Sözlü Anlatımın ve Yazılı Anlatımın Özellikleri

Sözlü Anlatımın ve Yazılı Anlatımın Özellikleri

A) Sözlü Anlatımın Özellikleri

1. Bir konuyu, sahip olduğumuz birikimi kullanarak bir plân çerçevesinde konuşarak anlatmadır.
2. Anlatılacak konu dinleyicileri ilgilendirmelidir.
3. Anlatıcı konuyu detaylarıyla kavramış olmalıdır.
4. Anlatılacaklar, bir plâna göre sıralanmalıdır.
5. Dilin, açık ve anlaşılır olmasına dikkat edilmelidir.
6. İfadeler, duygu düşünce ve hayallerle zenginleştirilmelidir.
7. Kelimelerin ses vurgu ve tonlamalarına uyulmalıdır ve buna dikkat edilmelidir.

B) Yazılı Anlatımın Özellikleri

1. Bir konuyu, sahip olduğumuz birikimi kullanarak, bir plân çerçevesinde yazıyla ifade etmektir.
2. Metinde anlatılanlar, kalıcı özelliğe sahiptir.
3. Yazılı bir metnin oluşturulabilmesi için kişinin belli bir kültürel birikime sahip olması gerekir.
4. Yazacağı türün özelliklerini bilmesi ve bu özelliklere uygun bir yazı oluşturması gerekir.
5. Dilin yapısına ait özelliklerin bilinmesi, cümlelerin kuruluş biçimlerinin doğru olması gerekir.
6. Metnin anlaşılır bir dil ile oluşturulması, metinde sanatlı ifadelerin kullanılmasına engel teşkil etmez.
7. İfade yazlı olarak okuyucunun gözünün önünde olması sebebiyle ilgi takip oranı daha elverişlidir.
8. Duygu ve düşüncelerin daha iyi anlaşılabilmesi için değişik anlatım biçimleri kullanılmalıdır.

İyi Bir Okuyucu Olmanın Özellikleri

  1. Okuma belli bir amaca yönelik olmalıdır. Neyi, niçin okuduğunu iyi bilmelisin.
  2. Her şeyi aynı okuma biçimiyle okumamalıdır, kendince bir okuma plânı olmalıdır. Kitap, dergi, gazete ve ansiklopedilerin okumaları farklı farklı olmalıdır.
  3. Okuduklarından faydalanabilmesi için gerekli yerlerde not almalıdır.
  4. Okuduklarımızla bilgi havuzumuzu doldurur, kültürel birikimimizi artırırız.
  5. Okuma geçmişle kültür bağımızı kurmanın yanında kişinin sosyal alanda belli bir yer edinmesini de sağlar. Hiç okuyanla okumayan bir olur mu?
  6. Bir metni okurken kendimizi metinle bütünleştirmeliyiz.
  7. Okurken belli türlerden zevk alır hâle gelmişsek o tür kitapları daha bir sıklıkla okumalıyız.
  8. Meslek bilgisini genişletme ve meslekte ilerleme imkanı elde eder.
  9. Araştırmaya yönelik okumalarda tarafsızlık ön plâna çıkmalıdır; yani okuyucu tarafsız olmalıdır.
  10. Okuma şartlarına uymak zorundayız. Bu şartlar: Seçme, Anlama, Zevk alma, Değerlendirme, Okuma ortamı, Okuma hızı, Zihni toplama, Kaynak bilgileri öğrenme, Kalıcı olma.

İyi Bir Yazıcı Olmanın Özellikleri

  1. Yazıcı olmak okuyucu olmaktan çok farklıdır. Herkes okuyucu olabilir, ama herkes yazıcı olamaz.
  2. Yazma kabiliyetimizin hangi türlere yönelik olduğunu iyi keşfetmemiz lazım.
  3. Yazı, elde ettiğimiz kültürel birikimimizi ve yaşadığımız güzellikleri sonraki nesillere aktarır.
  4. Tarihte, yer almanın şartlarından birini yerine getirmiş olur.
  5. Yazının kullanıldığı dilin özelliklerini ve inceliklerini iyi bilmelidir.
  6. Cümlelerini oluştururken kelime hazinesinden, anlam açısından edebî sanatlardan yararlanır.
  7. Yazarın kullandığı kelimeler, tamamlamalar, cümle kurma biçimleri o yazarın üslûbunu oluşturur.
  8. Yazı türlerinin inceliklerini bilir ve yazısında bunlara uyar.
  9. Cümlede kullandığı kelimelerin yazılış biçimlerine dikkat eder, yazım yanlışı olmamasına özen gösterir. Noktalama işaretlerini doğru ve yerinde kullanır.
  10. Yazacağı konuda önceden belli bir araştırma yapmış olur ve yazısını birikimi elde ettikten sonra yazar.

