Hızlı Okuma ve Anlama

Hızlı Okuma ve Anlama

Hızlı Okumanın Yararları Nelerdir? Neden Hızlı Okumalıyız?
• Aynı okuma süresi içinde daha çok okuma olanağı sağlamak,
• Daha çok zamana sahip olmak,
• Daha iyi anlama ve hatırlama gücüne ulaşmak,
• Profesyonel iş yaşamında, okulda ve sınavlarda başarılı olmak,
• Bilgi çağına ayak uydurabilmek ve bu çağın bilgisel ve kültürel etkinliklerine katılmak,
• Karar vermede, olay ve nesneleri algılamada hız ve ilişki yeteneğini artırmak için
hızlı okuma alışkanlığı kazanmamız gerekir.

1) OKUMA HIZINI VE ANLAMAYI ENGELLEYEN DURUMLAR VE ÇÖZÜMLERİ

En iyi okuma sessiz okumadır. Sessiz okuma dudak kıpırdatmadan, göz ve beyin iletişimi ile yapılan okumadır. Aşağıda sayacağımız yanlış okuma biçimleri, hem okuma hızını azaltır, hem de anlamayı geciktirir.

a) Sesli Okuma

Sesli okuyan bir kimse birçok organını birden (göz, dudak, boğaz, dil, kulak, beyin) kullanır. Bu nedenle hem okuma hızını frenler hem de aynı anda dikkat daha fazla alanlara dağılır. Böylece anlama gecikir. Oysa bu iş, sadece göz ve zihin (beyin) kullanılarak daha verimli yapılabilir. Sesli okuma derken yalnızca duyulabilecek yükseklikte bir sesle değil, dudak kıpırdatarak ya da içimizden sesli okumayı da kastediyoruz.

Çözüm: Sesli okumayı ortadan kaldırmak için öncelikle bunun yanlışlığına inanmanız ve iradenizi kullanarak ses öğesini ortadan kaldırmanız gerekir. Bunun için öncelikle dudaklarınızı kapatarak okumaya ve sonra da içinizden sesli okumayı önlemeye çalışın. Aynı cümleyi sessiz okuyana kadar alıştırmalar yapın.

b) Sözcükleri Tek Tek Okuma

Bu okuma biçimi de hem gözü yorar, hem de okumayı yavaşlatır. Kuşkusuz en hızlı okumada bile göz, belli noktalarda durur; durmazsa zaten algılama olmaz. Ancak bizim burada kastettiğimiz tek tek okuma ilgiyi dağıtacak ve anlamayı zorlaştıracak yavaşlıkta bir okumadır.

Sözcükler arası boşluklar, beynimiz için uzunca bir süre demektir. Beyin bu boşlukları yakıştırmalarla, hayallerle doldurur. Sonuçta, okunan konuda anlatılmak istenen düşünce ve varlıklardan uzaklaşırız.

Biz, bir cümleyi sözcüklerin tek tek anlamlarını çözmek için değil, o sözcüklerin oluşturduğu cümlenin yargısına ulaşmak için okuruz. Dahası, bir paragraf söz konusuysa, cümleleri tek tek anlamak da yetmez. Hemen ikinci, üçüncü ve daha sonraki cümlelerle birlikte tek bir yargıya, düşünceye, sonuca ulaşmak önem kazanır. Bu nedenle okuma hızını okuyacağımız metnin büyüklüğüne göre ayarlamamız gerekir.

Genel ilkemiz, bütünü, parçadan önemli görmek olmalıdır. Doğaldır ki bu arada önem taşıyan sözcük ve söz guruplarına, bağlaçlara dikkat etmek gerekir, fakat bu, yine hızlı okumayla anlam kazanır.

