Türk Edebiyatında Deneme
Türk Edebiyatında Deneme

Bu makale içerisinde, Türk edebiyatında Denemenin tarihi gelişimi, deneme yazarları, deneme türleri, denemenin aşamaları işlenmiştir. Makaleyi sayfa sonundaki bağlantıdan indirebilirsiniz.
Nurullah Çetin’in kaleme aldığı “Türk Edebiyatında Deneme” başlıklı bu çalışma, deneme türünün temel özelliklerini ve Türk edebiyatındaki gelişimini kapsamlı biçimde ele almaktadır. Makalede öncelikle denemenin tanımı yapılmakta; bu türün makale, eleştiri, fıkra, felsefi metin ve anlatmaya bağlı edebî türlerden ayrılan yönleri açıklanmaktadır. Montaigne ve Bacon başta olmak üzere Batı edebiyatındaki önemli deneme yazarlarına da kısaca değinilmektedir.
Çalışmanın ağırlık noktasını Türk edebiyatında deneme türünün gelişimi oluşturur. Tanzimat döneminden başlayarak Cumhuriyet dönemine uzanan süreç incelenmekte; Ahmet Haşim, Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, Salah Birsel, Vedat Günyol, Nermi Uygur, Enis Batur ve Uğur Kökden gibi önemli deneme yazarları, eserleri ve üslup özellikleriyle tanıtılmaktadır.
Türk edebiyatındaki denemeler; sanat ve edebiyat, dil, felsefe, şehir, toplum ve siyaset, din, psikoloji, kadın ve genel kültür gibi konu başlıklarına göre sınıflandırılmıştır. Bu yönüyle çalışma, hem deneme türünü öğrenmek isteyen öğrenciler hem de Türk edebiyatının önemli denemecileri ve eserleri hakkında toplu bilgi arayan araştırmacılar için yararlı bir kaynak niteliğindedir.
Yazar: Nurullah Çetin
Dosya türü: PDF
Sayfa sayısı: 17
——–
Türk Edebiyatında Deneme – Ayrıntılı Özet
Deneme, yazarın herhangi bir konu hakkındaki kişisel izlenim, düşünce ve değerlendirmelerini kesin sonuçlara ulaşma zorunluluğu duymadan serbestçe anlattığı bir düzyazı türüdür. Türkçede başlangıçta “bend”, “tecrübe-i kalemiyye” ve “kalem tecrübesi” gibi ifadeler kullanılmış; zamanla “denemek” fiilinden türetilen “deneme” sözü benimsenmiştir.
Denemeci, ileri sürdüğü düşünceleri bilimsel kanıtlarla ispatlamak veya kesin hükümler vermek zorunda değildir. Yazarın temel amacı, ele aldığı konuyu kendi bilgi birikimi, yaşantıları, gözlemleri ve beğenileri doğrultusunda yorumlamaktır. Bu nedenle denemede kişisellik ve öznellik belirgin biçimde öne çıkar.
Deneme yazarını diğer insanlardan ayıran özellik, herkesin baktığı fakat çoğu zaman fark edemediği ayrıntıları görebilmesidir. Sıradan olayların, eşyaların ve durumların altında bulunan ilginçlikleri keşfeden denemeci, bunları okuyucunun ilgisini çekecek bir anlatımla dile getirir. Bu bakımdan deneme, özgün bir bakış açısının ürünüdür.
Denemenin belirli ve sınırlı bir konusu yoktur. Tabiat, insan, sanat, edebiyat, dil, eğitim, felsefe, din, siyaset, şehir, ekonomi ve psikoloji gibi hemen her konu denemeye kaynaklık edebilir. Denemeci için konu, çoğunlukla kendi düşüncelerini ortaya koymasına aracılık eden bir hareket noktasıdır.
Denemelerde bilimsel makalelerde görülen katı plan, yöntem, belge ve ispat zorunluluğu bulunmaz. Yazar, düşüncelerini bir sonuca bağlamayabilir ve zaman zaman birbiriyle çelişen görüşler de ileri sürebilir. Okuyucudan beklenen, yazarın düşüncelerini olduğu gibi kabul etmesi değil, metin üzerinde düşünerek kendi sonucuna ulaşmasıdır.