İyi Bir Dinleyici Olmanın Özellikleri

  1. Birikim kazanmanın yollarından birinin de dinleme olduğunu bilir.
  2. Söylenenlerin iyi ve doğru şekilde anlaşılması, incelik ve derinlikleri ile kavranması ve bilgi duygu ve düşüncelerin doğru ve etkili bir şekilde anlaşılıp aktarılabilmesi alışkanlıkları iyi bir dinleyici olmaya bağlıdır.
  3. Dinleme ile ilgili bu alışkanlıkları ve yetenekleri kazanmak istekli amaçlı ve disiplinli bir dinleme ile sağlanabilir. İsteksiz, amaçsız ve disiplinsiz bir dinleme sadece vakit öldürmektir.
  4. İyi bir dinleme faaliyeti için önemli bir nokta da ortamın dinlemeye uygun olmasıdır. Ortam sessiz değilse, farklı konularda farklı konuşmalar varsa orada dinlemeden söz edilemez.
  5. Dinlerken not almak da iyi bir dinleyici olmanın özelliklerindendir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için konuşmacıyı dikkatle dinlemeli ve gerekli gördüğümüz hususları not almalıyız.
  6. Konuşulanları tam ve doğru anlama, konuşmanın akışı içerisinde, kopukluklara uğramadan dinlemekle mümkündür.
  7. Ön hazırlık yapılmış istekli, amaçlı ve disiplinli dinleme, dinlenilenleri kavramayı kolaylaştırır.
  8. Dikkatli dinleyici, konuşmacının, konusunu ortaya nasıl koyduğuna, bunu yaparken ne şekilde hareket ettiğine dikkat etmelidir. Konuşmacının konuyu ortaya koyarken, ana fikri söyleyip söylemediği, aranması gereken bir başka noktadır. Dinleyici, ortaya konan ana fikri destekleyen, onu doğru göstermeye çalışan ve ona kuvvet kazandıran yardımcı fikirlerin ortaya konuluş şekline ve sırasına dikkat etmelidir. Bu dikkat; dinleyiciye, konuşma boyunca ele alınıp işlenen düşüncelerin tam bir krokisini çıkarma imkânı verir.
  9. Dinlediklerimiz üzerinde daha önceden bilgi birikimimiz mevcut olabilir. Bu bilgiler, dinlediklerimizle uyum içerisinde olduğu gibi aynı yönde de olmayabilir. Ayrıca dinlediklerimiz arasında anlayamadığımız, anlayıp da benimsemediğimiz bilgi ve fikirler bulunabilir. Bunlara açıklık getirmek için konuşmacıya sorular sorabiliriz. Ancak, yerinde soru sorabilmek içinde iyi bir dinleyici olmak gerekir. Sorular nezaket kuralları içinde olmalıdır. Benimsemediğimiz görüşleri de saygı ile karşılamalıyız.
  10. Soru sormada şunlar yapılabilir: Karmaşık olanı sorma, örneklendirilmesini isteme, yoğun ve açık olmayan ifadeleri sorma gibi…

