Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Eserler

Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Eserler (Romanlar), Yazarlar ve Özellikleri

Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Eserler (Romanlar)
  • Bu anlayışı sürdüren roman ve hikayelerde I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele dönemi, bu dönemden sonra Atatürk ilke ve inkılaplarının Anadolu’ya benimsetilmesi ile ilgili konular işlenmiştir.
  • Halkın ve Anadolu insanının yaşama tarzı konu edilmiş, yanlış batılılaşmanın getirdiği ahlak bozuklukları, geri kalmış halk arasındaki hurafeler, halk-aydın ilişkisi ele alınmıştır.
  • Tanzimat‘tan beri eserlerde yer bulan doğu- batı çatışması işlenmeye devam edilmiştir.

Bu anlayışı sürdüren romanları konularına göre şu alt başlıklarla ele almak mümkündür:

1. Siyasi ve Sosyal Olaylara Doğrudan Yer Veren Eserler

a. Abdülhamit döneminden bahsedenler:

  • Sinekli Bakkal (Halide Edip Adıvar)
  • Bir Sürgün (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Roman kahramanı Dr. Hikmet kültür ikiliği yaşayan batı hayranı bir tiptir. Sürgün onun için vatanına gitmek gibi olmuştur, çünkü Fransa’ya kaçmıştır.
  • Abdülhamit Düşerken ( Nahit Sırrı Örik): Mahmut Şehabettin Paşa, eski Osmanlı efendisidir, devlet görevi almayı bekler. Kızı Nimet ve İttihatçılarla ilişkisi anlatılır.

b.İttihat ve Terakki Fırkasının Faaliyetlerini Anlatanlar:

İttihat ve Terakki dönemi sansür, yolsuzluk, rüşvet, kültür yozlaşması, ahlaki düşüklükler, faili meçhul cinayetler gibi yönleriyle ele alınır.

  • Hüküm Gecesi (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Ahmet Kerim adındaki İttihat ve Terakki muhalifi gazetecinin yaşadıkları anlatılır. Hüküm gecesi idama mahkum olduğu gecedir. Ziya Gökalp tarafından kurtarılır. Realist bakış açısıyla yazılan Belgelikter bir romandır.
  • Üç İstanbul (Mithat Cemal Kuntay): II. Meşrutiyet, İttihat -Terakki ve Mütareke dönemlerinin İstanbul’unu İttihat ve Terakkî’nin içinden bir bakış açısıyla anlatan Belgelikter bir romandır.

c. Yolsuzluk, Rüşvet ve Ahlak Düşüklüklerini Anlatanlar:

  • Gizli El (Reşat Nuri Güntekin): Yazar piyes yazarlığının getirmiş olduğu bir tecrübeyle romanlarında kurguyu, iç dengeyi ve mantık ilgisini başarılı şekilde verir. Eserlerinde hep Anadolu’ya açılma gayesi vardır. Roman kahramanı Şeref Bey silik bir avukattır. Miralay Murat Bey’in etkisiyle “gizli eller” tarafından yolsuzluk yapmak için kullanılır, sonradan yakalanır.
  • İstanbul’un Bir Yüzü (Refik Halit Karay): İki bölümden oluşan eserin I. Bölümü Fikri Paşa konağı etrafında eski İstanbul yaşamını anlatırken; II. bölüm 1908’den sonraki İstanbul’u bir savaş vurguncusu olan Kânî Bey’in şahsında anlatır.
  • Kiralık Konak (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Naim Efendi konağı çöken Osmanlı’yı temsil eder. Seniha, Batı hayranı ve kendi kültürüne yüz çevirmiş bir tiptir. Hakkı Celis ise onu sevmesine rağmen onun fikirlerini paylaşmaz. Vatan için savaşarak şehir olur.
  • Mahşer (Peyami Safa)(1924): “Mahşer” harp yıllarındaki İstanbul’a roman kahramanı Nihat tarafından verilen isimdir. Nihat cepheden dönüşte İstanbul’daki bozulmuşluğa ve vurgunculuğa şahit olur. Eşi Muazzez de onu terk edince intihar etmeyi düşünür. Yazar olayı psikolojik unsurlarla destekleyerek kuru anlatımdan öte olayları gösterebilmeyi başarmıştır.
  • Sözde Kızlar (Peyami Safa): Diyaloglarındaki canlılık ve kahramanlarının farklılığıyla dikkati çeker. Bilinçli bir kız olan Mebrure ile İstanbul’daki kozmopolitleşmiş akrabaları arasındaki fark ortaya konur. Çapkın bir tip olan Behiç’e karşı direnişi anlatılır. Romanda İstanbul’un kokuşmuşluğuna karşı Anadolu bir ideal olarak sunulur.
  • Sodom ve Gomore (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Yazarın en başarılı romanlarından biridir. Dar ve sürekli bir zaman diliminde geniş bir şahıs kadrosuyla olaylara çok yönlü bakabilmiştir. Eserde Necdet ile nişanlısı Leyla arasındaki ilişki anlatılır. Leyla kültür ikiliği yaşayan, değerlerinden uzak bir tiptir. Onun yabancı subaylarla yanlış ilişkileri Necdet’i zamanla milli bilince ulaştırır. Mütareke dönemi İstanbul’u, helak edilen kavimlerin yaşadığı Sodom ve Gomore’ye benzetilmiştir.

