Balad Nedir? Özellikleri, Örnekleri
Balad Nedir? Özellikleri, Örnekleri

Balad: Batı şiirinde efsanemsi, masalımsı, çoğu zaman acıklı, kimi zaman gülünç olayları, söylenti niteliğindeki eski hikâyeleri işleyen; 3 uzun 1 kısa bentten oluşan bir nazım biçimidir.
Balad, Ortaçağ’da danslara eşlik eden öykülü kısa lirik şiirlerdi. 18. Yüzyıldan bu yana, geleneksel biçimini aldı, masal ve efsane niteliğindeki konuları işleyen kısa anlatı şiiri olarak kullanıldı. Özellikle Fransız şairlerinin elinde değer kazanan balad biçiminin en iyi örneklerini François Villon (ölm. 1485) verdi.
Çağdaş edebiyatta geleneksel balad’ın biçimi ve özü değiştirilerek; hikâyenin yanında, kimi zaman düşsel, kimi zaman duygusal (lirik) yönü ağır basan modern baladlar yazıldı. (Msl. Atilla İlhan‘ın “İhtiyarlar Baladı”; Oscar Wilde’nin “Reading Zindanı Baladı” gibi.)
Türk edebiyatında balad biçimi kullanılmamıştır. İkinci Meşrutiyet döneminde, Yahya Kemal‘in Nazar ve Mehlika sultan adlı şiirleri konu bakımından balad özelliği göstermektedir. Cumhuriyet dönemi edebiyatımızda, kimi şairler, modern balad yazmaktadırlar.
Balad, şiir biçimi olarak 3 uzun bent ve 1 kısa bentten oluşur. Sondaki kısa bent Tanrı’ya, prense, beye vb. seslenen “sunu” bendidir. Bentlerin son dizeleri bir çeşit kavuştak (nakarat) gibidir, hiç değişmeden tekrarlanır.
Uzun bendlerin dize sayısı çeşitli olabilir (7, 8, 9….20 vb.); ancak, ilk bentte kaç dize varsa, öteki bentlerde de o kadar dize bulunması gerekir; Sunu bendi, genellikle 4-5 dize olur.
Balad’da kafiye düzeni, şairin tutumuna göre çeşitlilik göstermekle beraber genellikle çapraz kafiye kullanılmıştır.
Örnek-1
ASILMIŞLARIN BALADI
Olmayın bu kadar katı yürekli
Ey dünyada kalan insan kardeşler;
Allah da sizden razı olur belki
Sizler acırsanız bizlere eğer;
Şurada asılmışız üçer beşer;
Kuş sütüyle beslenen şu bedene
Bir bakın, dağılmada günden güne;
Bakın kül olan kemiklerimize,
Gülmeyin, dostlar, bu hale düşene;
Tanrı’dan mağfiret dileyin bize.
Kanun namına öldürüldük diye
Hor görmeyin bizleri, kardeş bilin;
Dünyada herkes akıllı olmaz ya,
Madem alnımıza yazılmış ölüm,
İsa Peygambere dua edinde
Yanmaktan cehennem ateşlerinde
Esirgesin bizi, acısın bize.
Etmeyin, işte ölmüşüz bir kere;
Tanrı’dan mağfiyet dileyin bize.
Görmedik bir gün olsun rahat yüzü;
Yağmur sularında yıkandık yunduk;
Kurda, kuşa yedirdik kaşı, gözü;
Gün ışıklarında karardık, yandık;
Kuş gagalarıyla kalbura döndük;
Durmadan kah şu yana, kah bu yana
Esen rüzgâra sallana sallana…
Kargalar geldi kondu üstümüze.
Sakın siz katılmayın bu kervana.
Tanrı’dan mağfiret dileyin bize.
SUNU
Büyük İsa, cümlenin efendisi
Cehennem ateşinden koru bizi;
Koru bizi, acı da halimize.
Dostlar, görüyorsunuz halimizi;
Tanrı’dan mağfiret dileyin bize.
(Villon, çeviri: Orhan Veli Kanık)
(Kaynak: Murat AKINCI, Edebiyat Terimleri Sözlüğü)
Örnek-2
François Villon
Geçmiş Zaman Hanımlarının Baladı
Ballade des dames du temps jadis
Söyleyin bana: hangi ülkededir şimdi
Romalı güzel Flora?
Nerede Archipiada, nerede Thaïs,
Onunla aynı soydan o güzel kadın?
Nerede Echo, seslenince karşılık veren,
Irmak üstünde, göl kıyısında yankılanan;
Güzelliği insandan çok öteydi onun.
Ama nerede geçen yılın karları?
Nerede o pek bilge Héloïse,
Uğruna Pierre Abélard’ın
Hadım edilip sonra Saint-Denis’de
Keşiş olduğu kadın?
Aşkı yüzünden çekti bu acıyı.
Peki nerede o kraliçe,
Buridan’ı bir çuvala koydurup
Seine Nehri’ne attıran?
Ama nerede geçen yılın karları?
Zambak gibi ak Kraliçe Blanche nerede,
Siren sesiyle şarkı söyleyen?
Koca Ayaklı Bertha, Béatrice, Alice,
Maine’i elinde tutan Haremburgis nerede?
Ya o iyi yürekli Lorraine’li Jeanne,
İngilizlerin Rouen’da yaktığı?
Neredeler, ey yüce Bakire?
Ama nerede geçen yılın karları?
Prens, ne bu hafta sorun nerede olduklarını,
Ne de bu yıl arayın izlerini;
Yoksa dönüp dolaşıp size de
Şu nakarat kalır geriye:
Ama nerede geçen yılın karları?
Bu baladın gücü, her kıtada tarihin görkemli kadınlarını anıp aynı soruya dönmesinde: zaman, güzelliği de şöhreti de alıp götürür.
Ayrıca bakınız:
Batı’dan Alınan Nazım Biçimleri
Nazım Biçimleri