Çözüm: Yanınızdaki bir gazeteden, gazete yoksa defterinizden ya da kitabınızdan sırasıyla ikili, üçlü, dörtlü sözcük grupları ayırın, bunları birlikte sessiz okuyun. Küçük grupları bütünüyle algılamadan büyüğüne geçmeyin. Söz gelimi ikili grubu tek alıştırmayla, üçlü grubu iki alıştırmayla, dörtlü grubu üç alıştırmayla, beşli grubu altı alıştırmayla bölmeden okuyana kadar çalışmayı sürdürün. Bunu, gözünüzü sola kaydırmadan yapmaya çalışın. Ayrıca aynı alıştırmayı bir sonraki gün de yaparak, ilerlemenizi belirleyin.

c) Geri Dönüş ve Ayrıntılara Takılma

Bu olumsuzluk, öncelikle bir alışkanlıktır. Bir yazıyı anlamış olsak bile sık sık geri dönüşler yaparız. Bu, kendimize güvensizlikten de ileri gelir. Dikkati bir noktaya toplama (konsantrasyon) eksikliği de geri dönüşlere yol açar. Okumanın yavaş olması da başta algılananların unutulmasına neden olur. Bir de ayrıntılara takılma buna eklenirse iş, içinden çıkılmaz bir boyuta ulaşır. Oysa yazıyı seri olarak okumadan hangi ayrıntıların önemli olduğunu kesin olarak bilemeyiz.

Çözüm: Hiçbir ayrıntısına kapılmadan en az beş cümleli parçayı, akışkanlık sağlayana kadar okuyunuz.

d) Pasif Okuma

Bu okuma biçimi de, hızlı da okunsa, sadece harf biçimlerini algılayarak, yazının özünü, düşüncesini kavramadan okumadır, öğrenme ve öğrenilenleri hafızaya yükleme olmadığından anlatılanların hatırlanması mümkün olmaz. Sınavlarda, bazı soruların sona bırakılması sonucu, öğrenciler genellikle pasif okumaya giriyor ve boşuna zaman öldürüyor. Aktif olarak okuyamayacağınız sorular için boşuna zaman kaybetmeyiniz. Deyiş yerindeyse soruları “alıcı gözüyle” okuyunuz. Şu halde anlayarak hızlı okuma önemlidir.

Çözüm: Seçtiğiniz bir parçayı yalnızca yazının düşüncesini, yazılanları anlamak için okuyun. Bu alıştırmada zaman kaybetmeniz önemli değildir.

Sürekli, parçayla ilgili sorular sorun ve bu soruların cevabını parçada bulmaya çalışın. Bir bakıma yazıyla hesaplaşmaya girişin.

e) “Hızlı Okursam Anlayamam” Kaygısı

Yavaş okumanın anlamayı geciktirdiğini bildiğimize göre böyle bir kaygıya kapılmanın yeri yoktur. Beynin, yüksek ve hızlı algılama gücüne sahip bir organ olduğunu unutmayınız. Beyin, gözden daha hızlı çalışır. Yeter ki kendi kendimize yapacağımız çalışmalarla beynimizi işler hale getirelim.

Çözüm: Daha önce hızlı okuma düzeyinde kullandığınız parçayı bir de yavaş okuyunuz. Sonuçta yavaş okumakla parçada anlatılanları anlamadığınızı göreceksiniz.

f) Göz Tembelliği

Göz, çekim yapan bir kameraya, beyin ise, bu çekimin anlamlandırıldığı bir merkeze benzetilebilir. Göz iyi ve seri çekim yapmazsa beyin de bunları sonuçlandırmaz. Şu halde yazıyı okurken gözümüze yaptırdığımız sıçramaların düzeni, sonuca etki edecektir. Takılmalar, geriye dönüşler, görüntüleri yavaş ve düzensiz iletir. Beyin de bunları anlamlı bir biçimde birbirine bağlayamaz.

Çözüm: Göze hız kazandıracak alıştırmalar yapınız. Örneğin bir yazı başlığına kısa bir süre bakıp kapatın, yazıyı tam kavrayana kadar devam edin. Ayrıca yolda yürürken dükkanların tabelalarına çok kısa bir süre baktıktan sonra gözünüzü o noktadan çevirin ve yazıyı anlamaya çalışın.

g) Birikim (Bilgi, Kültür, Dilbilgisi, Sözcük Dağarcığı) Eksikliği

Kuşkusuz, bir yazıyı anlayamama sadece yavaş okumaya bağlanmaz. Daha doğrusu yavaş okumaya neden olan bazı birikim eksikleri vardır. Okuduğumuz yazı, daha önce öğrendiğimiz bazı şeyleri çağrıştırmıyorsa duraklarız, geri dönüşler yaparız. Duraklama, bilmediğimiz sözcük ya da kavramların sayısına göre değişir.

