Halk Edebiyatı Aruzlu Şiir Biçimleri

Aruz Ölçüsüyle Yazılan (Aruzlu) Halk Edebiyatı Nazım (Şiir) Biçimleri/Şekilleri

Halk Edebiyatı Aruzlu Şiir Biçimleri

Halk şiirinde aruz ölçüsüyle düzenlenmiş şiirler de vardır. Bunlar Divan edebiyatının Halk edebiyatına etkisiyle oluşmuştur.

Halk edebiyatında özel bir adla anılan ve aruzla oluşturulan bu yoldaki nazım biçimleri şunlardır:

  • Divan (Divani)
  • Selis
  • Semai (Hece ile yazılanların yanında aruzla yazılan semailer de vardır.)
  • Kalenderi
  • Satranç
  • Vezn-i Âhar

Divan (Divanî):

  • Aruz ölçeğinin “Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün” kalıbıyla düzenlenir.
  • Ayaklı(yedekli) divan biçimi de vardır; divanın gazel biçiminde düzenlenmiş olanlarında her dizenin altına Fâilatün Fâilün parçasının eklenmesiyle oluşur.
  • Mehmet Fuat Köprülü, divanların hece ölçüsünün 8+8 kalıbına uyduğunu bildirmektedir.
  • Divanlar ya gazel ya da murabba, muhammes, müseddes biçimlerinde olur. Musammat divanlarda vardır.
  • Dörtlüklerden oluşan divanların kafiye şeması şöyledir: aaba- ccca- ççça.
  • Bu şema, ilk dörtlüğün uyak durumuna göre değişebilir:
    Aaaa-bbba-ççça
    Abab-cccb-çççb
    Aaab-cccb-çççb
  • Divanın bir de ayaklı divan ya da yedekli divan adı verilen çeşidi var.

Örnek Divan -1

Ser-nigun kıldık zamanın sagar-ı minasını
Çekmeyiz şimden gerü sakinin istiğnasını

Sagarından badesinden neşesinden çektik el
Başına çalsın felek ahval-i nâ-ber-câsını

Hırka-puş olduk kalender-meşreb olduk hasılı
Hiçe saydık alemin a’lâsını ednasını

Düştüler çah-ı kazaya göz göre ikbâl için
Alemin gördük nice bina vü na-binasını

Biz libas-ı fahrı Mekki çak çak ettik yine
Talihi her kimse giysin atlas u dibasını

(Mekkî)

Örnek Divan -2

Şerh edip raz-ı derûnum ol cenana söylesem
Payine yüzümü sürsem bi-bahane söylesem
Katre-i eşkim dökülse dane dane söylesem
Çektiğim her türlü gamdan bir nişane söylesem

Tutalım ben söylemişim ol peri ma’zûrdur
Tıfl-ı nev-res hal-i dilden bilmemek meşhûrdur
Bilse de bi-merhamettir hüsnüne mağrûrdur
Bana rahm etmez o kâfir Müslümana söylesem

Halimi takrir edersem yare bî-ma’nâ yere
Ede mi te’sir gûya su geçe mi mermere
Ol kadar mazmunlu sözler söyledim ki dil-bere
Bülbül-i gûya olurdu bi-zebana söylesem

Çok muhabbet nüshasını alnımayazdı kalem
Başıma cem oldu hep pervaneler çekti alem
Ne çırağlar yaktı gör kim sineme şem-i elem
Derdimi bir anlar olsa yana yana söylesem

Cam-ı çeşmimdir görünen eldeki peymane-var
Saki-igam dil surahiden alır meyhane-var
Gevheri bu keyfile çok söyledin divane-var
Kail idim bir kelamı akılane söylesem

(Gevheri)

Selis:

  • Halk edebiyatında aruz ölçüsü kullanılarak yazılan şiirlerdir.
  • Genellikle 19’uncu yüzyıl aşıkları tarafından kullanılan selisin en fazla yazılan tipi gazeldir.
  • Hece ölçüsünün on beşli kalıbına da uyan selislerin en belirgin özellikleri farklı bir ezgiye sahip olmalıdır.
  • Selis, aruzun ” fe’ilâtün (fâilâtün) fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün” kalıbıyla yazılan gazellere denir.
  • Murabba, muhammes, müseddes biçimiyle yazılmış selisler de vardır.
  • Uyak düzeni, divan, semai ve kalenderi de olduğu gibidir.

