Anlatım Bozuklukları

Anlatım Bozuklukları ve Anlatım Bozukluklarının Nedenleri

Dilin en önemli görevi onu kullanan insanlar arasındaki anlaşmayı sağlamaktır. Söylenmek istenen her şey, açık, yalın ve anlaşılır biçimde dile getirilmelidir. İyi bir cümlede kelimeler yerli yerinde kullanılmalı, gereksiz kelimelere yer verilmemeli, anlatılmak istenenin dışında bir anlam çıkarılmasına mahal verilmemelidir. Eğer konuşmada ve yazmada açıklık, yalınlık ve anlaşılırlık yoksa ortada bir anlatım bozukluğu var demektir.

Anlatım Bozuklukları

Anlatım bozukluklarının bir kısmı anlama bir kısmı da yapıya (dil bilgisi kurallarına) dayalı bozukluklardır.

Anlatım bozukluklarının nedenlerini şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

Ayrıca bakınız:


Anlatım Bozuklukları*

Doğru Anlatımın Önemi: Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması için kişinin anadilini iyi bilmesi ve doğru kullanması gereklidir. İşlek, açık ve doğru anlatım eğitim yaşamının her döneminde önemlidir. Anlatım kişinin seviyesini belirler. Yazılı ve sözlü anlatımda başarı, istediklerimizi derli toplu ve düzenli anlatmaya bağlıdır.

Anadili: “Anadili başlangıçta aileden ve yakın çevrelerden öğrenilen, insanın bilinçaltına inen ve bireylerin toplumla en güçlü bağlarını oluşturan dildir.” (Prof. Dr. Doğan Aksan). Başka uluslar da kendi dillerini ifade etmek için “ana” sözcüğü ile oluşturulmuş kavramlar kullanmaktadır.

Aynı anadili içinde, özellikle konuşma dilinde yörelere özgü kimi farklılıklar olduğunu görebiliriz. Bu tür söyleyiş farklılıkları yalnızca kullanıldıkları ağız içinde geçerlidir. Ortak dilin özellikleri olarak kabul edilemez.

Ortak Dil: Bütün ülkelerde değişik ağız yapıları vardır. Her ülke bunlardan birini bilim ve kültür dili olarak seçer. Seçilen bu ağıza ortak dil ya da standart dil adı verilir. Türkiye Türkçesi için kabul edilen ortak dil İstanbul ağzıdır. Ortak dil aynı ülkede yaşayan, aynı dili konuşan insanların hepsinin ortaklaşa kullanabilecekleri bir dil gereksiniminden doğar. Bir toplumda bireysel, kültürel, bilimsel ve ekonomik gelişmeler, o toplumu oluşturan bireylerin ortak bir dili doğru kullanabilmeleriyle gerçekleşir.

Anlatım Bozukluklarının Nedenleri

Kişi amacını söz veya yazıyla anlatmak için önce düşüncelerini belirler, düzenler; sözcükleri seçer, sıraya koyar; cümleler kurar. Bu düzen konuşurken çoğu kez kendiliğinden işler. Yazarken uzun uzun düşünme, uygun sözü ve biçimi bulma, araştırma olanağı vardır. Yine de çoğu kez duyguları, düşünceleri daha etkili anlatabilmek için gereksiz tekrarlar, yersiz sözcükler, bozuk cümleler anlatımı doldurur.

Kuşkusuz, anadilini iyi öğrenememek, anadili bilincini kazanamamış olmak anlatım bozukluklarının en önemli nedenidir.

Özellikle gençlerin dilinde, şoke olmak, gümlemek, yolunu bulmak, araklamak, kazıklamak, ineklemek… gibi argo sözcükler gereğinden fazla kullanılmakta ve gittikçe çeşitlenerek artmaktadır.

Daha çok konuşmada görülen bölge ağızlarına ait özelliklerin birçok öğrencide yazıda da görüldüğü dikkat çekmektedir: mahsustan, savul (sağol), lefha (levha), bastırma (pastırma), moderin, heşte üzülmen, arabaynan, bunnardan, dinnendim, boşanan kadroya, diyerekten, bitaki, bissürü… gibi.

Yani, şey, yahu, tabii, durum, olay, vaziyet, fayda ve yarar, çağdaş uygarlık ve medeniyet, çocukların terbiye ve eğitimi, açık ve net gibi sık sık kullanılan ve anlatımı bozan sözler, Türkçenin çok zengin olan söz dağarcığının, iyi kullanılamadığını göstermektedir.

Özet

Okullarımızdaki anadili eğitiminin temel amacı öğrencilerin okuduklarını, dinlediklerini doğru anlayabilmelerini; duygu, düşünce ve isteklerini doğru anlatabilmelerini sağlamaktır. Ancak özellikle gençlerde görülen, Türkçenin kullanımına yönelik, önemli dil sorunları vardır. Söz dağarcıkları yetersizdir. Çoğu belli sözcüklerle okur, yazar, konuşur. Sözcük kıtlığı yüzünden yazı içinde, konuşma sırasında şaşılacak kadar çok tekrarlar yaparlar. Bilgileri aktarmakta güçlük çektikleri yazılı kağıtlarında da açıkça görülmektedir.

Öğrencilerin anlatımlarını düzeltmek ve zenginleştirmek için öncelikle onlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak, okumayı sevdirmek gerekir. Dinlediğini, okuduğunu anlayan, anlatmak istediğini amacına uygun bir biçimde dile getirebilen bireylerin başarısında güzel, doğru, akıcı, zengin bir anlatımın önemi tartışılamaz.

Ayrıca dilde; ihmalin, tembelliğin ve kolaya kaçmanın meydana getireceği bozulmalar, kolay kolay düzeltilemez. Bu nedenlerle anlatım bozukluklarının önlenebilmesi için:

  • Her sözcüğün yazılışıyla birlikte doğru söylenişi de kavranmalıdır.
  • Sözlük ve yazım kılavuzu kullanma alışkanlığı kazanılmalıdır.
  • Çoğunlukla yaşayan Türkçedeki sözcükler kullanılmalı; eski, az kullanılan veya tutunamamış sözcükler üzerinde ısrar edilmemelidir.
  • Türkçede tam karşılığı bulunduğu halde dilimize girmiş olan yabancı dillere ait sözcükler kullanılmamalıdır.
  • Yazılı ve sözlü anlatımda duru, yalın ve açık cümleler seçilmelidir.

* Yrd. Doç. Dr. Hülya PİLANCI