Çözüm: Sınavlara hazırlık için konuşacak olursak, kaygılanmaya gerek yoktur, çünkü dergimizde her dersle ilgili bilgi ve söz dağarcığı sunulmaktadır. Ancak yaşam boyu karşılaşacağınız bilgi eksiklerinizi kapatmak kendi elinizdedir.

Okurken kavram yönünden size yabancı gelen sözcüklerin altını çiziniz. Bunların anlamlarını kaynaklarından öğrenmeye çalışınız. Yabancı kavramlara karşı ilgi duymayı ve onları çözmeyi bir zorunluluk değil bir zevk haline getiriniz.

h) Yazıya İlgiyi Yöneltememe

Hızlı okuma ve anlama yönünden yeterli düzeye ulaşmış olsak bile bazı dış koşullar, okuma ve anlamayı güçleştirir. Bunlar, gürültü, soğuk ya da sıcak ortam, moral bozukluğu gibi etkenlerdir. Bunun giderilmesi için böyle ortamlardan uzaklaşmak, çalışma ortamını düzenlemek gerekmektedir.

Çözüm: Böyle olumsuz bir ortamda bulunuyorsanız, bir ön okumayla parçayı tanıyınız. Bu yöntem, zaman kaybettirse de doğru anlamaya yardımcı olacaktır.

ALIŞTIRMALAR

Alıştırma – 1 (Sessiz Okuma)

Aşağıdaki parçayı sesli okuma pürüzlerinizi giderene kadar okuyunuz.

Birini anlamak istiyorsak ilkin ona hoşgörüyle yaklaşmalı, sonra da onun düşüncesine temel olan birikimlere eğilmeliyiz. Bunun için de işin kolayına kaçmamalıyız. Kişiler için böyle olduğu gibi olaylar, durumlar, nesneler için de böyle davranmalı, onları yönlendiren etkenler üzerinde durmalıyız. Kısacası, evrendeki her şeyi hayranlıkla seyretmesini bilmeliyiz. Değerliyi, yüceyi ayırmanın bir yoludur bu. Sonra değerli ve yüce karşısında eğilmenin, insanları birbirine yaklaştırdığını da unutmamalıyız.

Alıştırma – 2 (Cümleyi Bütün Algılama)

Aşağıdaki parçada verilen cümleleri ikişerli, üçerli, dörderli… sözcük grupları şeklinde okuyunuz. En sonunda cümle cümle, bütün cümleleri toplu kavrayarak okuyunuz.

Müzelerimizi birkaç günlüğüne kapatsak hiç kimsenin bundan haberi bile olmaz. Çünkü müzelerimizi gezenlerin çoğu yabancılar. Okullar da olmasa, müzelere yerli izleyici bulmak sorun olur. Okulların da müze gezilerinin bilinçli olduğunu sanmıyorum; bir piknikten farkı yok neredeyse, işte bu nedenlerle geniş kesimde bir müze isteğinin var olduğundan kuşkuluyum.

Alıştırma – 3 (Ayrıntılara Takılmadan Okuma)

Aşağıdaki parçayı ayrıntılara takılmadan, seri olarak okuyunuz. Parçayı iyice anlayana kadar okumayı baştan tekrar ediniz.

İnsanların çoğu, ömürlerini, yarın ile uğraşırken bugünden tat almayı unutarak geçirirler. Falan iş olacak mı? Filan sıkıntıdan ne zaman kurtulacağım? Böyle sorunlarla kaygılanarak ve günlük mutluluk olasılıklarını görmezden gelerek yılları öğütürler. Ömrün sonu bir gün birdenbire çıkıverir karşılarına. O zaman dönüp geriye bakar, “Demek dünyadaki serüvenim buymuş.” diye şaşakalırlar. Onun için şu sözü çok gerçekçi bulurum “Yaşam, biz başka planlar yaparken başımızdan geçenlerdir.” Bilinçli insanın bu tuzaktan kaçınması gerekir.