Selis Örneği -1

Gide mi haşre kadar hüzn ile firkat acaba
Yoksa hâsıl ola mı yar ile vuslat acaba
O mürüvvetsiz o zalim o sitem-karenin ah
Ere mi damenine dest-i meserret acaba

Baksa bir kerre benim hâl-i diğer-gûnuma ol
Çeşm-i insaf ile etmez mi mürüvvet acaba
Beni gördükte yüzün döndürür ol âfet-i cân
Ne içindir bana bu rütbe eziyyet acabâ

Kime şekvâ edeyim kimlere feryâd edeyim
Uzanırsa nideyim leyle-i hasret acabâ
Mürg-ı dil-dâr-ı heves bir gün olup meyi ede mi
Kona mı Nûri kulun başına devlet acabâ

(Tokatlı Nuri)

Selis Örneği -2

Yine aldı gam u efkâr-ı dili dâğ-ı tenin
Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin
Ne revâ çevri ola goncaya serv-i semenin
Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

Bunca cevr ettiğini kimseler ey gül edemez
Ben gibi nâle vü nâlişleri bülbül edemez
Ah u efgânıma kâfir de tahammül edemez
Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

Bunca derde kim kodun âşık-ı bî-çâreleri
Tiğ-ı cevrin ile açtın sineme yâr eleri
Dâğ dâğ oldu a kâfir ciğerim püreleri
Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

Çünkü göğsünde yok insâfın a zâlim nideyim
Varayım haşım alıp özge diyâra gideyim
Sen git ağyar ile gül oyna da ben zâr
ideyim Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

Derd-i aşkın komadı Nûri mecâlim yetişir
Bu kadar çekmeye de kalmadı hâlim yetişir
Yetişir çekticeğim gayri a zâlim yetişir
Acımaz mı yüreğin merhametin yok mu senin

(Tokatlı Nurî)

Semai:

  • Aruz ölçüsünün “Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün” kalıbıyla yazılır.
  • Bunun da ayaklı (yedekli) biçimi vardır; semainin gazel biçimi ile düzenlenmiş olanlarında, her dizenin altına Mefâîlün Mefâîlün ya da Mefâîlün Feûlün parçasının eklenmesiyle oluşur.
  • Gazel, murabba, muhammes, müseddes biçiminde yazılırlar.
  • Uyak düzenleri, divan ve seliste olduğu gibidir.
  • Semailer, hece ölçüsünün 8+8 kalıbına da uyarlar.
  • Semailer üç türlüdür:
    1. Gazel, murabba, muhammes, müseddes, biçiminde olanlar
    2. Musammat semai: Aruzun aynı kalıbında olan, fakat her beyiti dört parçadan meydana gelen semailerdir.
    3. Ayaklı(yedekli) semai

Semaî Örneği-1

Fitil veş giy külâht şem’a-yı sûzâneden çıkma
Dolaş şem’in civârın merkez-i pervâneden çıkma

Eğer maksat seyâhatsa gönül deryâ-yı vahdette
Hubâb-ı bâde veş devret leb-i peymâneden çıkma

Eğer yârin yanağın okşamak öpmek ise arzun
Derâguş eyle dendân-ı dehân-ı şâneden çıkma

Eğer Seyrâni’ ye sûret-perest dersen bu deyrin sen
Asıl divârına suret gibi büthâneden çıkma

(Seyrânî)

Semaî Örneği-2

Efendim gel bana bildir bu istiğnâ ne âdettir
Bana bildir bu istiğnâ ne âdettir adâlettir
Bu istiğnâ ne âdettir adâlettir hâlâvettir
Ne âdettir adâlettir hâlâvettir nezâkettir

Nice tarif edem medhin bu âlemde senin dilber
Edem medhin senin bu âlemde dilber rûyin enver
Bu âlemde senin dilber rûyin enver lebin sükker
Senin dilber rûyin enver lebin sükker saâdettir

Yanağında açılmıştır o gonca-ter gül-i ra’nâ
Açılmıştır o gonca-ter gül-i ra’nâ gözü şehlâ
O gonca-ter gül-i ra’nâ gözü şehlâ ne hûb sevda
Gül-i ra’nâ gözü şehlâ ne hûb sevdâ ne takattir

Cüdâ kılmaz seni Hengâm bedenden can cüdâ olsa
Seni Hengâm bedenden cüdâ olsa feda olsa
Bedenden can cüdâ olsa fedâ olsa gedâ olsa
Cüdâ olsa fedâ olsa gedâ olsa şefaattir

(Hengamî)

Kalenderî:

  • Halk şairleri tarafından aruzun mef’ûlü mefâ’îlü mefâ’îlü feûlün kalıbıyla gazel, murabba, muhammes, müseddes biçiminde söylenen şiire denir.
  • Özel bir ezgiyle okunur. Ezgisi bakımından düz kalenderî, Acem kalenderisi, Emrah kalenderisi gibi çeşitlere ayrılır.
  • Kafiye düzeni divan ve semaî ile aynıdır.
  • Bu tür şiirler 3+4+3+4 veya 7+7 şeklinde ondört heeceli iken, sonradan yerine aruz vezninin geçtiğini ileri sürenler vardır.

