Divan Şiirinde Kafiye Harfleri

Divan Şiirinde Kafiye Harfleri

Divan şiirinde;

1. ridf,
2. kayd,
3. te’sîs,
4. dahîl,
5. revî,
6. vasl,
7. hurûc,
8. mezîd
9. nâ’ire

adları verilen dokuz kafiye harfi kullanılmıştır. Kafiyede bu harflerden dördü asıl kafiye harfi olan revîden önce, dördü de sonra bulunur. Ridf, kayd, te’sîs ve dahîl, revîden önceki kafiye harfleridir. Revîden sonra gelen harflere ise sırasıyla vasl, hurûc, mezîd ve nâ’ire denir.

1. Revî: Kafiyeyi meydana getiren asıl harftir. Divan şiirinde bir manzumenin kafiyeli (=mukaffâ) kabul edilebilmesi için revînin manzumenin nazım şeklinin belirlediği sıklıkta mısra sonlarında tekrarlanmış olması gerekir: “…şöhret” ve “…sûret” ile “…istiğnâ” ve “…bâlâ“da olduğu gibi. Bu sözcükler kafiye olarak kullanıldıklarında “t”ler ile “â”lar revî olur.

Revînin kafiyeyi oluşturan sözcüklerin aslî ya da aslî değerindeki son ses ya da sesleri olması gerekir. Buna göre revî üç durumda bulunabilir:
a) Kafiyenin son aslî harfi olur: “…âzâd” ile “…sayyâd“daki “d”ler gibi.

b) Kafiyenin son aslî harfi olmasa da artık ek olduğu fark edilemeyecek kadar asıl sözcüğe kaynaşmış olur: “…cünbiş” ve “…nümâyiş“teki “ş”ler gibi. “Cünbiş”in son aslî harfi “be”, “nümâyiş”inki de de “ye”dir. Bu iki sözcüğün sonundaki “şın “lar sözcüklerin aslî değil, ekleme harfleridir.

c) Zorlamayla kelimenin son aslî harfi olarak kabul edilmişlerdir.
Dediler mevsim-i sermâda çıkar mı evden
Heves-i sayd ile hîç olmayan âdem kevden

Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Dediler ki hiç ahmak, alık olmayan kimse kış vakti av sevdasına düşüp evden çıkar mı?”

Bu beyitte “evden”in son aslî harfi “vav”, “kevden(=bön, ahmak)”inki de “nun”dur. Bu tür kafiyeler genellikle kafiye sözcüklerinden birinin ek almasıyla meydana gelirler. Ancak bu yolla elde edilen kafiyeler Divan şiiri kafiye anlayışına göre kusurlu kabul edilirler.

Revi harekeli olup olmaması açısından ikiye ayrılır:
a) Harekesiz revi: “…bahâr” ve “…ezhâr“daki “re”ler gibi.

b) Harekeli revi: “…kemâle” ve “…hayâle” kafiyelerindeki “lâm”
gibi.

2. Te’sîs: Revî ile arasında harekeli bir ünsüz (=dahîl) olan eliftir: “…zâhir” ve “…mâhir”deki elifler gibi. Kafiyede te’sîsin tekrarı şart olmamakla birlikte kafiyeden beklenen ahengi tam olarak elde edebilmek için tekrarında yarar görülmüştür. Türk ve İran şairlerinin aksine, Arap şairlerinin te’sîsin tekrarına önem verdikleri görülmektedir. Te’sîsli kafiyelere kafiye-i müe’ssese denir.

3. Dahîl: Te’sîs ile revî arasındaki harftir: “…musâdif” ve “…ârif”teki “dal” ve “re” harfleri gibi. Örnekte de olduğu gibi dahîl farklı harfler olabilirse de bu harflerin harekelerinin aynen tekrarı gerekir. Ancak “…kâtibe” ve “…mükâtebe”de olduğu gibi revî harekeli ise dahîlin harekesinin farklı olmasına izin verilmiştir. Dahîl bağımsız bir kafiye harfi değildir; ancak mü’esses bir kafiyede te’sîs ile birlikte bulunabilir.

4. Ridf: Revîden önceki “elif (=â)”, “vâv (=û)”, “ye (=î)” harfleridir. “…mu’tâd” ve “âbâd”daki “elif”ler, “…bî-çûn” ve “…memnûn”daki “vâv”lar ve “…zarîf” ve “…latîf”teki “ye”ler gibi. Kafiyede ridf “elif”se bu elife “ridf-i elifî”, “vav”sa “ridf-i vâvî”, “ye” ise “ridf-i yâyî” denir. Ridfin kafiyede aynen tekrarı gerekir. Tekrarlanmaması kafiye kusurlarındandır. Ridfli kafiyelere kafiye-i mür-defe denir.

5. Kayd: Revîden önce gelen ve kendisinden sonra kısa ünlü (=hareke) bulunmayan sakin sessizdir: “…derd” ve “…merd”deki “r”ler ile “…ayb” ve “…gayb”daki “ye (=y)”ler gibi. Kafiyede kaydın tekrarlanmaması bir kusur olarak kabul edilmemiş; ancak elde edilmek istenen ahengin tam olarak gerçekleşebilmesi için bu sesin tekrarında yarar görülmüştür. Bir kafiyedeki kayd farklı olacaksa bunların mahreçleri yakın sesler olması gerekir: “…bahr” ve “…şehr”deki “h”ler gibi. Kaydlı kafiyelere kafiye-i mukayyede denir. Açıklama: “Bahr”deki “h” eski yazıda “ha”, “şehr”deki ise “güzel he” dir.