Alıştırma – 4 (Aktif Okuma)

Aşağıdaki parçayı, parçadaki düşünce özünü yakalamak için okuyunuz.

Konuştuğumuz gibi yazmak olacak iş midir? Yazıda hani bizim konuşmamızın ateşi? Sesimizi de kağıt üstünde gösterebilir miyiz? Yazı hiçbir zaman konuşmanın tıpkısı olamaz. Konuşurken karşımızdakine başımızın, ellerimizin hareketiyle, sesimizin türlü yükselmeleri, alçalmalarıyla anlatabildiğimiz şeyleri, yazı ile anlatamaz, duyurmayız.

(Not: Bu parçada asıl anlatılmak istenen şu düşünceyi yakalayabildiniz mi? “Düşüncelerimizi konuşarak daha canlı ve etkili bir biçimde anlatırız.”)

Alıştırma – 5 (Göz Tembelliğini Giderme)

Aşağıdaki cümlelere tek tek kısa süre bakıp kapatın, zihninizde tekrar edin.

• Kısmetindir gezdiren yer yer seni

• Yazım kışa uymaz. kışım yazıma.

• Gel sen de söyle böyle bir söz.

• Yaratıcı olmayan yazar ölümsüzleştirilemez.

• İç dökmesinde duygu birikimi etkili olabiliyor.

Alıştırma – 6 (Sözcük Dağarcığı)

Aşağıda değişik alanlarla ilgili parçalar verilmiştir. Her parçada okuma hızınızı ve anlamanızı yavaşlatan sözcükleri saptayınız.

• Bir buzdolabının çalışması şöyledir: Motor ile hareket ettirilen piston, silindirdeki gazı sıkıştırır. Gaz, basınçla kıvrık borulara itilir ve sıvılaşarak A kabına gelir. Burada basınç azaldığından, yeniden gaz haline geçer ve B kabına döner. Olaylar böylece tekrarlanır.

• Gezegenlerden Venüs ile Mars’ı karşılaştıran bir yazıda şöyle deniyor; “Venüs, Mars’tan daha büyüktür, daha sıcaktır ve daha hızlı dolanır. İkisinde de atmosfer vardır. Venüs’ün atmosferinde, çokça karbondioksit, Mars’ınkinden az miktarda su buharı ve oksijen bulunduğu anlaşılmıştır.” Bu yazıda ileri sürülenler “Mars’ta hayat olabilir.” düşüncesinin güçlenmesine neden olmuştur.

• Bacon’a göre insan, doğal yapısı, yetiştirilme biçimi, toplumsal ilişkileri ve inandığı görüşler sonucu belirli öğretileri benimser. Bacon, “idol” adını verdiği bu görüşlerin insan zihnini yanılttığını, kişinin olanı olduğu gibi görmesini güçleştirdiğini ileri sürer.

• Aynı boylam üzerinde bulunan noktalarda aynı saatte ölçülen sıcaklıkların Ekvator’dan kutuplara doğru düzenli bir biçimde azalması gerekir. Gerçekte böyle bir düzenliliğin görülmemesi yerşekillerinin farklılığına bağlanabilir.

• Fiilimsiler yan cümlecik kurar, başka bir deyişle yalnızca bileşik cümlelerde bulunur. Kendisini tamamlayan sözcüklerle birlikte cümle öğesi oluşturur ve yüklemi özne, nesne, tümleç yönünden tamamlar. Fiilimsiler de, yüklemler gibi, ismin hal ekini almış sözcükleri kabul etme özelliğine sahiptir.

Alıştırma- 7 (Ön Okuma)

Aşağıdaki parçanın derinliğine inmeden parçada neden söz edildiğini anlamaya çalışınız.