ÖRNEK KALENDERÎ: Tokatlı Nurî

KALENDERİ

İçtin mi a cânım yine mestâne durursun
Gamzen gibi âşıklara bîgâne durursun

Kimden söz işittin ki celâ hakkına dâir
Böyle güzelim hâtırı vîrâne durursun

Geç şâhım otur başımın üstünde yerin var
El bağlı efendim kime divâne durursun

Bir çift idiniz vuslat-ı devlette geçen gün
Nettin eşini ey peri bir dâne durursun

Sen al ile başımdan alıp aklımı şimdi
Ey rind-i felek-meşreb edibane durursun

Öldürmek ise Nûri kulun kasdına böyle
Çek hançeri öldür a paşam ne durursun

Kalenderi Örneği -2

Gönlüm seni ey şûh-i sitem-ger sever oldu
Hicrin bana âh kim neler etti neler oldu
Sensiz geceler hem-demim âh-ı seher oldu
Her sâat-ı hicrin bana bin yıl kadar oldu

Feryâd u figânım bu gece arşa dayandı
Derd ü gam ile dîdelerim kana boyandı
Firkat günü âh böyle uzandıkça uzandı
Her sâat-ı hicrin bana bin yıl kadar oldu

Rahm eyle bu firkat odunu söndür efendim
Bir katre zülâl-ı lebini gönder efendim
Mehcûr olalı bir iki üç gündür efendim
Her sâat-ı hicrin bana bin yıl kadar oldu

Ahımla cihan gamz eder bu ne aceb âh
Hicran oduna can u ciğer yandı bu şeb âh
Neyse bu Gedâyî kulunu terke sebeb âh
Her sâat-ı hicrin bana bin yıl kadar oldu

(Gedâyî)

Satranç:

  • Saz şairlerinin aruzla yazdıkları türlerden biri olan Satranç’ın örnekleri de azdır ve ancak19. yüzyılda görülür.
  • Aruz ölçeğinin “Müfteilün Müfteilün Müfteilün Müfteilün” kalıbıyla ve musammat gazel biçimiyle düzenlenir. Özel bir beste ile söylenir.
  • Satranç, musammat beyitlerinden oluştuğu için her dize iki eşit parçaya bölünür ve iç uyak bulunur. İç uyaklarına göre uyak şeması şöyledir: abab-cccb- çççb.
  • Satranç hece ölçüsünün 8+8 kalıbına da uyar.

Satranç Örneği

Medhine meddâh olalım hüsrev-i hûban güzele
Vasfına sözler bulalım dinleye yaran güzele

Benzeyemez hür u melek hidmetine çektik emek
Dişleri zer şâne gerek zülfü perişân güzele

Dayanamam nazlarına tûti gibi sözlerine
Çekme seza gözlerine kuhl-i Sıfâhan güzele

Söyleme efsâne gibi bakması bigâne gibi
Şem’ine pervâne gibi yan güzele yan güzele

Söylese diller dolaşır bakmaya gözler kamaşır
Sırmalı kaftan yaraşır serv-i hırâman güzele

Yüzüne zer hızma ile cebhe zeheb düzme ile
Başta oya yazma ile yakışır elvan güzele

Ruhları gül goncafemi kendi aşiret Hatem’i
Gezseler Rûm u Acemi olmaya akran güzele

Serv-i sehî kametime kâmet-i kıyametime
Gelse eğer davetime kesmeli kurban güzele

Emrine ta at edelim çevrine gayret edelim
Haneyi halvet edelim bir gece mihman güzele

Câm ile mey süzdürelim bezme şeker ezdirelim
Seyr ederek gezdirelim bâğ ile bostan güzele

Dertli-i efkendeleriz vasfını gûyendeleriz
Can baş ile bendeleriz şimdi Alî-şan güzele

(Âşık Dertli)

Vezn-i Âher:

  • Aruz ölçüsünün “Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün Müstef’ilâtün” kalıbıyla düzenlenir.
  • Vezni aherde her dize, ilkle uyaklı, dört esit parçaya bölünmüştür. Bir bentteki dizelerin her parçası ayrı harfle gösterilirse, bendin şeması şöyle olur: Abcç Bcçd Cçde Çdef
  • Birkaç bentten oluşan bir vezn-i aherin uyaklarının genel şeması, divan, selis, semai ve kalenderinin aynıdır. Üçlüklerden kurulu vezn-i aherin genel uyak şeması ise şöyledir: Aab- ccb-ççb.

