Tanzimat Döneminde Mektup

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Mektup

Tanzimat Döneminde Mektup

Tanzimat döneminde mektup türünün de oldukça geliştiğini ve yaygın olarak edebî çevrede yerini aldığını görüyoruz. Artık mektup yalnızca haber alma, hal ve hatır sorma aracı olmaktan çıkmış; düşünce alışverişinde, edebî konuları değerlendirmede, üstelik tartışmada önemli bir rol oynar duruma gelmiştir.

Namık Kemal‘in çok sık sürgün hayatı yaşaması, Abdülhak Hâmit Tarhan‘ın, elçilik görevleriyle ülke dışında uzun yıllar kalması ve öteki Tanzimatçıların da çeşitli vesileler ile ülkeden uzak olması sonucu yazarlarımız kendi aralarında görüş alışverişini mektup kanalıyla sağlama yolunu tercih etmişlerdir. Namık Kemal, Recaîzade Ekrem, Abdülhak Hâmit Tarhan, Sami Paşazade Sezâî arasında örülen mektup ağı, bir başka kanalda Muallim Naci, Ahmet Mithat Efendi; Muallim Naci-Beşir Fuat arasında kurulmuş. Bu yazarlarımızın birbirlerine yazdıkları mektuplar, o dönemden başlayarak gazete ve dergilerde yayınlanırken bazıları da kitap haline getirilmiştir.

Özellikle Namık Kemal mihver olmak üzere, Ekrem-Hâmit-Sezâî arasında kaleme alınan mektuplar, hem kendi yazdıklarını birbirlerine gönderdikten sonra o eserler üzerindeki değerlendirmeleri almak bakımından faydalı olmuş; hem de edebî çevrede gelişen olayları ve yenilikleri birbirlerine aktarmada büyük ölçüde kolaylık sağlamıştır.

Şüphesiz bu haberleşme ağında Kemal’in yol göstericiliği ve telkinleri hiç de küçümsenecek ölçüde değildir. Birkaç örnek vermek gerekirse, Nestenen’in yazılmasında Kemâl’in Hâmit’i teşvik ettiği ve bu piyesin ortaya çıkışından sonra mektup kanalıyla birbirlerine görüşlerini ilettikleri bilinmektedir. Üstelik bu yazışmalar, Hâmit ile Ekrem arasında kırgınlığa giden bir tartışmayı bile yaratmıştır. Ayrıca Zemzeme’nin çıkışı üzerine Hâmit’in sayfalar süren değerlendirmeleri; Mes Prisons çevirisi üzerinde Namık Kemal’in uzun eleştirileri; Talim-i Edebiyat’ın yayımlanması ile doğan yazışmalar; Makber’in yarattığı acı, bu yolda ilk akla geliveren örnekler olarak hatırlanmalıdır.

Mektup bir yerde tenkit (eleştiri) türü ile de sıkı sıkıya ilişkilidir; çünkü bu yazışmalar zaman zaman pek çok eleştiriyi de beraberinde getirmiştir.

TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI (1860 – 1896)