Cumhuriyet Dönemi Roman (1923-1960)

Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı (1923-1960)

1923-1960 Arasında Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Roman

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki yazarlar, genellikle topluma eğilmişler, birtakım gerçekleri aktarmak istemişlerdir. Aralarında, sorunlara çözüm getirmeye çalışanlar ya da eleştirenler olmakla birlikte, gerçekçilik, daha çok gördüklerini, gözlemlediklerini yansıtmak, sergilemek çizgisinde kalmıştır.

Bu yılların üç önemli yazarı;

Bu üç yazar, Tanzimat döneminde başlayan köye ve Anadolu’ya yönelmeyi, açılmayı bilinçli olarak geliştirmişlerdir.

REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889-1956)

Aralarında Anadolu’yu çocukluğundan başlayarak tanıyan Reşat Nuri Güntekin, en çok Anadolu’nun bilinmezlik içinde oluşundan etkilenmiştir.

  • Çalıkuşu, Kan Davası, Yeşil Gece, Acımak, Kavak Yelleri onun Anadolu’ya ilgili romanlarıdır.
  • Anadolu’nun değişik sorunlarıyla birlikte toplumu ilgilendiren değişik sorunlara da değinen yazar, Kızılcık Dalları, Miskinler Tekkesi ile Son Sığınak‘ta bu konuları ele almıştır.
  • Gizli El, Eski Hastalık, Yaprak DökümüAcımak ise eğitimle birlikte toplumdan aileye yöneldiği zamanlardır.
  • Birçok yazar gibi istibdat yıllarından etkilenen Reşat Nuri; Damga, Harabelerin Çiçeği, Gökyüzü zamanlarında da bu konuya değinmiştir.
  •  Dudaktan KalbeAkşam Güneşi ile Bir Kadın Düşmanı‘nda ise bireysel konular ele alınmıştır.
  • Genelde topluma yönelik bir yazar olan Reşat Nuri, Türkçeyi özen göstererek kullanmıştır.

Yakup Kadri ve Halide Edip Anadolu’yu savaş yıllarında tanımışlardır.

HALİDE EDİP ADIVAR (1882-1964)

  • İlk dikkati çeken roman Ziya Gökalp‘in etkisiyle yazdığı Yeni Turan olan Halide Edip, Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye adlı romanlarıyla Anadolu’ya açılmıştır. Milli Mücadele yıllarında Anadolu’nun çeşitli sorunlarını yansıtan bu iki romandan sonra, Zeyno’nun Oğlu‘yla Doğu Anadolu’ya Diyarbakır’a değin uzanır. Dönen Ayna‘da ise Anadolu’yu, köylü ve İstanbul’lu karşılaştırmasını buluruz.
  • Halide Edip’le bütünleşmiş olan Sinekli Bakkal ve Tatarcık da töre romanları olarak dikkati çekerler.
  • Romanlarının baş kişilerini genellikle, güçlü, sırasında erkeklere egemen olan kadınlardan seçen Halide Edip’in değişik konulu romanları; Handan, Seviye Talip, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun Oğlu, Yolpalas Cinayeti, Sonsuz Panayır, Dönen Ayna, Hayat Parçaları, Çaresiz, Kerim Usta’nın Oğlu, Son Eseri ve Akile Hanım Sokağı‘dır.

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU (1889-1974)