Deneme dili genellikle günlük konuşma dilinin doğallığından yararlanır. Bilimsel metinlerdeki kuru ve şematik anlatımın yerine akıcı, samimi ve yer yer şiirsel bir üslup kullanılır. Denemeci bir bakıma kendi kendisiyle konuşur; düşüncelerini yazı aracılığıyla sınar ve geliştirir.
Deneme; makale, eleştiri, fıkra ve felsefi metinlerle bazı ortak özellikler taşımakla birlikte bunlardan ayrılır. Makale yazarı düşüncelerini kanıtlayarak kesin bir sonuca ulaşmaya çalışırken denemeci böyle bir yükümlülük taşımaz. Eleştirmen bir sanat eseri hakkında belirli ölçütlere göre değer yargısı verirken denemeci daha çok eserin kendi üzerinde bıraktığı izlenimleri anlatır.
Gazete yazıları çoğunlukla güncel olaylara bağlıdır ve okuyucuyu belirli bir görüşe yönlendirmeyi amaçlar. Denemede ise güncellik zorunlu değildir; insanı ve hayatı ilgilendiren evrensel konular işlenebilir. Bu nedenle başarılı bir deneme, yazıldığı dönemin şartlarını aşarak uzun yıllar okunabilir.
Denemenin Batı edebiyatındaki ilk büyük temsilcisi Fransız yazar Michel de Montaigne’dir. Montaigne’in Denemeler adlı eseri, türün ilk önemli örneği kabul edilir. Montaigne, herhangi bir öğretiye veya katı düşünce sistemine bağlı kalmadan insan, toplum ve hayat üzerine serbest düşünceler geliştirmiştir.
İngiliz yazar Francis Bacon ise Montaigne’den farklı olarak daha kısa, özlü, öğretici ve ciddi denemeler yazmıştır. Batı edebiyatında Alain, André Gide, T. S. Eliot ve Albert Camus gibi yazarlar da deneme türünün gelişmesine katkıda bulunmuş; felsefe, edebiyat, mutluluk, insan ve çağdaş dünyanın sorunları üzerine eserler vermiştir.
Türk edebiyatında modern anlamdaki deneme, gazete ve dergilerin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır. İlk özel gazete olan Tercümân-ı Ahvâlin 1860’ta yayımlanmaya başlamasından sonra gazetelerde yer alan sohbet, eleştiri ve düşünce yazıları deneme türüne zemin hazırlamıştır. Tanzimat döneminden itibaren “musahabe” başlığı altında denemeye benzeyen birçok yazı kaleme alınmıştır.
Ahmet Haşim’in Bize Göre ve Gurebâhâne-i Laklakân adlı kitapları, Türk edebiyatının ilk önemli deneme eserleri arasında gösterilir. Ahmet Rasim, Mahmut Sadık, Refik Halit Karay ve Falih Rıfkı Atay gibi sanatçılar da gazete ve dergilerde yayımladıkları yazılarla türün gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.
Türk edebiyatındaki denemelerin önemli bir bölümü sanat ve edebiyat konularını ele alır. Şiir, hikâye, roman, edebî akımlar, sanatçılar ve eserler üzerine yazılan bu metinlerde kişisel beğeniye dayanan öznel değerlendirmeler öne çıkar. Bu nedenle Türk edebiyatında deneme ile eleştiri çoğu zaman iç içe geçmiştir.
Nurullah Ataç, Türk deneme edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Ataç; Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri ve Sözden Söze gibi eserlerinde konuşma diline yaklaşan samimi bir anlatım kullanmıştır. Devrik cümleleri yaygınlaştırmış, özellikle şiir ve edebiyat üzerine kişisel beğenilerine dayanan eleştirel denemeler yazmıştır.