Vezn-i Aher Örneği

Ey vasl-ı cennet/kıl cana minnet/vay serv-i kamet/cân içre cânsın
Kıl cana minnet / vay serv-i kamet / cân içre cansın/ nevres fidansın
Vay serv-i kamet / cân içre cânsın / nevresfidansın /şûh-ı cihansın
Cân içre cânsın / nevres fidansın /şûh-ı cihansın / gözden nihansın

Uftâden oldum /gülgibi soldum /sor bana nöldum /çevrinle cânân
Gül gibi soldum /sor bana nöldum / çevrinle cânân / oldum perîşân
Sor bana n’oldum / cevrinle cânân / oldum perîşân / ey fitne-devrân
Cevrinle cânân / oldum perîşân /ey fitne-devrân /âhir zamansın

Bir hûb edâsın /pek dil-rûbâsın /lîk pür-cefâsın /sırrın bilinmez
Pek dil-rûbâsın/lîkpür-cefâsın/sırrın bilinmez/nakşın alınmaz
Lîkpür-cefâsın /sırrın bilinmez/nakşın alınmaz/mislin bulunmaz
Sırrın bilinmez/nakşın alınmaz/mislin bulunmaz/bir nev-civânsın

Aşüfte hâlim / ref’et melâlim /gel beri zâlim / lütfet ne dersem
Ref’et melâlim /gel beri zâlim / lütfet ne dersem / ol bana hem-dem
Gel beri zâlim / lûtfet ne dersem/ ol bana hem-dem /gönlüme her dem
Lütfet ne dersem /ol bana hem-dem /gönlüme her dem /günden ayansın

Ettimse âhi/ fethetti mâhı / aşk-ı İlâhî / var sende gâyet
Fethetti mâhı/aşk-ı İlâhî/var sende gâyet / Haktan hidâyet
Aşk-ı İlâhî/var sende gâyet / Hak’tan hidâyet / Nûrî nihâyet
Var sende gâyet /Hak’tan hidâyet/Nûrî nihâyet /sâhib-i divânsın

(Tokatlı Nuri)

Örnekte görüldüğü gibi, dört mısralı vezn-i aherde iç kafiyelerin durumu:

a. Her bent’in birinci mısraındaki ikinci parça, ikinci mısraın başında,
b. Her bent’i birinci mısraındaki üçüncü parça, üçüncü mısraın üçüncü parçası olarak,
c.Her bent’in birinci mısraındaki son parça, dördüncü mısraın birinci parçası olarak tekrarlanır.

Her bendi üç mısralı vezn-i aher de vardır. Ancak örneğine az rastlanır:

Vezn-i Aher

Ey cân-ı âlem/bir ince belsin/her sırra mahrem /sen bî-bedelsin
Ey cân-ı âlem/her sırra mahrem /vay gonca gül-fem / gayet güzelsin
Gayet güzelsin /sen bî-bedelsin / bir ince belsin / tûl-i emelsin

Ey çeşm-ifettân /anladım bildim /yok sende imân /beyhûdeyeldim
Ey çeşm-i fettân /yok sende imân /katlimefermân / ben revâ kıldım
Ben revâ kıldım / beyhûde yeldim /anladım bildim / âhir ecelsin

Çok derde düştüm/var söyle yâre / aşkınla piştim /yandım ne çâre
Çok derde düştüm / aşkınla piştim /yandım tutuştum / bir şîvekâre
Bir şîvekâre /yandım ne çâre / var söyle yâre /durmasın gelsin

Bir vasla ermek /hûbların şahı /yüz yüze sürmek /dillerpenâhı
Bir vasla ermek /yüzyüze sürmek /yok mudur görmek/ sen hüsn-i mâhı
Sen hüsn-i mâhı / dillerpenâhı/hûbların şâhı/ burc-i hilâlsin

Dur dunsa bensiz/aferin Nûrî / gülsüz dikensiz / etme gurûr
Dur dunsa bensiz / gülsüz dikensiz / istemem sensiz / cennât ü hûrî
Cennât ü huri/etme gurûri/âferin Nûrî/sâhib-gazelsin

(Tokatlı Nurî)