  • Yakup Kadri’nin, Anadolu’ya açılışının ürünü Yaban‘dır. Olaylarının, Eskişehir, Kütahya, Simav dolaylarında geçtiği romanda Milli Mücadele yıllarının Anadolu’su verilirken, köyün ve köylünün durumu yansıtılır.
  • Yaban’ı izleyerek Ankara‘da da Milli Mücadele yılları ile Cumhuriyet’in ilk yıllarının Ankara’sı verilerek bir kalkınışın öyküsü anlatılır.
  • Yakup Kadri’nin romanlarında genellikle toplumun geçirdiği tarihsel evreleri buluruz. En son yayımlanan roman olmakla birlikte Hep O Şarkı, Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat dönemleriyle Abdülhamit döneminin yirmi yılını vererek, Kiralık Konak romanının temelini oluşturur. Kiralık Konak romanında yazar, Tanzimat döneminden başlayarak, kuşaklar arasındaki çatışmayı veriyor ve çöküşü sergiliyor. İzleyen romanlarda Cumhuriyet dönemine gelindiğini görüyoruz.
  • Bir Sürgün ve Hüküm Gecesi‘nde II. Abdülhamit dönemini,
  • Sodom ve Gomore‘de İstanbul’un işgal yıllarının,
  • Panaromalar (Panaroma I, Panaroma II)’da Cumhuriyet’in ilanından 1952’ye değin geçen yılların değerlendirilmesi yapılmıştır.
  • Nev Bahar ise tekkelerin yozlaşmasını yansıtır.

Bu yılların anılması gereken öteki yazarları olarak; daha çok aşkı ve kadınları konu alan;

  • Yezidin Kızı, 2000 Yılın Sevgilisi, Bu Bizim Hayatımız, Nilgün …. gibi romanlarıyla tanıman Refik Halit Karay (1888-1965),
  • konularını halkın yaşayışından alan romanlar yazan, Bir Şoförün Gizli Defteri, Yayla Kızı, Dikmen Yıldızı romanlarıyla tanınan Aka Gündüz (1885-1958);
  • psikolojik romanın olgun örneklerini veren, Sözde Kızlar, Fatih-HarbiyeDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Yalnızız romanlarıyla dikkati çeken Peyami Safa (1899-1961);
  • toplum sorunlarıyla uğraşan yazarlar arasında yer alan, Çulluk, Çoban Yıldızı, Ak Saçlı Genç Kız, Su Sinekleri romanlarıyla ün kazanan Mahmut Yesari (1895-1945);
  • kahramanlık duygularını ve ulusal duyguları bir aşk öyküsüyle birlikte işleyerek, okuyucularının duygularını iki yönde etkileyip, özellikle Dağları Bekleyen Kız, Allah’a Ismarladık romanları çok okunan Esat Mahmut Karakurt (1902-1977);
  • toplumsal konuları gülmece yoluyla okuyucularına yansıtan, Meşhedi ile Devr-i Âlem, Beyaz Şemsiyeli, Kundakçı, Şakir Efendi’nin Gelini en çok tanınan romanları olan Ercüment Ekrem Talu (1886-1956) sayılabilir.

Bu yılların kadın yazarları olarak da;

  • şairliğiyle ün kazanan Halide Nusret Zorlutuna (1901-1984) Küller, Gül’ün Babası Kim, Büyükanne, Aydınlık Kapı …. gibi romanlarıyla,
  • yine şairliğiyle tanınan Şükufe Nihal (Başar) (1896-1973)’i Renksiz Izdırap, Yakut Kayalar, Çöl Güneşi, Yalnız Dönüyorum … romanlarıyla;
  • roman yazarı olarak tanınan ve en çok Münevver, Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Nedret romanlarıyla tanınan Güzide Sabri (Aygün) (1886-1946) ile
  • Aydemir, Pervaneler romanlarıyla Müfide Ferit Tek (1892-1971 ) sayılabilir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki gözleme dayanan gerçekliğin, 1930-1940 yılları arasında toplumcu gerçekçiliğe yönelmeye başladığını görüyoruz. Sadri Ertem (1898-1943) ve Sabahattin Ali (1906-1948) toplumcu gerçekçiliği bilinçli bir biçimde savunan, 1950’den sonra yetişen yazarlara öncülük eden yazarlar olarak görünüyorlar.

