Tuyuğ Nazım (Şiir) Şekli ve Özellikleri

Tuyuğ Divan Edebiyatı Nazım (Şiir) Şekli ve Özellikleri

Tuyuğ Nedir?

Tuyuğ, edebiyat terimi olarak dört mısralı bir nazım biçiminin adıdır. Eski Türk şiirinin dörtlüklerinden doğmuştur. Tuyuğun Oğuz Türklerinin Azerbaycan, Doğu Anadolu ve Irak’a yerleşmeleriyle kendi edebiyatlarında kullandıkları dört mısralık halk şiirlerinin bu bölgede aruzla yazılan ve Fehleviyyât denilen bestelenmiş rübâ’îlerden etkilenmesiyle ortaya çıktığını ileri sürenler de vardır.

Kafiyelenişi rübâ’îde yaygın olarak görülen “a a x a” düzenindedir. Bunun dışında “x a x a” şeklinde; yani, kıt’a biçiminde kafiyelenmiş olanları ve bütün mısraları birbiriyle kafiyeli tuyuğlar da vardır. Tuyuğlar cinaslı kafiyelerin çok kullanıldığı bir nazım biçimidir. Ancak çok sayıda cinassız tuyuğlara da rastlanmakta; bu örnekler de tuyuğda cinaslı kafiye kullanmanın genel bir kural olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla cinaslı olma özelliğinin tuyuğun tanımına eklenmesi doğru değildir.

Tuyuğ, genellikle fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün vezniyle yazılır. Az sayıda da olsa bu vezin dışındaki vezinlerle de yazılmış tuyuğ örnekleri vardır.

Tuyuğ daha çok Çağatay ve Azerî edebiyatlarında görülür. Anadolu’da ilk tuyuğ örneklerini Kadı Burhaneddin (öl. 1399) ve Seyyid Nesimî (öl. 1404)’de görüyoruz.

Kadı Burhaneddin’in Divan’ında 100’den, Hurûfî bir şair olan Nesimî’nin Divan’ında da 350’den fazla tuyuğ vardır.

Kadı Burhaneddin tuyuğlarında dikkati çekecek kadar çok cinaslı kafiye kullanmıştır. Bu iki şair Azerî edebiyatının Anadolu’da yetişmiş iki temsilcisi olduğu için tuyuğa oldukça fazla ilgi gösterdikleri anlaşılmaktadır. Divan şairleri ise, bu nazım biçimine pek ilgi göstermemişlerdir.

Tuyuğ Nazım Şekli ve Özellikleri

  1. Divan Edebiyatına Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.
  2. Kafiye düzeni aaxa, xaxa ya da aaaa şeklindedir. (manide de öyle)
  3. Tuyuğ, genellikle aruz ölçüsünün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün kalıbıyla yazılır.
  4. Dört dizeden oluşur.
  5. Tuyuğlarda genellikle cinaslı kafiye kullanılır.
  6. Tuyuğda, mani ve rubaide olduğu gibi önemli bir fikir söylenmeye çalışılır. Bu nedenle zor söylenen şiirlerden sayılır.
  7. Mahlassız bir şiirdir.
  8. Kadı Burhaneddin ve Nesimî bu türün ustalarıdır.

Not: Halk Edebiyatındaki maninin karşılığıdır.

Tuyuğ Örnekleri:

Örnek 1:

Aşağıdaki tuyuğ Kadı Burhaneddin’e aittir. Tuyuğun vezni fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilündür; kafiye düzeni de “a a x a”dır.

Dilberün işi itâb u nâz olur
Çeşmi câdû gamzesi gammâz olur
Ey gönül sabr it tahammül kıl ona
Yâra irişmek işi az az olur

Kadı Burhaneddin

Tuyuğun düz yazıyla dil içi çevirisi: Güzelin işi azarlama ve nazdır; gözü cadı, gamzesi fitne çıkarıcıdır; ey gönül, sabret, onun yaptıklarına tahammül et; sevgiliye kavuşma yavaş yavaş, zamanla olur.

Örnek 2:

Aşağıdaki tuyuğ Seyyid Nesimî’ye aittir. Tuyuğun vezni fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilündür, kafiye düzeni de “a a a a”dır.

Dalmışam şol bahre kim pâyânı yok
Batmışam şol gence kim hüsrânı yok
Bulmuşam şol bedri kim noksânı yok
Girmişem ol şehre kim vîrânı yok

(Seyyid Nesimî)

Tuyuğun düz yazıyla dil içi çevirisi: Uçsuz bucaksız bir denize dalmış; tükenmeyecek bir hazineye gömülmüş; hiçbir zaman eksilmeyecek bir dolunay bulmuş; asla viran olmayacak bir şehre girmişim.

Açıklama: Ay yalnızca bir gün dolunay hâlinde kalır; diğer günler eksiktir.

Örnek 3:

Aşağıdaki tuyuğ XIV. yüzyıl şairlerinden Nesimî’ye aittir. Tuyuğun vezni fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün’dür. Nesimî bu tuyuğunda cinaslı kafiye kullanmıştır. Cinaslar 1 ve 2. mısralardaki “pervânedür” ile “pervâ nedür” ve 3 ve 4. mısralardaki “yanadur” ile “ya nedür” arasında yapılmıştır.

Işkın odına gönül pervânedür
Tâkatüm yoh bilmezem pervâ nedür
Fursat olınca gönül sen yanadur
Âşıkun âyîni budur ya nedür

(Seyyid Nesimî)

Tuyuğun düz yazıyla dil içi çevirisi: Gönül senin aşk ateşinin pervanesidir; gücüm kalmadı, bilmiyorum çekinecek ne var? Gönül sen fırsat buldukça yanıp yakılmaya devam et; âşıkın âdeti bundan başka ne olabilir?

Açıklama: Pervâne geceleri mumun etrafında dönerek uçan küçük kelebektir. Divan şiirinde pervane âşığın, şem’ (=mum) de ma’şûk (=sevgili)un sembolü olarak kullanılmıştır.