Atatürk’e Göre Laiklik

Atatürk’e Göre Laiklik

Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, Atatürk adıyla neşrettiği bir kitapta, Atatürk’ün laikliği nasıl anladığına dair şu bilgiyi veriyor:
“Atatürk, bazı ilkelerin incelendiği ve değerlendirildiği bir yazı üzerindeki kendi notlarıyla, laiklik anlayışını şöyle belirtmektedir:

“Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyetini tekeffül etmektedir.”

Bu tanımlamada, din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması yani toplum ve devlet olarak din kural ve ilkelerini dünya işlerine; elbetteki devletin ve halkın hizmet ve görevlerine, türlü çıkarlarına, bunları düzenleyen kural ve yargılara karıştırılmaması anlamı çıkmaktadır.

Bu tanımlamanın ikinci anlam ve amacı ise bütün yurttaşların, vicdanlarının emrettiği şekilde, dine karşı durumlarını kararlaştırmakta serbest olmalarını, din seçmekte ve ibadet konusunda da aynı kişisel iradelerine bağlı kalmalarını, kişilerin veya toplulukların birbirlerine müdahale etmemelerini, karşılıklı kınamalarda bulunmamalarını fakat aynı zamanda, devletin bu hak ve özgürlükleri koruyacak, yürütecek güvenceyi getirmesini ve uygulamasını belirtmektedir.

Mustafa Kemal’in bu anlayış ve tanımlaması, gerçekçi ve bilimsel olduğu kadar millî ihtiyaçlarımıza da uygundur.

Bugünkü anayasamızın, vicdan hürriyeti ve din bakımından getirdiği ilke ve yargılarda aşağı yukarı aynı kapsam ve nitelik bulunmaktadır. Böylece Atatürk’ün büyük bir devlet adamı olduğu kadar üstün değerde bir düşünür ve sosyolog olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Atatürk, laiklik konusundaki bu sözleri ile laikliğin hukuki birterim olarak ifade ettiği manasının yaninda bilhassa uygulamada yönelmesi gereken hedefi de göstermiş ve laikliğin dine karşı bir silah olarak değil, bilakis “bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyetini tekeffül” edecektarzda uygulanmasını belirtmiş bulunmaktadır.

Ahmet GÜRTAŞ/ Atatürk ve Din Eğitimi