Sanatsal (Edebi) Metinlerin Özellikleri

Sanatsal (Edebî) Metinlerin Ayırıcı Özellikleri

Sanatsal (Edebî) Metinler

Sanatsal (Edebî) Metinler Nelerdir?

Sanatsal (edebî) metinler; coşku ve heyecana bağlı metinler (şiir), olay çevresinde oluşan metinler olmak üzere ikiye ayrılır.

SANATSAL (EDEBÎ) METİNLER (=SANAT METİNLERİ)

A) Coşku ve Heyecana Bağlı Metinler
» Şiir

B) Olay Çevresinde Oluşan Metinler: Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinler olarak sınıflandırılır.

b.1. Anlatmaya Bağlı Metinler
» Hikâye
» Roman
» Masal
» Destan
» Halk Hikâyesi
» Manzum Hikâye
» Mesnevi

b.2. Göstermeye Bağlı Metinler

b.2.1. Geleneksel Tiyatro
» Karagöz
» Ortaoyunu
» Meddah
» Köy Seyirlik Oyunları

b.2.2. Modern Tiyatro
» Trajedi, Komedi, Dram

Sanatsal (Edebî) Metinlerin Özellikleri

1. Sanat metinlerinde amaç okuyucuya estetik haz/zevk vermektir.
2. Öyküleyici ve betimleyici anlatım türü kullanılır.
3. Yazarın üslup kaygısı vardır.
4. Dilin sanatsal işlevi kullanılır.
5. Söz sanatlarına yer verilir.
6. Sanatsal metinlerde kapalı anlatım söz konusudur.
7. Sanatsal metinlerinin bilgilendirme amacı yoktur.
8. Kişi, zaman mekân ve olaylar değişebilir.
9. Sanatsal metinlerde amaç, okuyucuyu kendi yarattığı dünyaya çekmektir.
10. İleti dolaylı biçimde verilir.

Sanat eserlerinin ortaya çıkmasının birçok sebebi vardır. Sanatçı kendini diğer insanlara anlatabilmek için çeşitli yollar denemiştir çağlar boyunca. Kendini anlatma çabası, sanatçının zihninde ortaya çıkmış, bu isteği giderebilmek için de çeşitli yollar denemiştir. İşte onun bu denediği yollar daha sonra sanatların ve sanat eserlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Edebiyatta bir gelenek vardır. Sanatçılar, yaşadıkları çağın duygu, düşünce vb. anlayışlarını içine doğdukları toplumda hazır bulduklarından, geleneksel olarak yüzyıllarca işlenen bir edebiyat geleneğine de sahip olacaklardır. Sanatçılar, yaşadıkları döneme göre değerlendirilirler sözü de bu anlamda doğrudur. Sanatçı, yaşadığı dönemin değer yargıları, duygu ve düşüncelerine göre değerlendirilirler.

Bir milletin ilerleyip yükselmesi için sanat ve bilim alanında yenilik düşüncesine açık olmaları gereklidir. Bir millet sanat ve bilim alanında ilerleyebiliyorsa, o millet daima yükselebilir.

Sanat metinleri yan anlam bakımından zengin, çağrışım gücü yüksek metinlerdir. Sanat metinlerinin okuyucu üzerindeki etkisi, okuyucunun bilgi, kültür, zevk, anlayış ve ruhî durumlarına göre değişir.

Sanat metinleri, sanatçı ile okuyucu arasındaki iletişim aracıdır. Bilimsel, düşünsel ve dinsel metinler kurallaştırılmış bir yargı, bir gerçek ve öğretici bir içerikte iken sanat metinlerinin iletisi estetik bir duyuşun yansıtılmasıdır. Bu da insanoğlunun duyuş, algılayış ve hayal gücünün insanlığa yapacağı katkının ne kadar fazla olduğunun göstergesidir.

KONU İLE İLGİLİ ÖRNEK SORULAR

ÖRNEK SORU-1

Aşağıda sanatsal metinlerin özelliklerine yer verilmiştir.
• Öyküleyici ve betimleyici anlatım vardır.
• Sözcükler genellikle yan ve mecaz anlamlarıyla kullanılır.
• Estetik zevk vermek amacıyla oluşturulur.
• Öznel ifadelere yer verilir.
• Gerçeği bire bir yansıtmaz, yeniden kurgular.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi sanatsal bir metin değildir?

A) Bir zamanlar minik tavuk minik horozla birlikte Ceviztepe’ye gidiyormuş. “Kim bir ceviz içi bulursa öbürüyle paylaşsın.” diye aralarında sözleşmişler. Minik tavuk koskocaman bir ceviz bulmuş ama sesini çıkarmamış, içini tek başına yemek istemiş. Fakat içi öyle iriymiş ki yutamamış, ceviz boğazında kalmış. Boğulacağından korkmuş.

B) Mutfakta, üzeri damalı bir muşambayla kaplı, açılır kapanır masada, yaşamımın birçok dönemine tanıklık etmiş bu eski nesnede, çelik bir tastan çorba içiyorum. Masanın, ana katmanlarıyla yüklü ağırlaşmış yüzü hafif dalgalı bir denizi andırıyor. Muşamba ise sayısız kesik ve çiziklerle zamana karşı direnmiş. Bu izlerin kaçını ben yapmış olabilirim, bilmiyorum. Kalın dilimlenmiş ekmekler arasında dolaşan karıncalar görüyorum. Amaçsız bir geziye çıkmış gibiler.

C) Düşman kuvvetleri, kabarmış bir deniz gibi, hududun hemen hemen her tarafından memleket içine sarkıyor, hücum ediyorlardı. Bu kuvvetler, birbiri arkasından gelen büyük insan dalgaları gibi idi. Tümeninden ayrılmış olan General Carrel’in tugayı, her gün muharebe yaparak mütemadiyen geri çekiliyordu.

