Cumhuriyet Döneminde Nesir Türleri

Cumhuriyet Döneminde Nesir Türleri

Bir hayli geniş bir sahayı, binlerce yazarı, birçok farklı tür veya isim altındaki milyonlarca metni kapsayan Cumhuriyet dönemi nesrini tasnifte kullanılabilecek bir başka ölçüt, bu nesrin niteliğidir. Çünkü kullanıldığı saha ve kullanma amacı ile bu doğrultuda şekillenecek olan dil, nesrin özelliğini belirlemede son derece önemlidir. Aynı kelimelerden meydana gelmesine rağmen oluşturduğunuz metin, nerede ve niçin kullanacağınıza göre farklılaşacaktır. Özellikle amacınız, dilin kullanım biçimi ve ortaya konan metnin niteliğini belirleyecektir. Buna göre Cumhuriyet dönemi Türk nesrini; edebî nesir, bilimsel nesir, didaktik nesir ve günlük nesir olarak tasnif edebiliriz.

Edebî Nesir

Cumhuriyet nesrinin en geniş, en kusursuz, en zengin ve en güzel kısmını edebî nesirler oluşturur. Belli bir sanat endişesi ve yeteneğine sahip yazarların kaleminden çıkan edebî nesirler, diğer amaçlarının yanında, güzellik ve okuyucuya estetik haz verme amacıyla kaleme alınırlar. Onlarda dil, olabildiğince kusursuz ve hatasız bir biçimde kullanılır. Kelimelere temel anlamlarının yanında bilinen veya bilinmeyen yan anlamlar yüklenir. Benzetme, istiare, tezat, mecaz, kinaye gibi çeşitli edebiyat sanatlarına sahip olan dil, günlük dilin çok üstünde bir zenginlik ve derinlik kazanır. Bir başka ifadeyle edebiyat eserinde dil, günlük ve ilmî dille aynı kaynaktan beslenmesine veya aynı dil unsurlarını kullanmasına rağmen, onlardan bir hayli farklı ve başka bir dildir. Söz konusu farklılık, tamamıyla dil veya dil unsurlarının farklı biçim ve tarzda kullanılmasından; onlara farklı anlam, ses, çağrışım ve duygu değerleri yüklenmesinden; onların yeni ve orijinal terkiplere dönüştürülmesinden kaynaklanır. Edebî dil, dilin alelâde bir iletişim “vasıta”sı olmaktan çıkarılıp “amaç” seviyesine yükseltilmesi ve sanat objesine dönüştürülmesi ile elde edilir. Yazar ve şair dediğimiz insanlar, sahip oldukları olağanüstü sabır, gayret, hassasiyet, zevk-i selim ve kabiliyetleriyle böyle bir dil terkibinin sanatkârlarıdır. Hepimizin çok iyi bildiğini zannettiğimiz dil, onların kaleminde dinleyen ve okuyanda heyecan ve hayranlık uyandıran bir güzellik objesine; yani edebiyat sanatına dönüşür. Tıpkı alelâde bir mermer kütlesinin heykeltıraşın elinde nâdide bir heykele dönüşmesi gibi. Buradan hareketle diyoruz ki edebî dil, dil içinde bir “üst dil”dir.

Cumhuriyet dönemi edebî nesrinin en somut ve en yaygın örnekleri, elbette ki, her biri bir edebî tür olan hikâye, roman, tiyatro, mensur .şiirlerdir. Seyahat, anı, günlük, mektup, makale, fıkra, deneme, biyografi, otobiyografi, mülâkat ise, Cumhuriyet nesrinin diğer türlerini oluştur. İleriki ünitelerde ayrıntılı biçimde tanıtılacak olan adı geçen türlerin dil bakımından en önemli ortak yanları, hepsinin de mensur olmaları; yani nesir diliyle kaleme alınmış olmalarıdır.

Bilimsel ve Öğretici Nesir

Cumhuriyet döneminin nesrinin ikinci ana kolunu, bilimsel ve öğretici/eğitici özelliğe sahip metinler oluşturur. Felsefe, tarih, coğrafya, sosyoloji, psikoloji, ilâhiyat, iktisat, fizik, kimya, biyoloji, tıp gibi bugün her biri bağımsız bir bilim dalı hâline gelmiş pek çok alanla ilgili bilgileri içeren kitap, makale ve bildiriler bilimsel nesir metinlerini oluştururlar. Çünkü insanlar çeşitli bilim alanlarındaki bilgi, buluş, icat, fikir ve yorumlarını dille ifade ederler.

Bilimsel nesir, açık, yalındır. Ayrıca içerdiği bilgiyi açıklayıcı ve öğreticiliği esas alır. Amacı, işaret edenle edilen arasında tam bir uygunluk kurmaktır. Bu sebeple okuyucunun dikkatini kendi üzerine çekmeden işaret ettiği şeye, açık ve kesin bir biçimde götürür. Kelimeler bütünüyle temel anlamlarında kullanır. Ayrıca ilim dilinin kendine has “terim”leri mevcuttur. Nesir metni bu terimler ekseninde vücut bulur. Dolayısıyla ilim dili matematik ve sembolik mantık gibi, bir işaretler sistemi olma ve evrenselleşme eğilimi gösterir.

Birebir bilimsel bir içeriği veya bilimsellik iddiası olmayan; daha çok okuyucuyu kültürel, sosyal, ahlakî, dinî vb. yönlerden bilgilendirme ve eğitme amacını esas alan metinleri de eğitici/öğretici nesir metinleri olarak isimlendirmek gerekir. Dinî, ahlâkî, fikrî, siyasî, felsefî içerikli kitap, makale veya yazıları bu grupta düşünmek gerekir.

Eğitici/öğretici nesirdeki asıl amaç da öncelikle anlaşılır olmaktır. Bu amacın dile yansıyan sonucu yalınlık ve açıklıktır. Çünkü anlamdaki kapalılık veya karmaşıklık, metnin amacına ulaşmasını ortadan kaldırır. Telkin edicilik, eğitici/öğretici nesrin bir diğer önemli özelliğidir.

Günlük Nesir

Dilin en yaygın olarak kullanıldığı alan, hiç şüphesiz günlük hayattır. Evde, sokakta, çarşıda, pazarda, kahvede, okulda insanlar birbirleriyle dil aracılığıyla iletişimde bulunurlar. Dolayısıyla Cumhuriyet nesrinin üçüncü yaygın türünü, günlük hayat içindeki nesir oluşturur. Günlük hayat içindeki dil kullanımının çok büyük bir bölümü sözlü nesirdir. Onu bir kenara bıraktığımızda, yazılı basm-yayın sahasının (gazete, dergi, broşür, internet vb.) da bütünüyle nesre dayandığını ve adı geçen basın-yayın organlarında her gün on binlerce metnin yer aldığını görürüz. Günlük hayat içindeki nesrin bir başka yaygın kullanım alanını, devlet veya özel sektör kurumlarındaki yazışmalar (dilekçe, rapor, program vb.) oluşturur. Bunun dışında hayatın hemen her alanında daha pek çok yazılı nesir örnekleriyle (reklâm, tabela) karşılaşırız.

Kaynak: Prof.Dr. İsmail ÇETİŞLİ, Cumhuriyet Devri Türk Nesri