İyi Bir Konuşmacı Olmanın Özellikleri

  1. Etkili konuşma yapmak, konuşmamızın amacıyla doğrudan ilgilidir. Biz konuşmamıza önem veriyorsak konuşma biçimimize de önem vermeliyiz.
  2. Etkili ve güzel konuşmak aynı zamanda iyi bir iletişim kurmamızın da göstergesidir.
  3. Konuşma öncesinde mutlaka, konuşacağımız konularda bir hazırlık yapmamız gerekir.
  4. Başarılı bir konuşmacı olabilmenin şartlarından biri de kendimize güvenimizdir. Kendimize güvenimiz olmazsa etkili konuşmamız söz konusu olamaz. Zihin gücünün gelişmesi yazma ve konuşma sanatındaki incelikleri öğrenme zamana ve devamlı çalışmaya bağlıdır.
  5. Konuşmanın belli bir belgeye ve bilgiye dayanması gerekir. İyi bir konuşmacı, hangi bilgiyi, nereden, nasıl ve hangi ölçülerde alabileceğini bilir.
  6. Bir konu etrafında toplanan her bilgi ve belgeyi seçmek ve onları belli bir plân içinde vermek önemlidir. Ana plân ve yönetici fikir, bu fikirlerin birbiri ardınca sıralanışını ve aralarındaki bağlantıyı düzene koyar ve sonuca varmayı kolaylaştırır.
  7. Konuşmamızı bilgi ve belge yönüyle hazır hale getirdikten sonra onu yazmalıyız. Metni hazır olduğuna inanıncaya kadar tekrar tekrar okumalıyız. Gerektiğinde ayna karşısında veya ses kayıt cihazları ile provalar yapmalıyız.
  8. Konuşmaya başlarken önce konuşmacı, giyinişine dikkat etmeli, topluluk karşısına düzgün bir kıyafetle çıkmalıdır.
  9. Konuşmacı konuştuğu mekânı ve dileyicileri yadırgamamalı, onları benimsemeli, hatta mekân ve kişilerin bir parçası olduğu hissini uyandırmalıdır.
  10. Ses tonunu iyi ayarlamalıdır konuşmacı. Çünkü, dinleyicinin dikkatini ve ilgisini konuşmaya bağlayacak önemli bir araç da ses tonudur.
  11. Konuşmada dile getirilen duygulara, ortaya konulan fikirlere göre ses, yumuşaklık, tatlılık, kuvvet, sertlik ve kesinlik kazanmalıdır. Konuşmada bunları sağlamak için vurgu önemli yer tutar. Türkçede vurgu genellikle kelimelerin son heceleri üzerindedir.
  12. İyi bir konuşmacının dikkat edeceği hususlardan bir de telaffuzdur. Kelimeleri doğru telaffuz edemeyen konuşmacı topluluk önünde gülünç duruma düşer. Bu sebeple kelimelerin telaffuzunu yazı dilindeki söyleyişe göre ayarlamalıdır. Kültür dilinin benimsediği seslerle konuşmak, konuşmanın hem etkisini artırır hem de kolay dinlenilmesini sağlar.
  13. Konuşmacının dikkat edeceği bir başka özellik tonlamadır; Sesin çeşitli yüksekliklerde olmasına tonlama denir. Bu, konuşmanın bir çeşit bestelenmesi anlamına gelir. Kelimeler ve cümleler tonlamalarına göre çeşitli anlam zenginliği kazanır.
  14. Konuşmanın süresi iyi ayarlanmalıdır. Konuşmacı, konuşmasına başlamadan süresini ayarlamalı ve söylemek istediği her şeyi o süre içinde söylemelidir.
  15. Edebiyat ve müzik gibi kendi içinde süreklilik gösteren eserlerde bitiş önemlidir. Bütün etki buradadır. İstenilen sonuç bu bölümde alınır. Konuşmacı, bütün konuşma boyunca dile getirdiklerini, geliştirdiği fikirleri, verdiği örnekleri toplayacak ve gerilimi vurgusu, tonu inandırıcılığı yüksek bir ifade dolu, kısa bir paragrafla dinleyiciye tekrarlayacaktır. Atatürk’ün Büyük Nutuk adlı eseri TBMM’de yapılmış uzun bir konuşmadır. Bu konuşmanın sonu, Gençliğe Hitabe’dir. Bu hitabe de her bakımdan eksiksiz bir sonuçtur.
  16. Konuşmacı sorulan sorulara içtenlikle ve açıklıkla cevaplamalıdır.
  17. Konuşma sırasında, konu ile ilgisi olmayan sözler söylemek, anlamsız kelimeler kullanmak, yersiz davranış ve jest ve mimikler yapmak yanlış olur.
  18. Konuşmaya başlamadan önce konuşmacı metne iyi hazırlanmalıdır.
  19. Konuşmada, dinleyicileri rahatsız edecek şekilde genel anlayışa aykırı argo, kaba ve çirkin ifadelere yer vermemelidir.

