Serbest Şiir (Serbest Nazım) Nedir?

Serbest Şiir (Serbest Nazım) Nedir? Özellikleri, Örnekler

Serbest Şiir (Serbest Nazım)

1. Serbest şiir, ölçüsüz ve uyaksız yazılan, belli kurallara bağlı olmayan şiirlerdir.

2. Türk edebiyatında serbest şiire geçiş üç aşamada olmuştur.

  • Birincisi, ölçülü ve uyaklı “serbest müstezat” biçimi;
  • ikincisi, ölçüsüz ama uyaklı serbest şiir;
  • üçüncüsü ölçüsüz ve uyaksız serbest şiir.

3. Türk edebiyatında serbest şiir, Cumhuriyetten sonra gelişmiştir.

  • Serbest şiirde dizelerin uzunluk kısalıkları, uyak, redif, uyak düzeni, nazım birimi gibi nazmın bağlayıcı unsurları önemsenmez. Hatta bu unsurlardan mümkün olduğunca kaçılır.Ama tamamen kafiyesiz ve redifsizdir de diyemeyiz.
  • Serbest şiirde bu şekil serbestliğinin yanı sıra içerik bakımından da bir serbestlik vardır. Hemen her konuda şiir serbest olarak yazılır. Konu sınırsızdır.
  • Serbest şiir, ismindeki “serbest” kelimesinin manası gibi “kuralsız” bir şiir değildir. Şiirdeki ses ve ahenk unsurları çok uyumlu bir şekilde sağlanmaktadır.
  • Serbest şiir Türk edebiyatına Servet-i Fünun döneminde Batı edebiyatından alınarak yeni Türk şiirine uygulanmış bir biçimdir.

SERBEST NAZIM

Serbest Nazım Nedir?

Ölçü, uyak, nazım biçimi gibi bağlardan ayrılmış şiir. Nazmın belli kurallara bağlı olduğu düşünülürse, serbest şiir kavramını yeğlemek gerekmektedir. Nitekim ilk serbest şiir örneklerinin verildiği 1930’larda, eski alışkanlıklara bağlı kalınarak serbest nazım terimi kullanılmışsa da, yeni şiir anlayışının yerleşmesiyle nazım terimi bile kullanılmaz olmuştur. Günümüzde değil okur için, genç ozanlar için de nazım terimi hiçbir anlam taşımamaktadır.

Cevdet Kudret serbest şiir konusunda şu bilgiyi verir:

“Özgür (serbest) nazım, ölçeksiz nazımdır. Dizelerdeki hecelerin ne sayıları, ne de uzunluk ve kısalıkları belli bir düzene ve belli bir kalıba göre sıralanmaz. O bakımdan, özgür nazımda dizelerin uzunlukları ozanın tutumuna bağlıdır, başka herhangi bir düzene bağlı değildir.

“Ozan, eğer isterse uyak kullanabilir, isterse hiç kullanmaz; isterse manzumeyi birtakım bentlere ayırabilir, isterse hiç ayırmaz. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, özgür nazım, hiçbir bağ ile bağlı bulunmayan bir nazım biçimidir.

“Burada gözden uzak tutulmaması gereken nokta, özgür nazmın ayırıcı niteliğinin ölçeksiz oluşudur; uyaksızlık ve bentlere ayrılmamışlık, özgür nazmın temel öğeleri değildir (nitekim, ölçekli fakat uyaksız ve bentlere ayrılmamış nazım yazılabilir; ama, ölçekli özgür nazım yazılamaz; o yoldaki nazımlar ancak serbest müstezat olur). ”

Ölçekli ve uyaklı nazımda ölçek ve uyaktan gelme bir dış ahenk; bir de, sözcüklerin birbiriyle birleşmesinden doğan bir iç ahenk vardır. Özgür=serbest nazımda ise ölçek, hatta kimi zaman uyak da bulunmadığı için, dış ahenkten yararlanma olanağı yoktur, nazmın bütün ağırlığı iç ahengin üzerine yüklenir. Bu da, özgür nazımda sözü kullanma işinin çok önemli olduğunu gösterir.

“Özgür nazımda ölçek bulunmadığı için, dizelerde durak yoktur; ozan, durak gereksemesi duyduğu zaman, satırı kırar, aşağıya geçer:

Kuşlara, yapraklara dönmüşüm;
Kuşlara,
Yapraklara. (Orhan Veli, Pırpırlı şiir)

“Kiıni ozanlar, dizelerin başlıklarını -klasik nazımda olduğu gibi- böyle bir hizaya getirir ve dize başlarında büyük harf kullanır; kiıni ozanlarsa, kınlan dizeleri, yerine göre merdiven biçiıninde yazar; söz dizeden dizeye geçerken cümle bitmemişse, o zaman dize başlarında küçük harf kullanılır; büyük harf nesirde olduğu gibi, yalnız cümle başlarında kullanılır:

(Nazım Hikmet, Taranta Babu’ya Mektuplar)