SADRİ ERTEM (1898-1943)

  • Sadri Ertem, adını kamuoyuna duyuran ilk romanı Çıkrıklar‘da önemli bir konuya değinmiştir. Yazar, romanında bir yandan Avrupa’dan ucuz malların gelişi, öte yandan endüstride başlayan gelişme nedeniyle çıkrıkların, dokuma tezgâhlarının durmasının yarattığı işsizlik sonucu köyden kente başlayan göçü ele almıştır.
  • Bir Varmış Bir Yokmuş, Düşkünler, Yol Arkadaşları‘nda ise Tanzimat döneminde kendini gösteren, toplumumuzdaki sarsıntıların başlangıcına inilir.

SABAHATTİN ALİ (1906-1948)

  • Sabahattin Ali‘nin ilk romanı olan Kuyucaklı Yusuf, kasaba romanı örneği olarak da ilklik taşır. Yazar, romanında bir kasabanın toplumsal yapısını, aşk öyküsüyle süsleyerek verir.
  • Kuyucaklı Yusuf’u izleyerek yayımlanan İçimizdeki Şeytan‘da II. Dünya Savaşı öncesi İstanbul’da aydınlar arasındaki değişik yönlerde yapılan tartışmaları,
  • Kürk Mantolu Madonna‘da da bir aydının çevresi ve ailesiyle olan uyuşmazlığı, bu uyuşmazlığın nedenleri verilir.

MEMDUH ŞEVKET ESENDAL (1883-1952)

  • Bu yıllarda romanımıza değişik konuların girdiğini görüyoruz.
  • Değişik konuları ele alan yazarlardan biri olan Memduh Şevket Esendal (1883-1952), ilk romanı olan Miras‘ta II. Abdülhamit döneminde İstanbul’da yaşayan bir paşa ailesinin yaşamını ele alırken,
  • Ayaşlı ile Kiracıları‘nda ve tamamlanmamış romanı olan Vassaf Bey‘de Cumhuriyet’in ilânından sonra, 1930’lu yılların Ankara’sında yeni bir yaşamın başlayışını yansıtır; bu romanı ölümünden sonra 1983 yılında yayınlanır.

MİTHAT CEMAL KUNTAY (1885-1956)

  • Mithat Cemal Kuntay (1885-1956) tek romanı olan Üç İstanbul‘da Abdülhamit’in istibdat yönetiminin son yıllarından başlayarak, II. Meşrutiyet, İttihat ve Terakki ile Mütareke yıllarının İstanbul’unu verir.

Bu yılların öteki yazarlarının da genel olarak romanlarında II. Abdülhamit döneminden başlayıp, Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllara değin geçen süreyi konu edindikleri görülüyor.

  • Kıvırcık Paşa, Sülün Bey’in Hatıraları, Pembe Maşlahlı Hanım romanlarıyla Sermet Muhtar Alus (1887-1952);
  • Toprak Kokusu, Despot, Yolgeçen Hanı, Ağlama Duvarı ile Reşat Enis Aygen (1901-1984);
  • Sultan Hamit Düşerken, Kıskanmak ve Eve Düşen Yıldırım’la Nahit Sırrı Örik (1895-1960) bu yılları değişik yönlerden yansıtan yazarlar olarak görünürler.
  • Osman Cemal Kaygılı (1890-1945) ise Çingeneler adlı romanıyla edebiyatımızda ilk kez İstanbul’da sur dışı mahallelerdeki yaşayışı, özellikle çingenelerin yaşayışını vermiştir.
  • Daha çok aşk romanlarıyla tanınan Kerime Nadir (1917-1984) ile Mükerrem Kamil Su (1900-1997) bu yılların kadın yazarları olarak yer alırlar.

1940’LI YILLARDA ROMAN

1940’lı yıllara gelindiğinde, ilk romanların İkinci Dünya Savaşı yıllarında yayımlamaya başlayan yazarlarda toplumsal kaygının ağırlık kazandığı, toplumsal konuların çeşitlendiği dikkati çekiyor.

Konuların çeşitlenmesinde; katılmayıp sıkıntısını çektiğimiz savaş, yeni siyasal dönem, yazarlarını yeni konulara eğilmeye yöneltmiş, özellikle edebiyatımızda “köy edebiyatı” olarak adlandırılan ve 1970’e değin genişleyerek süren köy ve köylünün sorunlarına eğilen yazarlar da bu yıllarda yetişmişlerdir.

