Yaraya Tuz Basmak – Attilâ İlhan

Yaraya Tuz Basmak Romanı – Attilâ İlhan

Yaraya Tuz Basmak; Attilâ İlhan‘ın 1978 yılında yayımlanan romanı. “Aynanın İçindekiler” dizisinin ilk iki romanı “Bıçağın Ucu (1973)” ve “Sırtlan Payı (1974)” adlarını taşıyordu. Dizinin bu üçüncü romanında yazar, 1950 Kore Savaşlarıyla 27 Mayıs 1960 İhtilâli öncesi ve sonrası olaylarına ışık tutuyor.

“Kore savaşlarında olduğu gibi, 27 Mayıs 1960 İhtilâlinde, Türk milletinin aldatılmak ve kullanılmaktan, Amerikan emperyalizminin kurbanı olmaktan kurtulamadığı” yorumuna bağlanan ve adını “Harbediyorum, başkasının harbi. İhtilâl yapıyorum, başkasının yararına. Kendi yarama tuz basayım derken başkasının yarasına tuz oluyorum” gibi hatırlatışlardan alan romanın kahramanı, bir subaydır; 1943’te İkinci Dünya Savaşı’nın olanca şiddetiyle sürdüğü dönemde ilkgençlik yılları Bursa’da Muradiye’deki evlerinde, anne ve babasıyla geçmiş bir subay: Piyade üsteğmeni Demir Çukurcalı.

Yaraya Tuz Basmak – Attilâ İlhan

Gönderildiği Kore’de çarpışırken ağır yaralanmıştır; iki hafta Pusandaki İsveç hastanesinde yatar, kızılhaç uçağıyla getirildiği Tokyo’da Amerikan hastanesinde ameliyat edilir; gösterdiği kahramanlığa karşı da Amerika Birleşik Devletleri başkanı tarafından kendisine Silver Star madalyası verilir. Yurda getirildikten sonra Ankara’da Gülhane Askerî Hastanesi’nde üç ay daha tedavi gören, altı ay bir hava değişiminden sonra da Çankırı Piyade Okulu’na atanan üsteğmen, 1960 İhtilâlini hazırlayacak komitelerle teması sıklaştırmış, o arada yüzbaşı olmuş, Birlik gazetesi muhabir ve röportajcılarından Ümit adında bir kızla da ilişki kurmuştur.

“İhtilâlin karıncaları”ndan olan ve içine düştüğü çıkmazdan memleketi kurtarınca kendisinin de kurtulacağını uman, yüzbaşı Demir, 28 Nisan 1960 olaylarında İstanbul’da üniversiteyi kuşatan birliktedir, sıkıyönetim karargâhında nöbetçi subayıdır, 27 Mayıs 1960 İhtilâliden sonra da, düşen iktidar Demokrat Parti ileri gelenlerinin yargılandığı Yassı Ada davaları sırasında İrtibat Bürosu’nda görevlidir. 30 Ağustos 1960’ta binbaşılığa yükselir, şu var ki 1950-1960 ve sonrası, on yılı aşkın bir süre içinde hayatını dolduran savaş ve toplum olayları, bireysel aşklar, Demir Çukurcalı’nın içini kemiren yarayı iyi edememiştir.