2. Anadolu’yu İşleyen Eserler:

Anadolu aydınlar tarafından bir ana kucağı gibi görülmüştür. Bizim edebiyatımızda edebiyatçı-bürokrat birlikteliği devlet politikalarının edebiyata yansımasına sebep olmuştur.

Milli edebiyat döneminde Ziya Gökalp‘in “Halka Doğru” adını verdiği sosyolojik tavır Cumhuriyet döneminde “Mektepten Memlekete” hareketini doğurdu. 1940’lı yıllardan sonra bu anlayış toplumcu ideolojik bir yön kazanarak “Köy Romanı“na dönüştü.

a. Anadolu’da Öğretmen:

  • Yeşil Gece (1926-Reşat Nuri Güntekin): Medrese eğitimi kötülenerek Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve eğitim reformu övülür. Kahraman Ali Şahin Efendi aydın bir öğretmendir. Yobaz halkla mücadele eder.R. Nuri bu eser için “tek ideolojik polemik romanım” der. Konuyu tek yönlü ele alması, tezini savunmak için topyekün karalamaya gitmesi eserin başarısına gölge düşürmüştür.
  • Vurun Kahpeye (1926-Halide Edip Adıvar): Roman kahramanı Aliye tıpkı Ali Şahin gibi yeniliği savunan bir öğretmendir. Yazar kahramanlara taraflı yaklaşmış hatta dış görünüşlerini bile buna göre anlatmıştır. Halkın Aliye’ye tepkisi temellendirilmemiştir. Halk cahildir. Anadolu’da öğretmen tipini işeyen diğer önemli romanlar ise Çalıkuşu (Reşat Nuri Güntekin) ve Acımak (Halide Edip Adıvar) adlı romanlardır. Çalıkuşu anlatım tekniği, Anadolu’yu ele alışı yönüyle Türk romanın en başarılı örneklerinden biridir.

b. Anadolu’da Subay:

  • Ateşten Gömlek (Halide Edip Adıvar): Vatan aşkı ile ferdî aşkı arasında kalan Peyami’nin hikayesi anlatılır. Eser, Milli Mücadele döneminde bir subay olan Peyami’nin hatıra defteri şeklinde düşünülmüştür.
  • Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Savaş sonrası Anadolu halkı ile aydının hesaplaşması işlenir. Ahmet Celal savaş gazisi olan bir komutandır ve emir erinin köyüne gider. O bir aydın olarak halka kendini kabul ettiremez. Eserde “Aydın, köylüyü ihmal ederek onu kendi seviyesine çıkaramamıştır.” mesajı verilir. Sonradan ortaya çıkacak olan köy romanı anlayışını derinden etkilemiştir.
  • Ankara (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Romanda ülkesini seven gerçek kahramanların savaşlarda ölmesi üzerine Anadolu’nun yetersiz ve taklitçi insanların elinde kalması, savaş sonrasında Ankara’da şekillenen gerçek Batılılaşma çabalarının kozmopolitleşmeyle nasıl boğulmak istendiği anlatılır. İstanbul’daki savaş vurguncusu zengin kesimlerin kısa sürede Ankara’yı mekan edinmesi, İstanbul’daki yozlaşmayı Ankara’ya da taşımak istemeleri anlatılır. Yakup Kadri, bu bozulma karşısında yeni hükümeti uyarır.

3. Aşk Romanları:

Milli Edebiyat Dönemi (1911-1923)

Başa dön tuşu