İlk romanlarını bu yıllarda yayımlayan topluma yönelik gerçekçi yazarlar olarak;

HALİKARNAS BALIKÇISI (CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI) (1890-1973)

Halikarnas Balıkçısı (1890-1973)de Cumhuriyet dönemi romanına ilk kez deniz insanlarının getirişiyle dikkati çeker. Halikarnas Balıkçısı, ilk romanı Aganta Burina Burinata‘da küçük yaşta başlayan deniz tutkusunu dile getirirken, Uluç Ali ve Turgut Reis‘te Osmanlı İmparatorluğu’nu denizlerde sınırlarını genişletmek için yaptığı savaşları anlatır.

CEVDET KUDRET SOLOK (1907-1992)

Cevdet KudretSınıf Arkadaşları, Havada Bulut Yok, Karıncayı Tanırsınız adlarını taşıyan üç romanında, romanın başkişisini eksen olarak, Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı ve izleyen yılların bir panoramasını çizer.

KEMAL BİLBAŞAR (1910-1983)

  • Cumhuriyet’in ilk yıllarında ve hemen bu yılları izleyen Şeyh Sait isyanı sırasında Doğu Anadolu’yu ele alan Cemo (1966) ve Memo (1968) romanlarıyla tanınan Kemal Bilbaşar, Kölelik Dönemeci‘nde Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasındaki Kaynarca Antlaşması’ndan sonraki yıllara döner.
  • Bedoş, II. Meşrutiyet’in ilanı, Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı, İstanbul’un işgali, arkasından Kurtuluş Savaşı’nın kazanılışı yıllarını kapsar.
  • İlk romanı Denizin Çağrısı‘nda da yoksul bir öğretmenin yaşamı anlatılır.
  • Değişik toplumsal konuları ele aldığı öteki romanları, Yeşil Gölge, Başka Olur Ağaların Düğünü ve Zühre Ninem‘dir.

SAMİM KOCAGÖZ (1916-1993)

  • Samim Kocagöz, daha çok kendi memleketi olan Söke yöresini ele aldığı romanlarıyla dikkati çeker. Bir Şehrin İki Kapısı, Yılan Hikayesi, Bir Karış Toprak, Bir Çift Öküz bu özelliği taşıyan romanlarıdır.
  • Kalpaklılar ve Doludizgin, Kurtuluş Savaşı’nın panoramasını çizen romanlar olarak dikkati çekerler.
  • İzmir’in İçinde ve Tartışma ise 27 Mayıs 1960’a 12 Mart 1971’e geliş nedenlerini ele alışlarıyla bu konulara değinmede ilklik taşırlar.

FAİK BAYSAL (1922-2002)

  • Faik Baysal, ilk romanı Sarduvan‘da bir köy romanı yazarı görünümündedir.
  • Onu izleyen Rezil Dünya ve Drina’da Son Gün ise II. Dünya Savaşı yıllarını kapsayan romanlarıdır. Bu romanlarına Ateşi Yakanlar eklenmiştir.

AHMET HAMDİ TANPINAR (1901-1962)

  • Roman yazma yönteminde değişiklik yapmaya başlayan ilk yazarımız olan Ahmet Hamdi Tanpınar, romanlarında insana ve zamana önem vermiştir.
  • “Mahur Beste, Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Sahnenin Dışındakiler” bireyden hareketle, hemen hemen Tanzimat döneminden başlayarak, Milli Mücadele yıllarını da içine alan romanlardır.
  • Huzur romanı yöntem bakımından bilinç akışının ilk uygulanış özelliğini taşır.
  • Tanpınar için önemli olan geçmişte sahip olduğumuz kültür ve sanat değerleridir.

ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR (1887-1963)

Abdülhak Şinasi Hisar ise Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz, Ali Niyazi Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği romanlarında, kendisinin de tat alarak yaşadığı, geçmişte kalan yaşayışa duyduğu özlemi dile getirir.

