Divan Şiirinde Kafiye İle İlgili Bazı Terimler ve Temel Kurallar

Divan Şiirinde Kafiye İle İlgili Bazı Terimler ve Temel Kurallar

Kafiyenin temel anlamı başın arkası ya da ensedir. Bu temel anlamdan “bir şeyin sonu, arkası” anlamı türemiş, kelime daha sonra terimleşerek beytin sonu anlamını kazanmıştır. Kafiyeyi “kafv” ve “kufüv” mastarından türetenler ise bu sözcük kökünün “bir nesnenin diğer bir nesne ardınca gelmesi, o nesnenin sonunda bulunması, ona tabi olması” temel anlamından hareket etmişler ve kafiyenin de şiirde birbirini izlediği için bu adı aldığını söylemişlerdir. Bir şiir terimi olarak kafiye, mısraların sonu ya da sonu kabul edilen yerlerde, kendisi ya da anlamı farklı kelimelerdeki belli bir sesin (bu sesi gösteren hareke ve sükûn bakımından aym harfin) tekrarından doğan âhenk demektir.

Dikkat!
Günümüz alfabesinde tek harfle gösterilen bazı yakın sesler Arap harfli Osmanlı Türkçesi alfabesinde birden fazla harfle gösterilir. Örnek olarak söz konusu alfabede üç ayrı sesin karşılığı olan “ha”, “hı” ve “he” üç farklı sesi gösteren üç ayrı harf olduğu hâlde bu sesler bugün kullandığımız alfabede yalnızca “h” ile karşılanmaktadır. Divan şiiri kafiye anlayışına göre bugün tek harfle karşılanan bu üç ayrı ses birbirine kafiye yapılamaz. Bir kafiyede “ha” kullanılmışsa diğerlerinde de “ha”, “hı” kullanılmışsa diğerlerinde de “hı”, “he” kullanılmışsa diğerlerinde de “he” kullanılmak zorundadır. Bu seslerin kafiye yapılması önemli bir kafiye kusuru olan “ikfâ”yı meydana getirir. Ayrıca kafiyelerde kullanılan kısa ünlü(=hareke)lerin de birbiriyle uyumlu olması gerekir.

Divan şiirinde kafiyeyi revî harfinin tekrarı meydana getirir. Dolayısıyla kafiye, hem revî harfinin bulunduğu kelime hem de revî anlamlarına gelen bir terimdir, Revînin asıl anlamı “devenin yükünün bağlandığı ip”tir. İp ile devenin yükü bağlandığı gibi beyit de revî ile bağlanır, bir bütünlük kazanır. Revî redifsiz kafiyelerde mısra ve beyit sonunda, redifli kafiyelerde de mısra ortasında, hatta mısraın ilk kelimesinde olabilir. Bu durum kafiye tanımındaki “…veya sonu kabul edilen yerlerde” ifadesinin gerekçesidir. Kafiyeden sonra tekrarlanan her bakımdan birbirinin aynı ek ve sözcüklerin bütününe redîf denir.

Redîf revîden sonra gelen anlam ve işlev bakımından aynı ek, sözcük ya da sözcük grubudur. Sözcük ya da sözcük grubu hâlindeki redifler şiiri belli bir düşünce etrafında toplar, ortak bir zemine oturtur ve ona bütünlük kazandırır. Redifler bazen tek kelimeden, bazen de bir kelime grubundan meydana gelmiş olabilir. Redîfin bazen mısraın büyük bir bölümüne yayıldığı da görülür. Böyle durumlarda redîf âhenk bakımından metne kafiyeden daha fazla katkı sağlar. Redif ilk bakışta şair için bir kolaylık olarak görülebilirse de aslında başarılı şiir ile başarısız şiiri belirleyen ölçütlerden biri olarak kabul edilmektedir. Redîfli manzumelere mü-reddef denir. Redif, Divan şiiri ve halk şiirindeki önemini yeni şiir anlayışıyla birlikte tamamen kaybetmiştir.

Kafiye Sözcüklerinde Farklılık

Kafiye tanımlarında revînin farklı sözcüklerin son sesi olması gerektiği özellikle vurgulanır. Bu farklılık üç şekilde olur:
1. Anlamları ayrı farklı kelimeler olması
Çözdi saç açdı baş tûğ u alem
Bükdi bel dökdi yaş tîğ u kalem (İbni Kemal)

Beyitteki “alem” ve “kalem” sözde ve anlamda farklı sözcüklerdir.

Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Tuğ” saçını çözdü, “alem (=bayrak, sancak)” başını açtı, kılıç belini büktü, kalem de göz yaşı döktü.”

2. Aynı anlamda farklı kelimeler olması
Sözünle dâ’imâ ratbü’l-lisânım
Sözünden kalmasun hâlî zebânım

Beyitte kafiyeyi oluşturan “lisân” ve “zebân” eş anlamlı iki farklı sözcüktür.

Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Senin sözünü dilimden düşünmüyorum. Dilim seni anmaktan hiç boş kalmasın.”

3. Kelimelerin eş sesli olması
Var mı bir câriyede böyle behâ
Mümkin olmaz buna takdîr-i behâ

Beyitteki ilk “behâ” Arapça “güzellik”, diğeri de Farsça “paha, kıymet” anlamındadır.
Beytin düz yazıyla dil içi çevirisi: “Hiçbir kızda böyle bir güzellik var mı? Bunun değerini biçmek mümkün olmaz.”