Anonim Halk Şiirinde Ninni

ANONİM HALK ŞİİRİNDE NİNNİ

Annenin çocuğunu uyutmak veya teskin etmek amacıyla söylediği şiir anlamına gelen ninni, Anonim halk şiiri kapsamında değerlendirilen bir nazım türüdür. Ninniyle ilgili ilk bilgileri Divanü Lügati’t-Türk‘te bulmaktayız. Divan’da ninni için “balu balu” ifadesi geçer ve bu ifadeyle ilgili olarak Kâşgarlı, “kadınlar beşikte çocuğu uyutmak için söylerler.” der. Günümüz Türkiyesi’nde genel olarak “ninni” şeklinde bilinen kelimenin “nenni”, “nen” ve “nennen” şekilleri de vardır. Ninni, Kars’ta “lalay / nanay”, Erzincan ve Erzurum’da “elo” olarak bilinir. Ninni söyleme işlemine Anadolu’nun çeşitli yörelerinde “ninni söylemek”, “nenni çalmak”, “nen eylemek”, “nenen demek” gibi adlar verilir.

Ninni türü sadece Türkiye’de değil, Türkiye dışındaki Türk toplulukları arasında da bilinmektedir. Ninni türünü karşılamak için Azerbaycan Türkleri “layla, laylay”, Başkurt Türkleri “sângildâk yırı”, Çuvaş Türkleri “nenne”, Kazak Türkleri “besik jırı”, “eldim”, “eldiy”; Irak Türkleri “leyle”, “leyley”, “leylev”; Kırgız Türkleri “aldey-aldey”, “beşik ırları”; Kırım Türkleri “ayya (nanıy)”, Özbek Türkleri “âlla”, Tatar Türkleri “bişik (bâllü) cırı”, Türkmenler “alley”, “hüvdi/hövdü/huvdu” ve Uygur Türkleri “âllây” kelimelerini kullanırlar (Kaya 2004: 249-350).

Ninninin Şekil/Yapı ve Tür Özellikleri

Ninniyi bir nazım türü olarak tanımlayabilmek için öncelikle daha önce yapılmış tanımlara göz atmak faydalı olacaktır. Şükrü Elçin, ninniyi “annelerin süt emen çocuklarını uyutmak için ezgi ile söyledikleri manzum veya mensur sözler” olarak tanımlar (Elçin 1993). Ninni konusunda önemli çalışmaları olan Amil Çelebioğlu ise ninni konusunda “Ninniler, en az iki-üç aylıktan üç-dört yaşına kadar annenin çocuğuna, onu kucağında, ayağında veya beşikte sallayarak daha çabuk ve kolay uyutmak yâhut ağlamasını susturmak için husûsî bir beste ile söylediği ve o andaki hâlet-i rûhiyesini yansıtır mâhiyette, umumiyetle mâni türünde bir dörtlükten meydana gelen bir çeşit türkülerdir.” şeklinde bir tanım yapmıştır (Çelebioğlu 1982: 9).

Ali Berat Alptekin ise ninniye “Ağlayan çocuğu susturmak veya uyku saati gelen çocuğu uyutmak için anne kucağında, dizinde veya beşikte söylenen ezgilerdir.” şeklinde bir yaklaşım gösterir (Alptekin 1990: 63).

Doğan Kaya ise “Ninniler; uyutulmaya çalışılan çocuğa veya çocuğu hoplatıp severken söylenen ve birtakım duygu, düşünce, inanç, umut ve hayalleri, sevinç ve acıları ihtiva eden; çoğunlukla dört mısra ile söylenen ve mısra sonlarına birtakım klişe sözler ilave edilerek ezgi ile terennüm edilen manzum sözlerdir.” diyerek daha geniş bir tanım yapmaya çalışmıştır (Kaya 20024: 351).

