Serveti Fünun Dergisi

Servet-i Fünun Dergisi

Servet-i Fünun Dergisi

Türk edebiyatında, bir edebi topluluğun oluşmasına ortam hazırlayan ve bu topluluğa adını veren ilk dergi Servet-i Fünûn‘dur.

Servet-i Fünun topluluğundan (1896-1901) başka, Fecr-i Âtî (1909), Şairler Derneği (1917) ve Yedi Meşale (1928) topluluklarının yayın organı da olan dergi, Türk basının en uzun ömürlü süreli yayınlarından biridir.

Edebiyatımızda ve basın tarihimizde pek çok “ilk“te Servet-i Fünûn damgası vardır.

Servet-i Fünûn, 27 Mart 1891 – 26 Mayıs 1944 tarihleri arasında yayımlanmış fen, magazin, sanat ve edebiyat dergisidir. İstanbul’da haftalık olarak yayımlanan Servet-i Fünûn, zaman zaman yayınına ara vermek zorunda kalmıştır. Yarım yüzyılı aşan yayın hayatı boyunca (54 yıl) 2464 sayı çıkmıştır.

Derginin kurucusu ve sahibi olan Ahmet İhsan Tokgöz (1868 – 1942) başmuharrirlik görevini uzun yıllar üstlenir. Dergide Tevfik Fikret (1867 – 1915), Hüseyin Cahit (Yalçın, 1874 – 1957) ve yeni harflerin kabulüyle Servet-i Fünûn, Uyanış adını aldıktan sonra Halit Fahri (Ozansoy, 1891 – 1971) gibi ünlü edebiyatçılar yayın müdürü olarak görev yaparlar.

Ahmet İhsan, Servet-i Fünûn’dan önce Şafak (1886), Ümran (1889) gibi kültür, sanat ve magazin dergilerini çıkarır. Hükümet tarafından, çıkardığı dergiler kapatılan Ahmet İhsan, Servet gazetesinin sahibi D. Nikolaidi’nin desteği ve izni ile bu gazetenin eki şeklinde Servet-i Fünûn’u çıkarmaya başlar. Servet gazetesi kendisinden beklenen hizmeti veremeyince kapanır (1892). Böylece bir yıl sonra, Servet gazetesinin eki olan Servet-i Fünûn, bağımsız yayın organı olur.

Ahmet İhsan, matbaasını kurup, Servet-i Fünûn’un imtiyazını üzerine alınca; “iyi bir resimli haftalık gazete çıkarmak ister. Avrupa’da o dönemde yeni kullanılan “çinkografi” tekniğini inceler. Yazışmalar sonucunda ünlülerin resimlerinden oluşan “galvano kalıp”lar getirtir. Avrupa’ya gider ve yeni baskı tekniklerini öğrenir. Fransa’dan kağıt ithalatı yapan Ahmet İhsan, baskı tekniği yönünden Servet-i Fünûn’un, dönemin en iyi dergisi olmasına gayret eder. Bu konudaki çalışmalarını taktir eden Saray’dan nakdî yardım bile görür.

Teknik yönden, dönemin önemli dergileri üzerine yapılan bir değerlendirmede şöyle denilmektedir:

“Bu dönemin baskısı, dizgisi, bugün için tarihsel birer belge değeri taşıyan resimleriyle ün yapan Şehbal yanında, edebiyata ağırlık veren Mecmua-i Ebüzziya, Servet-i Fünûn ve özellikle de Resimli Kitap gibi dergileri önemlidir.”

Servet-i Fünûn’un ilk sayılarında, dönemin diğer pek çok dergisinde olduğu gibi, “fennî” konulara ağırlık verilmesinin yanında, magazin konularına da yer verilir. Bu dönemde, dergide yer alan yazıların pek çoğu Ahmet İhsan tarafından yazılır. Ahmet İhsan, dergiye, okuyucunun ilgisini çekmek, okuyucuyu bilgilendirmek ve o dönemde çok ihtiyaç duyulan buluş yapacak kişilerin yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla; Batıdaki yeni buluşları tanıtan ve hayal ettiren yazılar tercüme eder. Servet-i Fünûn’un kuruluşundan çok önce başladığı (1880) tercüme işinde özellikle, Jules Verne’nin (1828 – 1905) eserlerini yukarıdaki sebeplerden dolayı tercüme eder.

Recaizade Mahmut Ekrem’in önerisi ile derginin edebiyat kısmının başına 7 Şubat 1896 tarihli 256. sayıdan itibaren Tevfik Fikret’in getirilişi bir dönüm noktasıdır. Bu vesileyle dergi, Recaizade Mahmut Ekrem’in etrafındaki Tevfik Fikret, Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, İsmail Safa, Ahmet Şuayp, Hüseyin Siret, Mehmet Rauf gibi genç ediplerin ürünlerinin yayımlanmaya başladığı bir mecra haline gelir.

Tevfik Fikret esasen edebiyat kısmının yönetimi ile başlayan görevini, 1901 başlarında Ahmet İhsan’la derginin idaresi ile ilgili yaşadıkları fikir ayrılığına kadar sürdürür. Bundan henüz birkaç ay önce vuku bulan Ali Ekrem’in, Cenap Şehabettin ile Halit Ziya’nın eserlerinde Fransızcayı taklit eden suni bir dil kullandıkları yönünde eleştirilerini içeren “Şiirimiz” başlıklı makalesi (505-508. sayılar, 22 Kasım 1900-6 Aralık 1900) ile başlayan dergi içi tartışmalar da dergi kadrosunda bir çözülme başlatmıştır. Tevfik Fikret’in ardından yazı işlerinin başına Hüseyin Cahit getirilir.

Servet-i Fünûn’un basın tarihinde ve edebiyat alanındaki önemli yeri, 1895’ten sonra bu dergi etrafında yaşanan gelişmelerden kaynaklanır. Çünkü bu tarihten itibaren dergi, eski-yeni edebiyat tartışmasında yenilik taraftarlarının yayın organı olur. “Naci-Ekrem mücadelesi” hükümetin araya girmesi ve Muallim Naci‘nin ölümü üzerine kapanır (1893). Ancak Muallim Naci (1850-1893) taraftarları ile Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914) arasındaki tartışmalar devam eder. Musavver Malumat’ın başyazarı Mehmet Tahir ile Recaizade Mahmut Ekrem arasında 1895 yılı sonuna doğru başlayan “kafiye” tartışması ortamın yeniden kızışmasına ve dikkatlerin dergiye çevrilmesine, yenilik yanlılarının bu dergi etrafında toplanmasına yol açar.

Hüseyin Cahit‘in 16 Ekim 1901 tarihli Servet-i Fünûn’un 553. sayısında, Fransız yazar P. Lacombe’dan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” makalesinde 1789 Fransız Devrimi adının geçmesi, sansür kurulu tarafından derginin kapatılmasına yol açtı. Yeniden yayımına izin verilince de başlangıçta olduğu gibi edebiyat dışı konulara yöneldi, ama bu uzun sürmedi, edebiyata ağırlık verdi.