Anonim Halk Edebiyatı’nın Temel Özellikleri

Anonim Halk Edebiyatı’nın Temel Özellikleri

  1. Anonim Olması
  2. Sözlü Olması
  3. Varyantlaşma Özelliği
  4. Geleneksel Oluşu
  5. Kalıplaşma Özelliği
  6. Ezgi ile Söylenmesi
  7. İrticalen Söylenmesi

1. Anonim Olması

Anonim Halk Edebiyatının birinci özelliği ve niteliği, eserleriniğn anonim olmasıdır. Yani bu eserlerin ilk söyleyenleri unutulmuş olup varyantlaşmayla birlikte ma’şeri vicdanı yansıtacak bir nitelik kazanmıştır. Böylece bu ürünlerden; Türküler, mâniler, masallar vb. genellikle halkın ortak malı olan edebi mahsuller halini almıştır. Bu anonim eserlerin nasıl oluştukları ve ilk söyleyicileri ise belli değildir. Bunları ilk söyleyenler zamanla unutulmuş, ama bu sözler ağızdan ağıza yayıldıkça yine adı bilinmeyen sanatkarlar bunlar üzerinde şekil ve konu bakımından ilâveler ve değişiklikler meydana getirmişlerdir.

2. Sözlü Olması

Türklerin İslâmiyet’ten önce sözlü geleneği bugünkü Türk Halk Edebiyatında yaşamıştır. Halk şairleri, şiirlerini sazla da söylemişlerdir. Bu sebeple halk şairlerine “Saz Şairleri’ de denmiştir. Halbuki eski şiir geleneğinin şairlerine Oğuz Türklerinde “Ozan” adı verilmiştir. Bu kelime XVI. yy.’a kadar devam etmiş, XVII. yüzyıldan itibaren “Âşık ve Saz şairi’ne bırakmıştır. Bu Saz şairleri çok defa kendi eserlerinin de bestekarı olmuşlardır. Aynı zamanda başka şairlerin şiirlerini de saz eşliğinde okumuşlardır

Halk Edebiyatı eserlerinin zamanla sözlü olması, ağızdan ağıza nakledilmesi,-bunların varyantlaşmasına neden olmuştur.

Halk Şâirleri, şiirlerini yazmamış, söylemişlerdir. Bu söyleyiş bir iki kişiye bağlı değil, topluluğa hitap şeklinde olmuştur. Fakat ilerleyen zaman diliminde ise halk hayatında yazdı metinler olarak yer almayan bu metinler, -yazıya geçirilenler hariç-gelecek kuşaklara sözle aktarılmıştır. Sözlüden kasdımız ise tamamen söz, kısmen söz, tamamen sözsüz aktarımdır. ‘Atasözleri, deyimler, bilmeceler., vb gibi.

3. Varyantlaşma Özelliği

Anonim Halk Edebiyatı ürünleri, ilk çıktığı ortamdan uzaklaştıkça kültürel, sosyal, psikolojik, coğrafi vb. etkenlerle yeni renklere bürünürler ki buna varyantlaşma diyoruz. Her varyant ayrı bir değerdir. Edebî eserde bir asıl vardır, bir de onun nüshaları vardır. Edebiyatçı, nüshalardan hareketle eserin ilk şeklini araştırır. Ancak bu durum Anonim Halk Edebiyatı için söz konusu değildir. Her varyant yeni bir değerdir.

Köroğlu Destanı‘nın bir Türkmenistan varyantı, bir Kıbrıs varyantı, bir de Anadolu varyantı; (Goroğlu/Göroğlu: Kör Oğlu; Çenli Bel: Çamlı Bel; Ker at: Kır at;). Oğuz Kağan Destanı’nın İslam Öncesi ve İslam sonrası varyantları vardır. (Oğuz’un çiğ et yemesi, kımız istemesi annesinin Müslüman olmasını istemesi gibi)

4. Geleneksel Oluşu

Anonim Halk Edebiyatı ürünlerinin mutlaka geriye doğru giden bir tarihi boyutu vardır. Bu onun geleneksel yönünü oluşturur.

5. Kalıplaşma Özelliği

Halk edebiyatının diğer bir özelliği de zengin ve devamlı oluşudur. Divan şiirinde olduğu gibi kalıplaşmış benzetmelere, imajlara ve konulara sahip bulunmasıdır. Bu husus, ifade ve üslupta da kendini gösterdiği için, halk şiirimizde tekrarlamalara çok tesadüf olunur.

Her ürünün kendine özgü bir kalıbı vardır. Bu kalıplaşma özelliği varyantlaşma sırasında türün tamamen dağılıp bambaşka bir şekle bürünmesine engel teşkil eder. Türün asliyeti bu şekilde devam eder. Masalların giriş- sonuç formelleri gibi.

6. Ezgi ile söylenmesi

Halk Şiirinin bir başka, belki de en temel özelliklerinden biri de belli bir ezgi ile söylenmelidir. Ezgisiz halk edebiyatı mahsûlünün icrası düşünülemez.

7. İrticalen söylenmesi

Halk Şiirinin ana karakterinden biri olan irticalen söylenmesi, sözlü oluşu, anonim oluşu, varyantlaşma özelliği gibi sebeplerle vezin ve kafiye konusunda da oldukça problemli söyleyiş ve kalıplarla karşılaşmaktayız.

Kısacası Türk Hali Edebiyatını araştırmacılarımız; ‘Türk Edebiyatının bütünü’ içinde geniş halk kitlesi ile tarikat zümrelerinin edebî zevk, düşünce, inanç ve hayat görüşlerini, genelde sade bir dille aksettiren anonim veya ferdi eserler olarak tanıtırlar.

Bölümleri arasında da nazım, anlatım mahsulleri ve tiyatro gösterilir.Yine Halk edebiyatı ile folklor arasında sıkı bir münasebet bulunduğu belirtilir. Bazı folklor araştırmacıları ise folklor ile halk edebiyatım birbirine karıştırırlar. Bütün bunlara rağmen son yıllarda yetişen genç bilim adamlarımızın bu çalışmaları küçümsenemeyecek bir seviyeyededir. Edebiyat tarihi üzerinde çalışan bütün bilim adamları, edebiyat tarihi ile medeniyet tarihini birleştirmektedirler.

Kaynak: Prof. Dr. Abdurrahman Güzel, Türk Halk Edebiyatı