Deyim Aktarması Nedir?

Deyim Aktarması Nedir? Özellikleri, Örnekleri

Deyim Aktarması (Anlam Aktarması) Nedir?

Tanım 1: Deyim aktarması yani diğer ismiyle anlam aktarması bir sözcüğün benzetme amacı ile başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.

Tanım 2: İnsana özgü bir kavramın doğaya, doğaya özgü bir kavramın insana aktarılmasına deyim aktarması denir.

  • Benim küçük meleğim nerede?

cümlesinde çocuğum, kızım gibi sözcükler yerine melek sözcüğü kullanılmıştır. Benzerlik amaçlı bu tür kullanımlar deyim aktarmalarıdır.

Deyim Aktarmaları Nasıl Yapılır?

 1- İnsandan Doğaya aktarmalar (İnsana Özgü Kavramların Doğaya Aktarılması):

Bu şekilde yapılan aktarmalarda insanlara ait olan özellikler doğadaki nesnelere verilir.

  • Kuşlar neşe içinde cıvıldaşıyor.
  • Ovadaki bütün çiçekler el ele tutuşmuş, hep bir ağızdan şarkı söylüyorlardı.

2- Doğadan insana aktarmalar (Doğaya Özgü Kavramların İnsana Aktarılması):

Doğadaki özelliklerin insanlarla beraber kullanılmasıdır.

  • Olgun tavırlarıyla herkesin beğenisini kazandı.(Olgunluk doğaya ait bir özelliktir)
  • Bedir’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.
  • Dalgalanır deli gönül şafakta.
  • Kalbim yırtılıyor her nefesimde.
  • Sert bir insan olduğu belliydi.(Sertlik)

3- Duyu Aktarmaları:

Bir duyuya ait olan kavramların başka duyular ile birlikte kullanılmasıdır.

  • Acı bir çığlık duyuldu. (Tat alma duyusundan işitme duyusuna)
  • Keskin bir koku içeriye yayılmıştı. (Dokunma duyusundan koklama duyusuna)

4. Doğayla İlgili Kavramların Doğaya Aktarılması: 

Örnek:

  • Karlar uçuşurdu camlarda.
  • Rüzgârlar ulurdu sabaha kadar.

5. Bir Duyunun Diğer Duyuya Aktarılması:  

Örnek:

  • Hâlâ aklımda onun sıcak gülüşü, tatlı bakışı. (Dokunma-Görmeye)
  • Nasıl unutabilirim o yumuşak konuşmayı. (Dokunma-Duymaya)
  • Sokaktan acı bir fren sesi geldi. (Tatma-Duymaya)
  • Onun keskin bakışları hepimizi korkuttu. (Dokunma-Görmeye)

Şiirde Deyim Aktarmaları

İnsan dilinin önemli özelliklerinden biri, bir nesneyi daha güçlü, daha canlı anlatabilmek için, onunla benzerliği, yakınlığı bulunan bir başka nesnenin adıyla anma eğilimidir.

Deyim aktarması (eğretileme, Yun. metaphora) adını verdiğimiz bu eğilimle, çiçekleri aslanın ağzına benzeyen bitkiye aslanağzı adı verilirken (birçok dilde aynı biçimde adlandırılır), doğadan insana, insandan doğaya, doğadan doğaya aktarmalara da gidilmektedir. Bu niteliğiyle, benzetme’nin bir ileri aşaması sayılabilecek olan bu anlam olayıyla doğadaki yılan, domuz, öküz gibi hayvan adlarının aşağılayıcı birer gösterge olarak kullanıldığını; ince, tatlı, pişkin, kaba, sulu gibi sıfatların da insanlara uygulandığını; değişik durumların, davranışların bir taşla iki kuş vurmak, iğneyle kuyu kazmak, kendi yağıyla kavrulmak gibi deyimlerde görülen somutlaştırmayla dile getirildiğini görüyoruz.

Birçok bilgin ve düşünür, her dilde bu aktarmaların önemine dikkati çekmiştir. Daha İ.Ö. IV. yüzyılda Aristoteles, Poetica’sında bunların türleri ve örneklerinedeğinmiş, geçen yüzyılın sonlarında ünlü dil ruhbilimcisi Kainz, “Her dil, az ya da çok, deyim aktarmalarının sözlüğüdür” yargısına varmıştır.

Della Volpe ise bu olayı “Şiirin en kendine özgü, nazik bir aracı” ve “şiirin kraliçesi” saymıştır.

