Konuşma İle İlgili Temel Kavramlar

Konuşma (=Sözlü Anlatım) Nedir?

İnsanın karşısındakine dileklerini, duygularını sözlü olarak anlatması eylemine sözlü anlatım denir.

Sözlü anlatımın temeli, yazılı anlatımda olduğu gibi dildir. Sözlü anlatımla bağlantılı olarak kuşkusuz konuşma dili, yazı dilinden daha eskidir. Ana dilinde sözlü anlatımın anlama boyutunu dinleme, anlatma boyutunu ise konuşma oluşturur.

KONUŞMA İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Sözlü anlatımda düşüncelerin ve duyguların karşımızdakine doğru, etkili ve yeterli bir biçimde aktarımı önemlidir, insan için temel gereksinim olan konuşma, kişinin toplumsal ilişkilerinde de başat değişkenlerdendir. Konuşmanın, başka deyişle sözün etkisini Yunus Emre yüzyıllar öncesinden şöyle dile getirmektedir:

Yunus Emre

Sözünü bilen kişinin
Yüzünü ağ ede bir söz
Sözü pişirip diyenin
İşini sağ ede bir söz

Söz ola kese savaşı
Söz ola yitüre başı
Söz ola ağıl ili aşı
Bal ile yağ ide bir söz

Kişi bile söz demini
Demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini
Sekiz uçmağ ede bir söz

Öncelikli olarak sözlü aktarımın temel öğesi olan konuşmanın ve konuşma ile ilgili temel kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir. Aşağıda konuşma ve güzel konuşma ile ilgili temel kavramlar ele alınmaktadır.

Konuşma

Konuşma, insanın duygularını, düşüncelerini sese dayalı bir dizge halinde sunması, başka bir deyişle anlamlı parçalara dönüştürülmüş seslerden yararlanarak düşüncelerini ifade etmesidir. Kulağa hitap eden konuşma; verilmek istenen mesajın niteliğine uygun tonlama, vurgu gibi sese dayalı unsurlarla olduğu gibi jest ve mimik gibi bedene dayalı destekleyici unsurlarla birlikte bütünlenir.

İnsan konuşan varlıktır. Bu hüküm, çıkardığı anlamlı ses dizgelerinin yapısı bakımından insanı diğer varlıklardan ayırırken; diğer taraftan insanlar arasında ortak, birleştirici bir özelliğe işaret etmektedir. İnsanın sahip olduğu bu olağanüstü özellik, aynı zamanda, insana dair temel bir gereksinime, duygularını ve düşüncelerini konuşma araçlarının yardımıyla mesaja dönüştürme gereksinimine de işaret etmektedir.

Düşüncenin; resim, heykel, müzik gibi ifade araçları bir kenara bırakılırsa dil olmadan gerçekleşemeyeceği yargısı, dil bilimi çevrelerinde hâkimdir. Öyleyse düşüncelerin düzenlenmesi ve iletilmek istenen mesajın en doğru ve etkin biçimde ortaya konulabilmesi için konuşmanın niteliği çok önemlidir. Düşünme ve konuşma arasındaki bu sıkı ilişkide, diğer taraftan, doğru, yerinde ve başarılı bir konuşmanın da insanın düşünme süreçlerine etkide bulunduğu söylenebilir.

İnsan için konuşma, temel gereksinim oluşunun yanı sıra yine insanın çevresiyle ilişkilerini kolaylaştıran veya zorlaştıran bir araçtır. Konuşmada kullanılan dilin bir toplumsal bir de bireysel yönü vardır. Aynı dili kullanan şairlerin, hikayecilerin, gazete yazarlarının, televizyon yorumcularının okuyucu veya dinleyici üzerinde oluşturdukları etkinin birbirinden farklı olması da dil ve söz arasındaki bu ayrım ile ilişkilidir. İnsanların konuşmalarında tercih ettikleri sözcükler ve bu sözcükler aracılığıyla oluşturdukları ifadelerin ardında şüphesiz birey olarak yetişme ortamları, aldıkları eğitim, sosyolojik ve psikolojik koşulları belirleyicidir.

Ses

Konuşma sesleri, akciğerlerden başlayıp ağız ve burunda sona eren solunum yollarında sıralanmış organlara çarpıp veya sürtünüp seda haline geldikten sonra en son olarak bir kalıptan, engelden geçip ağızdan çıkan titreşimlerdir. İlk olarak gırtlakta oluşan ham sesin, sahip olduğu belirli bir renk ile başkaları tarafından duyulan son biçimini alması; boğaz, ağız ve burun boşluklarında gerçekleşir. Beyin tarafından yönetilen konuşma süreçlerinde, insan ses aygıtlarının 60 kadar farklı sesi çıkarmaya ve işitildiğinde bunları ayırt etmeye uygun olduğu görülmektedir.