Gençler niye kitap okumuyor demek, niye piyano çalmıyor demek gibi bir şeydir. İnsanı kitap okumaya alıştırmak, piyano çalmaya alıştırmaktan kolay değildir. Bunların ikisi için de yetişmek, hazırlanmak gerekir. Okumak, kitaptan alınanlarla kendine bir dünya kurmak, onun içinde yaşayabilmek demektir. Bu, çocukluktan başlayan uzun alışkanlıklar ve alıştırmalar sonucu gerçekleşebilir.

Alıştırma – 8 (Hızlı Okuma ve Anlama)

Aşağıdaki parçayı 30 saniyede okuyup anlamaya çalışınız.

Gerçekten geleceğimiz eskiye bağlanamaz; elbette çağdaş yaşam amacımızdır. Ama, ulusça eskinin, geleceğimize renk katan, saygınlık kazandıran, özgün kültürümüzü sürdüren, bir kaynak olduğunun da bilincine varmalıyız. Bu, Batı kültürü ile kendi kültürümüzün bir sentezini gerçekleştirmek, kültürel kimliğimizi korumak bakımından da gereklidir.

Aşağıdaki parçayı 45 saniyede okuyup anlamaya çalışınız.

Klasik, zamanın sınavını kazanarak değeri saptanmış yapıtlar anlamına da gelir. Sözcüğün bu anlamını bir yana bırakırsak klasik, belli ilkelerin, belli birimlerin düzenidir. Bu ilkelerin ilk olarak ilkçağ düşünürlerince saptanarak gene ilkçağ yazarlarınca uygulanması, sonra da 17.yy. Fransız yazınında varlığını duyurması, bu kavramın zamanla sınırlanmasına gerekçe olmamalıdır. Bir zamanlar bizde yanlış bir deyim vardı: Yeni klasik. Klasik ilkelerinin saptandığı günden bu yana nice yazar, yapıtını o ilkelerle sınırlamıştır, ama hiçbiri de “yeni klasik” diye anılmamıştır. Moliere de bir klasik yazardır, lonesco da…

(Not: Birinci parçada “eski ve yeni değerlerin kaynaştırılması gerektiği”, ikinci parçada “belli ölçülere uyan sanatçının her çağda klasik sayılacağı” anlatılmak isteniyor.)

Hızlı Okumayı Etkileyen Diğer Etkenler

• Görme Keskinliği

Kişinin kendisine gerekli olanı, hızla ve etkili biçimde görebilme yeteneğidir. En yakın nokta ile en uzak nokta arasındaki alan, görme keskinliğinin derecesini belirler.

• Gördüklerini Gruplara Ayırma

Bireyin, gördüklerini boyut, biçim ve renk yönünden ayırması, aynı özelliklere sahip olanların tonlarını ayırt edebilmesidir.

Ayrıca önceden görülen bir nesnenin daha sonra karşılaşılan benzeriyle arasındaki farkı algılamak da bu yeteneğe bağlıdır.

• Görsel Hatırlama

Öğrenilenlerin, sembolik karşılıkları görüldüğünde hemen hatırlanmasıdır. Bu semboller; harfler ve sözcüklerdir. Bol tekrar, görsel hatırlamayı güçlendirir.

• Zekâ Düzeyi

Zekâ, doğuştan gelen, fakat sonradan olgunlaştırılan bir güçtür. Olgunlaştırma ise, okuma, öğrenme, anlama, kavrama, yorumlama, problem çözme gibi zihinsel işlemlerle olur.

• Dil Gelişimi

a) Sembolik Yetenek: Bir olay ya da nesnenin yerine onun karşılığı olan ses ve şekilleri koyma yeteneğidir.

b) İletişim Yeteneği: Başkaları ile sözel ilişki kurabilme, düşünce alışverişinde bulunma, yani anlama ve aktarma yeteneğidir.

c) Dil bilgisi ve Sözcük Dağarcığı: Dil kurallarını bilme, kullanılan sözcüklerin sayı ve sözcük türü olarak çokluğu bu kapsamla ilgilidir.