1950’Lİ YILLARDA ROMAN

1950’li yıllara gelindiğinde İkinci Dünya Savaşı yıllarında yetişen köy çıkışlı, Köy Enstitülü yazarların köy ve kasaba romanlarını yayımlamaya başladıkları görülüyor.

bu konuların önde gelen yazarları olarak yer alırlar.

1950-1960 yılları olarak,

YAŞAR KEMAL (1923-2015)

  • Köy çıkışlı yazarlar arasında adı ilk akla gelen Yaşar Kemal, ilk romanı Teneke ile Çukurova’yı yazmaya başlamış onu, alışılmış eşkıya tipini değiştiren İnce Memed I, II, III, IV izlemiştir.
  • Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır, Ölmez Otu (Dağın Öte Yüzü I, II, III), Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yusufçuk Yusuf (Akçasazın Ağaları I, II), Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı, Kanun Sesi (Kimsecik I, II, III), Yılanı Öldürseler, Höyükteki Nar Ağacı; Çukurova ile çevresini doğası, yaşam koşulları ve insanıyla anlattığı romanlarıdır. Yazar bu romanlarında özellikle yöre dilini kullanmaya özen göstermiştir.
  • Binboğalar Efsanesi ve Ağrıdağı Efsanesi‘yle destansı roman örnekleri veren Yaşar Kemal, Çakırcalı Efe‘de Batı Anadolu’ya yönelmiştir.
  • Gözlemlerine dayanarak Çukurova’yı yazarken bir yandan da 1951’de İstanbul’da içine girdiği yeni çevreyi, bu çevrede yaşayan insanları, sorunlarını gözlemlemeyi sürdürmüş, bu gözlemlerin sonucu olarak, İstanbul ve çevresini yansıtan Deniz Küstü, Al Gözüm Seyreyle Salih, Kuşlar da Gitti romanları ortaya çıkmıştır. Son romanı Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana (Bir Ada Hikayesi I) ile yeni bir çizgide görünüyor.

ORHAN KEMAL (1914-1970)

  • Yine Adana yöresinden olan Orhan Kemal de romanlarında yaşadığı yöreyi yansıtmıştır.
  • Baba Evi, Avare Yıllar, Cemile ve Dünya Evi romanlarını büyük ölçüde yazarın yaşamından çizgilerle oluşmuştur.
  • Daha çok geçim sıkıntısı çeken insanların yaşayışına eğilen yazarın Gurbet Kuşları, Bereketli Toprakları Üzerinde, Kanlı Topraklar Murtaza, bu konuyu ele aldığı romanlarıdır.
  • Eskici ve Oğulları, Devlet Kuşu, Vukuat Var, Hanımın Çiftliği‘nde ise yoksulluğun aile yaşayışını etkileyişi ele alınmıştır.
  • Romanlarında konu çeşitliliği görülen yazar; Bir Filiz Vardı, Küçücük, Yalancı Dünya, Sokaklardan Bir Kız‘da genç kızların değişik nedenlerle içine düştükleri kötü durumları ele almıştır.
  • Romanımıza yeni bir konu olarak giren cezaevinin Orhan Kemal’in Suçlu ve 72. Koğuş romanlarında ele alındığını görüyoruz.
  • Müfettişler Müfettişi ve Üç Kağıtçı‘da da yönetimin, siyasal ortamın eleştirisini buluyoruz.

Köy enstitüsü çıkışlı iki yazarımız Talip Apaydın ile Fakir Baykurt da kendi yörelerini yazan roman yazarlarımız olarak görünüyorlar.

