Cumhuriyet Döneminde Ekonomik, Siyasal, Toplumsal Durum

Cumhuriyet Döneminde Ekonomik, Siyasal, Toplumsal Durum

Cumhuriyet’in kuruluşu ve gelişmesi ile şiirin oluştuğu sosyal, ekonomik ve politik ortam

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in kuruluşu ile Türk tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. III. Selim dönemine kadar geri götürülebilen yenileşme çabaları, Tanzimat’ın ilanı ile belirgin bir biçim alan Batı tarzı bir devlet ve toplum oluşturma girişimleri, süreç içerisindeki ikircikli ve tartışmalı uygulamalara karşın II. Meşrutiyet ile yeni bir merhaleye erişmiş; çok partili bir yönetim tarzı deneyiminin yoğun ve yıkıcı savaşlarla iç içe yaşandığı sürecin sonunda Osmanlı Devleti yıkılmış -bazı düşünce adamlarına göre ise “ilerlemesi durdurulmuş” veya terakki hızı Batılı devletlere nispetle son derece azalmış olmakla birlikte, değişimle yeni bir devlete dönüşmüş- oldu. Bu yüzden, Cumhuriyet hem yenileşme çabaları içerisindeki Türk toplumunun vardığı bir ileri aşama; hem de zaman içerisinde yıpranmış çok uluslu, geniş bir coğrafyaya yayılmış, İslâm dinine dayalı bir devlet olan Osmanlı Devleti’nin yerine Trakya ve Anadolu toprakları üzerinde kurulan laik bir ulus-devlet anlamına geliyordu.

Bu yeniden yapılanma hızlı ve yoğun bir biçimde, bir dizi projeyi hayata geçirdi. Bu projelerin temel amacı Batılı bir devlet oluşturmak, halkın modern yaşama tarzını benimsemesini sağlamaktı. Ekonomide devletçi, özel sektörün himaye gördüğü karma ekonomi anlayışları ile toparlanma çabalarına girişilir. Sanayi ve ticarette gelişmeler kaydedilir. Bu süreçte yapılan girişimlerin karakteristiğini ulus bilinci oluşturmak amacı belirler. Bu amaç dil ve tarih çalışmalarına hız vermeyi gerekli kılar. 1 Kasım 1928’de Latin alfabesinin kabul edilmesi ve 12 Nisan 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin, 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kurulması kültür ve edebiyatın karakterini belirleyecek türden girişimler olarak dikkati çeker. Ankara’nın başkent olmasıyla dikkatler Anadolu’ya yönelir. Anadolu coğrafyası ve Anadolu insanı edebiyatın temel konuları arasına girer. Halk, millet, memleket, vatan, çağdaş medeniyet kavramları dönem edebiyatının en çok ele alman konuları arasına girer.

Yapılan pek çok yasal, toplumsal ve kurumsal düzenlemenin sayılabileceği 1923-1938 arasındaki dönem Türk toplumunun en dinamik süreçlerinden birisidir, Türk toplumunu “muasır medeniyetler seviyesine” çıkaracak, hattâ daha da ileriye götürecek kolektif bir ideal yaratılmak istenmiştir. Atatürk’ün ölümüne kadarki bu dönem Cumhuriyet Devri Türk edebiyatının da ilk dönemini oluşturur. Bu dönemde edebiyat ve elbette şiir de yeni oluşumun heyecanıyla biçimlenir. Mehmet Kaplan’ın “Atatürk devri edebiyatı” olarak adlandırdığı Cumhuriyet’in bu ilk dönemi edebiyatı tam anlamıyla “destani ruh” taşır.

1938-1950 yılları İsmet İnönü’nün söz sahibi olduğu tek parti yönetimi yıllarıdır. Bu dönemde 1940 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı’nın Yunan, Latin ve İslâm klasiklerini tercüme ettirip yayımlamaya başlaması ve Tercüme Dergisi’nin çıkarılması, düşünce ve edebiyat yaşamına etkisi bakımından dikkate değer etkinlikler arasındadır. Bu dönem, aynı zamanda II. Dünya Savaşı’nın (1939-1945) yaşandığı ve Türkiye’yi de özellikle ekonomik bakımdan etkilediği yıllardır. Savaş sonrası dünyada güç dengeleri yeniden biçimlenir. Türkiye de bu yeni dengeler arasında kendi yolunu çizmeye çalışır. 1945’te çok partili hayata geçilir, Demokrat Parti kurulur. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti iktidara gelir. 1952’de NATO’ya girilir.

Bundan sonraki yaklaşık 60 yıl boyunca Türkiye çoğulculuğa dayalı, dünyaya açık, demokratik bir sistemi kurumsallaştırma süreci içerisinde sık sık askeri müdahalelerle kesilen, buna karşılık ekonomik ve toplumsal bakımdan gelişmesini sürdüren bir görünüm sunar. Kültürel zenginlik genişler. Edebiyatta Fransız edebiyatının dışındaki edebiyat örnekleri ve giderek bütün dünya edebiyatı ile ilişkiler kurulur.

Kaynak: Doç.Dr. Yılmaz DAŞÇIOGLU, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirini Hazırlayan Şartlar