Metin Özetleme

Bir metni özetlemek, o metnin can damarlarını, esas hedefini bulmak ve onu tespit etmektir. Metnin yazılış amacı olarak sayabileceğimiz ana düşüncenin bulunması ve ana düşüncenin doğru algılanabilmesi ve anlaşılabilmesi için ona yardımcı olan yan düşüncelerin de iyi anlaşılması gerekir. İyi ve dikkatli okunmamış bir metnin yeteri kadar anlaşılabilmesi mümkün değildir.

Bir metni özetlerken ana hatlarıyla şunlara dikkat etmemiz gerekir:

  1. Metni okumaya başlamadan önce o metni anlayabileceğimize ve ondan faydalanabileceğimize inanmalıyız. Faydası olacağına inanmadığımız ya da herhangi bir fayda beklemediğimiz bir metinden bir şey anlayabilmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla, bizim metne bakışımız pozitif yani olumlu olmalıdır.
  2. Metin içerisinde kendimizce güzel gördüğümüz, can alıcı cümlelerin altını çizmeli ve gerekli yerlerde not almalıyız.
  3. Metne bir bütün olarak bakmalı ve metni bir bütünlük içerisinde değerlendirmeliyiz. Metne hakim bir bakış açısıyla onu incelemeye alırsak metnin neresinde ne var, hangi temel düşüncelerden bahsedilmiş bunları kolayca bulabiliriz.
  4. Metnin tür özelliklerini iyi bilmemiz gerekir. Her metin aynı özellikte ve türde değildir. Bir roman veya hikâye ile bir makale ya da deneme yazısı aynı özellikleri taşımaz. Taşıması da mümkün değildir. Çünkü onları farklı kılan da anlatımlarındaki, kuruluşunda ve kurgulanışındaki birbirine benzemeyen yönleridir. Dolayısıyla her metin farklı şekilde özetlenir. Bir roman veya hikâyede öncelikle olay örgüsünün nasıl oluştuğuna bakmak ondan sonra şahısların bu olaylardaki rol alış biçimlerine vurgu yapmak başlangıç olarak yeterli olsa da bu, diğer türler için geçerli değildir.
  5. Düşünce yazılarında özetleme işine, ana düşüncenin bulunmasından başlanmalıdır. Ana düşünceyi tespit ettikten sonra geriye kalanın özetlenmesi kolaydır. Ana düşünce, yazarın okuyucusuna duyurmak, ulaştırmak, iletmek istediği düşüncedir. Başka bir ifadeyle, yazının varlık sebebidir.
  6. Bir metinde güzel bulduğumuz düşüncelerin ifade edildiği cümleleri not alırken yakın cümleler varsa altını çizmede farklı kalemler kullanmamız düşüncelerin belirgin olmasına ve bizim seçiciliğimizin net olmasına vesile olur, dolayısıyla metni anlamamız da kolay olur. Metni anlayınca onu özetlemek de kolaylaşmış demektir.
  7. Özetleyeceğimiz bir kitap ise o kitabın içerisine bir kâğıt koyup o kitabı okurken notlarımızı o kâğıda almamız da özetlemeyi kolaylaştırıcı sebeplerdendir.

Başlık

Başlık, o yazıda işlenilecek ya da işlenmiş fikrin izlerini taşır, yazanı konudan uzaklaştırmamaya, okuyanın o şeyi daha iyi kavramasına yol açar. Yazıya başlık seçmek oldukça önemlidir; işlenilen fikre uygun olursa o yazının bütününü daha etkili ve anlamlı hâle getirir. Başlık, konu demek değildir; konu kelimesinin anlamı başlığa göre daha geniştir. İyi bir başlık, konu değil kompozisyondaki esas düşünceyi içerir; okuyanların, esas düşünceye dikkatini çekmeye yarar.

Bir başlığın iyi olabilmesi için;

  • Yazının ana düşüncesini etkili bir biçimde anlatması, içermesi,
  • Uzun değil, kısa ve birkaç kelimeden ibaret olması,
  • İlgi çekici ve anlamlı olması lazımdır.

Yazının ilk cümlesi daima bağımsızdır; başlık ilk cümlenin bir parçası sayılamaz. Meselâ Hırçın Kız başlıklı bir yazıya, Orta hâlli bir ailenin çocuğu idi. cümlesi ile değil, Hırçın Kız, orta hâlli bir ailenin çocuğu idi. diye başlarız.