TALİP APAYDIN (1926-2014)

  • Talip Apaydın‘ın romanlarını Polatlı, Eskişehir, Beypazarı yörelerinde ve çevre köylerinde geçer.
  • Sarı Traktör romanıyla tanınan yazar bu romanında köylerde başlayan traktör tutkusunu ele almıştır.
  • Tarla sulama sorununa değindiği Yarbükü, toprak sorununu yansıttığı Ortakçılar (Ortakçının Oğlu), köylünün para bulmak için kapıldığı boş inançlara yer verdiği Define, Emmioğlu, tütünle uğraşanların yorgunluklarını yansıtan Tütün Yorgunu, köyden kente göçü işlediği Kente İndi İdris, bir çobanın sıkıntılı yaşayışını veren Yoz Davar, köye ve köylüye yönelik değişik sorunları veren romanlarıdır.
  • Vatan Dediler, Toz Duman İçinde ise Kurtuluş Savaşı’na yönelik konularıyla değişiklik gösterirler.

FAKİR BAYKURT (1929-1999)

  • Doğduğu yer olan Burdur yöresini romanlarının bir bölümünde yansıtan Fakir Baykurt, Yılanların Öcü romanıyla ün kazanmıştır. Köylü muhtar ilişkisini ele aldığı Yılanların Öcü’nü izleyen Irazca’nın Dirliği, Kara Ahmet Destanı bir Irazca üçlemesi oluştururlar.
  • Kaplumbağalar, Amerikan Sargısı, Tırpan ise Ankara yöresinde geçen romanlarıdır. Bu üç romanı arasında Tırpan, konusu bakımından dikkati çeken bu romanda istemediği zengin bir köy ağasıyla zorla evlendirilen genç kız, alışılagelindiği gibi kendisini asmaz; tırpanla, evlendiği erkeği öldürür.
  • Köygöçüren‘de köylünün yoksulluğu, köylü kentli karşılaştırılması yapılırken, Onuncu Köy‘de köylüyü kalkındırma ele alınır.
  • Yüksek Fırınlar ve Koca Ren ise yazarın Almanya’da yazdığı romanları.

KEMAL TAHİR (1910-1973)

  • Kemal Tahir‘in köye yönelik romanları, cezaevinde yattığı Çankırı ve Çorum yöresinde geçer.
  • İlk iki romanı Sağırdere ile Körduman, bir köy delikanlısının iş bulmak amacıyla kente gelişini ve oradaki yaşantısını anlatan romanlar olarak birbirlerini tamamlarlar.
  • Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu, Büyük Mal adlı romanlar değişik dönemlerde ağalık kurumunu ele aldığı, ağalığın gelişmesini sergilediği romanlarıdır.
  • Ağa-işçi ilişkisinin ele alındığı ağalığın değişik bir biçimde verildiği romanı da Kelleci Mehmet‘tir.
  • Kemal Tahir’in öteki iki romanı Bozkırdaki Çekirdek‘le Rahmet Yolları Kesti‘dir.
  • Orhan Kemal’den sonra cezaevini Kemal Tahir’in üç romanında görüyoruz. Yazarın ölümünden sonra yayımlanan bu üç romanı; Namusçular, Dam Ağası ve Kadınlar Koğuşu‘dur.
  • Romanlarının bir bölümünde tarihe yönelen yazarın, ilk romanı Devlet Ana‘dır. 13. yüzyıl Anadolu’sunu ele aldığı bu romanı izleyen Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, Yol Ayrımı, Hür Şehrin İnsanları tarihsel olaylar bakımından birbirlerini izlerler. Bu romanlarda 16. yüzyıldan başlayarak, Cumhuriyet döneminin otuzlu yıllarına gelinir.
  • Son romanı Bir mülkiyet Kalesi‘nde de kendi yetişme koşullarını ve babasının çevresinde oluşan aile yaşamını verir.

Sunullah Arısoy, Karapürçek adlı tek romanıyla köy romanı yazarlarının arasına katılmıştır. Romanında köyde eğitim ve öğretim sorununa değinir.

İLHAN TARUS (1907-1967)

  • Bize altı roman bırakan İlhan Tarus‘un Var Olmak, Hükümet Meydanı, Vatan Tutkusu adlı romanları hazırlık döneminden başlayarak Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcını konu alırlar.
  • Yeşilkaya Savcısı ile Duru Göl değişik konulu iki romanıdır. Yeşilkaya Savcısı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında genç bir savcının yöresi sırasında karşılaştığı güçlükleri yansıtırken, Duru Göl’de Demokrat Parti yönetimindeki yıllarda karşılaşılan olumsuzluklar üzerinde durulur.