2) HIZLI OKUMANIN KAPSAMI

Hızlı Okumanın Temel İlkeleri

Hızlı okuma Çabukluk – Kavrama – Belleme arasında sıkı bağ kurmaktır. Bunlardan biri olmazsa etkinlik azalır.

a) Çabukluk

Gözün, sözcükleri hızlı tanıması:

Yazıyı harf harf ya da sözcük sözcük okumak, okuma hızını azaltır. Yazıya resim ya da şekil gibi bakmak gerekir. İyi eğitilmiş bir göz, saniyenin yüzde biri gibi bir zaman diliminde beş sözcüklük bir grubu görebilir. Anlamı iyi bilinen, görünme frekansı sık sözcükler, daha çabuk kavranır. Görünme frekansı seyrek sözcükler, biraz geç kavranır. Bunlar bilgi ve kültür düzeyi yüksek kişiler için yüzde beşi geçmez. Bu iki grubu birbirine yaklaştırıcı alıştırmalar yapmak gerekir. Eğitim görmemiş bir göz, sözcüklerin fotoğrafını çok yavaş ve tembelce çeker.

Alıştırmalar:

1) Sözcük gruplarını gitgide artırarak hepsini algılamaya çalışınız. (2’li, 3’lü, 4’lü, 5’li)

2) Satırları artırarak hepsini algılamaya çalışınız. Bunun için bir şiir dörtlüğünü seçiniz. (Tekli, iki dizeli, üç dizeli, dört dizeli kavrayınız.)

3) Her sayfa çevirişte daha fazla sözcük algılama çalışması yapınız. Böylece kendinizi, her sayfa çevirişte bir öncekinden fazla sözcük görmeye şartlandırınız.

4) Her okumada bir öncekine göre belli bir artışı hedefleyecek biçimde kendinizi yönlendiriniz.

5) Bir kartonu, herhangi bir yazı üzerine kapatın. önce tek satırını hızla görüp kapatın. Bunu anlayana kadar açıp kapama işlemini sürdürün. Daha sonra satır sayılarını artırın. Bu şekilde günde 20 dakika çalışın. Aynı alıştırmayı, bir yazıyı tersten, yani sağdan sola ve aşağıdan yukarıya doğru okuyarak da sürdürünüz. Bu, size ilk olarak anlamsız gelebilir, ama sürat kazanmak bakımından yararlıdır.

Görme açısının genişletilmesi:

Bir ışık kaynağı, nasıl gücüne göre geniş veya dar bir alanı aydınlatıyorsa bizim görme açımızın genişliği, darlığı da okuma alışkanlığımızın gücüne bağlıdır. Görme açısını gitgide genişletmek gerekir. Bunun için aşağıdaki grupları önce tek tek sonra toplu olarak algılamaya çalışınız.

Gördüm

Çarşıda gördüm

Onu çarşıda gördüm

Dün onu çarşıda gördüm

Dün onu çarşıda gezerken gördüm

12

123

1234

12345

123456

28

382

9813

49475

398496

6672350

Aşağıdan yukarıya:

1786315

208439

39416

4198

356

47

doldurup hemen kendilerine getirmemi söyledi

elindeki beyaz mektup kağıdını

komşumuzun küçük çocuğu

eve girerken

Tam

(Bu örnekleri siz de çoğaltabilirsiniz.)

Not: Satır atlamalarında boşluklara takılmayınız ve grubu, ortasından bakarak kavramaya çalışınız.

Aktif görme alanından yararlanma: Görüş açısının sayfa üzerindeki izdüşümü elips şeklindedir. Hızlı okumayan birisi ya da görme açısını genişletmeyen bir okuyucu, aktif görme alanını düzgün bir biçimde kaydıramadığı için kayba uğrayabilir. Bunun için birinci alandan ikinci alana geçerken birinci alanın sonundaki sözcükten değil ikinci alanın ilk sözcüğünden devam etmek gerekir. Böylece bir sözcüğü iki defa okumak zorunda kalmayız. Ayrıca cümle içindeki öğeleri bütün olarak okumak da bu konuyla ilgilidir. (Bunu dil bilgisinde “cümle öğeleri” olarak adlandırıyorduk. Özneyi, nesneyi, dolaylı tümleci, zarf tümlecini ve yüklemi bütün olarak algılamayı kastediyoruz.)

