlara, kıtaların keşfinden ekonomik refahın artmasına kadar birçok gelişimi de beraberinde getirmiştir. Akılcı anlayışın bilimsel gelişimin sağlanması konusunda elde ettiği başarı bu metodun sosyal bilimlerde de uygulanabilirliği fikri oluşturmuştur, izlenimci eleştiri kuramı, eleştiride kuralcılığa, bilimselliğe ve nesnelliğe tepki olarak 18. yüzyılda ortaya çıkmıştır.

izlenimci_Elestiri_Kurami• İzlenimci eleştirinin temsilcisi olan Anatole France, (1844-1924) bu kuramın içeriğini şu sözleri ile ortaya koymuştur: “İyi bir eleştirici, şaheserler arasında kendi ruhunun serüvenlerini anlatır. Nesnel sanat olmadığı gibi nesnel eleştiri de yoktur. Eserine kendisinden başka bir şey koymakla övünenler çok aldatıcı bir kuruntunun kurbanıdırlar. Gerçek şudur ki insan hiçbir zaman kendinin dışına çıkamaz. En büyük belalarımızdan biridir bu. Göğü, yeri bir dakika için olsun, bir sineğin düzeylere ayrılmış gözüyle görebilmek veya doğayı bir orangutanın kaba ve basit beyniyle algılayabilmek için neler vermezdik. Ama bizim için imkân yoktur buna. Tresias gibi hem erkek olmak, hem de bir kadın olmuş olmayı hatırlamak bize vergi değil. Sürekli bir hapishanede gibi kendi benliğimizin içine kapatılmışız… Eleştirici açıkça şöyle demelidir: Efendiler! Size Shakespeare, Racine, Pascal veya Goethe ile ilgili olarak kendimden söz edeceğim.”

• Anatole France’nin sözlerinden de anlaşılacağı üzere izlenimci eleştirmenler, kuralları kabul etmedikleri ve eser hakkında herkesin ortak bir yargıda buluşabileceğine inanmadıkları için eserin nitelikleri ve yapısı üzerinde durmazlar. Onlara göre bir eser hakkında belirtilen yargıların doğru ya da yanlış olması söz konusu edilemez. Nesnel verilerin kullanımının reddi, göreli ve kişisel yoruma dayalı bir kuramın oluşmasına olanak tanır.

• İzlenimci eleştiri okuru merkeze alan bir kuramdır, izlenimcilere göre bir edebî eser ancak okuyucunun izlenimi noktasında değerlendirilir. Eser ne anlatırsa anlatsın okuyucuda kalanlar, kendi intibaları olacaktır. Bu anlayışa göre, sanat eserinin estetik veya teknik özelliği, bir şiirin veya romanın kurgusal yönü çok dikkate alınmaz. Önemli olan, eserin okuyucuda bıraktığı izlenimlerdir.

• Aynı zamanda bir edebî akıma isim olan izlenimcilik, başlı başına bir metin tahlil metodu olarak kabul edilemez. Fakat okur açısından sıklıkla kullanılması zorunlu olan bir düşünme biçimidir.

• İnsanoğlunun algılama biçimi içinde bulunduğu şartlara bağlıdır, insan, kendisine göre bir konum, şart ve birikim içindedir. Onun objelere ve uyarıcılara karşı durumu, bu yüzden öznel yani sübjektiftir.

• Öznel bir alan üzerinde gelişen estetik anlayışın bu bağlamda nesnel olması söz konusu olamaz. Bu edebî bir teori olmaktan ziyade genel bir kabuldür. Edebiyat araştırmalarında okuyucunun duygusunu önemsemesi bakımından önemli ise de evrensel ve uygulanabilir kriterler oluşturamaması sebebi ile eleştirilere hedef olan bir kuramdır.