ORHAN HANÇERLİOĞLU (1916-1991)

  • Orhan Hançerlioğlu Anadolu’yla birlikte, kent insanının sorunlarına da eğilen bir yazar olarak görünür.
  • İlk iki romanı olan Karanlık Dünya ile Ekilmemiş Topraklar Anadolu’nun sorunlarıyla ilgili romanlarıdır.
  • Kent insanının sorunlarını ele aldığı, İstanbul’da geçen romanlarından ilki Büyük Balıklar‘dır. Onu izleyerek Oyun, Kutu Kutu İçinde, Yedinci Gün İstanbul’u eksen alarak kent insanının değişik sorunlarına değindiği romanlarıdır.

NECATİ CUMALI (1921-2001)

  • Bu yıllarda kasaba romanının başarılı örneklerini veren bir yazarımız da Necati Cumalı‘dır.
  • Romanlarının korularını kendi yerleşim yeri olan Urla çevresinden almıştır. Bir üçlü oluşturan Tütün Zamanı, Acı Tütün, Yağmurlar ve Topraklar‘ın ikinci baskısı Zeliş adıyla yapılmıştır. Bu üç romanında tütün ekicilerinin ve tütün işçilerinin sıkıntılarını yaşam koşullarını, iki gencin birbirlerine duydukları güçlü sevgiyle renklendirerek verir.
  • Aşk Da Gezer‘de ise kasabadan kente dönerek, tiyatro çevresinin sonlarının yaşantılarını, aşklarını, tutkularını yansıtır. Son romanı Viran Dağlar‘dır.

TARIK DURSUN K. (1931-2015)

  • Daha değişik konulara değinen yazarlardan, Tarık Dursun K. ilk romanı olan Ali Rıza Bey Aile Evi‘nden başlayarak İnsan Kurdu, Sabah Olunca, Denizin Kanı, Alçaktan Uçan Güvercin‘de emekçilerin yaşayışları ve geçim sıkıntıları üzerinde durmuştur.
  • Kopuk Takımı‘yla, Kayabaşı Uygarlığının Yükselişi ve Birdenbire Çöküşü‘nde Almanya’ya başlayan göçü ele almıştır.
  • Daha sonra yazdığı Bağışla Onları ve Ağaçlar Gibi Ayakta ise tiyatro sanatçılarının yaşayışlarına yönelik romanlardır.
  • Toplumsal konulu romanlarına Kurşun Ata Ata‘yı eklemek gerekir.

TARIK BUĞRA (1918-1994)

  • Bu yazarlar arasında bireye ve tarihe yönelen bir yazar olarak Tarık Buğra‘yı görüyoruz.
  • Yazar ilk romanı Siyah Kehribar‘da aydın ve sanatçı insanın, yaşamda umduğunu bulamamak yüzünden içine düştüğü çıkmazı ve başkaldırışını verir.
  • Küçük Ağa, Küçük Ağa Ankara‘da romanlarıyla da Kurtuluş Savaşı’nı yazan yazarlar arasına katılır. Bu iki romanı tamamlayan “Firavun İmanı” Sakarya Savaşı’ndan yararlanan çıkarcılarla yiğitlik gösterenlerin ele alındığı romanıdır.
  • Osmancık‘ta ise Osmanlı devletinin kuruluşuna döner.
  • Gençliğim Eyvah ve İbiş’in Rüyası daha değişik konulu romanlarıdır. İbiş’in Rüyası’nda ünlü tiyatro sanatçımız Naşit’in yaşamından bir kesit buluyoruz.