Alıştırma: Bir sayfadaki yazıların sadece satırbaşı ve satır sonu sözcüklerini okuyunuz. Sonra hızı artırınız.

GÖZ GEZDİRMELİ OKUMADAN HIZLI OKUMAYA GEÇİŞ

Göz gezdirmeli okuma, satırları soldan sağa değil zikzaklı okuyarak yapılır. Bu zikzaklar şöyle olabilir;

1) Paragrafın ilk satırına soldan sağa, sonrasına bütün satırları yatay bir çizgi izleyerek bakma

2) Helezonlar çizerek göz gezdirme

3) Çevre çizgiler oluşturarak göz gezdirme

4) Doğrudan düz bir çizgi izleyerek aşağı doğru inme

5) Zikzak açılarını giderek genişletme

6) Bölüm bölüm, sabitleşerek göz gezdirme

Uygulama:

Bir günlük gazeteye önce bu yöntemlerle göz gezdirin. Sonra ilgi alanınıza giren bir haberi ya da makaleyi hızlı okumaya geçin. Bu, sınavlarda, sorulara göz gezdirmek ve öncelik taşıyanı çözmek için de geçerlidir. Böylece görme ağırlıklı okuma ile anlama ağırlıklı okuma arasındaki farkı görmüş oluyoruz. Anlama ağırlıklı okumada artık sesler ve semboller değil anlam ön plana geçecektir. İşte hızlı okuma bu durumda başarılabilirse iyi sonuç alınır.

b) Kavrama

Kavrama, yazar tarafından iletilmek istenen düşünceleri anlamak, bunlar arasında bağlantılar kurarak bir sonuca ulaşmaktır. Ancak kavrama, çabukluk ile koordineli olmalıdır. Beyin, her zaman okuma hızından daha ileri çalışır. Hızlı okunma olmazsa okunanla iletilen arasında kopma olur ve kavrama gecikir. Ancak ilk kez okuduğumuz bir bilimsel yazıda ya da ilk kez karşılaştığımız bir sözcükte kavrama eylemi, geçmiş bilgilerle bağlantı kurularak gerçekleşir. Şu halde kavrama, anlık değil bir birikimin yansıması olarak biçimlenir. Ayrıca bir parça içinde kullanılan bağlaçlar, düşüncenin hangi yönde gelişeceğinin habercisidirler.

  • “bunun için, bu nedenle, çünkü” gibi sözcükler ana düşünceye yaklaşıldığını gösterir.
  • “buna rağmen, oysa, halbuki” gibi sözcükler, önceki anlatılanları geçersiz kılar.
  • “ama, fakat, ancak” gibi sözcükler düşünce akışının değişeceğini gösterir.
  • “bu bakımdan, öyleyse, kısaca’ sözleri düşünce akışının sonuna gelindiğini haber verir.
  • “hem, ayrıca, bunun gibi, öte yandan” gibi sözler ise düşünce akışının aynı yönde devam edeceğini gösterir.

c) Belleme

Çabukluk ve Kavrama’dan sonra Belleme son aşamadır. Bu, kısa aralıklarla tekrarlar yapmakla pekişir. Bir yazının ya da bölümün baş kısımları genellikle daha çabuk bellenir. Orta ve son kısımların da iyi bellenmesi için aradaki mesafeyi kısaltacak bir hızlılık gerekmektedir.

SEÇMELİ OKUMA

Bu okuma türü,bir yazı ya da yapıt içinden sadece seçilmiş (işimize yarayan) bölümleri okumakla ilgilidir. Buna, bir bakıma, beğenilerimiz ve amaçlarımız doğrultusunda yazının “kaymağını alma” da diyebiliriz.

Tabii ki, bir yazı içinden işe yarayan yerleri seçip okumak da bir deneyim ister. Okuma tekniğini geliştirmiş bir kişi, bir başkasının 5 dakikada okuyup anladığı bir parçayı, bazı bölümlerini atlayarak (seçmeli okumayla) 2 dakikada okuyup anlayabilir. Demek ki seçmeli okuma, ileri bir okuma tekniğidir.

