Senaryo ve Edebi Metin

Senaryo – Edebî Metin: Roman–hikâye metni ile senaryo, senaryo ile film arasındaki ilişki

Senaryo, kavramlarını büyük ölçüde edebiyattan almıştır. Edebiyat ve sinema arasındaki temel benzerlik, senaryo metnindeki kurgu ile anlatmaya dayalı edebî metinler arasında yer alır.

Senaryo; dramatik kurguyu, sahne düzenini, diyalogları ve dekor değişimlerini esas alarak hazırlanmış, kendine özgü tekniği olan metindir. Anlatmaya dayalı edebî metinler ise dilin bireysel tarzda kullanımı çevresinde oluşturulmuş; olay, mekân, zaman, şahıs kadrosu gibi yapı unsurlarının meydana getirdiği kurgunun bir anlatıcı tarafından nakledilmesi esasına dayanır. Bu bakımdan, sinemanın hammaddesi olarak görülen senaryolarda, anlatmaya dayalı edebî türlerden, yani roman ve hikâyeden yararlanılmıştır.

Edebî metinlerle senaryolar arasında belirli farklılıklar vardır. Edebî metin, anlatmak istediklerini kelimeler aracılığıyla okurun zihninde canlandırır. Senaryoda ise anlatılan olayın değeri görüntü ile ilişkilendirilir. Edebî metin yazarı, okuyucu ile kelimeler aracılığıyla buluşur, senaristin oluşturduğu metni okuyucu göremez. Senaryo metinleri, bu mesleğin mensupları tarafından algılanabilecek bir yöntemle kaleme alınırlar. Edebî metinlerin yazılmasında ise herhangi bir sınırlama söz konusu değildir.

Türk edebiyatında Necati Cumalı‘nın “Susuz Yaz”, Reşat Nuri‘nin “Çalıkuşu“, Peyami Safa‘nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu“, Halide Edip‘in “Vurun Kahpeye”, Rıfat İlgaz‘ın “Hababam Sınıfı” ve Yusuf Atılgan‘ın “Anayurt Oteli” gibi romanlar önce senaryolaştırılmış sonra da beyaz perdeye aktarılmıştır.

Ayrıca bakınız: