Vasiyet Şiiri – Ali Ekrem Bolayır

Vasiyet – Ali Ekrem Bolayır

Dömeke Savaşı için yazılan şiirler arasında vatan şairi Namık Kemal‘in oğlu Ali Ekrem Bolayır‘ın yazdığı “VASİYET” şiiri unutulabilir mi?

 VASİYET

Donukça bir fenerin nur saçan civarında
Çadırların arasında, serinde, rahatta
Nöbet değiştirilen bir ferahlı saatte
Ağaçlı bir tepenin kuytu bir kenarında
Buluştular iki hemşehri kahraman asker:
Çemizgezekli Memişle bölük emini Ömer.

Gel arkadaş-. Bakalım gel şu mektubu anlat..

Babam nasıl?

— İyidir..
— Çok şükür.. Nasıl Eminem?
Yeminlidir, bana korkma yalan demez ki ninem
Çarık takındığımız gün ağırca hasta idi

— Memiş, eğer ben Ölürsem sakın acınma! dedi.
— Baban selâm ediyor. Dal taban selâm ediyor,

Bekir selâm ediyor. Pehlivan selâm ediyor.
Ninen selâm ediyor, animi kızların hattâ..
Çoban selâm ediyor..
— Bak hele! diyindi bana Bizim kadın nice olmuş?.
Bizim kadın, Emine!.
— Bekir nişanlanıyormuş,
Beyırmagı taşmış
Sular yeşil höyüğün, üstünü basıp aşmış!.
— Yoğundu.. Amma Suhâ! Coşkun olmalı bu sene.
Kızılpınar bu kadar taşmadıydı. Sen de hele
Su mektubu bitir artık; bizim kadın nicedir?
— Memiş durundu..
— Bırak, ben tamam sekiz gecedir
Düşümde görmedim artık.
— Bu yıl da Sazlı İle Çekirge çok düşüyormuş,
Öğen hele yoğ imiş..
Ağılda üç koyun ölmüş, sıcak biraz çoğ imiş.
Senin buza büyümüş, gök ağaç çiçek açmış
Zavallı Çöp Hasan’ın kır tayı dağa kaçmış.
İmam dua okumuş cenge,Ha selam ediyor.
Çakırselam ediyor, Mustafa selam ediyor.
-Bırak bırak. Yetişir. Anladık.
-Selam ediyor.

-Ne saklıyon bana sen?
Anlamam mı halinden.
Bizim kadın diyiver, di… Düşümde gördüm ben.
Memiş, O namı ufalmış vücudu heykel er.
O dağ kadar topa karşı göğüs geren asker
Yıkıldı yıldırımdan şu gizli bir haberin
Ezildi koptu yerinden o kahraman yüreği
Yürekte bir acı var.
Karşısında sevdiceği
Garip. Can veriyor zannolundu. Sordu yine.
Bizim kadın gidivermiş. Değil mi ah Emine?
Biraz da ağladı, kalbinde bir melal helecan.
Elemli ruh kuşu göğsünde eğliyordu figan
Şafak henüz söküyordu. Hazin bir ince gülüş
Çocukça bir bakışın şevki nurlu bir dökülüş
Ağaçların arasından, çadırlar üstünden
Süzüldü geldi, güzel bir hayale dalmış iken.
O gamlı askerin alnına konmuştu askerin birden.
Emin imiş gibi Allah’a varmasından onun
Semaya en acı hamdeyle, toprağa kinle
Bakıp vasiyyetini başlamıştı takrire

-Şehit olursa eğer kimse bir şey almayacak
Ne malı var bu fakirin, beş on koyun, kösemen.
Biraz ekin, buzağı, kağnı, bir de sazlı dere.
Bu şeylerin birisi arkasında kalmayacak
Ne var, ne yoksa satıp savmalı. Bahasıyla.
Emine’ye yakışır bir taş almalıdır emeli.
Kızıl boya, sarı altın yazıyle süslenmeli.
Taşın yüzünde kılınç resmi olmalı mutlak.
Memiş nefer mi, ya zabit mi kim bakıp soracak.
Bir ince süngü yapılmış ki hiç değilse bile.

-Bir asmacık dikiversin babam. Fidan salsın.
Bi danecik Eminem tanesinde hoş kalsın
İmam efendiye söylen ki, Hak rızası için.
Mezarcının başucunda üç ayda bir akşam.
Bir “Amme”cik okusun. Bir yanık ilahi desin.
Kadıncağız gidiverdi.

-Şuna bakındı tamam
Memiş sen ağlar isen şimdicik kaçıp giderip.
Sıra sıra dolacakken selam sabahlar ama.
Çalındı bir boru.

-Kak, kak Memiş. Silah başına!
Memiş o mektubu boğmuştu şimdi gözyaşına.
Kıvırdı koynuna koydu. Yürekte aşk-ı hüda
Şehadet izleri yüzde. Atıldı meydan
Kavuşmak isteyerek, Ahirette canana

İndir -> Vasiyet- Ali Ekrem Bolayır