Dünya şiirinde olduğu gibi, Türk şiirinin her türünde ve her döneminde bu tür aktarmalara rastlanır. Şairler, bu aktarmalarla betimlemelerini, yansıttıkları imgeleri daha canlı, daha güçlü biçimde dile getirebilmekte, okuyan/ dinleyen üzerinde bir başka etki yaratabilmektedirler.

Deyim aktarmalarının bir bölümü aynı zamanda alışılmamış bağdaştırma adı altında değindiğimiz söz öğelerinin de örneklerini oluşturmaktadır.

Divan şiirimizde mazmun adı verilen ve ‘dolaylı anlatım, sezdirme’ anlamına gelen öğeler deyim aktarması olarak kullanılmış, sonradan kalıp halinde yerleşip yinelenmiş sözcüklerdir. Örneğin Farsçada ‘ay’ anlamındaki mah, meh sözcükleri doğrudan doğruya ay yüzlü sevgiliyi anlatmak üzere kullanılmış, kırmızı, değerli bir taş olan Ar. la’l ile sevgilinin dudakları, Far. nergis ile de onun güzel, etkileyici, baygın bakan gözleri kastedilmiştir.

Halk şiirimizde sevgilinin ceylan, ahu, suna sözcükleriyle anılışı da doğadan insana gerçekleştirilen aktarma türünün örneklerindendir.

Yeni şiirimizde aynı olayın değişik türlerinden birçok örneğiyle karşılaşılmaktadır.

Örneğin kişileştirme (perso-nification) adını alan aktarmalardan Behçet Necatigil’in ürperen sokaklar tamlaması (Şimdi Değil, Sonra şiiri), F.H. Dağlarca’nın acıkmış ağaçlarım (Bilgisayarla Konuşmalar şiiri) nitelemesi, Cemal Süreya’nın gözü bağlı bir leylak kokusu tamlaması,

Bedri Rahmi Eyüboğlu‘nun, “Hele bir içini çeksin orman” (Hele Bir Başlasın adlı şiiri) dizesi aynı anlatım eğiliminin örneklerindendir.

Can Yücel‘in, “Delibozuk bir uçurtmaydın Ahmet / Takıldın tellere sonunda” dizelerinde (Dinar Yolunda Devrilen Bir Fordun Şoför Ahmet için Yaktığı Ağıt adlı şiiri) bir yandan delibozuk sıfatını uçurtma için kullanırken bir kişileştirmeye gitmekte, bir yandan da Ahmet’in delibozuk bir uçurtma olduğu biçiminde, nesnelerle ilgili bir adı insana aktararak bunun tersi bir aktarmaya yönelmektedir.

Prof. Dr. Doğan Aksan, Cumhuriyet Döneminden Bugüne Örneklerle Şiir Çözümlemeleri

 Deyim aktarmaları ile ilgisi sorular

Soru:1

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı bir deyim aktarması vardır?  
A) Sen o tilkiyi kandıramazsın, demedim mi?
B) Şu çıyanın neresini seviyorsun?
C) O gün tepenin başında bir yılan öldürdük
D) Sınıfın akrebi yapacağını yine yaptı.
E) Arslanlarımız o maçta coştukça coştu.  (Cevap: C )

Soru:2

(I) Sisler Bulvarı bir gece haykırmıştı.
(II) Ağaçları yatıyordu, yoksuldu.
(III) Bütün yapraklar sararmıştı.
(IV) Bütün sonbahar ağlamıştı.
(V) Ağlayan İstanbul’du.

Yukarıdaki numaralanmış dizelerin hangisinde bir aktarma yapılmamıştır?

A)I.   B) II. C) III.     D) IV.  E) V. (Cevap: C )

Soru:3

( I ) Sonbahar, kendisinden sonra gelecek kış mevsiminin gizli telaşını yaşatıyor doğaya. ( II ) Amasra’da bir Roma yapıtı olan Kuşyakası Yol Anıtı sarı bir örtüyle kaplanıyor. ( III ) Hasankeyf’teki Artukoğulları zamanından kalma cami, minaresindeki son leyleği yolcu ediyor. ( IV ) Kaçkarlarda yağmur fazla mesai yapıyor. ( V ) Bolu Dağları’nda, Istrancalarda gezinirken yerlerde ağaç gövdelerinin hüzünlü yüzlerini, acılı bakışlarını görüyoruz.

Bu parçanın numaralandırılmış cümlelerin hangisinde insana özgü bir nitelik doğaya aktarılmamıştır?

A) I      B) II     C) III    D) IV       E) V      (2001-ÖSS) (Cevap: B)