Yapılan tanımlardan da anlaşılacağı üzere ninniler bebekleri veya çocukları uyutmak veya sakinleştirmek için söylenen ezgili sözlerdir. Bu durum, ninninin önemli özelliklerinden birisidir. Hatta ninninin bir nazım türü olmasındaki temel etkenlerden birisidir. Bilindiği gibi halk şiirinde türler, konularına, ezgilerine ve işlevlerine göre tür özelliği kazanırlar. Ninniye bu açıdan baktığımızda farklı bir durumla karşılaşırız. Örneğin ninninin konusuna bakalım. Ninnilerde çocuk sevgisi, çocukla ilgili güzel temenniler, dualar, çocukla bağlantılı eşyalar, kişiler, durumlar ve olaylar geçebilir. Ancak muhtevada bir sınırlama yoktur. Sadece çocuk değil, çok çeşitli konular ninnilere konu olabilir. Bu bakımdan ninninin konusundan bahsetmek neredeyse mümkün değildir. Her türlü konu ninniye girebilir. Veya her türlü konuda söylenmiş bir şiir ninni olarak kullanılabilir. Bu bakımdan ninniler, konu yönüyle diğer türlerden ayrılmaz.

Halk şiirinde nazım türlerinin tayin edilmesinde önemli bir yeri olan ezgi, ninnide de kullanılır. Ninni söyleyenler, mutlaka ezgili bir söyleyiş tercih ederler. Çünkü ninnilerde devreye müziğin rahatlatıcı ve gevşetici etkisi girer. Huzur verici bir ezgi ve ses tonu çocuğun daha çabuk ve güven içinde uyumasını sağlar. Kısacası ninniler, ezgili şiirlerdir. Ancak bilinmesi gereken asıl husus, ninnilerin özel ezgilerinin olmamasıdır. Varsağıda ve semaide olduğu gibi sadece ninnilerde kullanılan bir ezgiden bahsedemeyiz. Ancak Şükrü Elçin’in ifade ettiği “tizden pese doğru söylenen bir ezgi”den bahsedebiliriz. Böyle bir söyleyiş tarzı da tek başına ninniyi bir nazım türü haline getirmez. O zaman sorulması gereken “Ninni hangi özelliğiyle nazım türüdür?” sorusudur. Ninni işleviyle öne çıkan bir türdür. Bir şiiri ninni yapan büyük oranda işlevidir. Çocuğu uyutmak veya teskin etmek için söylenen bütün şiirlere ninni denilebilir.

Kısacası, bir bebeği veya çocuğu daha kolay ve huzurlu bir şekilde uyutmak ya da sakinleştirmek için, çocuğa duyulan sevgi başta olmak üzere çok çeşitli konularda, halk şiirinin temel nazım şekillerinin yanı sıra farklı şekil ve hacim değerlerinde, ezgili bir şekilde söylenen şiirlere ninni denir.

Ninnilerde karşımıza çıkan bazı üslup özellikleri ve kalıplaşmış ifadeler vardır. Tamamında olmasa da ninnilerin büyük bir kısmı kalıp ifadelerle başlar. “Dandini dandini dan ister”, “Dandini dandini danadan”, “Dandini dandini danalı bebek”, “Hû, hû, hû Allah”, “Ninni dedim”, “Ninni derim” gibi ifadelerden bunlardan bazılarıdır. Bu söyleyişler, bir şiirin çocuğa söylendiğini veya çocuk için düzenlendiğini gösterdiği gibi ezgiye de katkı yaparlar. Ninni söyleyenler hitap için “yavrum, bebeğim, kızım, oğlum” gibi kelimeleri sıklıkla kullanırlar. Ninnilerde çocuk için çok çeşitli dileklerde bulunulur. Bunlar, çocuğun mutlu ve huzurlu olmasını temenni eden dileklerdir (Çelebioğlu 1982: 16-25).