“Klasik nazımda ölçek, uyak ve belli nazım biçimleri, ozanın söyleyişini sınırlayan bağlardı; düşüncenin ya da anlatılan olayın bu bağlarla uzlaşma olanağı kıttı; sözgeliıni, çok kısa söylenmesi gereken bir sözü, kullanılan ölçeğin uzunluğuna uydurmak zorunluğu vardı; ya da uzun bir düşünceyi, ölçeğe ve nazım biçimine (sözgelimi, beyite) sığdırmak için kırpmak, gerekiyordu. Özgür=serbest nazım, ozanı işte bu türlü zorlamalardan; anlatımı, ölçek, uyak ve biçim hatırı için gereksiz sözcüklerle doldurulmadan ya da gerekli sözleri kırpmalardan kurtarmış; düşünce ile nazım biçimi arasında bir denge, bir koşutluk kurulmasını sağlamıştır. O kadar ki, klasik nazma uygulama olanağı bulunmayan birtakım söyleyiş biçimleri ancak özgür nazımla gerçekleşebilmiştir; sözgelimi, çok dalgalı bir denizde dalgaların üstünde inip çıkan bir kayığın gittikçe gözden kaybolması (belki uzaklaşması, belki batması), olayı anlatan sözcüklerin de gittikçe azalmasıyla verilmiştir:

Çıkıyor kayık
iniyor kayık
çıkıyor ka…
iniyor ka…
Çık…
in…
çık…

(Nazım Hikmet, Bahr-i Hazer)

“Özgür nazım, XIX. yüzyılın sonlarında başlayıp XX. yüzyılda dünyaya yayılmış bir nazım biçimidir.” (C. Kudret, Edebiyat Bilgileri 1)

Türk şiirinde, biçim açısından bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve şiirden ölçü, uyak gibi bağlan atan bu akımın başlatıcısı Nazım Hikrnet‘tir. Ondan önce de bu yolda denemeler yapılmış, özellikle Tevfik Fikret serbest müstezadı alabildiğine geliştirerek şiiri düzyazıya yaklaştırmış, Ahmet Haşim dizeyi kırarak serbest söyleyişe ulaşmak istemiştir, ama böylesi denemeler aruz kalıplarıyla oynayarak gerçekleştirilmiştir.

Başlangıçta Milli Edebiyat akımı etkisinde heceyle şiirler yazan Nazım Hikmet ise Anadolu’ya gidişiyle (1921) başlayan ve Moskova’ daki öğrenim yıllarında ilkeleri belirginleşen yeni bir şiir anlayışıyla, ölçüsüzlüğü (vezinsizliği) düşünemeyen Türk şiirini kökten değiştirmiştir. Moskova’ dayken tanıdığı fütürizm ve constructivisme akımlarından etkilenerek yazdığı şiirlerinde ölçüyü atmakla birlikte uyağı boşlamaz. Ama bu, alışılmışın dışında, geleneğin, Divan şiirinin birikimlerinden yararlanan yeni bir uyak anlayışıdır. Türkiye’ye dönüşünde Aydınlık dergisinde yayınladığı (1923-1925) yeni şiirleri, bu nedenle en çok yapılan açısından yankı uyandırmıştır.

1940’lara gelindiğinde, biçim açısından serbest şiirin zaferi tamdır. Heceyi, hemen hemen yalnızca Behçet Kemal Çağlar sürdürmekte; Ahmet Kutsi Tecer, Ülkü dergisi çevresinde halk şiiri geleneğinin yaygınlaşmasına çalışmaktadır. Ahmet Muhip Dıranas, Cahit S. Tarancı, Cahit Külebi gibi değişik çizgilerdeki ozanlar da serbest şiirler yazmaktadırlar. Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday’ın başlattığı Garip akımı ise nazım anlayışım kökünden yıkar.

Serbest şiir anlayışı, biçimi boşlamak, önemsememek olarak alınmamalıdır. Boşlanan, önemsenmeyen, şiiri birtakım kalıplara sıkıştırıp özü biçimin buyruğuna sokan kurallardır.

Nazım Hikmet bu konuda şunları söyler: “Şiir kafiyeli de kafiyesiz de, vezinli de vezinsiz de, bol resimli, hiç resimsiz de, bağırarak da fısıldayarak da yazılabilir, yeter ki yazılacak şey olsun ve bu yazılacak şey en uygun şeklini -bazan belirli bir tarihi merhaleye göre en uygun şeklini- en ustaca bulmuş olsun.”

Serbest Şiir Örnekleri

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım duyuyorum
Anlatamıyorum (Orhan Veli )

 

DENİZİ ÖZLEYENLER İÇİN

Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret,
Bakar ağlarım.

Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
Bir midye kabuğunun aralığından:
Suların yeşili, göklerin mavisi,
Lapinaların en harelisi…
Hala tuzlu akar kanım
İstiridyenin kestiği yerden.

Neydi o deli gibi gidişimiz,
Bembeyaz köpüklerle, açıklara!
Köpükler ki fena kalpli değil,
Köpükler ki dudaklara benzer;
Köpükler ki insanlarla
Zinaları ayıp değil.

Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret. (Orhan Veli KANIK)