Divan Şiirinin Konuları

Divan Şiirinin Konuları, Divan Şiirinin Muhteva (İçerik, Konu) Dünyası

Divan edebiyatında gelenek, şiirin şeklî yönünü değişmez ve dışına çıkılmaz surette tespit ettiği gibi muhtevayı da belirli bir daire içinde sınırlandırmıştır. Her şairin gelenekçe belirlenmiş ve mutlaka seçip kabul etmek mecburiyetinde olduğu önceden hazır konu ve duygular, yerlerine başkalarının konulamayacağı motiflerle sabitleşmiş bir imaj sistemi vardır. Şair, edebî gelenek ve göreneğin kendisine gösterdikleri ve tanıttıkları ile yetinmek, onları aşmamak durumundadır.

Divan_EdebiyatiHayatında içkinin damlasını ağzına koymamış bir kimse divan şiirinin teşrifatı gereği olarak elinden şarap kadehi eksik olmaz, ayağı meyhaneden dışarı çıkmaz bir kişi suretinde görünecek, şeyhülislam veya kazasker dahi olsa şiirinde açıktan açığa ve bütün şevkiyle meyi-içkiyi, meyhaneyi terennüm edecektir. O daireye giren şair, aşkını söyleyecekse onu asıl hayatındaki gibi ve sevgilisinin asıl hüviyetiyle değil, duygularını divan şiiri geleneğindeki aşk modeline uydurarak, oradaki aşk tarzı ile ve sevgilisini de oradaki sevgili tipine adapte etmek suretiyle ifade edecektir.

divan_sairiNizâmî-i Arûzî ve Şems-i Kays’tan başlayıp 19. asrın son çeyreğinde Ali Cemaleddin’in Arûz-ı Türkî’sine kadar klasik belagat ve edebiyat nazariyatı kitaplarında ayrıca yer alan tavsiyeler klasik Türk edebiyatı sahasında nasıl bir terbiye ile yetişildiği, nasıl şair olunduğu hakkında fikir verir.

Nizâmî-i Arûzî şiirde bir şahsiyet olabilmeyi, insanın gençliğinin erken yıllarından itibaren eski şairlerden 20.000 beyit ezberlemek, daha sonrakilerden de 10.000 beyit miktarında şiiri kendine model almak gibi bir yetiştirme şartına bağlar. Ayrıca şiirin çeşitli nevilerini tanımanın, onların güzel olan veya olmayan taraflarını görebilecek, ifade inceliklerini kavrayabilecek bir seviyeye gelmenin, nihayet bütün bir kabiliyeti geliştirmenin, büyük üstatların divanlarını devamlı surette okumakla mümkün olacağını söyler.

Ayrıca bakınız -> Divan Şiirinde Aşk, Âşık, Mâşuk, Rakip ve Zahit