D) Can sıkıntısının bir sesi vardır; bunu ancak, böyle bir zamanda, o gurbet odasında duyarsınız: Eski mobilyaların tahtalarını dişleyen gizli kurtların biteviye çıkardığı kemirici, işleyici ses… Birden eskiyiveren gönlünüzde bu kurdu ve bu sesi işitirsiniz ve oyduğu delikten incecik tozların içinize biriktiğini duyarsınız.

E) Konuşmanın başlaması ile gelişen medya, devam eden süreçte yazının icadı ile bir adım daha ileriye gitmiş ve medyanın yazılı boyutu ortaya çıkmıştır. Yazı ile birlikte metinlere dönüştürülen bilgiler, haberler vb. bireyler arasında paylaşılmaya başlanmıştır. Bununla birlikte, yazının toplumsal düzen ve kültürel gelişme açısından da büyük etkileri vardır.

ÖRNEK SORU-2

Aşağıdaki parçalardan hangisi sanatsal bir metinden alınmış olamaz?

A) Buck, büyük öfkesini ve yaralanmış gururunu yatıştırmaya çalışarak, yorucu gecenin geri kalanını burada yatarak geçirdi. Tüm bunların ne anlama geldiğini anlayamıyordu. Bu yabancı adamlar ondan ne istiyordu? Neden onu bu dar kafeste hapis tutuyorlardı?

B) Kıyıda hindistancevizi ağaçları vardı. Ağaçlar, ışıkta dikiliyor, ışığa eğiliyor, ışığa yaslanıyordu. Yeşil tüyler, ta havalara yükseliyordu. Ağaçların dibi kaba otlarla kaplıydı. Devrilen ağaçlar, her şeyin altını üstüne getirmiş, otları paramparça etmişti. Çürüyen hindistancevizleri, ağaçların dalları her bir yana dağılmıştı.

C) Dışarının ayazından üşüdü. Geldi yatağına girdi. Dizlerini gene göğsüne dayadı. Yatak ısındı. Bugün, gün doğuncaya kadar uyuyacağını biliyordu. Derken kendinden geçti. Sabah ayazının üstüne gün doğdu. Ana, ocaktan çorbayı indirdi. Çorba sıcak, tatlı tatlı ocağın kıyısında tüttü. Oğul, çoktan çifte gitmişti.

D) İnsan kendisi, âlem ve âlemin ötesi hakkında düşünmeye başlayalı beri felsefe vardır. Bu düşüncenin varlık derecelerinden her birinde ayrı metot ve ölçülerle derinleşmesi, pratik ihtiyaçlarımıza kadar inmesi ilimleri doğurduğu için felsefe ve ilimler birbirlerinin gelişmesine karşılıklı yardım etmişlerdir.

E) Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine baktım. Çok keskin, çok sivriydi. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başladım. Dişleri bozulunca tekrar denedim. Yine atların hiçbiri durmuyordu. Kızdım. Öfkemi sanki kaşağıdan çıkarmak istedim.

ÖRNEK SORU-3

Edebî ve öğretici metinler aynı konuyu işleyerek aynı gerçekliği ifade edebilirler. Fakat bu metinler gerçekliği ifade ediş biçimleriyle birbirlerinden ayrılırlar. Edebî metinlerde, kurgulanmış bir gerçeklik söz konusuyken öğretici metinlerde kurgulanmamış bir gerçeklik söz konusudur.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, gerçekliği ifade ediş biçimi bakımından diğerlerinden farklıdır?

A) Büyük sepetlerini ayakları dibine indirmiş olan kadınlar; ayaklarından bağlı, kırmızı ibikli ve ürkek gözlü tavuklarını yere yaymışlardı.

B) Eve öfkeden çıldıracak bir durumda döndü. Kurnazlığı bilindiği için masumluğunu kanıtlayamıyordu.

C) Açlık çekiyordu kurt; kuzuyu nasıl bir iştahla yiyeceğini düşündükçe dişleri birbirine vuruyor, karanlıkta gözleri iki ateş parçası gibi parıldıyordu.

D) Üçüncü kez çektiğinde, ateşten dev bir demet fırladı namludan, kulakları sağır eden bir ses işitildi: “Bum! Bum!”

E) Dünya edebiyatında köklü bir geçmişi olan günlük türünün ilk örneklerine eski Yunan ve Roma dönemlerinde rastlanır.

ÖRNEK SORU-4

I. Metin:
Gün bitti.
Ağaçta neşe söndü.
Yaprak ateş oldu, kuş da yakut;
Yaprakla kuşun parıltısından
Havuzun suyu erguvana döndü

II. Metin:
Güneş ışığı, atmosferden geçerken saçılıma uğrar. Tüm renkleri barındıran beyaz ışıktan; yüksek enerjili mavi ışık, düşük enerjili kırmızı ışığa göre daha fazla saçılır. Bu durum beyazın içindeki maviyi azalttığından Güneş’in daha kırmızı görünmesine sebep olur.

Bu metinlerin karşılaştırılması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) I. metin edebî, II. metin ise öğretici bir metinden alınmıştır.
B) I. metin duygu, II. metin bilgi odaklıdır.
C) I. metinde nesnel bir bakış açısı varken II. metinde öznellik söz konusudur.
D) I. metinde dil sanatsal işlevde, II. metinde ise göndergesel işlevde kullanılmıştır.
E) I. metinde hissettirme, sezdirme, ikinci metinde ise haberdar etme esastır.