Bağlaşıklık ve Bağdaşıklık Nedir?

Bağlaşıklık Nedir? Bağdaşıklık Nedir? Özellikleri, Örnekleri

Bağlaşıklık ve Bağdaşıklık Nedir?

BAĞLAM NEDİR?

Sözcük ve sözcük gruplarının cümle içerisinde kazandıkları anlama bağlam denir.

Bir başka tanım: Bir sözcüğün cümle, cümlenin paragraf, paragrafın metin içindeki yerini belirleyen, ondan önce veya sonra gelen sözkonusu sözcük, cümle ya da paragrafın anlamını, değerini belirleyen öğeler bütünü.

Detaylı bilgi için bakınız ⇒ Bağlam nedir?

BAĞLAŞIKLIK NEDİR?

Bir metinde dil öğelerinin (ek, kelime ve kelime grupları) dil bilgisi kurallarına uyularak yan yana getirilmesine (cümle oluşturulmasına) bağlaşıklık (dil bilgisi bağıntısı) adı verilir.

Bağlaşıklık cümlede aşağıda unsurların gerçekleşmesinde etkilidir:

1. Bağlaşıklık cümlede anlam belirsizliğini ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluğunu engeller.

Örnek:

  • Geleceğini annemden duydum. ⇒ “Onun geleceğini annemden duydum.” ve ya “Senin geleceğini annemden duydum.”
  • Yarışmada birinci olduğuna sevindim. ⇒ “Senin yarışmada birinci olduğuna sevindim.” Ya da “Onun yarışmada birinci olduğuna sevindim.”

2. Eklerin eksik veya yanlış kullanılmasına ve bundan doğacak anlatım bozukluğuna engel olur.

Örnek:

  • Bu çocuklar fakir ülkenin, savaş nedeniyle gerekli eğitimi alamayan çocuklardır. ⇒ Bu çocuklar fakir ülkenin, savaş nedeniyle gerekli eğitimi alamayan çocuklarıdır.
  • Senin en sevdiğim yanın derslerine düzenli çalıştığındır. ⇒ Senin en sevdiğim yanın derslerine düzenli çalışmandır.

3. Dolaylı tümleç eksikliğini ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirip, en iyi imkânları sağladı. ⇒
    Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirip onlara en iyi imkânları sağladı.
  • Burada daha çok eski arkadaşlarını arıyor, hasret duyuyordu. ⇒
    Burada daha çok eski arkadaşlarını arıyor, onlara hasret duyuyordu.

4. Nesne eksikliklerini ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Televizyona çok bakıyor, akşama kadar kapatmıyor. ⇒ Televizyona çok bakıyor, televizyonu akşama kadar kapatmıyor.
  • Herkesin fikrine saygı gösteriyor, dinliyor. ⇒ Herkesin fikrine saygı gösteriyor, onları dinliyor

5. Özne eksikliğini ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller:

Örnek:

  • Kapıya dayanmayın, dün boyandı. ⇒ Kapıya dayanmayın, kapı dün boyandı.
  • Nüfus sayımı bu yıl yapıldı, bir hayli artmış ⇒ Nüfus sayımı bu yıl yapıldı, nüfusumuz bir hayli artmış.

6. Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılmasını ve bundan doğan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Ekşiyi az, acıyı ise hiç sevmezdi ⇒ Ekşiyi az sever, acıyı ise hiç sevmezdi.
  • Kitap için kendine verilen paranın eksik ve yeterli olmadığını söyledi. ⇒ Kitap için kendine verilen paranın eksik olduğunu ve yeterli olmadığını söyledi.
  • Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı belli değil. ⇒ Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı verdi belli değil.

7. Kelimelerin cümle içinde yanlış yerde kullanılmasını ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Alınan bu karar savaşta askerin daha çok ölmesine neden oldu ⇒ Alınan bu karar savaşta daha çok askerin ölmesine neden oldu.
  • İzinsiz inşaata girilmez ⇒ İnşaata izinsiz girilmez.

8. Gereksiz kelime kullanılmasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller:

Örnek:

  • Yalnız gitmekten korkmuş, annesiyle birlikte gitmiş. ⇒ Yalnız gitmekten korkmuş, annesiyle gitmiş
  • Yüksek sesle bağırmana gerek yok ⇒ Bağırmana gerek yok.

