Ahenk

Ahenk nedir? Yazılı ve Sözlü Anlatımda (Konuşmada) Ahenk

Ahenk: Yazılı ve sözlü anlatımda seslerin, hecelerin, kelimelerin ve cümlelerin sıralanışlarından, birbirleriyle olan ilişkilerinden doğan, okurda estetik duygular uyandıran düzenleme. eş. Uyum, Armoni.

Konuşmada âhenk sözlerin çok düzgün söylenmesine, cümledeki vurgu ve tonlara titizlikle uyulmasına bağlıdır. Yazılı anlatımda âhenk hecelerin yapısına, hece ve kelimelerin sıralanışına, cümlelerin dizilişine ve sıralanan ses öbeklerinin birbirine uygun olmasına bağlıdır.

Birbirine yakışmayan, bir araya geldiğinde tutukluk yaratan, kulağı tırmalayan sesler, çok kelime tekrarları, okunuşu ve telaffuzu (söylenişi) zor olan sözcüklerin yan yana getirilmesi âhengi bozar.

Eskiden belagat kitaplarında âhenk kavramı “fesahat” sözüyle karşılanırdı. Ahenk olarak adlandırma Tanzimat’tan sonradır. Günümüzde ise “âhenk” karşılığı olarak “uyum” sözcüğü kullanılmakta.

Âhenk kelimeden başlayarak ibareye (cümleye) kadar çeşitlenir.

Üsluptaki âhenk dörde ayrılabilir:

1) Kelime âhengi: Hecelerin – ses yapılarına, özelliklerine bağlı kalınarak – ardarda iyi sıralanmış olmasından ve seslilerle sessizlerin birbirleriyle fonetik anlamda iyi kaynaşmış olmasından meydana gelir.

Seslerin birbirine uygunluğu, özdeşliği, akıcılığı âhengin yapısını oluşturur. Sesli harflerin yan yana gelişi, genellikle âhengi bozar. Şiirde âhenge önem veren ozanlar kısa okunuşlu sözcüklerin yan yana gelmesine özen gösterirler. Âhengin karşıtı “tutukluk” tur, şiirde söyleyiş güçlüğü yaratır.

Âşüfte idüp dilleri nezzârelerün hep
Bir bir duyar esrarın biçarelerün hep (Nâili)

dizelerinin birincisinde, “âşüfte idüp” kelimelerinde tutukluk, ötekilerde âhenk vardır. Dizeler okunuş güçlüğü, tıkanıklık yaratmadan ağızdan akar gibi çıkıyor.

2) Cümle âhengi: Birbirleriyle iyi kaynaşmış hecelerin oluşturduğu kelimelerin cümle ya da dize içine uyumu bozmayacak şekilde yerleştirilmesinden, cümle ya da dizeler arasındaki ses uygunluğunun (ritmin) sağlanmasından meydana gelir.

Hep senünçündür benüm dünya cefasın çekdüğüm
Yoksa ömrüm varı sensüz neyleyim dünyayı ben (Bakî)

dizelerinde “yoksa ömrüm” de iki sesli “a” ve “ö” yan yana geldiğinden söyleyiş duraklaması, tıkanıklık var; öteki bölümler âhenklidir, söyleyişi kolaydır.

3) Taklidi âhenk: Anlatılmak isteneni – sözcüklerin anlamından ziyade – bir hareketin çıkardığı sesi veren sözler kullanarak duyurmakla meydana gelir.

“Şıp şıp diye indi merdivenden” örneğinde olduğu gibi inme işi “şıp şıp” sesleriyle okuyucuya duyuruluyor.

Yine,

“Zaman çatırdar, âlem çatırdar
Yırtılır gökyüzü yürek çatırdar” (M. AKINCI)

dizelerinde iç sıkıntısı, hüzün “çatırdamak” sesiyle anlatılıyor.

4) Asıl taklidi âhenk: Başka bir anlama da gelebilecek bir kelimenin, istenilen anlamı verecek şekilde kullanılması. Taklidi âhenk’teki gibi kolay değildir. Sesle anlam güçlendirilir; fakat biraz daha sanatlıdır ve zor yapılır.

Güm güm öter, âsmân sedâdan
Gümpeşte zemin bu maceradan (Şeyh Galip)

Kaynak: Açıklamalı Edebiyat Terimleri Sözlüğü/ Murat AKINCI