Harfler ve sesler sıklıkla birbirine karıştırılır. Harfler, seslerin yazıda gösterilme biçimleri, sembolleri, işaretleridir.

Ciğerlerden gönderilen havanın ağız ve burun yolundaki ses aygıtlarının yardımıyla ağızdan çıkarken konuşma sesi biçimlerini almasıdır. Seslerin doğru biçimde boğumlanması (sesletilmesi) etkili konuşmanın temel koşullarından biridir.

Sıklık / Frekans

Titreşen her nesnenin 1 saniyedeki yalın titreşimleridir. Ölçü birimi Hertz’dir. insanlar 20 ile 20 000 Hertz arasındaki ses dalgalarını algılayabilirler. Sıklıkta meydana gelen değişiklikler, kulaktaki seslerin tonunun alçak ve yüksek olarak algılanmasına neden olur.

Ton / Tonlama

Titreşen, ses veren varlığın titreşim sayısının az ya da çok oluşuna tonlama denir. Tonlama, iletilmek istenen mesajın, duygunun doğru şekilde dinleyiciye ulaşmasına, dinleyici üzerindeki etkisinin artmasına yardımcı olur. Tonlama aracılığıyla, konuşmanın içeriğine uygun coşkun, güçlü, kesin, yumuşak, hassas duygular dinleyiciye iletilir.

Tonlamanın işlevleri arasında heceler arasındaki vurgu farklarına işaret etmek, dinleyenlere, yeni ve farklı olanı kavrama, konuşmanın akışını kestirme vb. bakımlardan ipuçları vermek, konuşmanın dil bilgisini ve söz dizimsel yapısını bu yolla daha yetkin biçimde algılayabilmek yer almaktadır. Ayrıca kesin yargılı bildirim cümlelerinin alçalan tonda olduğu, cümle içerisinde ara sözlerin düz bir tonda belirtildiği, soru cümlelerinde yükselen, cevaplarda alçalan tonlama olduğu, bağlama ve anlama göre kayıtsız, alaycı, sinirli vb. tonların bulunduğu görülmektedir.

Ezgi

Sözcük içerisinde hecelerin sesletiminde alçalan veya yükselen tona karşılık, cümle düzeyinde sözcüklerin, sözcük gruplarının da alçalan veya yükselen tonda sesletildiği görülür. İletilmek istenen mesaja, oluşturulmak istenen duygu değerine bağlı olarak konuşmacının cümle düzeyinde yaptığı tonlamalara ezgi denir.

Türkçede normal koşullarda cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Ancak cümledeki yeni bilginin odağı olan sözcükler yükselen tonda seslendirilerek, yüklemin önünde kullanılarak soru eki, de bağlacı, yalnız edatı gibi dil bilgisel unsurlardan yararlanarak vurgulanabilir.

Yüklemden uzak kalan özneler cümle vurgusu alır. Örneğin; Sait Faik, Hallaç adlı öyküsünde, ilk kitabının yayınlanmasından duyduğu sevinci anlatır.

Durak / Duraklama

Özellikle vurgulanan bir yargının, mesajın, yüksek tonlu ifadenin veya bir sorunun ardından gelen kısa süreli sessizliktir. Cümlenin anlamı, mesajın değeri, konuşmada durağın yerini ve süresini belirler. Duraklamalar; vurgulama tekniklerini çeşitlendirerek ifadeyi tekdüzelikten kurtarma olanağı sağladığı gibi, bazı durumlarda diğer vurgulama tekniklerinden çok daha etkili ve kalıcı olabilir.

Tını / Renk

Bir sesi başka seslerden ayırmamızı sağlayan fiziksel niteliğe tını ya da renk denir.

Bir sesin tınısı, sadece o sesi diğer seslerden ayırma noktasında değil, aynı zamanda kişinin sesine kattığı tını sayesinde konuşmanın içeriğine göre güzel, etkili, kalıcı izler bırakmasını da sağlar.

Pes ve Tiz Ses

Seslerin, kulağa kalın veya ince, yavaş veya hızlı, alçak veya yüksek ulaşmasını ifade etmek için pes ve tiz terimleri kullanılır. Buna göre

  • pes; kulağa kalın, yavaş, alçak gelen sesler için kullanılırken,
  • tiz; kulağa ince, hızlı, yüksek gelen sesler için kullanılır.

Bu ayrım seslerin oluşturduğu titreşimlerin sıklığına göre belirlenir. Titreşimlerin sıklığı azaldıkça sesler pesleşir, sıklığı arttıkça da sesler tizleşir.