9. Tamlama yanlışlıklarını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller:

Örnek:

  • Kaza yerine birçok askerî ve polis aracı geldi ⇒ Kaza yerine birçok askerî araç ve polis aracı geldi.
  • Bu önlemler ekonomik ve sağlık açısından olumlu sonuçlar verdi ⇒ Bu önlemler ekonomik açıdan ve sağlık açısından olumlu sonuçlar verdi

10. Etken ve edilgen fiillerin bir arada kullanılmasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller:

Örnek:

  • Bütün yemekleri hazırlayıp bir kenara koyulmalıdır. ⇒ Bütün yemekleri hazırlayıp bir kenara koymalıdır. veya Bütün yemekler hazırlanarak bir kenara koyulmalıdır.
  • Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı. ⇒ Bazı yolcuların giriş işlemleri yapılmaya başlandı.

11. Ek fiilin kullanılmamasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Boyu kısa bedeni de pek biçimli değildi. ⇒ Boyu kısaydı bedeni de pek biçimli değildi.
  • O yaşlı şair geleneklere bağlı, ama yeniliklere kapalı değildi. ⇒ O yaşlı şair geleneklere bağlıydı, ama yeniliklere kapalı değildi.

12. Farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanmasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Hiç kimse okula gelmedi, geziye gitti. ⇒ Hiç kimse okula gelmedi, herkes geziye gitti.
  • Annem hiçbirimizi azarlamaz, severdi. ⇒ Annem hiçbirimizi azarlamaz, hepimizi severdi.
  • Her gün okula geç geliyor, erken gelmiyor. ⇒ Her gün okula geç geliyor hiç erken gelmiyor.
  • Herkes konuşuyor, ders dinlemiyor. ⇒ Herkes konuşuyor, hiç kimse ders dinlemiyor.

BAĞDAŞIKLIK

Dil öğelerinin (ek, kelime ve kelime grupları) aralarında oluşturdukları anlam bağıntılarına bağdaşıklık denir.

Kelimelerin yeni bir anlam ifade etmek için yan yana gelerek oluşturdukları söz gruplarına bağdaştırma denir. Asma köprü, çatlak tabak, kavun dilimi, duvarın boyası; ya da havalar ısınıyor. Elektirikçi ütüyü onardı… bağdaştırmaları buna örnek gösterilebilir.

Bir dilde iki türlü bağdaştırma vardır:

1- Alışılmış Bağdaştırma

Örnek: Bağdaşıklık konusunu, ‘turkedebiyati.org’ web sitesinden öğrendim.

2- Alışılmamış Bağdaştırma

Örnek: Göğsümüzde her dem şakıyan kumrular, bugün yasta.

Bağdaşıklık cümlelerde aşağıdaki durumlarda etkili olarak anlatım bozukluklarını engeller.

1. Birbiriyle çelişen ifadelerin bir arada bulunmasını ve bundan doğabilecek anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Sanırım bu işi mutlaka kabul edecektir. ⇒ Bu işi mutlaka kabul edecektir veya Sanırım bu işi kabul edecektir.
  • Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız. ⇒ Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar aldınız veya Gönderdiğim paketi bugüne kadar almış olmalısınız.

2. Olumlu ve olumsuz durumlarda kullanılacak fillerin karıştırılmasını ve bundan doğabilecek anlatım bozukluklarını engeller:

  • Olumlu durumlar için: sağladı, vesile oldu;
  • olumsuz durumlar için ise: neden oldu, sebep oldu, yol açtı vb.

fiiller kullanılır.

Örnek:

  • Bana yardım ederek kısa sürede işi bitirmeme sebep oldu. ⇒ Bana yardım ederek işi kısa sürede bitirmemi sağladı.
  • Laf taşıyarak aralarının bozulmasına katkıda bulundu. ⇒ Laf taşıyarak aralarının bozulmasına sebep oldu.

3. Cümlenin kurumundaki mantık hatalarını ve bundan kaynaklanan anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Sigara içmeye devam ederseniz ölürsünüz hatta kanser bile olursunuz. ⇒ Sigara içmeye devam ederseniz kanser olursunuz hatta ölürsünüz.
  • Bırakın düşmeden yürümeyi koşamaz bile o. ⇒ Bırakın koşmayı düşmeden yürüyemez bile o.

4. Yakın sesli ve ya yakın anlamlı kelimelerin anlamlarının birbiriyle karıştırılmasını ve bundan doğacak anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • Başvurduğu işyerinden son öğretim durumunu gösterir belge istediler. ⇒ Başvurduğu işyerinden son öğrenim durumunu gösterir belge istediler.
  • Yunus’un saçları büyümüş. ⇒ Yunus’un saçları uzamış.