OKTAY AKBAL (1923-2015)

  • Tarık Buğra gibi, bireye yönelen bir roman yazarımız da Oktay Akbal‘dır.
  • Garipler Sokağı, Suçumuz İnsan Olmak, İnsan Bir Ormandır ve Düş Ekmeği adlarını taşıyan dört romanı olan Akbal ilk romanında İkinci dünya Savaşı yıllarında Fatih semtinde orta halli insanların yaşadığı bir sokağı, orada yaşayanlarla birlikte anlatır.
  • Suçumuz İnsan Olmak‘la, İnsan Bir Orman‘dır da ise değişik biçimde evlilik konusuna değinmiştir.

ATTİLA İLHAN (1925-2005) 

  • Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez adlı romanlarıyla 1950-1960 yılları romanı yazarları arasına katılan Attila İlhan, bu romanlarında kent inanının yaşayışına, soranlarına eğilmiştir.
  • Bu iki romanını izleyerek yayımlanan Kurtlar Sofrası, yazıldığı 1954-1961 yılları arasındaki çalkantıları, ülkeyi 1960’a götüren olayları kapsar.
  • Aynanın İçindekiler dizisini oluşturan Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Der Saadet ve Sabah Ezanları‘nda ise Balkan Savaşı, Birinci Dünya savaşı ve Kurtuluş Savaşı’na değin geriye döner.
  • Gerek kurgusu gerekse konusu ile en değişik romanı, cinselliği değişik bir biçimde ele aldığı Fena Halde Leman‘dır.

AZİZ NESİN (1915-1995)

  • 1950-1960 yılları arasında Aziz Nesin bir mizah/gülmece ustası olarak ayrı yer alır. Gülmeceye yönelişi daha çok geçim koşullarına bağlayan Nesin, romanlarında değişik konulara değinmiştir.
  • Beğendiği konulardan biri, Kadın Olan Erkeğin Hatıraları ve Erkek Sabahat romanlarında işlediği kadın-erkek ilişkileridir.
  • Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Tek Yol, Surname, Saçkıran cezaevini anlattığı romanlarıdır.
  • Daha değişik konulu zamanlar olarak, çocuk eğitiminin ve kimi değer yargılarının eleştirildiği, Şimdiki Çocuklar Harika; insanların birbirlerini aldatmalarının, dalaverelerin sürüp gideceğini ele aldığı Zübük, sosyete olarak geçinenlerin iç yüzünü verdiği Tatlı Betüş, futbolun kitleleri nasıl kendine bağladığını verdiği Gol Kralı‘nı görüyoruz.

CENGİZ DAĞCI (1919-2011)

  • Bu yılların yazarları arasında Cengiz Dağcı Türkiye dışındaki Türklerle ilgili romanlarıyla tanınmıştır.
  • Romanlarında kendisinin de katıldığı İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kırım Türklerinin çektikleri sıkıntıyı, onlara yapılan eziyetleri dile getiren yazar, genelde özyaşam öyküsel romanlar yazmıştır.
  • Birbirini tamamlayan iki romanı olan Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam‘la tanınan Dağcı, bu romanlarını izleyerek Onlar da İnsandı, Ölüm ve Korku Günleri, O Topraklar Bizimdi, Kolkoz’da Hayat, Dönüş, Genç Timuçin, Badem Dalında Asılı Bebekler, Üşüyen Sokak, Anneme Mektuplar romanlarını yazmıştır.

KEMAL BEKİR (1924-2014)

Bu yılların yazarları arasında, Yabancılar’la bir kasaba romanı örneği veren, Kaçaklar‘da kent yaşayışında yeni kuşağı ele alan Kemal Bekir‘i sayabiliriz. 1997’de yayınladığı Kanlı Düğün‘le yeniden kasabaya dönmüştür.

1923-1990 Arasında Türk Romanı

» Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Roman

» 1923-1960 Cumhuriyet Dönemi Romanı

» 1960-1980 Cumhuriyet Dönemi Romanı

» 1980-1990 Cumhuriyet Dönemi Romanı

Ayrıca bakınız ⇒ Çağdaş Türk Romanı ve Özellikleri

Benzer İçerikler:

İlginizi Çekebilir:
Kapalı
Başa dön tuşu