Metinlerin Ayrıntılarını Derecelendirme

Metinleri incelemek için onları değişik açılardan ele almak lazımdır. Bunları şöyle sınıflandırmak ve incelemek mümkündür:

ANLATIM YÖNÜYLE: Bir metin oluşturulurken nelere dikkat edilmiş, anlatım yollarından ve tekniklerinden hangisini kullanmış? bunlar incelenebilir.

Anlatım teknikleri şunlardır:

a. Öyküleme (hikâye etme): Duyguları, düşünceleri, söylenmek istenenleri, anlatılanları, bir olay içinde ya da bir olaya bağlayarak anlatma şeklidir. Olay kaynaklı edebî türlerde bu anlatım şekli sık sık kullanılır. Özellikle roman ve hikâye türünde kullanılır, ayrıca anı, biyografi, gezi, tarih gibi türlerde de öykülemeden yararlanılır. Öyküleme tarzında belli ögeler yer alır. Öykülemeyi oluşturan ögeler; zaman, yer, şahıs kadrosu ve olay şeklinde sıralanabilir. Olay, öykülemenin temel unsurudur. Olay; bir durumdan başka bir duruma, bir yerden başka bir yere ve görünüşe geçiştir. Olay için, olayın içinde yer alacak şahıslara, olayın geçeceği bir yere ve her olay için bir zamana ihtiyaç vardır. Yer, zaman ve şahıslar olayın unsurlarıdır. Habercilikte bir genel ölçü olarak kabul edilen 5N+1K öykülemede vardır. “Ne, nerede, niçin, ne şekilde, nasıl ve kim?” sorularına cevap bulunur.

b. Betimleme (Tasvir Etme): Varlıklara ait belirleyici özellikleri ortaya koyma, ayırıcı özelliklerini belirtme ve varlıkları, kelimelerle resimlendirme işine betimleme denir. Betimlemede varlıkların duyularımız, hislerimiz üzerindeki etkileri, tesirleri anlatılıyorsa bu tür betimlemelere izlenimsel betimleme denir; bu tür betimlemelerde öznellik vardır. Bazı betimlemelerde ise yazar, duygularını işin içine hiç karıştırmaz. Bu tip betimlemelerde okuyucuyu bilgilendirmek esastır. Yazar, duygularını anlattıklarına katmaz. Yazar anlatımda alabildiğine nesnel davranır.

c. Açıklama: Öğretmek, bilgi vermek, tanıtmak amacıyla yazılan yazı türlerinde sık sık kullanılan bir anlatım biçimidir. Açıklama tarzındaki anlatım biçiminde öğretmek esastır. Konuyu anlaşılır hâle getirmek için yer yer diğer anlatım şekillerinden de yararlanılabilir. Açıklama; ele alınıp işlenilen konu üzerindeki birtakım soruları cevaplama işidir. Açıklama pek çok konuda ve alanda kullanılır. Yeni bir buluş açıklanabileceği gibi tehlikeli bir durumda yapılması gerekli faaliyetler de açıklanabilir.

d. Tartışma: Farklı düşünen birinin fikirlerini değiştirebilmek amacıyla kullanılan anlatım biçimidir. Tartışma; bir konunu farklı yorumlanmasından, anlaşılmasından doğar. Tartışma tarzındaki anlatım biçimine karşı tarafın görüşlerini çürütmek, onu geçersiz hâle getirmek esastır. Bunun için önce, karşı tarafın görüşü ele alınıp incelenir. Geçici bir süre için karşı görüşlerin doğruluğu kabul edilir. Bu aşamada tutalım ki, kabul edelim ki, varsayalım ki, düşünelim ki gibi sözlerle karşılaşmak mümkündür. Karşı görüşlere söz hakkı verildikten sonra, o görüşlerin çürütülmesine geçilir. Bu sırada çeşitli örneklerden, karşılaştırmalardan ve çeşitli kişilerin görüşlerinden yararlanılır. Tartışmada birden fazla değil, bir tek konu ele alınıp incelenir. Ortaya atılan teklif açık ve tek yanlı olmalıdır. Çocuk, okula kaç yaşında başlamalıdır? konusu, tartışma tarzındaki anlatım biçiminde ele alınmaz. Fakat, Çocukların altı yaşında okula başlaması faydalıdır. görüşü incelenebilir.