Ninniler, annenin çocuğuna duyduğu sevgiyi, şefkati, acımayı, koruma isteğini dile getirdiği bir nazım türüdür. Amaç, çocuğu uyutmak veya teskin etmek olduğundan, ninnilerde muhtevadan daha çok ezgi ön plana çıkar. Bazı ninnilerde konu doğrudan çocukla ilgili olmakla birlikte, çocukla ilgisi olmayan bir konuda söylenmiş bir şiir de ninni olabilir. Yeter ki ezgili bir şekilde çocuğa söylenmiş olsun.

Ninniler genellikle mani nazım şekliyle söylenirler. Yedi heceli ninnilerin yanı sıra sekizli ve on birli ninnilere de rastlanır. Ancak ninnilerin geneline bakıldığında ölçüde ve mısra kümelenmesinde düzenli bir yapısının olmadığı görülür. Mani tarzı ninnilerin dışında iki mısradan başlayıp yirmi mısraya kadar gidebilen ninnilerin varlığından haberdarız. Bu bakımdan türkülerde olduğu gibi ninnilerde de çok çeşitli şekil ve yapı özelikleri bulunmaktadır. Bazı maniler iki mısradan oluşurlar. Dörtlük şeklindeki ninnilerin önemli bir kısmı yedi heceli ve aaxa kafiye örgüsüne sahiptir. Bunların dışında 5, 6, 7, 8, 9, 10…20 heceli ninniler de vardır. Ninninin hacmi, ninniyi söyleyen kişinin yeteneğine ve hafıza yapısına göre artıp azalabilir.

Ninniler, söylenilen kişiye göre bazı farklılıklar gösterirler. Kız çocuğuna söylenen ninnilerle oğlan çocuğuna söylenenler aynı değildir. Tabii ki tüm ninnilerde böyle bir durumdan bahsetmek mümkün değildir. Hem kıza hem de oğlana hitap eden ninniler de vardır.

Ninniler, bebeklerin dünyayla, özellikle anneyle kurdukları ilk temaslardır. Çocuk ninniyle dış dünyayı tanımaya başlar. Bu aynı zamanda bebeğin sosyalleşme sürecinin başladığına da işarettir. Ninniler, anne ile çocuk arasındaki bağın güçlenmesine ve gelişmesine vesile olur. Ninnilerle anneler, çocuklarını daha kolay bir şekilde uyutabildikleri gibi kendi sıkıntılarını ve isteklerini de dile getirirler. Bu haliyle ninniler sadece bebek için değil, anne için de bir rahatlama yoludur. Bugün de bu özelliğiyle halk edebiyatının işlevsel türleri arasında varlığını korumaktadır.

Ninnilerde karşımıza çıkan bazı üslup özellikleri ve kalıplaşmış ifadeler vardır. Tamamında olmasa da ninnilerin büyük bir kısmın kalıp ifadelerle başlar. “Dandini dandini dan ister”, “Dandini dandini danadan”, “Dandini dandini danalı bebek”, “Hû, hû, hû Allah”, “Ninni dedim”, “Ninni derim” gibi ifadelerden bunlardan bazılarıdır. Bu söyleyişler, bir şiirin çocuğa söylendiğini veya çocuk için düzenlendiğini gösterdiği gibi ezgiye de katkı yaparlar. Ninni söyleyenler hitap için “yavrum, bebeğim, kızım, oğlum” gibi kelimeleri sıklıkla kullanırlar. Ninnilerde çocuk için çok çeşitli dileklerde bulunulur. Bunlar, çocuğun mutlu ve huzurlu olmasını temenni eden dileklerdir (Çelebioğlu 1982: 16-25).

Ninnilerin Tasnifi

Konularına Göre Ninniler

Hayatın içinden her türlü konuyu ninnilerde görmek mümkündür. Ninni adını verdiğimiz şiirler çok çeşitlidir. Bu çeşitlilik, konularda da zenginleşmeyi sağlamıştır. Ninnileri konuları açısından Amil Çelebioğlu, Ali Berat Alptekin, Mehmet Yardımcı, Naciye Yıldız ve Doğan Kaya gibi araştırmacılar tasnif etmiştir. Amil Çelebioğlu’nun tasnifini esas alarak ninnilerin konularına yakından bakalım.