Mehmet Kaplan, denemelerinde sanat ve edebiyat meselelerini bilimsel birikimiyle gündelik hayat tecrübelerini birleştirerek ele almıştır. Katı düşünce sistemlerinden uzak durmuş, yalın ve kolay anlaşılır bir dil kullanmıştır. Türk edebiyatının önemli kişilerini, eserlerini ve temel sorunlarını çözümleyici bir yaklaşımla değerlendirmiştir.
Sanat ve edebiyat konulu denemelerde Vedat Günyol, Orhan Burian, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Oktay Akbal, Cevdet Kudret, Memet Fuat, Sezai Karakoç, Hilmi Yavuz ve Enis Batur gibi isimler de öne çıkar. Bu yazarlar şiirden romana, resimden edebiyat eleştirisine kadar çok farklı alanlarda kişisel düşüncelerini ortaya koymuşlardır.
Dil konulu denemelerde Türkçenin sadeleşmesi, Öz Türkçecilik, Osmanlıca, konuşma dili, kültür dili ve dil-düşünce ilişkisi gibi meseleler tartışılmıştır. Bu alandaki yazarlar; Öz Türkçeyi savunanlar, halkın yaşayan konuşma dilini esas alanlar ve dili felsefi-kültürel açıdan değerlendirenler şeklinde sınıflandırılmıştır.
Nurullah Ataç, Suat Yakup Baydur, Emin Özdemir ve Tahsin Yücel gibi yazarlar Öz Türkçecilik anlayışını savunmuştur. Mehmet Kaplan, Nihad Sami Banarlı, Peyami Safa, Necmettin Hacıeminoğlu ve Ahmet Bican Ercilasun ise tarih içerisinde gelişen canlı ve ortak Türkçenin korunması gerektiğini ileri sürmüştür. Nermi Uygur ve Aydın Köksal gibi isimler de dili düşünce, kültür ve toplum ilişkileri bakımından incelemiştir.
Felsefe konulu denemelerde düşünürlerin felsefi birikimleri, serbest ve edebî bir anlatımla okuyucuya sunulmuştur. Bu alanın önemli isimlerinden Nurettin Topçu; ahlak, irade, merhamet, hizmet, eğitim, kültür ve medeniyet gibi konular üzerinde durmuştur. Topçu, Türkiye’nin kendi tarihî ve kültürel değerlerinden hareketle yeniden yapılanması gerektiğini savunmuştur.
Şehir konulu denemelerde şehirlerin tarihî, mimari, kültürel ve toplumsal özellikleri anlatılmıştır. Bu eserlerde özellikle kaybolan değerlere duyulan özlem ve şehirlerin zaman içinde geçirdiği değişim üzerinde durulmuştur. İstanbul, bu tür denemelerde en çok ele alınan şehirlerden biri olmuştur.
Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları, Yahya Kemal’in Aziz İstanbul ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir adlı eserleri şehir denemeciliğinin önemli örnekleridir. Tanpınar; İstanbul, Bursa, Konya, Erzurum ve Ankara’yı geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki kültürel devamlılık çerçevesinde değerlendirmiştir. Ahmet Turan Alkan’ın Altıncı Şehir adlı eseri ise Sivas’ı konu edinir.
Sosyal ve siyasi konulu denemeler; Atatürkçü, sosyalist, milliyetçi ve İslamcı düşünce çevresinde sınıflandırılmıştır. Bu metinlerde devlet, toplum, rejim, demokrasi, kültür, gençlik, medeniyet, özgürlük, milliyetçilik ve Batılılaşma gibi meseleler tartışılmıştır.
Vedat Günyol, toplumsal ve siyasi sorunları hümanist ve aydınlanmacı bir bakış açısıyla değerlendirmiştir. Mehmet Kaplan ve Nurettin Topçu ise millî kültür, Anadolu, medeniyet, ahlak ve eğitim gibi konulara ağırlık vermiştir. Bu yazarların ortak noktası, güncel olaylardan hareket ederek toplumun temel sorunları üzerine düşünmeleridir.
İslamcı düşünceye dayanan denemelerde Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören ve İsmet Özel gibi isimler öne çıkar. Necip Fazıl daha çok güncel siyasi mücadele üzerinde dururken Sezai Karakoç, “Diriliş” düşüncesinden hareketle İslam medeniyetinin yeniden canlandırılmasını savunmuştur.