5. Deyimlerin yanlış kullanılmasını ve bundan kaynaklanacak anlatım bozukluklarını engeller.

Örnek:

  • O kadar sinirliydi ki yüzünden dökülen bin parçaydı. ⇒ O kadar sinirliydi ki yüzünden düşen bin parçaydı.
  • Çocuk, arkadaşlarının dediklerine kulak astığı için bu duruma düştü. ⇒ Çocuk arkadaşlarının dediklerine kulak asmadığı için bu duruma düştü.
  • Adam hâkimin odasının önünden geçerken içeriye göz gezdirdi. ⇒ Adam hakimin odasının önünden geçerken içeriye göz attı.

Açıklama-2

Bir cümlede veya metinde, kelimelerin dil bilgisi kurallarına göre bir araya gelmesi ve kullanılmasına bağlaşıklık denir.

Örneğin;

  • “Arkadaşımın kitabını çok sevdiğim için dolabımda saklıyorum.”

cümlesini ele alalım. Bu cümlede “arkadaşımın kitabı” dil bilgisi kuralına göre belirtili isim tamlaması adını alır. Konuşan veya yazan kişi metinde ifade edilen göstergeyi söylemek istiyorsa bu tamlamayı kurmak zorundadır. Bu tamlamanın kurulması ise yerleşik dil kurallarına bağlıdır. Bu kural değişmez; isterse konuşan ve yazan kişi birinci göstergeyi başka göstergelerle değiştirebilir.

Örneğin; arkadaş yerine dost, kardeş öğretmen, anne vs. diyebilir ama bu tamlamalarda da aynı çekim eklerini kullanmak zorundadır. Gene aynı kişi “sevdiğim için” edat grubunu kullanacaksa bu metinde “için” edatını “sevdiğimden sonra getirmek zorundadır. Yani kişi metni şöyle kuramaz, kurduğu zaman bununla bir ileti sağlayamaz:

  • “Arkadaşımın kitabını sevdiğim çok için dolabımda saklıyorum.”

Dikkat edilirse bu metinde “çok” kelimesi ancak isim ve sıfatları nitelediğinde kullanılabilir ve böylece dil bilgisi kurallarına uymuş oluruz. Dile ait bu kurallar bizden önce vardır ve dile yerleşmiştir.

Bundan dolayı metni şöyle oluşturamıyoruz:

  • “Arkadaşımın çok kitabını için sevdiğim dolabımda saklıyorum.”

Bu örnekten de anlıyoruz ki bağlaşıklık ilkesinin bozulması bağdaşıklık ilkesini de bozar. Konuşan veya yazan kişi, kelimeleri kullanmada bağlaşıklık ilkesine göre bağdaşıklıkta daha serbesttir. Çünkü anlamlı olan her bağdaşıklık ona bir serbestlik getirir. Ancak kişi gene de göstergeler arasında sonsuz sayıda bağdaşıklık kuramaz. Bu, teorik olarak mümkünse de işlevsel değildir.

Bağdaştırma

Burada alışılmamış bağdaştırmalar kurdukları için anlaşılmaz bulunan ve tenkit edilen II.Yeni şairlerini hatırlamalıyız.

Örnek:

Tanrı Kulundan Dilediklerim

Tanrı kulu iyi adam değildir…
Tanrı kulu iyi değildir adam…
Tanrı kulu adam değildir iyi…
Tanrı kulu adam iyi değildir…
Tanrı kulu değildir adam iyi…
Tanrı kulu değildir iyi adam…
iyi Tanrı kulu adam değildir…
İyi Tanrı kulu değildir adam…
İyi adam değildir Tanrı kulu…
İyi adam Tanrı kulu değildir…
İyi değildir adam Tanrı kulu…
İyi değildir Tanrı kulu adam…
Adam Tanrı kulu iyi değildir…
Adam Tanrı kulu değildir iyi…
Adam iyi değildir Tanrı kulu…
Adam iyi Tanrı kulu değildir…
Adam değildir Tanrı kulu iyi…
Adam değildir iyi Tanrı kulu…
Değildir iyi Tanrı kulu adam…
Değildir iyi adam Tanrı kulu…
Değildir adam iyi Tanrı kulu…
Değildir adam Tanrı kulu iyi…
Değildir Tanrı kulu adam iyi…
Değildir Tanrı kulu iyi adam…

Necip Fazıl Kısakürek

Etkinlik

Yukarıdaki metinden anlamlı bağdaşıklıkları seçiniz ve bulduklarınızı tema, söyleyiş ve yapı bakımından birbiriyle karşılaştırınız.