Doğru, güzel, iyi bir sesin sahip olması gereken temel fiziksel özellikler şöyle sıralanabilir:

İşitilebilirlik; Konuşmanın sıklığı, tonu, yeğinliği ve tınısı dinleyicinin rahatça işitebileceği nitelikte olmalıdır. Konuşmacıyı sağlıklı bir şekilde işitemeyen dinleyici, dikkatini konuşmanın içeriğine yoğunlaştıramayabilir, sinirlenebilir; dolayısıyla iletişim sorunları yaşanabilir.

• Esneklik: Esneklik, ses hacminin değişikliğe bağlı olan ses tonunu ya da perde değişikliğini ifade eder. Konuşmayı aynı tonda, tekdüze olmaktan çıkaran unsurlardan biri, ses hacminin ve perdelerinin karışık olarak kullanılmasıdır. Konuşma sırasında kişi, ses aralığını bilmeli ve sesinin pesliğini, tizliğini, tonunu bu ses aralığına göre ayarlamalıdır.

Akıcılık: Konuşma sırasında sesin boğumlanarak sözcüklere dönüştürülmesi ve boğumlanma hızı, iletilmek istenen mesajın hedefe en doğru şekilde ulaşması için iyi ayarlanmalıdır. Konuşmada akıcılığın sağlanması, ayrıca sözcüklerin art arda sesletim hızı ve uyumlu bir şekilde bir araya getirilmesine özen gösterilmesi ile mümkündür.

Hoşagiderlik: Kişi doğru, güzel ve etkili iletişim kurabilmek için ses aralığını, perde genişliğini, tonlamayla sesine katabileceği tınıları, ifadesine katabileceği ezgiyi, sözcükleri söyleyiş hızını öncelikle tanımalı ardından da doğru şekillerde bunlardan yararlanmalıdır.

Doğru ve güzel konuşmada sesin oluşma ve sözcüklere dönüşme sürecinde dikkate alınması gereken fizyolojik özellikleri nelerdir?

İlginçlik

Konuşmanın konusu her zaman ilgi çekici olmayabilir. Bu durumda dinleyicinin ilgisini konuşma üzerine çekebilmek için konuşmacı; içeriği ve mesajı dinleyiciye ulaştırmak, bunların konuşma sırasında takip edilmesini kolaylaştırmak, nihayetinde bunların akılda kalmasını sağlayarak dinleyici üzerinde etkili olmak için bu türden tekniklere, araçlara, bilgilere gereksinim duyabilir. Sözlü anlatım sırasında konuyla bağlantılı bir hikayeyi, anekdotu anlatmak, bu hikaye veya anekdotlara göndermeler yapmak; eğlenceli veya düşündürücü ifadelere yer vermek; grafik, resim, ses kaydı, video kullanmak; vurgu ve tonlamalardan, jestler ve mimiklerden hatta sessizlikten doğru yerlerde yararlanmak konuşmayı ilgi çekici hale getirebilir.

Konuşmacının Bilgi ve Donanımı

Konuşmacının genellikle ilk ve temel amacı dinleyiciye mesaj, bilgi iletmektir. Bu mesaj ve içeriğindeki bilginin aktarımında konuşmacının sahip olması gereken en önemli özelliklerden biri kültürel ve bilgisel donanımıdır. Konuşmanın yapıldığı koşullara göre, konuyla ilgili yeterli temel veya akademik birikime sahip olmayan kişilerin sözlü iletişimlerinde başarılı olması söz konusu değildir. Başarılı bir konuşmacı; içeriğe uygun temel veya akademik bilgileri, belirli bir düzen ve sentez ile doğru sözcüklerle, daha da önemlisi zengin söz dağarcığı ile sunmaya çalışmalıdır. Bu noktada sözcüklerin çok anlamlılığı, eş ve zıt anlamlılığı, sanatlı kullanımı gibi özelliklerini bilmek ayrıca önemlidir.

Ön Çalışma

Başarılı bir konuşmacı dinleyici karşısında konuşmadan önce belirli hazırlık süreçlerini geçirmelidir. Bu süreç günlük, hazırlıksız konuşmalarda düşüncelerini zihninde tasarlayarak, sentezleyerek kısacası mesajını, konuşma içeriğini akıl ve gönül süzgecinden geçirerek ortaya koymak suretiyle yapılmalıdır.

