Divan Şiirinde Kafiye Türleri

Divan Şiirinde Kafiye Türleri

Harflerine Göre Kafiye Türleri

A) Kafiye-i mücerrede: Sadece revînin tekrarından meydana gelen kafiyelerdir: “…ser” ve “…seher” ile “…gül” ve “…bülbül“de olduğu gibi. Bu tür kafiyelerde revî harekesizse, bu iki örnekte olduğu gibi tevcîhin tekrarı gerekir.

B) Kafiye-i mürekkebe: Birden fazla ses benzeşmesinden meydana gelen kafiyelerdir. Mürekkeb kafiyede revî dışında ridf, kayd ve te’sîs adı verilen kafiye harflerinden biri de tekrarlanır: “…selâm” ve “…intikam“; “…meyl” ve “…seyl“; “…terâne” ve “…kemterâne“; “…mâhir” ve …tâhir“de olduğu gibi.

Kâfiye-i mürekkebe bu tür kafiyelerde kullanılan harflerin türüne göre kendi içinde kafiye-i mürdefe, kafiye-i mukayyede ve kâfiye-i mü’essese olmak üzere üçe ayrılmıştır.

a) Kâfiye-i mürdefe (=mürdef kafiye): Revîden önce ridf (=â, û, î) bulunan kafiyelerdir: “…cihân” ve “…nişân”, “…sürûr” ve “…huzûr”, “…sîr” ve “…tîr”de olduğu gibi.

b) Kafiye-i mukayyede (=mukayyed kafiye): Revî ve kayddan meydana gelen kafiyelerdir: “…mest” ve “…elest“te olduğu gibi.

c) Kafiye-i mü’essese (=mü’esses kafiye): Revîden önce dahîl ondan önce de te’sîs bulunan kafiyelerdir: “…kerâmet” ve “…işâret”te olduğu gibi.

İltizâm: Revînin birden fazla olmasıdır. Buna lüzûm mâ-lâ yelzem de denir: “…haseb” ve “…neseb” deki “b” ve “s”ler, “…zafer” ve “…nefer” deki “f” ve “r”ler gibi. İltizâm nesirde de yapılır.

Cinaslı kafiye: Osmanlı döneminde yazılmış kafiye risalelerinde böyle bir kafiye türüne yer verilmemekle birlikte Cinaslı kelimelerle yapılan kafiyeye günümüzde cinaslı kafiye adı verilir.

Bu tür kafiyeler daha çok mürekkeb cinasla yapılırlar:
Gelince va’d-i visâle bahâneler söyler
O şâh-ı kişver-i hüsn ü bahâ neler söyler (Şeyh Gâlib)

Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “O güzellik ülkesinin padişahı sıra vuslat sözü vermeye gelince o sözü vermemek için türlü türlü bahaneler söyler.” Beyitte “bahâne” ile “bahâ ne” arasında cinas vardır.

Kafiyenin Birden Fazla Olması

Bazı şiirlerde mısra sonundaki kafiye dışında, birbirine paralel olarak yapılmış iç kafiyeler de bulunur. İki kafiyeli şiirlere zû-kafyeteyn (=iki kafiyeli) denir. Bu iki kafiye hemen arka arkaya olabileceği gibi aralarında başka kelimeler de bulunabilir.

Örnek
Âlem esîr-i dest-i meşiyyet degil midir
Âdem zebûn-ı pençe-i kudret degil midir

Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Bütün âlem kaderin elinde esir değil midir? İnsan kudret pençesine boyun eğmiş değil midir?”

Bu beyitte koyu harflerle dizilmiş olan iki kafiye arasına başka kelimeler de girmiştir. İkiden fazla kafiyesi olan şiire zü’l-kavâfî (=çok kafiyeli) adı verilmiştir. Birden fazla kafiyesi olan şiirlerin mısra sonundaki kafiyesine kâfiye-i asliyye (=asıl kafiye), diğer kafiyelerine ise kafiye-i mülhaka (=ek kafiye) denir.

Tarsî’: Mısra sonlarındaki kafiyelerden önce, iki mısrada paralel olarak yer alan aynı vezindeki kelimelerin birbiriyle kafiyeli olmasıdır. Bir söz sanatı olarak da kabul edilen tarsî’ nesirde de yapılır. Tarsî’ yapılan beyit ya da cümlelere murassa’ denir. Murassa beyitler aynı zamanda zü’l-kavâfî beyitlerdir; ancak tarsî’de kelimelerin aynı vezinde olması şartı bulunduğundan her zü’l-kavâfî beyit murassa’ değildir.

Soru: Aşağıda ikili gruplar hâlinde verilen sözcüklerin kendi aralarında kafiye oluşturmaları hâlinde meydana gelecek kafiyelerin kafiye harflerine göre türlerini belirleyerek her türde kullanılan kafiye harfleri hakkında bilgi veriniz.

  • “bî-vefâ”-“dil-güşâ”,
  • “harâb”-“âfitâb”,
  • “sohbet”-“işret”,
  • “kâmil”- “câhil”,
  • “pîr”-“zencîr”,
  • “pest”-“şikest”,
  • “nûr”-“billûr”