Nuri Pakdil, Batı karşısında yerli düşünceyi ve İslam medeniyetini savunan özgün bir deneme dili geliştirmiştir. Kısa, yoğun, çarpıcı, mecazlı ve şiirsel cümleler kullanmıştır. İsmet Özel ise Türkiye’nin siyasi ve toplumsal değişimini “dünya sistemi” kavramı üzerinden yorumlamış ve geleneksel İslamcı söylemden farklı bir düşünce çizgisi oluşturmuştur.
Din konulu denemelerde Allah’ın varlığı, iman, ahlak, insanın anlam arayışı, modern hayatın yol açtığı yabancılaşma ve toplumun dinle ilişkisi gibi konular ele alınmıştır. Nurettin Topçu, Rasim Özdenören, Ebubekir Eroğlu, Metin Karabaşoğlu ve Senai Demirci bu alanda eser veren yazarlar arasındadır.
Psikoloji konulu denemelerde stres, sevgi, gençlik, çocukluk ve insanların gündelik ruhsal sorunları sade bir anlatımla değerlendirilmiştir. Kadın konulu denemelerde ise kadınların ailedeki ve toplumdaki yeri, sosyal ve siyasi hakları, erkekler karşısındaki konumu ve feminizm gibi meseleler üzerinde durulmuştur.
Karışık konulu genel denemeler; tarih, kültür, gündelik hayat, sanat, siyaset, insan, tabiat ve medeniyet gibi çok farklı alanları bir araya getirir. Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cemil Meriç, Salah Birsel, Enis Batur, Sabahattin Eyüboğlu, Uğur Kökden ve Ali Çolak bu türün önde gelen temsilcileridir.
Ahmet Haşim, kısa ve yoğun denemelerinde ironi, zekâ, nükte ve ince alaydan yararlanmıştır. Herkesin bildiği olay ve varlıklara alışılmışın dışında yaklaşarak onların fark edilmeyen yönlerini göstermiştir. Tanpınar ise insanı, toplumu, kültürü ve sanatı geçmiş, şimdi ve gelecek bütünlüğü içinde şiirsel bir anlatımla değerlendirmiştir.
Cemil Meriç’in denemelerinde aydın, ideoloji, hürriyet, Batılılaşma, sağ, sol, devrim, kitap ve dergi gibi kavramlar sorgulanır. Meriç, herhangi bir düşünce sistemine bütünüyle bağlanmadan kavramları eleştirel bir bakışla incelemiş ve okuyucuyu düşünmeye yöneltmiştir.
Salah Birsel; bilgi, mizah, ironi, çağrışım ve konuşma dilini bir araya getiren kendine özgü bir deneme anlayışı geliştirmiştir. Denemelerinde daldan dala geçer, tarihî bilgileri eğlenceli bir üslupla aktarır ve halk dilinden, argodan ve unutulmuş kelimelerden yararlanır. Denemeyi yazılı bir sohbet ve aynı zamanda bir “bilgi birikimi” olarak görür.
Enis Batur, az sözle çok anlam vermeye çalışan yoğun ve imgesel denemeler yazmıştır. Uğur Kökden’in denemeleri ise yolculuklar, şehirler, farklı ülkeler, anılar, tarih, sinema ve resim gibi kaynaklardan beslenir. Kökden’e göre deneme, belirli sınırları olmayan ve farklı edebî türlerle ilişki kurabilen özgür bir anlatım biçimidir.
Sonuç olarak çalışma, Türk edebiyatında deneme türünün son derece zengin ve çeşitli bir birikime sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Türk denemecileri sanat ve edebiyattan dile, felsefeden şehre, dinden siyasete ve gündelik hayata kadar hemen her konuda eser vermiştir. Deneme; kişisel düşünceye, özgün bakışa ve üslup serbestliğine dayanması sayesinde Türk edebiyatının en canlı ve özgür anlatım alanlarından biri hâline gelmiştir.
İndir ⇒ Türk Edebiyatında Deneme