Yöntem ve Plan

Konuşmanın yöntemi ve planı, konuşmanın nasıl yapıldığı ile ilgilidir. Sesleri doğru çıkaran, boğumlayan, konuyu belirlemiş olan, konuyla ilgili gerekli temel bilgilere ve söz dağarcığına sahip olan bir kişi eğer konuşma yöntem ve planını amaca ve içeriğe uygun belirleyip uygulamazsa başarılı olamaz. Hazırlıklı konuşmalarda hedef kitlenin niteliklerine, süreye, konuşmada yararlanılacak araçlara göre içerik, mantıksal bir düzende hazırlanmalı, örnekler konuşmayı etkili kılacak teknikler sunumda doğru yerlerde kullanılmak üzere belirlenmelidir. İyi planlanmış bir konuşma ile kişi, karşılaşabileceği sorunlara önceden önlemler alabilir, süreyi etkin bir şekilde kullanabilir, sözlü iletişimi oluşturan bütünü en doğru biçimde sağlayabilir.

Konuşmayı Destekleyen Yardımcı Unsurlar

Özellikle hazırlıklı konuşmalarda, ele alınan konuyu etkili ve kalıcı bir şekilde dinleyiciye aktarmaya yardım eden sözlü sunum araçları kullanılabilir. Bilgisayar aracılığıyla projeksiyon cihazı ve powerpoint kullanmak, belirli bir nesne üzerine çizimler yapmak, el notları (handout) dağıtmak sözlü sunumlarda sıkça karşılaşılan konuşmanın yardımcı unsurlarındandır. Bu unsurların, hazırlık sürecinde belirli bir plan çerçevesinde konuşmanın uygun kısımlarında kullanılması sözlü sunumu daha etkili kılar. Bu yardımcı araçların sözlü sunumun içerisindeki oranını iyi ayarlamak gerekir. Bu unsurların amaç değil araç olduğunu bilerek, bu unsurların sunumun içeriğinin önüne geçmesine olanak vermemek gerekir.

Üslup

Gerek doğu edebiyatlarında belagat kitaplarında gerekse batı edebiyatlarındaki retorik kitaplarında belirtildiği şekliyle dilde ve onun kullanıma çıkma şekli olan üslupta esas belirleyici, ifadenin konuya ve amaca uygun düzenlenmesidir. Kişinin konuya ve amaca göre seçeceği üslup çeşitlerini Cosson şu şekilde sıralar;

• Üslubu belirlemede etkili olan fikirlerin, hazırlığın hatta planın ve daha pek çok şeyin konuşmanın akışına feda edildiği çenebaz üslup.

• Konuşmacının sıklıkla duraklaması, boğazının gıcıklanması, her cümlesinin adeta koşudaki bir engel gibi önünde durması şeklinde kendisini gösteren çekingen üslup.

• Başkaları üzerinde bıraktığı etki tartışılamayacak, bu şekilde konuşanları içerisinde bulundukları grupların başına getiren, kişinin kendisine duyduğu güvenin ve kendisine dair övgülerin dinleyicinin hürmetini kazanmaya engel oluşturmaması gereken övünme üslubu.

• Sesin niteliği ve niceliği bakımından kuvvetsiz konuşmanın sonucu ortaya çıkan, bazen konuşmacının mizacının etkisiyle kendisini gösteren monoton üslup.

• Cümlelerin genellikle uzun ve bazı belirli maddelere ayrılarak ortaya konulduğu, içeriğinde hiç eğlendirici unsur bulunmayan, ağır ve âlimane konuşmaya dayalı ağır üslup.

• Daha çok avukatların, siyasîlerin, amele rehberlerinin kullandığı, makul, mantıkî, kuvvetli, mücadeleye hazır ve itham edici konuşmaya dayalı delil üslubu.

• Bir yerden bir yere atlayan, çok defa mantıksız ve sıkıcı olan, genellikle sinirli, çekingen insanların doğal konuşmalarına dayalı çözük, ayrık üslup.

• Vaizlerin şarkı söylüyor gibi uzata uzata bir makam tutturarak kullandıktan, buna uygun ortamlar dışında yadırganabilecek vaiz üslubu.

• Ağırlıkla duygulara yer veren hissî üslup.

• Kitle toplantılarında halkı galeyana getirmek isteyenlerin, halk katiplerinin, inkılapçıların tercih ettiği, bazen çekingen ve azametli bazen birden bire patlayan, bağırtan ama genelde ardında coşkunluk saklayan keskin üslup.

• Ağır başlı, azametli, keskin, hiddetli, ne çok ciddi ne çok gergin olmayan, meclislerde kendiliğinden oluşan, konuşmada eğlenceli, nazik ve orijinal özellikler taşımaya dayalı ziyafet üslubu.

Kaynak: Yrd. Doç. Dr. Mustafa Durmuş, Türk Dili, Anadolu Üniv.