1. Dini, kutsi ve fikri mahiyette ninniler
a. Bazı dini hususiyetler ve şükür ifade eden ninniler
b. İsmail a.s., Hz. Peygamber, dört halife ve velilerle ilgili ninniler
c. Öğüt ve veciz bir ifade ihtiva eden ninniler

2. Efsane ve ağıt türünden ninniler
a. Bir hadiseye bağlı tahkiyevi ninniler
b. Ölümle ilgili ninniler

3. Dilek ve temenni mahiyetinde ninniler
a. Çocuk sahibi olma dileğiyle ilgili ninniler
b. Dua mahiyetinde ninniler
c. Beddua mahiyetinde ninniler
ç. Ağlamama ve uslanma dileğiyle ilgili ninniler
d. Uyuma, büyüme ve yürüme dileğiyle ilgili ninniler
e. Yiyecek ve içecek dileğiyle ilgili ninniler
f. Giyim, ziynet, eşya ve oyuncak dileğiyle ilgili ninniler
g. Evlenme ve gelin olma dileğiyle ilgili ninniler
h. İş ve hizmet bekleme dileğiyle ilgili ninniler
ı. Tahsil, meslek ve makam sahibi olma dileğiyle ilgili ninniler
i. Mal, mülk ve zenginlik dileğiyle ilgili ninniler

4. Sevgi ve alâka ifade eden ninniler
a. Uyuma ve büyümeyle ilgili ninniler
b. Yemek ve yiyecekle ilgili ninniler
c. Çocuk sevgisi ve kıymeti ifade eden ninniler
ç. Çocuk için fedakarlık, ondan ayrılmama ve onu himaye duygusu ihtiva eden ninniler

5. Övgü ve Yergi Mahiyetinde Ninniler
a. Bebekle ilgili övgü ve yergi ifade eden ninniler
b. Anne, baba ve kardeşle ilgili övgü ve yergi ifade eden ninniler

6. Şikâyet ve teessür ifade eden ninniler
a. Ağlamayla, uyumayla ilgili ninniler
b. Annenin bebekten çektiği zahmetle ilgili ninniler
c. Baba (koca)dan vs.den şikâyet ve serzenişle ilgili ninniler
ç. Annenin bebekle ilgili üzüntülerini, bebeğin dert ortağı oluşunu ifade eden ninniler
d. Annenin şahsi şikâyet, teessür ve ıstıraplarını ifade eden ninniler

7. Ayrılık ve gurbet ifade eden ninniler
a. Anne ve bebek ayrılığıyla ilgili ninniler
b. Anne ve baba (koca), bebek ve baba ayrılığıyla ilgili ninniler
c. Akraba ayrılığıyla ilgili ninniler
ç. Umumi olarak ayrılıktan şikâyetle ilgili ninniler

8. Vaat Mahiyetinde Ninniler

9. Tehdit ve Korkutma Mahiyetinde Ninniler
a. Baba ile ilgili tehdit ninnileri
b. Anne ile ilgili tehdit ninnileri
c. Umacı, dede, derviş vs. ile ilgili tehdidi ninniler
ç. Hayvanlarla ilgili tehdidî ninniler (Çelebioğlu 1982: 40-345)

Tasnifteki konu çeşitliliğinden de anlaşılacağı üzere ninniler, annenin çocuğuna duyduğu sevgiyi, şefkati, acımayı, koruma isteğini dile getirdiği bir nazım türüdür. Amaç, çocuğu uyutmak veya teskin etmek olduğundan, ninnilerde muhtevadan daha çok ezgi ön plana çıkar. Bazı ninnilerde konu doğrudan çocukla ilgili olmakla birlikte, çocukla ilgisi olmayan bir konuda söylenmiş bir şiir de ninni olabilir. Yeter ki ezgili bir şekilde çocuğa söylenmiş olsun.

