Epik (Destansı) Şiir ve Özellikleri

Epik (Destansı) Şiir ve Özellikleri

Destansal (Epik) Şiir: Konusu, kahramanlık, yurt sevgisi olan şiirlerdir.

Bir ulusun başından geçen tarih olaylarını, toplum ile ilgili sorunları, doğal afetleri ve bu olaylarda kahramanlık gösterenleri anlatır.

Olağanüstülüklerle efsaneleşmiş, masallaşmış bu türe Türk edebiyatında destan denir.

Aşağıda bir yapay destan örneği verilmiştir.

Sultan Mehmet’in Gemileri

Bir sabah ferman ile uyandık İstanbul kıyılarında,
– Gemilerim karadan yüzdürülsün!
Dağlar taşlar inledi:
– Emret!

Kızaklarla yarıldı yer, ufuklarca,
Saçıldı zümrüt göklere, gümüş böceklere merhamet.
Acayip pınarlardan, meçhul koruluklardan geçtik,
Bir sabah duyuldu Sultan Mehmet:
Zamanımızla durdu iki yanda, etraftan,
Geçmiş devirler set set.

Çektik süslü kadırgaları binlerce kişi,
Morarmış omuzlarımızda sanki bir demet.
Sanki bahçeler genişliyordu kopardıklarımızla,
Sanki bizimle yürüyordu,
Kısmet.

Balta gürültüleri değil, kazma sesleri değil,
Masallarca bir cümbüş yapıyordu arzu ve kuvvet.
Tarihin bir musiki gibi aktığı yerde,
Sustu bütün ormanlar, bütün kuşlar;
Civarda bir dehşet.

Rüzgâr esmeden, karanlık ilerlemeden,
Vardı yelkenlerimizde simsiyah bir hareket.
Uzaklıklar uçuşuyordu bismillâhlarla,
Yere büyük bir güç ekiliyordu;
Vardı ellerimizde bereket

Gıcırdıyordu filikalar, azametten yağlı yollarda,
Asırlardan asırlara davet.
Biz insan kardeşlerinin denizler aşan oyunu önünde,
Cümle hayvanlar çığrışıyorlardı,
Saadet saadet.

O fecir vakti nasıl doluydu içimiz,
Akıyordu güneşten nesil nesil akibet.
Bir yeni imanla büyüyorduk, eskiler üstüne,
Ne kadar canlıydık,
Bütün insanlara nisbet.

İlk defa, bu koca dünyada ilk defa,
Bir şey âşikâr oluyordu bütün milletlere ibret.
Tabiat önünde açan kuvvet gülü;
Allahın toprağı geçit veriyordu,
Türkün koluna hürmet.

İniverdik Haliç ‘in kıyısına, bir seher,
Yarattı altın mucizesini geceler süren gayret.
Bir zaferin yeni bir devir açan parıltısında,
Altın yazısını yazıyordu,
Sultan ve devlet.

İniverdik uyumuşların önüne, karadan gemilerle,
Kesildiler serapa nur, serapa hayret.
Açıldı onlara Doğudan,
Bize Batıdan,
Ebediyet.

Fazıl Hüsnü Dağlarca