Bu metin, şairin “Tanrı Kulundan Dinlediklerim” adlı eserinden alınmıştır. Dört kelimeden oluşan metinde şair kelimelerin yerlerini değiştirerek onlarla yeni kombinasyonlar kurmaktadır. Ancak meydana gelen bağdaşıklıklardan bazıları şiirsel bir yapı kazanırken, bazıları saçma, anlamsız hatta hiç amaçlanmayan bir tema oluşturmaktadır. Sanatçılara bu anlamda sonsuz bir imkân veren dil göstergeleri, bir araya gelirken öncelikle sanatçının söylemek istediğiyle uygunluk gösterip göstermediğine bakılır. Çünkü aslolan, dilin, her türlü düşünce ve duyguyu ifade etme imkânı vermesidir. İkinci olarak şair, dili kullanırken yerleşmiş kuralların dışına çıkamaz. Çünkü dil; oturmuş, geleneği, kuralları olan bir yapıdır. Kişinin kurduğu bağdaşıklıklar hem kendi arasında hem metin düzeyinde birbiriyle ilgili olmak zorundadır.

Kelimeler, metin içindeki değerini, diğer kelimelerle kurduğu ilişkiden alır. Bu, satranç tahtasındaki taşların, değerini diğer taşlarla kurduğu ilişkiden almasına benzer. Satranç taşları ile dama da oynayabiliriz. Ancak “şah” artık şah olmaktan çıkmıştır ve taşların önemlilik sırası sebebiyle değerleri de değişmiştir. Dama taşları ile satranç da oynayabiliriz. Ancak o zaman şah ve fili karıştırmak da kolaylaşacaktır.

Bu örneği bir metne uygularsak; karşımıza, alışılmış bağdaştırma ile alışılmamış bağdaştırmanın, kelimeleri metin içinde yapım ve işletme ekleri ile kullanmanın, kelimeye gerçek, mecaz, kinayeli anlam yüklemenin (bağlam) önemi çıkar.

Eğer kelimeler birbirleriyle ilişkiyi öncelikle dil bilgisi kurallarına göre kurmazsa yani bağlaşıklık kuralı işlemezse ortaya bir metin çıkmaz. Kelimeler arasındaki bu ilişki, metni meydana getiren cümleler, paragraflar ve bölümler arasında da vardır.

Metni oluşturan bu birimler hep bir temayı ifade etmek üzere bir araya gelmiştir.

Bu bize, dilin, birbiriyle anlamca ve biçimce ilişkilendirilen öğelerinin bir araya gelerek oluşturduğu bir yapı olduğunu gösterir.

“Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya hileydim?
Yazar: Mıydım?
Hiç: Şiir”

(İsmet Özel)

Bu şiirin kelimelerini (göstergelerini) ister alfabetik, ister dörtlüklerdeki sırasıyla sözlükte yer aldığı şekliyle sıralayınız. Bu sıralamadan bir anlamın elde edilemeyeceğini göreceksiniz. Bu kelimeler tek başlarına bir ses ve anlam kaynaşması gösteren birimler olsa da birbirleriyle kaynaşmadıkları için onların yan yana gelmesinden bir anlam çıkmaz. Öyleyse bu göstergelerin ses ve anlam kaynaşması sağlaması için önce bağlaşıklık ilkesine göre bir araya gelmesi gerekir.

Bir dili konuşan veya yazan kişi dil bilgisi kurallarına göre konuşmaz ve yazmaz, İnsanlar bir kültürel ortamda yetiştikleri için dil kurallarını da hazır bulur, öğrenir ve bu ona göre kullanır. Bir metni meydana getiren göstergeler de işte hu yerleşmiş kurallara göre işler ve bir ileti sağlar. Bu kuralların göz ardı edildiği metinler, alıcıya bir ileti göndermez veya eksik, yanlış gönderir. Göstergelerin birbirleriyle ilişkisini sağlayan dilbirimleri yapım ekleri, çekim ekleri, edatlar, bağlaçlar vs.dir. İşte bir metni meydana getiren göstergeler arasında kendini belli eden dil bilgisi kurallarının işleyişine bağlaşıklık diyoruz.

Kaynak: Türk Edebiyatı Öğretmen El Kitabı/ Kâmil Yeşil