Yapılarına Göre Ninniler

Ninniler genellikle mani nazım şekliyle söylenirler. Yedi heceli ninnilerin yanı sıra sekizli ve on birli ninnilere de rastlanır. Ancak ninnilerin geneline bakıldığında ölçüde ve mısra kümelenmesinde düzenli bir yapısının olmadığı görülür. Mani tarzı ninnilerin dışında iki mısradan başlayıp yirmi mısraya kadar gidebilen ninnilerin varlığından haberdarız. Bu bakımdan türkülerde olduğu gibi ninnilerde de çok çeşitli şekil ve yapı özelikleri bulunmaktadır.

Bazı maniler iki mısradan oluşurlar:

“Uyuyup da büyüyecek ninni,
Kuzularla yürüyecek ninni!” (Çelebioğlu 1982: 140)

Üç mısralık ninnilere rastlamak da mümkündür:

“Ninni derim beşiğine,
Hızır gelsin eşiğine,
Ulu devletler başına!
Uyu yavrum ninni!” (Çelebioğlu 1982: 171)

Dörtlük şeklindeki ninnilerin önemli bir kısmı yedi heceli ve aaxa kafiye örgüsüne sahiptir:

“Karanfil oylum oylum
Uyuyor benim oğlum
Eğer oğlum uyursa
Şen olur benim gönlüm” (Çelebioğlu 1982: 14)

Bunların dışında 5, 6, 7, 8, 9, 10…20 heceli ninniler de vardır. Ninninin hacmi, ninniyi söyleyen kişinin yeteneğine ve hafıza yapısına göre artıp azalabilir.

Ninniler, söylenilen kişiye göre bazı farklılıklar gösterirler. Kız çocuğuna söylenen ninnilerle oğlan çocuğuna söylenenler aynı değildir. Tabii ki tüm ninnilerde böyle bir durumdan bahsetmek mümkün değildir. Hem kıza hem de oğlana hitap eden ninniler de vardır. Örneğin aşağıdaki ninni oğlan çocukları için söylenebilecek bir ninnidir:

“Gül ağacı budamışlar,
Gül gonca bitsin diye.
Analar oğlan beslesin,
Büyüsün askere gitsin diye!
Mini mini yavrum ninni!” (Çelebioğlu 1982: 169)

Aynı şekilde şu ninni de kızlara özel bir ninnidir:

Dalları budanmışlar,
Gülü çok olsun diye,
Odalar hep döşenmiş,
Yavrum gelin olsun diye!” (Çelebioğlu 1982: 158)

Ninniler, bebeklerin dünyayla, özellikle anneyle kurdukları ilk temaslardır. Çocuk ninniyle dış dünyayı tanımaya başlar. Bu aynı zamanda bebeğin sosyalleşme sürecinin başladığına da işarettir. Ninniler, anne ile çocuk arasındaki bağın güçlenmesine ve gelişmesine vesile olur. Ninnilerle anneler, çocuklarını daha kolay bir şekilde uyutabildikleri gibi kendi sıkıntılarını ve isteklerini de dile getirirler. Bu haliyle ninniler sadece bebek için değil, anne için de bir rahatlama yoludur. Bugün de bu özelliğiyle halk edebiyatının işlevsel türleri arasında varlığını korumaktadır.

Not: Ninniler hakkında daha ayrıntılı bilgi için, Öcal Oğuz’un editörlüğünü yaptığı Türk Halk Edebiyatı El Kitabı (Ankara: Grafiker Yayınları, 2007) ile Abdurrahman Güzel ve Ali Torun’un birlikte hazırladıkları Türk Halk Edebiyatı El Kitabı (Ankara: Akçağ Yayınları, 2003) adlı kitaplardan yararlanabilirsiniz.

Kaynak: Yrd.Doç.Dr. Halil İbrahim ŞAHİN, Türk Halk Şiiri