e. Tanımlama: Bir kavramın ne olduğunu, ne işe yaradığını, belirleyici özelliklerini ortaya koyarak anlatma yöntemidir. Tanımlama için, mutlaka, tanımı yapılacak bir kavrama, varlığa ihtiyaç vardır. Meselâ; teknik kavramını kültür kavramını tanımlayabiliriz. Şiir, kelimelerle güzel şekiller kurmak sanatıdır. Kısaca söylemek gerekirse Ne, nedir? sorusuna cevap tanımlamadır. Bir paragrafta birden fazla tanımlama yapılmışsa karşılaştırma yapılmış demektir.

f. Karşılaştırma: Düşünceyi geliştirmenin, farklı anlatım yapmanın bir başka yolu da karşılaştırmadır. Karşılaştırma; iki ayrı varlık ya da kavram arasındaki ortak, benzer veya zıt özelliklerin, yönlerin ortaya çıkarılmasıdır. Karşılaştırma, gerek konuşmalarda gerek yazılı anlatımda sık sık başvurulan, düşünceyi geliştirme yollarından biridir. İki varlık karşılaştırılabileceği gibi, insan ile hayvan, iki ayrı görüş, iki ayrı sanat dalı veya sanatçı karşılaştırılabilir. Karşılaştırmada, kavramlar arasında karşılaştırılacak bir yönün olması gerekir. Karşılaştırmalarda bir kavram anlatılıp özellikleri sıralandıktan sonra diğer kavrama geçilirken “ise, hâlbuki, ama, yalnız, fakat” gibi bağlaçlar sıkça kullanılır.

g. Tanık Gösterme: Anlatılmak istenen bir düşünce, başkalarının görüşlerinden yararlanılarak da geliştirilebilir ve anlatılabilir. Bu duruma tanık gösterme adı verilir. Tanık göstermede herkesin görüşlerinden yararlanmak mümkün değildir. Görüşüne başvurulan kişinin o alanda uzman, yetkili, ve söz sahibi olması gerekir. Tanık göstermeye bu fikri inandırıcı hâle getirmek üzere başvurulur. O alanda söz sahibi kişilerin fikirlerine karşı çıkılması mümkün değildir. Ancak, şiir konusunda bir gazetecinin görüşlerine, ekonomi hakkında da bir sanatçının fikirlerine başvurulmaz. Tanık gösterme şeklindeki anlatımda önce yazıyı yazan kendi görüşlerini ortaya koyar, sonra da tanık gösterdiği kişinin düşüncelerini aktarır.

h. Örneklendirme: Soyut durumdaki bir görüşe, düşünceye somutluk kazandırma işidir. Örneklendirme ile anlatılmak istenen düşünce okuyucunun zihninde belirginlik kazandırır ve düşünce okuyucunun zihninde canlanır. Ortaya atılan görüşü, ilgili örneklerle açıklamak ve düşünceyi inandırıcı hâle getirmektir. Örneklendirmeye, düşünceye somutluk kazandırmak amacıyla başvurulur. Y sınıfı, başarılı bir sınıftır. cümlesi soyut bir düşüncedir. Bu fikri inandırıcı kılmak için, bu sınıfın başarısını ortaya koyan örnekler verilmelidir. Not ortalaması en yüksek sınıfın bu sınıf olduğu, en yüksek ortalaması olanların bu sınıfın öğrencileri olduğu örnek olarak verilebilir.

i. Benzetme: Ararlarında ortak yön bulunan iki kavramdan zayıf olanın kuvvetli, güçlü olana benzetilmesidir. Benzetme, anlatıma güç ve çekicilik kazandırmak için kullanılır. Bir varlık anlatılırken benzetme yoluyla diğer bir varlığın özelliklerinden yararlanılır. Benzetmede bir benzeyen, bir kendisine benzetilen vardır. Bir de iki varlık arasındaki benzetmenin yönü vardır. İnci gibi parlayan dişleri vardı. Dişler parlaklık yönüyle inciye benzetilmiştir.

Ayrıca bakınız ⇒

Sözlü ve yazılı anlatımda başvurulan başlıca anlatım türleri/biçimleri şunlardır:

Benzer İçerikler:

Başa dön tuşu