Seçmeli Okumanın Yararları

• Seçmeli okumada akıl dikkatli ve uyarılmış durumdadır. Gözler, etken biçimdedir.

• Seçmeli okumada akıl önemli cümlelerle ikincil cümleler arasında seçme yapar. Metindeki bilgileri düzenler.

• Seçmeli okuma, belleği uyaran ilişkilerin (karşıtlıklar, karşılaştırmalar, tekrarlamalar) gelişmesini sağlar. Böylece olağan bir okumayla gözümüze çarpmayan kimi küçük ayrıntılar sezilebilir.

• Seçmeli okuma, okuma esnekliğini artırır. Genelden özele giderek güç metinlerin çözümünü kolaylaştırmış oluruz.

• Seçmeli okuma, bir yazıda sadece bir bilgiyi, bir cümleyi arıyorsak yararlıdır, önemli olan neyi aradığımızı bilmektir.

• Aradığımız yeri bulduktan sonra yine okumaya seçmeli olarak devam edebiliriz. Buna da “yarı seçmeli okuma” denir.

4) İLGİ ALANLARINA GÖRE OKUMA

a) Genel Bilgi, Kültür ve Sanat Yazıları

Bunlar roman, hikaye, şiir, tarih, felsefe yazısı ve gazetelerdir. Bunlar içinden vakit darlığı ya da seçme gereği yüzünden ayıracağımız bölümler varsa seçmeli okuma yapmalıyız. Ancak seçilen bölümler dikkatli okunmalı, ayrıntılar incelenmelidir. Kuşkusuz “roman” gibi bütünlük taşıyan kitaplar seçmeli okunmaz. Kesintisiz ya da sıra gözetilerek okunur. Ayrıca aynı anda birden çok kitaba başlayabiliriz. Ham zihin yorgunluğu, değişik alanlarda giderilir, hem de örneğin bir yandan dersimizle ilgili bilgileri okurken öte yandan kültür ve sanat olaylarını da izleyebiliriz.

b) Meslek ve Dersle İlgili Yazılar

Bunlar çalışma saatleri içinde incelediğimiz öğrenme amaçlı yazılardır. (Ders kitapları, dergiler, belgeler, raporlar, sayısal tablolar)

Burada uyulacak kurallar:

• Dikkati konu üzerinde yoğunlaştırmak

• Ezberlemekten çok parçalar arasındaki ilişkiyi kavramak

• Önem taşıyan bilgilerle ayrıntıları birbirinden ayırmak

• Öğrenme olayına kendinizi de katmak için kitabın ya da yazının kenarına notlar çıkarmak, ya da öbür incelemenizde bakacağınız yerleri işaretlemek.

• Yazının kapsamını (varsa “İçindekiler” bölümüne bakarak) öğrenmek

• Teknik terimler için yardımcı kaynakları elinizin altında bulundurmak

5) ETKİN OKUMA BASAMAKLARI

a) Tanıma Basamağı: Okunacak malzemenin neyi anlatacağı “Önsöz” de ya da “İçindekiler” bölümünde verilmiştir. Okuyucu bu basamakta, hangi dokümanları bulacağını kestirebilir.

b) Araştırma Basamağı: Yazarın doküman ve görüşlerini sunmada izlediği yolun anlaşılması bu aşamada olur. Ayrıca “asıl” konuyla ayrıntıları ayırt etme bu basamağın özelliğidir.

c) Tekrar Basamağı: Bilginin kalıcılığı onun hatırlanmasıyla, sürekli canlı tutulmasıyla mümkündür. Özellikle anlamakta güçlük çektiğiniz bölümleri tekrarlamak, bununla ilgili soruların cevabını bulmak gerekmektedir.

Hatırlama iki aşamada olur:

1) Öğrenme sırasında eski bilgileri hatırlama

2) Öğrendikten sonra öğrenilenleri hatırlama

Hızlı okuma yöntemini kullanırsak, hem derli toplu bir öğrenme gerçekleşir hem de daha çabuk hatırlama mümkün olur.